09.03.2013, 23:04
Merecel bahreyni yeltekıyân(yeltekıyâni).
1. merece : akıttı
2. el bahreyni : iki deniz
3. yeltekıyâni : ikisi karşılaşacak, birbirine kavuşacak
İmam İskender Ali Mihr : İki denizi birbiri ile karşılaşacak (birbirine kavuşacak) şekilde akıttı.
Diyanet İşleri : (Suları acı ve tatlı olan) iki denizi salıvermiştir; birbirine kavuşuyorlar.
Abdulbaki Gölpınarlı : İki denizi salmıştır, nerdeyse karışacaklar.
Adem Uğur : İki denizi birbirine kavuşmak üzere salıvermiştir.
Ahmed Hulusi : Salmıştır (melekiyet ve hayvaniyet; şuur ve bilinç) iki denizi; kavuşup kucaklaşıyorlar.
Ahmet Tekin : İki denizi salıverdi. Birbirlerine kavuşuyorlar.
Ahmet Varol : Birbirlerine kavuşmaları üzere iki denizi salıverdi.
Ali Bulaç : Birbirleriyle kavuşmak üzere iki denizi salıverdi.
Ali Fikri Yavuz : (Suları acı ve tatlı olan) iki denizi salıvermiş, birbirlerine kavuşuyorlar.
Bekir Sadak : Aci ve tatli sulu iki denizi birbirine kavusmamak uzere salivermistir.
Celal Yıldırım : Birbirine kavuşmak üzere iki denizi salıverdi;
Diyanet İşleri (eski) : Acı ve tatlı sulu iki denizi birbirine kavuşmamak üzere salıvermiştir.
Diyanet Vakfi : İki denizi birbirine kavuşmak üzere salıvermiştir.
Edip Yüksel : İki denizi salmıştır; birbirlerine kavuşuyorlar.
Elmalılı Hamdi Yazır : Salmış iki deryayı demâdem çatışırlar
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Salıvermiş iki denizi daima birbirleri ile çatışıyorlar;
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : (Acı ve tatlı) iki denizi salıverdi birbirine kavuşuyorlar.
Fizilal-il Kuran : Acı ve tatlı sulu iki denizi birbiri üzerine salarak yanyana getirdi.
Gültekin Onan : Birbirleriyle kavuşmak üzere iki denizi salıverdi.
Hasan Basri Çantay : (Suyu acı ve tatlı) iki denizi birbirine kavuşmak üzere salıvermişdir.
Hayrat Neşriyat : İki denizi birbirine kavuşmak üzere salıvermiştir.
İbni Kesir : İki denizi birbirine kavuşmak üzere salıvermiştir.
Muhammed Esed : O, birbirlerine kavuşup karışabilmeleri için iki büyük su kütlesini serbest bırakmıştır;
Ömer Nasuhi Bilmen : (O) İki denizi salıvermiştir, birbirine kavuşurlar.
Ömer Öngüt : Acı ve tatlı sulu iki denizi salıverdi, birbirine kavuşuyorlar.
Şaban Piriş : İki denizi birbiriyle kavuşsun diye salıvermiştir.
Suat Yıldırım : O iki denizi salıverdi, birbirine kavuşurlar.
Süleyman Ateş : İki denizi salıverdi, birbirine kavuşuyorlar,
Tefhim-ul Kuran : Birbirleriyle kavuşup karşılaşmak üzere iki denizi salıverdi.
Ümit Şimşek : İki denizi salıverdi ki birbirine kavuşurlar.
Yaşar Nuri Öztürk : Salmıştır iki denizi; buluşup kucaklaşıyorlar.
1. merece : akıttı
2. el bahreyni : iki deniz
3. yeltekıyâni : ikisi karşılaşacak, birbirine kavuşacak
İmam İskender Ali Mihr : İki denizi birbiri ile karşılaşacak (birbirine kavuşacak) şekilde akıttı.
Diyanet İşleri : (Suları acı ve tatlı olan) iki denizi salıvermiştir; birbirine kavuşuyorlar.
Abdulbaki Gölpınarlı : İki denizi salmıştır, nerdeyse karışacaklar.
Adem Uğur : İki denizi birbirine kavuşmak üzere salıvermiştir.
Ahmed Hulusi : Salmıştır (melekiyet ve hayvaniyet; şuur ve bilinç) iki denizi; kavuşup kucaklaşıyorlar.
Ahmet Tekin : İki denizi salıverdi. Birbirlerine kavuşuyorlar.
Ahmet Varol : Birbirlerine kavuşmaları üzere iki denizi salıverdi.
Ali Bulaç : Birbirleriyle kavuşmak üzere iki denizi salıverdi.
Ali Fikri Yavuz : (Suları acı ve tatlı olan) iki denizi salıvermiş, birbirlerine kavuşuyorlar.
Bekir Sadak : Aci ve tatli sulu iki denizi birbirine kavusmamak uzere salivermistir.
Celal Yıldırım : Birbirine kavuşmak üzere iki denizi salıverdi;
Diyanet İşleri (eski) : Acı ve tatlı sulu iki denizi birbirine kavuşmamak üzere salıvermiştir.
Diyanet Vakfi : İki denizi birbirine kavuşmak üzere salıvermiştir.
Edip Yüksel : İki denizi salmıştır; birbirlerine kavuşuyorlar.
Elmalılı Hamdi Yazır : Salmış iki deryayı demâdem çatışırlar
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Salıvermiş iki denizi daima birbirleri ile çatışıyorlar;
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : (Acı ve tatlı) iki denizi salıverdi birbirine kavuşuyorlar.
Fizilal-il Kuran : Acı ve tatlı sulu iki denizi birbiri üzerine salarak yanyana getirdi.
Gültekin Onan : Birbirleriyle kavuşmak üzere iki denizi salıverdi.
Hasan Basri Çantay : (Suyu acı ve tatlı) iki denizi birbirine kavuşmak üzere salıvermişdir.
Hayrat Neşriyat : İki denizi birbirine kavuşmak üzere salıvermiştir.
İbni Kesir : İki denizi birbirine kavuşmak üzere salıvermiştir.
Muhammed Esed : O, birbirlerine kavuşup karışabilmeleri için iki büyük su kütlesini serbest bırakmıştır;
Ömer Nasuhi Bilmen : (O) İki denizi salıvermiştir, birbirine kavuşurlar.
Ömer Öngüt : Acı ve tatlı sulu iki denizi salıverdi, birbirine kavuşuyorlar.
Şaban Piriş : İki denizi birbiriyle kavuşsun diye salıvermiştir.
Suat Yıldırım : O iki denizi salıverdi, birbirine kavuşurlar.
Süleyman Ateş : İki denizi salıverdi, birbirine kavuşuyorlar,
Tefhim-ul Kuran : Birbirleriyle kavuşup karşılaşmak üzere iki denizi salıverdi.
Ümit Şimşek : İki denizi salıverdi ki birbirine kavuşurlar.
Yaşar Nuri Öztürk : Salmıştır iki denizi; buluşup kucaklaşıyorlar.