14.12.2012, 22:17
Fe yekûlû hel nahnu munzarûn(munzarûne).
1. fe : o zaman
2. yekûlû : söylerler, derler
3. hel : mı
4. nahnu : biz
5. munzarûne : bekletilenler, mühlet verilenler
İmam İskender Ali Mihr : O zaman biz, bekletilenler (mühlet verilenler) olur muyuz? dediler.
Diyanet İşleri : (201-203) Onlar, farkında olmadan ansızın kendilerine gelecek olan elem dolu azabı görüp de, Bize mühlet verilmez mi? demedikçe, ona inanmazlar.
Abdulbaki Gölpınarlı : Derler ki: Bize mühlet verilir mi acaba?
Adem Uğur : O zaman: Bize (iman etmemiz için) mühlet verilir mi acaba? diyeceklerdir.
Ahmed Hulusi : (O vakit) derler ki: "Bize ek süre tanınır mı ki?"
Ahmet Tekin : O zaman:
`Bize iman etmemiz için mühlet verilir mi, acaba?` diyecekler.
Ahmet Varol : Bunun üzerine: `Bize süre tanınır mı?` derler.
Ali Bulaç : Derler ki: "bize bir süre tanınır mı?"
Ali Fikri Yavuz : Bize bir mühlet verilir mi? diyecekler.
Bekir Sadak : O zaman «Erteye birakilmaz miyiz?» derler.
Celal Yıldırım : Acaba bize mühlet verilmez mi ? derler.
Diyanet İşleri (eski) : O zaman `Erteye bırakılmaz mıyız?` derler.
Diyanet Vakfi : O zaman: Bize (iman etmemiz için) mühlet verilir mi acaba? diyeceklerdir.
Edip Yüksel : O zaman, `Bize biraz daha süre verilmez mi?` derler.
Elmalılı Hamdi Yazır : Desinler ki acaba bize bir müsaade edilir mi?
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : (O zaman) diyecekler: «Acaba bize bir mühlet verilir mi?»
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : O zaman «Bize (iman etmemiz için) mühlet verilir mi acaba?...» diyeceklerdir.
Fizilal-il Kuran : O zaman «Acaba bize mühlet verilir mi?» derler.
Gültekin Onan : Derler ki: "Bize bir süre tanınır mı?"
Hasan Basri Çantay : (Gelecekdir de «Acaba) bize bir mühlet verilir mî?» diyeceklerdir.
Hayrat Neşriyat : Bunun üzerine (onlar): `Biz (acabâ îmân etmemiz için) mühlet verilen kimseler(olur) muyuz?` derler.
İbni Kesir : O zaman derler ki: Acaba bekletilemez miyiz?
Muhammed Esed : ve o zaman onlar: "Acaba geri bırakılamaz mıyız?" diye feryad edecekler.
Ömer Nasuhi Bilmen : İmdi derler ki: «Biz mühlet verilmişlerden miyiz?»
Ömer Öngüt : O zaman: Acaba bize mühlet verilir mi? derler.
Şaban Piriş : İşte o zaman: -Acaba bize biraz daha süre tanınır mı? derler.
Suat Yıldırım : İşte o zaman: "Acaba, bize, azıcık olsun, bir mühlet verilir mi" derler.
Süleyman Ateş : (Birden onu karşılarında bulunca) "Acaba bize süre verilir mi?" derler.
Tefhim-ul Kuran : Derler ki: «Bize bir süre tanınır mı?»
Ümit Şimşek : O zaman `Bize mühlet yok mu?` derler.
Yaşar Nuri Öztürk : O zaman şöyle derler: "Acaba bize süre verilir mi?"
1. fe : o zaman
2. yekûlû : söylerler, derler
3. hel : mı
4. nahnu : biz
5. munzarûne : bekletilenler, mühlet verilenler
İmam İskender Ali Mihr : O zaman biz, bekletilenler (mühlet verilenler) olur muyuz? dediler.
Diyanet İşleri : (201-203) Onlar, farkında olmadan ansızın kendilerine gelecek olan elem dolu azabı görüp de, Bize mühlet verilmez mi? demedikçe, ona inanmazlar.
Abdulbaki Gölpınarlı : Derler ki: Bize mühlet verilir mi acaba?
Adem Uğur : O zaman: Bize (iman etmemiz için) mühlet verilir mi acaba? diyeceklerdir.
Ahmed Hulusi : (O vakit) derler ki: "Bize ek süre tanınır mı ki?"
Ahmet Tekin : O zaman:
`Bize iman etmemiz için mühlet verilir mi, acaba?` diyecekler.
Ahmet Varol : Bunun üzerine: `Bize süre tanınır mı?` derler.
Ali Bulaç : Derler ki: "bize bir süre tanınır mı?"
Ali Fikri Yavuz : Bize bir mühlet verilir mi? diyecekler.
Bekir Sadak : O zaman «Erteye birakilmaz miyiz?» derler.
Celal Yıldırım : Acaba bize mühlet verilmez mi ? derler.
Diyanet İşleri (eski) : O zaman `Erteye bırakılmaz mıyız?` derler.
Diyanet Vakfi : O zaman: Bize (iman etmemiz için) mühlet verilir mi acaba? diyeceklerdir.
Edip Yüksel : O zaman, `Bize biraz daha süre verilmez mi?` derler.
Elmalılı Hamdi Yazır : Desinler ki acaba bize bir müsaade edilir mi?
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : (O zaman) diyecekler: «Acaba bize bir mühlet verilir mi?»
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : O zaman «Bize (iman etmemiz için) mühlet verilir mi acaba?...» diyeceklerdir.
Fizilal-il Kuran : O zaman «Acaba bize mühlet verilir mi?» derler.
Gültekin Onan : Derler ki: "Bize bir süre tanınır mı?"
Hasan Basri Çantay : (Gelecekdir de «Acaba) bize bir mühlet verilir mî?» diyeceklerdir.
Hayrat Neşriyat : Bunun üzerine (onlar): `Biz (acabâ îmân etmemiz için) mühlet verilen kimseler(olur) muyuz?` derler.
İbni Kesir : O zaman derler ki: Acaba bekletilemez miyiz?
Muhammed Esed : ve o zaman onlar: "Acaba geri bırakılamaz mıyız?" diye feryad edecekler.
Ömer Nasuhi Bilmen : İmdi derler ki: «Biz mühlet verilmişlerden miyiz?»
Ömer Öngüt : O zaman: Acaba bize mühlet verilir mi? derler.
Şaban Piriş : İşte o zaman: -Acaba bize biraz daha süre tanınır mı? derler.
Suat Yıldırım : İşte o zaman: "Acaba, bize, azıcık olsun, bir mühlet verilir mi" derler.
Süleyman Ateş : (Birden onu karşılarında bulunca) "Acaba bize süre verilir mi?" derler.
Tefhim-ul Kuran : Derler ki: «Bize bir süre tanınır mı?»
Ümit Şimşek : O zaman `Bize mühlet yok mu?` derler.
Yaşar Nuri Öztürk : O zaman şöyle derler: "Acaba bize süre verilir mi?"