AlimAllah-Bilim Allah'ın yasasıdır.-Kuran, islam, bilgi paylaşımı üzerine

Orjinalini görmek için tıklayınız: Epilepsi
şu anda (Arşiv) modunu görüntülemektesiniz. Orijinal sürümü göster.
yüzeysel olarak peygamberde görüldüğü iddia edilen hastalıktır. ancak burada göz ardı edilen dini felsefi bakış açısı problemleri vardır, bu problemlere yanıt verildiğinde çok daha iyi anlaşılacaktır. şimdi yüce allah birisinin beynine dışsal bir vasıtayla bir veri gönderdiğini iddia ediyor değil mi yani dışarıdan gelen bir bilgi söz konusu ve bu bilgi de kişinin mental durumunu ve bununla birlikte bilgisini değiştirecek. şimdi mucizelerin doğa olayına uygun mu yoksa uygun değil mi sorusuna vereceğimiz yanıt aslında yanlış bakışı ortaya koyuyor. mucizeler eğer doğa olaylarına karşıysa aslında allah bir eliyle koyduğu yasalara delillere hatta kuranda bilimsel şeylere de ayet denildiğini düşünürsek ayetlere karşı çıkılmış gibi oluyor yani mucize denilen şeyler de doğa üstü addedilen olaylar da allah`ın yarattığı mantık sistemine uymak zorunda ve bu mentaliteyle baktığın zaman hira mağarasının beyni başka bir duygu durumuna sokmuş olması mantıksız gelmemelidir. ayrıca mağaraların özelliklerine de kuran`da dikkat çekilmektedir üstelik bu muhammed peygamber üzerinden değil musa peygamber üzerinden bir dikkat çekmedir bakınız ki:
"sina dağı`na andolsun."(`tur suresi` 2)
dediğim gibi bu dağ vahiy ilişkisi peygamberlerin olayına ters düşmez bunu mesela ömer çelakıl da bir programında böyle yorumlamıştır. ek olarak eğer tanrı başka yöntemle nasıl peygamberlere vahiy gönderebilir düşünelim. genetik olarak baştan programlayabilirdi ama o zaman cebrail geldi demesi saçma olurdu ve ayrıca gelen vahyin peygamberin o anki ruh durumundan uzak olması da gereklidir. zira kendi hayatından çok allah`ın vahyini iletmesi gerekir tabii bu aynı zamanda hayatıyla ilişkili olarak da gelebilir. iki anlamı da birden taşıyabilir.
her epilepsi hastası müslüman olmadığı gibi zaten her epilepsi de bir yaratıcılığa yol açmaz. ayrıca aşağıda ifade edildiği üzere mantıksız cümleler göründüğü söyleniyor oysa kuran realisttir ve saçma sapan cümle devamları yoktur. ek olarak bir suredeki tüm ayetler kafiyelidir neredeyse. ayrıca mesele uzun surelerde daima kuran hakkında genel bir tanım yapılır. bu kuran`ın genel bir kompozisyon işleme tarzı olduğunu gösterir bir rastgelelik değil. ayrıca kuran`da doğru söylenen bilimsel gelişmelere hiç değinmiyorum bile.
"hill (1953-1957) ve pond (1957) tle`li hastalarda kronik paranoid ve hallüsünatuar tabloların görüldüğünü bildirmişlerdi. bunların vakalarında delüzyonlar sistematizeydi ve etkilenme fikirleri ve işitme hallüsinasyonları ile birlikteydi. bunlarda neolojizm, öz kısa kelimeler ve mantıksız cümlelerden oluşan düşünce bozukluğu görülüyordu."
tabii bu araştırmayı ortaya koyarken psikoz ve epilepsinin bir arada görüldüğünü düşünerek verdim. zira epilepsi tek başına bir insanda davranış değişikliği meydana getirmeye yetmez. her epileptik hasta tutup nöbet sırasında söylediği şeye inanmaz.
şimdi bir de şu veriyi inceleyelim:
"slater ve ark (1963), şizofreni tanısı almış ama belirgin epilepsi belirtileri olan vakaları toplayarak bir çalışma yayınladılar.şizofreninin başlama yaşı 30 idi ve epileptik nöbetin başlamasından ortalama 14 yıl sonra gelişmişti. hastaların % 80`inde hastalığın başlangıcı sinsi ve aşamalı bir şekilde delüzyonların gelişmesiyle birlikteydi. "
yani muhammed peygamber 40 yaşında ilk vahyi aldığına göre bu kısım bu 30 yıldaki başlangıca uymadığı gibi peygamberde daha önce epilepsi diye bir şey de yoktur. ayrıca şöyle de bir şey var ki psikiyatrik bozuklukta görülen her duygu yanlış bir duygu değildir. yani eğer epilepsi öfkeyi artırıyorsa şayet her öfke olmayan bir şey midir?(tanrı anlayışı gibi.) kaldı ki nöroteoloji ile ilgili araştırmalar sanırsam herkesin dini düşüncelere açık hale gelebileceğini gösteriyordu. (tabii bunu yanlış bir şeye yormamak lazım zira her şeyin beyinde bir görüntüsü olmalıdır kaldı ki kuran`daki sağ ve soldaki yazıcı melek diye kavranan şeyler bazen beyin lobları olarak ifade edilmişlerdir.) ancak hristiyan anlayışla beraber melek kavramı bozulmuş dişi, kanatlı falan meleklerden söz edilir olmuştur. melek allah`a hizmet eden fonksiyon olarak adlandırılabilir kanaatimce.
ayrıca şu veriyi de din ışığında yorumlamalıyız:
"hastalarda gözlenen emosyonel bozukluklar irritabilite, agresif davranışlar, kısa ve şiddetli depresyon gibi durumlardı. mistik natürde çoşku yada ekstazi de görülüyordu."
muhammed peygamber agresif davranmamıştı ve kişiliğinde de böyle bir şey görülmemişti. hatta eğer "sen onlara sert davranırsan onlar etrafından dağılıp giderdi." şeklinde bir ayet bulunmaktadır.
yalnız baştan beri anlattığım şeylerden peygamber bir epileptik gibi bir anlam çıkarılmamalıdır ancak beynini etkileyen "cebrail" olarak tanımlanan şey muhammed peygamber de bir beşer olduğu için elbette anormal görünen şeyler ortaya çıkaracaktır.
ayrıca epileptiklerde intihar gözlenme olasılığı da %20 imiş ancak muhammed peygamber intihar etmediği ve girişiminin gözlemlenmediği gibi vahiylerde de intihar yasaklanmıştır şiddetli bir şekilde. bu da büyük ölçüde peygamberin bir rahatsızlığı olduğu iddiasını geçersiz kılmaktadır.

"normal populasyona göre epileptiklerde suicide girişimlerinin daha çok olduğu yönünde birçok yayın vardır. henriksen ve ark. (1970) ölmüş yetişkin epileptiklerin %20 sinin ölüm sebebinin suicide olduğunu tesbit etmişlerdi. white ve ark. (1979) epilepsili 2000 hastadan 425`nin öldüğüğünü, bunlarında 21tanesinin (%5) suicide sonucu öldüğünü tesbit etmişlerdi.barraclough (1981) epileptiklerde suicide riskinin 5 kat arttığını, tle lilerde suicide riskinin en fazla olduğunu iddia etti. tamamlanmış suicidelerle karşılaştırıldığında suicide girişimlerinin daha sık olduğu görülmektedir. delay ve ark. (1957),gun (1973)epileptiklerde suicidal düşüncelerin çok olduğunu ve suicide girişimlerinin sık olduğunu bildirdiler. "

ayrıca böyle şeylerin karmaşıklığını da unutmamak gerekir, bir insanı görmeden tedavi etmenin mümkün olmadığının da farkına varmak gerektir. benim kanaatim bütün peygamberlerin benzer fiziksel ortamlara(mağara) maruz kalması doğaldır bu mağaranın vahiy almayı da olumlu etkileyebilecek bir fonksiyonu olabilir. allah kendi yarattığı ayetlerden uzak davranmak zorunda değildir. ek olarak yine peygamberle ilgili bu olumsuz eleştiriler yine maalesef hadis kaynaklılar zira kuran`da detaylı bir anlatım yok.

çoğunlukla peygamberlerde temporal lob epilepsisi oldukları iddia edilir ve bunun sonucunda hipergrafi denilen aşırı yazma gibi bir şey görülebilirmiş ancak peygamberimizin bilinen böyle bir aşırılığı yok. bunu da felsefi ve dini konulara düşkünlük olduğu için öne sürüyorlar. ayrıca hiposeksüalite denilen şey de ortak olarak görülür denmesine rağmen ilginçtir ki peygamber cinselliğe düşkünlükle eleştirilir kafirler tarafından.
ayrıca dediğim gibi temporal lob epilepsisinde sinirlilik ve anksiyete görülür denmesine rağmen peygamberler sakin addedilirler.
ayrıca eğer o potansiyel yalancı peygamberlerin yazdıkları şeylere bakarsanız tamamen uydurma olduklarının bariz olduğunu görebilirsiniz. aşırı saçma ve düzensiz bir sistem içerirler. bu epilepsi olayının ayrıca gösterdiği bir şey olan dine genetik yatkınlık ve dinin beyindeki farklı ifadesi aslında tanrı`nın varlığına işaret oluşturur. yani standart bir uçan şeylere inanma ya da şirinlerin gerçek olduğuna inanma gibi bir şey yoktur. ayrıca mesela yapılan araştırmalarda din düşüncelerinin uyarılmasıyla beraber kişilerin o sırada sanırım tek bir tanrı`ya inandıkları görülmekte. yani bu da tek tanrıcılığın bir kanıtı olur.
ayrıca bu kanıya detaylı olarak vardıkları zamanda hadis kullanırlar bu ateistler ya da diğer inançsızlar ancak şöyle bir şey var ki eğer hadislere inanıyorlarsa isa peygambere gökten sofra indiğin, ayın 2`ye bölündüğüne falan da inanmaları gerekir. seçmece denilen yöntemle uyduruk hadislerden böyle bir ayıklama yapmaları hoş değildir. o hadislere bakılırsa zaten 50 farklı muhammed peygamber görülür vs.(yalnızca kuran en doğrusudur.)
ayrıca somut olarak bir vakayla muhammed peygamber arasındaki ilişkiye bakalım.

"15 gün devam eden uykusuzluk, aşırı hareketlilik,
çok konuşma, sinirlilik, kendisine ve çevreye zarar verici
riskli davranışlar sergileme (örneğin; evin camlarını kırma, sebepsiz yere evden çıkıp gitme), kendi kendine “
namazını kıl i..., yanacaksın oğlum, hakkınızı helal edin,
dini konuları ve devlet işlerini diyanetten ve devlet büyüklerinden daha iyi yaparım ” gibi konuşmalarının olduğu
ve bir süre sonra bu durumun düzeldiği bildirildi."
şimdi burada din ve felsefeyle özellikle ilgilenme görülmüş olsa da peygamberin durup dururken cam kırdığı, saçma sapan şeyler yaptığı görülmemiştir. ayrıca şu adamda görülen çelişkiler sadece biz tarafından değil o dönemde yaşayan insanlar tarafından da çelişkili görülmesi muhtemeldir.
a. eşinin anlattıklarını destekler tarzda başını aşağı yukarı sallıyor, sandalyede
aceleci, bir an önce kalkmak ister gibi öne arkaya hareket ediyordu. görüşme sırasında kendi kendine mırıldanır tarzda konuşmaları olduğu, sürekli olarak “beni izleyin ” dediği gözlendi. sorulara yüksek sesle ve kısa cümlelerle yanıt veriyordu. ‘‘şimdi konuşuyorum, beni izleyin’’ diyor
ve konuşma esnasında onayını almak ister gibi eşine bakıyordu. "
şimdi gerçekten muhammed peygamber bu kadar saçma sapan alakasız davranışlar göstermiş olsaydı bu kuran`a da yansımaz mıydı?
ek olarak psikoz gibi rahatsızlıklar ve epilepsi kişilerde işlerini yapmayı engelleyebilecek bir durum sergilenmesine neden olacaktır. bunun sonucunda da büyük ihtimalle başarısız birisi olacaktır kişi.(tersi örnekler görülebilse de.) ancak muhammed peygamber koca bir topluluğun felsefesini değiştirmiştir allah`ın izniyle ve o topluluğu diğer topluluklarla savaşacak bir düzeye getirmiştir.
ayrıca şu da uyumsuz veriler arasındadır:
" Epileptik nöbetler anında her türlü duygusal değişiklik yaşanabilir. Sıklıkla ölüm korkusu yaşanır. Birkaç saniye içinde kaybolur. Kızgınlık ve erotik yaşantılar seyrektir. Ancak görüldüğünde çok şiddetli olarak ortaya çıkarlar"
tüm bu davranış kalıplarıyla birlikte peygamberin ayet yazma gibi bir gayesi olmadığını düşünürsek peygamberin neden yusuf suresinden bahsettiğini mesela anlayamayız. yani peygamberin yaşamıyla tamamen ilişkisiz olarak işlenen bir konudur bu. üstelik gayet realist bir şekilde de işlenmiş bir konudur. tüm sure boyunca da bu sureden bahsedilir.
"Kısa süreli olan hareketler, çiğneme, yutkunma şeklinde iken, birkaç dakika gibi daha uzun süreli olanlar daha karmaşıktırlar; soyunma, dolaşma gibi."
peygamberin vahiy alırken soyunduğuna dair çarpıcı bir örnek yoktur tabii ki.
ayrıca epileptiklerdeki kendini öldürme olayı Muhammed Peygamberde görülmediği için en basitinden %25 ya da %30 bu hastalığa sahip değildir diyebiliriz.
"Çocukluk döneminde; anksiyete, korku, mutsuzluk, aşırı hassasiyet, kardeşler arasında münakaşa, antisosyal davranışlar, "hiperkinetik sendrom, akıl bozuklukları."
burada bahsedilen kardeşler arası münakaşa diye bir şey peygamberin hayatında söz edilmez aksine peygamberimiz başkalarıyla rekabet etmemektedir.
ayrıca burada hiperkinetik bozukluk olarak tanımlanan kurallara uymama falan da Muhammed Peygamberde gözlenmemiştir. hiperkinetik bozukluklar Erken dönemde başlama (genelikle yaşamın ilk 5 yılı içinde), kötü organize olmuş, iyi-regüle edilememiş aşırı aktiviteyle birlikte bilişsel olarak katılınan aktivitelerde ısrarın ve bir aktiviteyi tamamlamadan diğerine geçme eğiliminin olmasıyla karakterize bir grup hastalıktır."
ayrıca hiperkinetik sendromla birlikte peygamberde bir sosyal izolasyon görülmüş olsaydı o kadar çok kişi nasıl inanıyordu? o kadar kişi nasıl peygamberle iletişime geçti diyerek de sorulabilir.
ayrıca bazı nöbet davranışları olanlar bunun farkında oluyorlarmış mesela dostoyevski daha iyi yazdığını söylüyor ama Muhammed Peygamber bu durumu kontrol edebildiği öngörüsünden uzak. bu öngörüden uzaklık da zaten benzer şeyler olmadığını gösteriyor. Peygamberin ay oturayım da bir vahiy gelsin derdinde olmadığı şu an hatırlamadığım bir ayette yazıyordu.
ek olarak daha spesifik bir şekilde dini düşüncelerin egemen olduğu epilepsi kaynaklı psikozların ortak olduğu bir psikoz türünü değerlendirelim:
bu psikoza Postiktal psikoz ismi veriliyor.
" Postiktal psikoz sıklıkla 10 yıldan uzun süredir epilepsi nöbeti geçiren hastalarda görülmektedir. Bu hastaların yarısından fazlasında psikotik atak bir hafta kadardı.
Hastaların önemli bir bölümünde psikoz tekrarlama eğilimindedir (17). Bir çok çalışmada bu dönemin postiktal psikozu olanların yaklaşık yarısında bir veya daha fazla tekrarladığı görülmüştür (2,17)."
dikkat edilecek olursa peygambere gelen vahiyler bir seferde ya da 5 seferde geliyor değil. ancak burada sıklık olarak bir veya daha fazla denmiş. ayrıca kişilerin iq`su büyük ihtimalle %53`den az deniyor:
"IQ’nun 70’den düşük olma olasılığı postiktal psikozu olan hastalarda daha yüksektir.( bu oran interiktal psikozda %8.8 iken postiktal psikozda %53’dür)."
dolayısıyla kuran zekice yazılmış deyip de aynı zamanda epileptik olduğunu iddia etme şansı %53 düşüyor.
ayrıca kadınlarda görülen epilepsi ve psikozun da bu peygamber ilan etme olayına neden olabileceği de düşünülmemiş:
"Epileptik psikozun kadınlarda iki kat fazla olduğunu gösteren vaka serileri mevcuttur (30). Fakat bu bilgi kontrollü çalışmalarla kanıtlanamamıştır (31,32)"
yani neden kendini peygamber ilan etmiş Musa İsa ve Muhammed peygamber gibi kimseler yok sorusu cevapsız.
ayrıca peygambere 40 yaşında ilk vahyin geldiği düşünülürse şu veri de faydasız kalır:
"Psikotik başlangıcı geç olan hastalarda şiddetli dönemin kısa sürdüğünü düşünmektedirler. "

kaynak:iftnoroloji.org
[url]http://www.jmood.org/pdf/TR-JMOOD-2a726b28.pdf[/url]
[url]http://www.alisbagis.com.tr/AB_DerB.php?sayfa=VedatS[/url]
Referans URL