13.09.2012, 04:41
Kad kâlehellezîne min kablihim fe mâ agnâ anhum mâ kânû yeksibûn(yeksibûne).
1. kad : olmuştu
2. kâle-hâ : onu dedi
3. ellezîne : onlar
4. min : den
5. kabli-him : onlardan önce
6. fe : böylece, artık
7. mâ agnâ : fayda vermedi
8. an-hum : onlardan, onlara
9. mâ : şey
10. kânû : idiler, oldular
11. yeksibûne : kazanıyorlar
İmam İskender Ali Mihr : Onlardan öncekiler de (böyle) söylemişti. Fakat kazanmış oldukları şeyler onlara bir fayda vermedi.
Diyanet İşleri : Bunu kendilerinden öncekiler de söylemişti ama kazandıkları şeyler onlara hiçbir yarar sağlamamıştı.
Abdulbaki Gölpınarlı : Gerçekten, onlardan öncekiler de bu sözü söylemişlerdi de kazandıkları şeylerin, onlara hiçbir faydası dokunmamıştı.
Adem Uğur : Bunu onlardan öncekiler de söylemişti; ama kazandıkları şeyler onlara fayda vermedi.
Ahmed Hulusi : Onlardan öncekiler de gerçekten onu söylemişti. . . (Ama) kazandıkları şeyler onlara bir fayda vermedi.
Ahmet Tekin : Bunu onlardan öncekiler de söylemişti. Ama, çalışıp kazanmaya devam ettikleri geçici dünya malı onlara fayda sağlamadı, onları kurtaramadı.
Ahmet Varol : Onlardan öncekiler de bunu söylemişlerdi. Ama kazandıkları kendilerine bir yarar sağlamamıştı.
Ali Bulaç : Bunu kendilerinden öncekiler de söylemişti; ama kazandıkları şeyler onlara hiçbir yarar sağlamadı.
Ali Fikri Yavuz : Onlardan (senin kavminden) evvelkiler de bu sözü söylemişlerdi. Fakat o kazandıkları küfür kendilerini kurtarmadı.
Bekir Sadak : Bunu onlardan oncekiler de soylemisti, ama kazandiklari seyler onlara fayda vermedi.
Celal Yıldırım : Onlardan öncekiler de böyle demişti, ama elde ettikleri şeyler kendilerine yarar sağlamadı, (kurtarıcı da olmadı)
Diyanet İşleri (eski) : Bunu onlardan öncekiler de söylemişti, ama kazandıkları şeyler onlara fayda vermedi.
Diyanet Vakfi : Bunu onlardan öncekiler de söylemişti; ama kazandıkları şeyler onlara fayda vermedi.
Edip Yüksel : Kendilerinden öncekiler aynı şeyi söylediler, ancak kazandıkları şeylerin kendilerine hiç bir yararı dokunmadı
Elmalılı Hamdi Yazır : Onu bunlardan evvelkiler de söyledi fakat o kazandıkları kendilerini kurtarmadı
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Onu bunlardan öncekiler de söyledi, fakat o kazandıkları kendilerini kurtaramadı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Onu, bunlardan öncekiler de söyledi. Fakat o kazandıkları, kendilerini kurtarmadı.
Fizilal-il Kuran : Bunu onlardan öncekiler de söylemişti; ancak kazandıkları şeyler onlara fayda vermedi.
Gültekin Onan : Bunu kendilerinden öncekiler de söylemişti; ama kazandıkları şeyler onlara hiçbir yarar sağlamadı.
Hasan Basri Çantay : Bu (sözü) onlardan evvelkiler de söylemiş (ler) di de kazanmakda oldukları o şeyler kendilerine hiç bir fâide vermemiş,
Hayrat Neşriyat : Muhakkak ki onlardan öncekiler de bunu söylemişlerdi; ama kazanageldikleri şeyler kendilerine bir fayda vermedi.
İbni Kesir : Onlardan öncekiler de bunu söylemişlerdi. Ama kazandıkları şey, kendilerine bir fayda vermemişti.
Muhammed Esed : Onlardan önce yaşamış olanlar(ın çoğu da kendi kendilerine) aynı şeyi söylemişlerdi; ama kazandıkları şeyler onlara fayda vermedi:
Ömer Nasuhi Bilmen : Muhakkak ki, onu bunlardan evvelkiler de söylemiştir. Fakat kazanır oldukları şey, onları ihtiyaçtan kurtaramamıştır.
Ömer Öngüt : Onlardan öncekiler de bunu söylemişlerdi. Amma kazandıkları şeyler kendilerine hiçbir fayda sağlamadı.
Şaban Piriş : Kendilerinden öncekiler de böyle söylemişti. Fakat kazandıkları kendilerine fayda sağlamamıştı.
Suat Yıldırım : Kendilerinden önce gelip geçenler de böyle dediler, ama kazandıkları servet, mukadder âkıbetlerini önlemede kendilerine hiç fayda etmedi.
Süleyman Ateş : Onlardan öncekiler de bunu demişlerdi. Ama kazandıkları şeyler, kendilerine hiçbir yarar sağlamadı.
Tefhim-ul Kuran : Bunu kendilerinden öncekiler de söylemişti; ama kazandıkları şeyler onlara hiçbir yarar sağlamadı.
Ümit Şimşek : Onlardan öncekiler de böyle demişti; fakat kazandıkları kendilerini kurtaramadı.
Yaşar Nuri Öztürk : Onlardan öncekiler de bunu söylemişlerdi ama kazandıkları şeyler kendilerine hiçbir yarar sağlamamıştı.
1. kad : olmuştu
2. kâle-hâ : onu dedi
3. ellezîne : onlar
4. min : den
5. kabli-him : onlardan önce
6. fe : böylece, artık
7. mâ agnâ : fayda vermedi
8. an-hum : onlardan, onlara
9. mâ : şey
10. kânû : idiler, oldular
11. yeksibûne : kazanıyorlar
İmam İskender Ali Mihr : Onlardan öncekiler de (böyle) söylemişti. Fakat kazanmış oldukları şeyler onlara bir fayda vermedi.
Diyanet İşleri : Bunu kendilerinden öncekiler de söylemişti ama kazandıkları şeyler onlara hiçbir yarar sağlamamıştı.
Abdulbaki Gölpınarlı : Gerçekten, onlardan öncekiler de bu sözü söylemişlerdi de kazandıkları şeylerin, onlara hiçbir faydası dokunmamıştı.
Adem Uğur : Bunu onlardan öncekiler de söylemişti; ama kazandıkları şeyler onlara fayda vermedi.
Ahmed Hulusi : Onlardan öncekiler de gerçekten onu söylemişti. . . (Ama) kazandıkları şeyler onlara bir fayda vermedi.
Ahmet Tekin : Bunu onlardan öncekiler de söylemişti. Ama, çalışıp kazanmaya devam ettikleri geçici dünya malı onlara fayda sağlamadı, onları kurtaramadı.
Ahmet Varol : Onlardan öncekiler de bunu söylemişlerdi. Ama kazandıkları kendilerine bir yarar sağlamamıştı.
Ali Bulaç : Bunu kendilerinden öncekiler de söylemişti; ama kazandıkları şeyler onlara hiçbir yarar sağlamadı.
Ali Fikri Yavuz : Onlardan (senin kavminden) evvelkiler de bu sözü söylemişlerdi. Fakat o kazandıkları küfür kendilerini kurtarmadı.
Bekir Sadak : Bunu onlardan oncekiler de soylemisti, ama kazandiklari seyler onlara fayda vermedi.
Celal Yıldırım : Onlardan öncekiler de böyle demişti, ama elde ettikleri şeyler kendilerine yarar sağlamadı, (kurtarıcı da olmadı)
Diyanet İşleri (eski) : Bunu onlardan öncekiler de söylemişti, ama kazandıkları şeyler onlara fayda vermedi.
Diyanet Vakfi : Bunu onlardan öncekiler de söylemişti; ama kazandıkları şeyler onlara fayda vermedi.
Edip Yüksel : Kendilerinden öncekiler aynı şeyi söylediler, ancak kazandıkları şeylerin kendilerine hiç bir yararı dokunmadı
Elmalılı Hamdi Yazır : Onu bunlardan evvelkiler de söyledi fakat o kazandıkları kendilerini kurtarmadı
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Onu bunlardan öncekiler de söyledi, fakat o kazandıkları kendilerini kurtaramadı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Onu, bunlardan öncekiler de söyledi. Fakat o kazandıkları, kendilerini kurtarmadı.
Fizilal-il Kuran : Bunu onlardan öncekiler de söylemişti; ancak kazandıkları şeyler onlara fayda vermedi.
Gültekin Onan : Bunu kendilerinden öncekiler de söylemişti; ama kazandıkları şeyler onlara hiçbir yarar sağlamadı.
Hasan Basri Çantay : Bu (sözü) onlardan evvelkiler de söylemiş (ler) di de kazanmakda oldukları o şeyler kendilerine hiç bir fâide vermemiş,
Hayrat Neşriyat : Muhakkak ki onlardan öncekiler de bunu söylemişlerdi; ama kazanageldikleri şeyler kendilerine bir fayda vermedi.
İbni Kesir : Onlardan öncekiler de bunu söylemişlerdi. Ama kazandıkları şey, kendilerine bir fayda vermemişti.
Muhammed Esed : Onlardan önce yaşamış olanlar(ın çoğu da kendi kendilerine) aynı şeyi söylemişlerdi; ama kazandıkları şeyler onlara fayda vermedi:
Ömer Nasuhi Bilmen : Muhakkak ki, onu bunlardan evvelkiler de söylemiştir. Fakat kazanır oldukları şey, onları ihtiyaçtan kurtaramamıştır.
Ömer Öngüt : Onlardan öncekiler de bunu söylemişlerdi. Amma kazandıkları şeyler kendilerine hiçbir fayda sağlamadı.
Şaban Piriş : Kendilerinden öncekiler de böyle söylemişti. Fakat kazandıkları kendilerine fayda sağlamamıştı.
Suat Yıldırım : Kendilerinden önce gelip geçenler de böyle dediler, ama kazandıkları servet, mukadder âkıbetlerini önlemede kendilerine hiç fayda etmedi.
Süleyman Ateş : Onlardan öncekiler de bunu demişlerdi. Ama kazandıkları şeyler, kendilerine hiçbir yarar sağlamadı.
Tefhim-ul Kuran : Bunu kendilerinden öncekiler de söylemişti; ama kazandıkları şeyler onlara hiçbir yarar sağlamadı.
Ümit Şimşek : Onlardan öncekiler de böyle demişti; fakat kazandıkları kendilerini kurtaramadı.
Yaşar Nuri Öztürk : Onlardan öncekiler de bunu söylemişlerdi ama kazandıkları şeyler kendilerine hiçbir yarar sağlamamıştı.