30.07.2013, 17:23
Fe keyfe kâne azâbî ve nuzur(nuzuri).
1. fe : işte
2. keyfe : nasıl
3. kâne : oldu
4. azâbî : azabım
5. ve nuzuri : ve benim uyarılarım
İmam İskender Ali Mihr : Öyleyse inzarım (uyarılarım) ve azabım nasıl oldu?
Diyanet İşleri : Benim azabım ve uyarılarım nasılmış (gördüler)!
Abdulbaki Gölpınarlı : Derken nasıldı azâbım benim ve korkutuşlarım?
Adem Uğur : Benim azabım ve uyarılarım nasılmış!
Ahmed Hulusi : Benim azabım ve uyarmalarım bak nasıl oldu!
Ahmet Tekin : Benim azâbım, sorumluluk, hesap ve ceza konusundaki uyarılarım nasılmış gördüler.
Ahmet Varol : (Bakın) benim azabım ve uyarılarım nasılmış?
Ali Bulaç : Şu halde Benim azabım ve uyarıp korkutmam nasılmış?
Ali Fikri Yavuz : (İşte bak, Ey Rasûlüm), benim azabım ve tehdidlerim nasıl oldu!...
Bekir Sadak : Benim azabim ve uyarmam nasilmis?
Celal Yıldırım : Benim azabım ve uyarılarım nasılmış (bir görün) ?
Diyanet İşleri (eski) : Benim azabım ve uyarmam nasılmış?
Diyanet Vakfi : Benim azabım ve uyarılarım nasılmış!
Edip Yüksel : Cezalandırmam ve uyarılarım nasılmış!
Elmalılı Hamdi Yazır : Ki nasıl azâbım ve inzarlarım?
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : azabım ve uyarılarım nasılmış!
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Benim azabım ve uyarılarım nasılmış (görsünler)!
Fizilal-il Kuran : Benim azabım ve uyarılarım nasılmış?
Gültekin Onan : Şu halde benim azabım ve uyarıp korkutmam nasılmış?
Hasan Basri Çantay : Ki benim azabım ve (bundan evvel) tehdîdlerim nice imiş (düşünün).
Hayrat Neşriyat : Artık (bak,) benim azâbım ve korkutmalarım nasılmış?
İbni Kesir : Benim azabım ve tehditlerim nasılmış?
Muhammed Esed : Ve uyarılarım gözardı edildiğinde verdiğim azap ne şiddetlidir!
Ömer Nasuhi Bilmen : (15-16) Ve şanım hakkı için onu (o gemiyi) bir ibret olmak üzere bıraktık fakat hani yâd edip ibret alan? Artık Benim azabım ve korkutmam nasıl imiş?
Ömer Öngüt : Benim azabım ve uyarılarım nasılmış?
Şaban Piriş : -Azabım ve uyarılarım nasılmış?
Suat Yıldırım : Nasılmış Benim cezalandırmam ve tehdidim! Görsünler bakalım!
Süleyman Ateş : Benim azâbım ve uyarılarım nasılmış (görsünler diye).
Tefhim-ul Kuran : Şu halde benim azabım ve uyarıp korkutmam nasılmış?
Ümit Şimşek : Nasıl oluyormuş uyarılarım ve azabım?
Yaşar Nuri Öztürk : Nasılmış benim azabım ve uyarılarım!
1. fe : işte
2. keyfe : nasıl
3. kâne : oldu
4. azâbî : azabım
5. ve nuzuri : ve benim uyarılarım
İmam İskender Ali Mihr : Öyleyse inzarım (uyarılarım) ve azabım nasıl oldu?
Diyanet İşleri : Benim azabım ve uyarılarım nasılmış (gördüler)!
Abdulbaki Gölpınarlı : Derken nasıldı azâbım benim ve korkutuşlarım?
Adem Uğur : Benim azabım ve uyarılarım nasılmış!
Ahmed Hulusi : Benim azabım ve uyarmalarım bak nasıl oldu!
Ahmet Tekin : Benim azâbım, sorumluluk, hesap ve ceza konusundaki uyarılarım nasılmış gördüler.
Ahmet Varol : (Bakın) benim azabım ve uyarılarım nasılmış?
Ali Bulaç : Şu halde Benim azabım ve uyarıp korkutmam nasılmış?
Ali Fikri Yavuz : (İşte bak, Ey Rasûlüm), benim azabım ve tehdidlerim nasıl oldu!...
Bekir Sadak : Benim azabim ve uyarmam nasilmis?
Celal Yıldırım : Benim azabım ve uyarılarım nasılmış (bir görün) ?
Diyanet İşleri (eski) : Benim azabım ve uyarmam nasılmış?
Diyanet Vakfi : Benim azabım ve uyarılarım nasılmış!
Edip Yüksel : Cezalandırmam ve uyarılarım nasılmış!
Elmalılı Hamdi Yazır : Ki nasıl azâbım ve inzarlarım?
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : azabım ve uyarılarım nasılmış!
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Benim azabım ve uyarılarım nasılmış (görsünler)!
Fizilal-il Kuran : Benim azabım ve uyarılarım nasılmış?
Gültekin Onan : Şu halde benim azabım ve uyarıp korkutmam nasılmış?
Hasan Basri Çantay : Ki benim azabım ve (bundan evvel) tehdîdlerim nice imiş (düşünün).
Hayrat Neşriyat : Artık (bak,) benim azâbım ve korkutmalarım nasılmış?
İbni Kesir : Benim azabım ve tehditlerim nasılmış?
Muhammed Esed : Ve uyarılarım gözardı edildiğinde verdiğim azap ne şiddetlidir!
Ömer Nasuhi Bilmen : (15-16) Ve şanım hakkı için onu (o gemiyi) bir ibret olmak üzere bıraktık fakat hani yâd edip ibret alan? Artık Benim azabım ve korkutmam nasıl imiş?
Ömer Öngüt : Benim azabım ve uyarılarım nasılmış?
Şaban Piriş : -Azabım ve uyarılarım nasılmış?
Suat Yıldırım : Nasılmış Benim cezalandırmam ve tehdidim! Görsünler bakalım!
Süleyman Ateş : Benim azâbım ve uyarılarım nasılmış (görsünler diye).
Tefhim-ul Kuran : Şu halde benim azabım ve uyarıp korkutmam nasılmış?
Ümit Şimşek : Nasıl oluyormuş uyarılarım ve azabım?
Yaşar Nuri Öztürk : Nasılmış benim azabım ve uyarılarım!