11.03.2013, 22:30
Fe lev lâ izâ belegatil hulkûme(hulkûme).
1. fe : artık, fakat, o halde
2. lev : olsa, eğer, şâyet
3. lâ : olmaz, değil
4. izâ : o zaman
5. belagati : ulaştı, (can) geldi
6. el hulkûme : boğaz, gırtlak
İmam İskender Ali Mihr : O halde can boğaza gelmiş olsa değil mi ki (siz öylece).
Diyanet İşleri : Can boğaza geldiğinde, onu geri döndürsenize!
Abdulbaki Gölpınarlı : Hani can gırtlağa gelince.
Adem Uğur : Hele can boğaza dayandığı zaman,
Ahmed Hulusi : İşte (can) boğaza geldiğinde!
Ahmet Tekin : Hele can boğaza dayanmaya görsün!
Ahmet Varol : Hele o can boğaza dayandığında!
Ali Bulaç : Hele can boğaza gelip dayandığında,
Ali Fikri Yavuz : (Haydi sizi görelim), can boğaza dayandığı zaman!...
Bekir Sadak : (83-85) Kisinin cani bogaza dayaninca ve siz o zaman bakip kalirken, Biz o kisiye sizden daha yakinizdir, ama gormezsiniz.
Celal Yıldırım : Can boğaza gelip dayandı ğında,
Diyanet İşleri (eski) : (83-85) Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.
Diyanet Vakfi : Hele can boğaza dayandığı zaman,
Edip Yüksel : Ya can boğaza dayandığı zaman?
Elmalılı Hamdi Yazır : O halde haydiseniz â can hulkuma geldiği vakıt
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : O halde can boğaza geldiği vakit,
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Can boğaza dayandığı zaman
Fizilal-il Kuran : Canın boğaza dayandığı an var ya,
Gültekin Onan : Hele can boğaza gelip dayandığında,
Hasan Basri Çantay : Hele (can) boğaza gelince,
Hayrat Neşriyat : (83-84) Öyle ise, değil mi ki (can) boğaza geldiğinde, artık siz, o sırada (can çekişen o kimseye çâresizlikle) bakar durursunuz.
İbni Kesir : Hele can boğaza gelince;
Muhammed Esed : Peki, öyleyse, (ölüm döşeğindeki bir adamın) boğazına (son nefesi) dayandığında,
Ömer Nasuhi Bilmen : (83-84) Artık değil mi ki, (can) boğaza geldiği vakit. Ve siz o zaman bakar durursunuz.
Ömer Öngüt : Can boğaza dayandığında,
Şaban Piriş : Hele bir can boğaza gelmiş olmasın.
Suat Yıldırım : Haydi görelim sizi, can boğaza geldiğinde,
Süleyman Ateş : Ya can boğaza dayandığı zaman?
Tefhim-ul Kuran : Hele can boğaza gelip dayandığında,
Ümit Şimşek : Peki, ya can boğaza gelip dayandığında?
Yaşar Nuri Öztürk : Ya o canın boğaza gelip dayandığı zaman!
1. fe : artık, fakat, o halde
2. lev : olsa, eğer, şâyet
3. lâ : olmaz, değil
4. izâ : o zaman
5. belagati : ulaştı, (can) geldi
6. el hulkûme : boğaz, gırtlak
İmam İskender Ali Mihr : O halde can boğaza gelmiş olsa değil mi ki (siz öylece).
Diyanet İşleri : Can boğaza geldiğinde, onu geri döndürsenize!
Abdulbaki Gölpınarlı : Hani can gırtlağa gelince.
Adem Uğur : Hele can boğaza dayandığı zaman,
Ahmed Hulusi : İşte (can) boğaza geldiğinde!
Ahmet Tekin : Hele can boğaza dayanmaya görsün!
Ahmet Varol : Hele o can boğaza dayandığında!
Ali Bulaç : Hele can boğaza gelip dayandığında,
Ali Fikri Yavuz : (Haydi sizi görelim), can boğaza dayandığı zaman!...
Bekir Sadak : (83-85) Kisinin cani bogaza dayaninca ve siz o zaman bakip kalirken, Biz o kisiye sizden daha yakinizdir, ama gormezsiniz.
Celal Yıldırım : Can boğaza gelip dayandı ğında,
Diyanet İşleri (eski) : (83-85) Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.
Diyanet Vakfi : Hele can boğaza dayandığı zaman,
Edip Yüksel : Ya can boğaza dayandığı zaman?
Elmalılı Hamdi Yazır : O halde haydiseniz â can hulkuma geldiği vakıt
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : O halde can boğaza geldiği vakit,
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Can boğaza dayandığı zaman
Fizilal-il Kuran : Canın boğaza dayandığı an var ya,
Gültekin Onan : Hele can boğaza gelip dayandığında,
Hasan Basri Çantay : Hele (can) boğaza gelince,
Hayrat Neşriyat : (83-84) Öyle ise, değil mi ki (can) boğaza geldiğinde, artık siz, o sırada (can çekişen o kimseye çâresizlikle) bakar durursunuz.
İbni Kesir : Hele can boğaza gelince;
Muhammed Esed : Peki, öyleyse, (ölüm döşeğindeki bir adamın) boğazına (son nefesi) dayandığında,
Ömer Nasuhi Bilmen : (83-84) Artık değil mi ki, (can) boğaza geldiği vakit. Ve siz o zaman bakar durursunuz.
Ömer Öngüt : Can boğaza dayandığında,
Şaban Piriş : Hele bir can boğaza gelmiş olmasın.
Suat Yıldırım : Haydi görelim sizi, can boğaza geldiğinde,
Süleyman Ateş : Ya can boğaza dayandığı zaman?
Tefhim-ul Kuran : Hele can boğaza gelip dayandığında,
Ümit Şimşek : Peki, ya can boğaza gelip dayandığında?
Yaşar Nuri Öztürk : Ya o canın boğaza gelip dayandığı zaman!