13.12.2012, 20:07
İz nusevvîkum bi rabbil âlemîn(âlemîne).
1. iz : olmuştu
2. nusevvî-kum : sizi eşit tutuyoruz
3. bi : ile
4. rabbi : Rabbi
5. el âlemîne : âlemler
İmam İskender Ali Mihr : Âlemlerin Rabbi ile sizi (putları) bir tutuyorduk.
Diyanet İşleri : Çünkü sizi, âlemlerin Rabbi ile bir tutuyorduk.
Abdulbaki Gölpınarlı : Sizi, âlemlerin Rabbiyle bir tuttuğumuz zaman.
Adem Uğur : Çünkü biz sizi âlemlerin Rabbi ile eşit tutuyorduk.
Ahmed Hulusi : "Hani sizi Rabb-ül âlemîn ile eşit kılmıştık. "
Ahmet Tekin : `Biz, sizi, âlemlerin bütün varlıkların Rabbi ile eşit tutuyor muşuz?`
Ahmet Varol : Çünkü sizi alemlerin Rabbine eşit tutuyorduk.
Ali Bulaç : "Çünkü sizi (yalancı olanları) alemlerin Rabbiyle eşit tutuyorduk.
Ali Fikri Yavuz : Çünkü (ey putlar), sizi âlemlerin Rabbine denk tutuyorduk.
Bekir Sadak : (96-102) Orada putlariyla cekiserek: «Vallahi biz apacik bir sapiklikta idik; cunku biz sizi alemlerin Rabbine esit tutmustuk; bizi saptiranlar ancak suclulardir; simdi sefaatcimiz, yakin bir dostumuz yoktur; keski geriye bir donusumuz olsa da inananlardan olsak derler.
Celal Yıldırım : Çünkü sizi, âlemlerin Rabbı ile eşit seviyede tutuyorduk.
Diyanet İşleri (eski) : (96-102) Orada putlarıyla çekişerek: `Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak` derler.
Diyanet Vakfi : Çünkü biz sizi âlemlerin Rabbi ile eşit tutuyorduk.
Edip Yüksel : `Çünkü sizi evrenlerin Rabbine denk tutuyorduk.`
Elmalılı Hamdi Yazır : Çünkü sizi rabbül`âlemîn seviyyesinde tutuyorduk
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Çünkü sizi alemlerin Rabbi seviyesinde tutuyorduk.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : «Çünkü biz sizi, âlemlerin Rabbi ile bir seviyede tutuyorduk.»
Fizilal-il Kuran : Çünkü sizleri alemlerin Rabb`ine denk tutmuştuk.
Gültekin Onan : "Çünkü sizi (yalancı olanları) alemlerin rabbiyle eşit tutuyorduk."
Hasan Basri Çantay : «Çünkü sizi aalemlerin Rabbi ile bir seviyyede tutuyorduk».
Hayrat Neşriyat : `Çünki, sizi âlemlerin Rabbiyle bir tutuyorduk.`
İbni Kesir : Hani biz, sizi alemlerin Rabbı ile bir tutmuştuk.
Muhammed Esed : çünkü, siz(in gibi yaratılmış varlıklar)ı alemlerin Rabbiyle bir tutuyorduk;
Ömer Nasuhi Bilmen : «Çünkü biz sizi (ey putlar) Âlemlerin Rabbine müsavî tutuyorduk.»
Ömer Öngüt : Çünkü biz sizi âlemlerin Rabbi ile bir seviyede tutuyorduk.
Şaban Piriş : Çünkü sizi evrenin sahibi ile eşit tutmuştuk.
Suat Yıldırım : (96-102) Orada putlarıyla çekişirken şöyle derler "Vallahi de, tallahi de biz besbelli bir sapıklık içinde imişiz!" "Çünkü biz sizi Rabbülâlemin ile bir tutuyorduk. Ama bizi saptıranlar da, o mücrimler oldu." "Şimdi artık ne şefaatçimiz var bizim, ne candan bir dostumuz!" "Ah! Ne olurdu, imkân olsa da dünyaya bir dönsek ve müminlerden olsaydık!"
Süleyman Ateş : "Çünkü sizi âlemlerin Rabbine eşit tutuyorduk."
Tefhim-ul Kuran : «Çünkü sizi (yalancı olanları) alemlerin Rabbiyle eşit tutuyorduk.
Ümit Şimşek : `O vakit sizi Âlemlerin Rabbiyle bir tutuyorduk.
Yaşar Nuri Öztürk : "Çünkü sizi âlemlerin Rabbi`yle aynı düzeyde tutuyorduk."
1. iz : olmuştu
2. nusevvî-kum : sizi eşit tutuyoruz
3. bi : ile
4. rabbi : Rabbi
5. el âlemîne : âlemler
İmam İskender Ali Mihr : Âlemlerin Rabbi ile sizi (putları) bir tutuyorduk.
Diyanet İşleri : Çünkü sizi, âlemlerin Rabbi ile bir tutuyorduk.
Abdulbaki Gölpınarlı : Sizi, âlemlerin Rabbiyle bir tuttuğumuz zaman.
Adem Uğur : Çünkü biz sizi âlemlerin Rabbi ile eşit tutuyorduk.
Ahmed Hulusi : "Hani sizi Rabb-ül âlemîn ile eşit kılmıştık. "
Ahmet Tekin : `Biz, sizi, âlemlerin bütün varlıkların Rabbi ile eşit tutuyor muşuz?`
Ahmet Varol : Çünkü sizi alemlerin Rabbine eşit tutuyorduk.
Ali Bulaç : "Çünkü sizi (yalancı olanları) alemlerin Rabbiyle eşit tutuyorduk.
Ali Fikri Yavuz : Çünkü (ey putlar), sizi âlemlerin Rabbine denk tutuyorduk.
Bekir Sadak : (96-102) Orada putlariyla cekiserek: «Vallahi biz apacik bir sapiklikta idik; cunku biz sizi alemlerin Rabbine esit tutmustuk; bizi saptiranlar ancak suclulardir; simdi sefaatcimiz, yakin bir dostumuz yoktur; keski geriye bir donusumuz olsa da inananlardan olsak derler.
Celal Yıldırım : Çünkü sizi, âlemlerin Rabbı ile eşit seviyede tutuyorduk.
Diyanet İşleri (eski) : (96-102) Orada putlarıyla çekişerek: `Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak` derler.
Diyanet Vakfi : Çünkü biz sizi âlemlerin Rabbi ile eşit tutuyorduk.
Edip Yüksel : `Çünkü sizi evrenlerin Rabbine denk tutuyorduk.`
Elmalılı Hamdi Yazır : Çünkü sizi rabbül`âlemîn seviyyesinde tutuyorduk
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Çünkü sizi alemlerin Rabbi seviyesinde tutuyorduk.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : «Çünkü biz sizi, âlemlerin Rabbi ile bir seviyede tutuyorduk.»
Fizilal-il Kuran : Çünkü sizleri alemlerin Rabb`ine denk tutmuştuk.
Gültekin Onan : "Çünkü sizi (yalancı olanları) alemlerin rabbiyle eşit tutuyorduk."
Hasan Basri Çantay : «Çünkü sizi aalemlerin Rabbi ile bir seviyyede tutuyorduk».
Hayrat Neşriyat : `Çünki, sizi âlemlerin Rabbiyle bir tutuyorduk.`
İbni Kesir : Hani biz, sizi alemlerin Rabbı ile bir tutmuştuk.
Muhammed Esed : çünkü, siz(in gibi yaratılmış varlıklar)ı alemlerin Rabbiyle bir tutuyorduk;
Ömer Nasuhi Bilmen : «Çünkü biz sizi (ey putlar) Âlemlerin Rabbine müsavî tutuyorduk.»
Ömer Öngüt : Çünkü biz sizi âlemlerin Rabbi ile bir seviyede tutuyorduk.
Şaban Piriş : Çünkü sizi evrenin sahibi ile eşit tutmuştuk.
Suat Yıldırım : (96-102) Orada putlarıyla çekişirken şöyle derler "Vallahi de, tallahi de biz besbelli bir sapıklık içinde imişiz!" "Çünkü biz sizi Rabbülâlemin ile bir tutuyorduk. Ama bizi saptıranlar da, o mücrimler oldu." "Şimdi artık ne şefaatçimiz var bizim, ne candan bir dostumuz!" "Ah! Ne olurdu, imkân olsa da dünyaya bir dönsek ve müminlerden olsaydık!"
Süleyman Ateş : "Çünkü sizi âlemlerin Rabbine eşit tutuyorduk."
Tefhim-ul Kuran : «Çünkü sizi (yalancı olanları) alemlerin Rabbiyle eşit tutuyorduk.
Ümit Şimşek : `O vakit sizi Âlemlerin Rabbiyle bir tutuyorduk.
Yaşar Nuri Öztürk : "Çünkü sizi âlemlerin Rabbi`yle aynı düzeyde tutuyorduk."