14.12.2012, 21:55
Ve mâ ente illâ beşerun mislunâ ve in nazunnuke le minel kâzibîn(kâzibîne).
1. ve mâ : ve değil
2. ente : sen
3. illâ beşerun : bir beşerden başka, bir insandan başka
4. mislu-nâ : bizim gibi
5. ve in : ve eğer, olsa
6. nazunnu-ke : biz seni zannediyoruz, sanıyoruz
7. le : gerçekten, elbette, mutlaka
8. min el kâzibîne : yalancılardan
İmam İskender Ali Mihr : Ve sen, bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsin. Ve biz, seni mutlaka yalancılardan zannediyoruz.
Diyanet İşleri : Sen sadece bizim gibi bir insansın. Biz senin yalancılardan olduğunu sanıyoruz.
Abdulbaki Gölpınarlı : Ve bizim gibi insandan başka bir şey de değilsin sen ve biz seni mutlaka yalancılardan sanmadayız.
Adem Uğur : Sen de, ancak bizim gibi bir beşersin. Bilki, biz seni ancak yalancılardan biri sayıyoruz.
Ahmed Hulusi : "Sen bizim gibi bir beşersin! Senin yalancı olduğunu düşünüyoruz!"
Ahmet Tekin : `Sen de, sadece bizim gibi bir insansın. Biz senin yalancılardan olduğunu düşünüyoruz.`
Ahmet Varol : Sen bizim gibi bir beşerden başkası da değilsin. Biz senin mutlaka yalancılardan (olduğunu) sanıyoruz.
Ali Bulaç : "Sen, yalnızca benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsin ve biz senin gerçekte yalancılardan olduğunu sanıyoruz."
Ali Fikri Yavuz : Sen ancak bizim gibi bir insansın. Doğrusu biz, seni muhakkak yalancılardan sanıyoruz.
Bekir Sadak : (185-18) 7 «Ben ancak buyulenmisin birisin. Bizim gibi bir insandan baska bir sey degilsin. Dogrusu seni yalancilardan saniyoruz. Eger dogru sozlu isen gogun bir parcasini ustumuze dusur» dediler.
Celal Yıldırım : Sen ancak bizim gibi bir insansın ; biz seni elbette yalancılardan sanıyoruz.
Diyanet İşleri (eski) : (185-187) `Sen ancak büyülenmişin birisin. Bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsin. Doğrusu seni yalancılardan sanıyoruz. Eğer doğru sözlü isen göğün bir parçasını üstümüze düşür` dediler.
Diyanet Vakfi : Sen de, ancak bizim gibi bir beşersin. Bil ki, biz seni ancak yalancılardan biri sayıyoruz.
Edip Yüksel : `Sen sadece bizim gibi bir insansın ve biz senin yalan söylediğine inanıyoruz.`
Elmalılı Hamdi Yazır : Sen bizim gibi bir beşerden başka nesin, doğrusu biz seni her halde yalancılardan sanıyoruz
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Sen de bizim gibi bir beşerden başka nesin? Doğrusu biz seni muhakkak yalancılardan sanıyoruz.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : «Sen de bizim gibi bir beşerden başka nesin? Bil ki, biz seni ancak yalancılardan biri sayıyoruz.»
Fizilal-il Kuran : Sen de sadece bizler gibi bir insansın. Senin kesinlikle yalan söylediğin kanısındayız.
Gültekin Onan : "Siz, yalnızca benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsin ve biz senin gerçekte yalancılardan olduğunu sanıyoruz."
Hasan Basri Çantay : «Sen bizim gibi bir beşerden başkası değilsin. Biz senin muhakkak yalancılardan olduğunu zannediyoruz».
Hayrat Neşriyat : `Sen de ancak bizim gibi bir insansın; ve (biz) seni gerçekten yalancılardan sanıyoruz.`
İbni Kesir : Bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsin. Doğrusu biz, seni yalancılardan sanıyoruz.
Muhammed Esed : olup olacağın, bizim gibi ölümlü bir insansın; doğrusunu istersen, biz senin düpedüz bir yalancı olduğunu düşünüyoruz!
Ömer Nasuhi Bilmen : «Ve sen bizim gibi bir insandan başka değilsin. Ve seni muhakkak yalancılardan zannediyoruz.»
Ömer Öngüt : Bizim gibi bir beşerden başka bir şey değilsin. Biz seni ancak yalancılardan sayıyoruz.
Şaban Piriş : Sen, sadece bizim gibi bir insansın. Gerçekten senin yalancı olduğunu sanıyoruz.
Suat Yıldırım : Bize hiç bir üstünlüğün yok, sen de bizim gibi bir insansın. Doğrusu, biz seni yalancılardan sanıyoruz.
Süleyman Ateş : "Sen de bizim gibi bir insansın, biz seni mutlaka yalancılardan sanıyoruz."
Tefhim-ul Kuran : «Sen, yalnızca benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsin ve biz senin gerçekte yalancılardan olduğunu sanmaktayız.»
Ümit Şimşek : `Sen de bizim gibi bir beşersin. Biz senin yalancı olduğunu düşünüyoruz.
Yaşar Nuri Öztürk : "Sen bizim gibi bir insandan başka şey değilsin. Biz senin yalancılardan olduğunu düşünüyoruz."
1. ve mâ : ve değil
2. ente : sen
3. illâ beşerun : bir beşerden başka, bir insandan başka
4. mislu-nâ : bizim gibi
5. ve in : ve eğer, olsa
6. nazunnu-ke : biz seni zannediyoruz, sanıyoruz
7. le : gerçekten, elbette, mutlaka
8. min el kâzibîne : yalancılardan
İmam İskender Ali Mihr : Ve sen, bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsin. Ve biz, seni mutlaka yalancılardan zannediyoruz.
Diyanet İşleri : Sen sadece bizim gibi bir insansın. Biz senin yalancılardan olduğunu sanıyoruz.
Abdulbaki Gölpınarlı : Ve bizim gibi insandan başka bir şey de değilsin sen ve biz seni mutlaka yalancılardan sanmadayız.
Adem Uğur : Sen de, ancak bizim gibi bir beşersin. Bilki, biz seni ancak yalancılardan biri sayıyoruz.
Ahmed Hulusi : "Sen bizim gibi bir beşersin! Senin yalancı olduğunu düşünüyoruz!"
Ahmet Tekin : `Sen de, sadece bizim gibi bir insansın. Biz senin yalancılardan olduğunu düşünüyoruz.`
Ahmet Varol : Sen bizim gibi bir beşerden başkası da değilsin. Biz senin mutlaka yalancılardan (olduğunu) sanıyoruz.
Ali Bulaç : "Sen, yalnızca benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsin ve biz senin gerçekte yalancılardan olduğunu sanıyoruz."
Ali Fikri Yavuz : Sen ancak bizim gibi bir insansın. Doğrusu biz, seni muhakkak yalancılardan sanıyoruz.
Bekir Sadak : (185-18) 7 «Ben ancak buyulenmisin birisin. Bizim gibi bir insandan baska bir sey degilsin. Dogrusu seni yalancilardan saniyoruz. Eger dogru sozlu isen gogun bir parcasini ustumuze dusur» dediler.
Celal Yıldırım : Sen ancak bizim gibi bir insansın ; biz seni elbette yalancılardan sanıyoruz.
Diyanet İşleri (eski) : (185-187) `Sen ancak büyülenmişin birisin. Bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsin. Doğrusu seni yalancılardan sanıyoruz. Eğer doğru sözlü isen göğün bir parçasını üstümüze düşür` dediler.
Diyanet Vakfi : Sen de, ancak bizim gibi bir beşersin. Bil ki, biz seni ancak yalancılardan biri sayıyoruz.
Edip Yüksel : `Sen sadece bizim gibi bir insansın ve biz senin yalan söylediğine inanıyoruz.`
Elmalılı Hamdi Yazır : Sen bizim gibi bir beşerden başka nesin, doğrusu biz seni her halde yalancılardan sanıyoruz
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Sen de bizim gibi bir beşerden başka nesin? Doğrusu biz seni muhakkak yalancılardan sanıyoruz.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : «Sen de bizim gibi bir beşerden başka nesin? Bil ki, biz seni ancak yalancılardan biri sayıyoruz.»
Fizilal-il Kuran : Sen de sadece bizler gibi bir insansın. Senin kesinlikle yalan söylediğin kanısındayız.
Gültekin Onan : "Siz, yalnızca benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsin ve biz senin gerçekte yalancılardan olduğunu sanıyoruz."
Hasan Basri Çantay : «Sen bizim gibi bir beşerden başkası değilsin. Biz senin muhakkak yalancılardan olduğunu zannediyoruz».
Hayrat Neşriyat : `Sen de ancak bizim gibi bir insansın; ve (biz) seni gerçekten yalancılardan sanıyoruz.`
İbni Kesir : Bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsin. Doğrusu biz, seni yalancılardan sanıyoruz.
Muhammed Esed : olup olacağın, bizim gibi ölümlü bir insansın; doğrusunu istersen, biz senin düpedüz bir yalancı olduğunu düşünüyoruz!
Ömer Nasuhi Bilmen : «Ve sen bizim gibi bir insandan başka değilsin. Ve seni muhakkak yalancılardan zannediyoruz.»
Ömer Öngüt : Bizim gibi bir beşerden başka bir şey değilsin. Biz seni ancak yalancılardan sayıyoruz.
Şaban Piriş : Sen, sadece bizim gibi bir insansın. Gerçekten senin yalancı olduğunu sanıyoruz.
Suat Yıldırım : Bize hiç bir üstünlüğün yok, sen de bizim gibi bir insansın. Doğrusu, biz seni yalancılardan sanıyoruz.
Süleyman Ateş : "Sen de bizim gibi bir insansın, biz seni mutlaka yalancılardan sanıyoruz."
Tefhim-ul Kuran : «Sen, yalnızca benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsin ve biz senin gerçekte yalancılardan olduğunu sanmaktayız.»
Ümit Şimşek : `Sen de bizim gibi bir beşersin. Biz senin yalancı olduğunu düşünüyoruz.
Yaşar Nuri Öztürk : "Sen bizim gibi bir insandan başka şey değilsin. Biz senin yalancılardan olduğunu düşünüyoruz."