AlimAllah-Bilim Allah'ın yasasıdır.-Kuran, islam, bilgi paylaşımı üzerine

Orjinalini görmek için tıklayınız: Kuranda Arapca
şu anda (Arşiv) modunu görüntülemektesiniz. Orijinal sürümü göster.
ARAMA SONUCLARI: 1 sayfada 23 ayet
2:114 - Allah`ın mescitlerini, içlerinde Allah`ın isminin anılmasından meneden ve onların harap olmalarına çalışan kimselerden daha zâlim kim olabilir! İşte bunlar, oralara korka korka girmekten başka birşey yapmazlar. Bunlara dünyada perişanlık, ahirette de büyük bir azap vardır.
(Bakınız: Ahiret, Dünya, Zalim)

2:219 - Ey Muhammed! Sana şarap ve kumardan soruyorlar. De ki: Bu ikisinde büyük bir günah, bir de insanlar için bazı menfaatler vardır. Fakat günahları, menfaatlerinden daha büyüktür. Yine sana neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki: İhtiyaçtan fazlasını infak edin. İşte böylece Allah, size âyetlerini açıklıyor. Umulur ki siz düşünürsünüz.
(Bakınız: Günah, İçki, İnfak, Kumar)

12:2 - Muhakkak ki, biz onu anlayasınız diye Arapça bir kitap olarak indirdik.
(Bakınız: Akıl, Arapça, Kur`an)

12:36 - Zindana onunla birlikte iki delikanlı daha girdi. Birisi dedi ki: "Rüyada kendimi şarap sıkarken gördüm". Öteki de dedi ki: "Ben de başımın üstünde ekmek taşıdığımı, kuşların da ondan yediğini gördüm. Bize bunun yorumunu haber ver. Çünkü biz seni iyilik edenlerden görüyoruz."
(Bakınız: Ekmek, Genç, İyilik, Kuş-kuşlar, Rüya, Şarap, Yemek, Yorum, Yusuf (as), Zindan)

12:41 - "Ey benim zindan arkadaşlarım! Biriniz efendisine yine şarap sunacak. Diğeri de asılacak, kuşlar başından yiyecekler. İşte öğrenmek istediğiniz iş böylece halloldu."
(Bakınız: Arkadaş, Fetva, Kuş-kuşlar, Şarap, Yiyecek, Yusuf (as), Zindan)

13:37 - Ve işte biz o Kur`ân`ı Arapça bir hüküm olarak indirdik. Yemin olsun ki, eğer sen, sana vahiyle gelen bu bilgiden sonra onların keyiflerine uyacak olursan, sana Allah`dan ne bir dost vardır, ne de bir koruyucu.
(Bakınız: Arapça, Dost, Heva, İlim, Tutku)

16:103 - Muhakkak biliyoruz ki kâfirler: "Kur`ân`ı Muhammed`e bir insan öğretiyor" diyorlar. Peygambere öğretiyor zannında bulundukları kimsenin dili yabancıdır. Bu Kur`ân ise apaçık bir Arapçadır.
(Bakınız: Arapça)

20:113 - İşte böylece biz onu Arapça bir Kur`ân olarak indirdik. Onda tehditlerden nice türlüsünü tekrar tekrar açıkladık ki belki sakınırlar, yahut onlara bir ibret ve uyanış verir.
(Bakınız: Alimler, Arapça, Kur`an)

26:195 - Açık parlak bir Arapça lisan ile.
(Bakınız: Arapça)

26:198 - Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de, bunu o okusaydı, yine de ona iman etmezlerdi.
(Bakınız: Arapça)

26:199 - Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de, bunu o okusaydı, yine de ona iman etmezlerdi.

30:3 - (Arapların bulunduğu bölgeye) en yakın bir yerde onlar, bu yenilgilerinin ardından mutlaka galib geleceklerdir.
(Bakınız: Rum, Yenilgi)

33:20 - Onlar ahzabı (düşman birliklerini) gitmedi sanıyorlardı. Eğer o birlikler bir daha gelecek olursa, çölde bedevi Araplar içinde yer alıp, sizin haberlerinizden (başınıza geleceklerden) sormayı isterler. Onlar içinizde kalacak olsalar da pek az harb ederler.
(Bakınız: Bedevi, Çöl, Düşman, Hendek Savaşı, Savaş, Savaştan Kaçanl...)

34:16 - Fakat onlar (şükürden yüz çevirdiler) bakmadılar. Biz de üzerlerine Arim selini salıverdik ve o güzelim iki bahçelerini buruk yemişli, ılgınlık ve içinde biraz da sidir ağacı bulunan iki harap bahçeye çevirdik.
(Bakınız: Ağaç, Arim Seli, Bahçe, Sedir, Sel, Yemiş)

39:28 - Pürüzsüz Arapça bir Kur`ân (indirdik ki, Allah`ın azabından) korunsunlar.
(Bakınız: Arapça, Kur`an)

41:3 - Bu, Arapça bir Kur`an olarak, âyetleri bilen bir kavim için ayırt edilip açıklanmış bir kitaptır.
(Bakınız: Arapça, Kur`an)

41:44 - Eğer biz onu yabancı dilden bir Kur`ân yapsaydık onlar mutlaka: "Bu kitabın âyetleri genişçe açıklanmalı değil miydi? Arap bir peygambere yabancı dil, öyle mi?" derlerdi. Sen de ki: "O, iman edenler için bir hidayet ve şifadır." İman etmeyenlerin kulaklarında ise bir ağırlık vardır. Kur`ân onlara göre bir körlüktür. Sanki onlar uzak bir yerden çağrılıyorlar (da duymuyorlar).
(Bakınız: Kulak, Kur`an, Şifa)

42:7 - Böylece biz sana Arapça bir Kur`ân indirdik ki, şehirlerin anası (olan Mekke) halkını ve etrafındakileri uyarasın ve hakkında hiç şüphe olmayan kıyamet gününün dehşetinden onları korkutasın. Bir grup cennettedir, bir grup da cehennemdedir.
(Bakınız: Arapça, Ateş, Kur`an, Şehir, Vahiy)

43:2 - Apaçık kitaba andolsun ki biz onu iyice anlayasınız diye Arapça bir Kur`an yaptık.

43:3 - Apaçık kitaba andolsun ki biz onu iyice anlayasınız diye Arapça bir Kur`an yaptık.
(Bakınız: Akıl, Arapça, Kur`an)

46:12 - Kur`ân`dan önce de bir rehber ve rahmet olarak Musa`nın kitabı Tevrat vardı. Bu Kur`ân ise zulmedenleri uyarmak, iyilik yapanları müjdelemek için Arap lisanı ile indirilen ve kendinden öncekileri tasdik eden bir kitaptır.
(Bakınız: Arapça, Fazl-ihsan, Rehber)

47:15 - Kötülükten sakınanlara vaad edilen cennetin durumu şöyledir: Orada bozulmayan temiz sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenlere lezzet veren şaraptan ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır. Onlar için cennette her çeşit meyve ve Rablerinden bir bağışlanma vardır. Bunların durumu, ateşte ebedî olarak kalacak olan ve bağırsaklarını parçalayacak kaynar su içirilen kimsenin durumu gibi olur mu?
(Bakınız: Bağırsak, Bal, Cennet, Irmak, Meyve, Şarap, Süt, Takva)

59:2 - Ehl-i kitaptan inkar edenleri, ilk sürgünleri yurtlarından çıkaran O`dur. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah`tan koruyacağını sanmışlardı. Ama Allah`ın azabı, onlara beklemedikleri yerden geliverdi. O, yüreklerine korku düşürdü; öyle ki evlerini hem kendi elleriyle, hem de müminlerin elleriyle harap ediyorlardı. Ey akıl sahipleri! İbret alın.
(Bakınız: Basiret, Kale, Sürgün)
Referans URL