24.09.2012, 20:33
Ve izâ kîle inne vadallâhi hakkun ves sâatu lâ reybe fîhâ kultum mâ nedrî mes sâatu in nezunnu illâ zannen ve mâ nahnu bi musteykınîn(musteykınîne).
1. ve izâ : ve olduğu zaman
2. kîle : denildi
3. inne : muhakkak ki
4. va`de allâhi : Allah`ın vaadi
5. hakkun : hak
6. ve es sâatu : ve saat
7. lâ reybe : şüphe yoktur
8. fî-ha : onun hakkında
9. kultum : siz dediniz
10. mâ nedrî : biz bilmiyoruz, bilmeyiz
11. mâ es sâatu : o saat nedir
12. in ... (illâ) : sadece
13. nezunnu : biz zannediyoruz, sanıyoruz
14. (in) ... illâ : sadece
15. zannen : bir zan
16. ve mâ nahnu : ve biz değiliz
17. bi musteykinîne : yakîn sahibi olanlar
İmam İskender Ali Mihr : Ve: Allah`ın vaadi ve hakkında şüphe olmayan o saat (kıyâmet) haktır. denildiği zaman siz: Biz o saat (kıyâmet) nedir bilmeyiz? Sadece bir zan olduğunu sanıyoruz. Ve biz, yakîn sahibi değiliz. dediniz.
Diyanet İşleri : Şüphesiz, Allahın vadi gerçektir, kıyamet hakkında hiçbir şüphe yoktur dendiği zaman ise; Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz, sadece zannediyoruz. Biz bu konuda kesin kanaat sahibi değiliz demiştiniz.
Abdulbaki Gölpınarlı : Ve size, şüphe yok ki Allah`ın vaadi gerçektir ve kıyâmette şüphe yoktur dendi mi, kıyâmet nedir derdiniz, bilmiyoruz ki, ancak bir zanda bulunmadayız ve biz, iyiden iyiye bilmedik, anlamadık ki.
Adem Uğur : Allah`ın vâdi gerçektir, kıyamet gününde şüphe yoktur dendiği zaman: Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz onun bir tahminden ibaret olduğunu sanıyoruz, (onun hakkında) kesin bir bilgi elde etmiş değiliz, demiştiniz.
Ahmed Hulusi : "Allâh vaadi haktır ve O Saat (hakikatin ortaya çıkacağı süreç) ki, onda şüphe yoktur" denildiğinde: "O Saat nedir, bilmiyoruz. . . Sadece bir zan olduğunu düşünüyoruz ve buna yakînimiz yok!" demiştiniz.
Ahmet Tekin : Onlara:
`Diriltilme, hesap ve ceza ile ilgili Allahın vadi haktır, doğrudur. Kıyametin kopacağı ânın geleceğinde ve hesap sorulacağında şüphe yoktur.` denildiğinde:
`Kıyamet nedir, bilmiyoruz. Yalnızca bir düşünceden, bir tasavvurdan ibaret sanıyoruz. Bu hususta ilme, delile dayanan kesin bir bilgiye, inanca sahip değiliz.` demiştiniz.
Ahmet Varol : `Allah`ın vaadi gerçektir ve kıyamet(in geleceğin)de şüphe yoktur` dendiği zaman da: `Biz kıyamet nedir bilmiyoruz. Sadece bir zanda bulunuyoruz ve kesin bir bilgiye dayanarak inanıyor değiliz` demiştiniz.
Ali Bulaç : "Gerçekten Allah`ın va`di haktır, kıyamet saatinde hiçbir kuşku yoktur" denildiği zaman, siz: "Kıyamet saati de neymiş, biz bilmiyoruz; biz yalnızca bir zan (ve tahmin)de bulunup zannediyoruz; biz, kesin bir bilgiyle inanmakta olanlar değiliz" demiştiniz.
Ali Fikri Yavuz : Hem (size ey kâfirler): - Allahın (ölüleri dirilteceğine dair) vaadi hakdır ve kıyametin kopmasında şübhe yoktur. denildiğinde, demiştiniz ki: Bilmiyoruz, kıyametin kopması nedir? Ancak bir zandan ibaret olduğuna kaniyiz; ve biz yakinen inananlar değiliz.
Bekir Sadak : «Dogrusu Allah`in verdigi soz gercektir, kiyamet saati suphe goturmez» dendigi zaman: «Kiyametin ne oldugunu bilmiyoruz, yalniz yoktur saniyoruz, buna dair kesin bir bilgi elde etmis degiliz» derdiniz.
Celal Yıldırım : Allah`ın va`di (verdiği söz) mutlaka hakktır; Kıyâmet`in kopacağında hiç şüphe yoktur, denilince de, «biz, Kıyâmet`in kopuşu nedir bilmiyoruz, sadece zan ve tahminde bulunuyoruz ; bizim bu konuda kesin bilgimiz yoktur,» diye cevap verdiniz.
Diyanet İşleri (eski) : `Doğrusu Allah`ın verdiği söz gerçektir, kıyamet saati şüphe götürmez` dendiği zaman: `Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz, yalnız yoktur sanıyoruz, buna dair kesin bir bilgi elde etmiş değiliz` derdiniz.
Diyanet Vakfi : «Allah`ın vâdi gerçektir, kıyamet gününde şüphe yoktur» dendiği zaman: Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz onun bir tahminden ibaret olduğunu sanıyoruz; (onun hakkında) kesin bir bilgi elde etmiş değiliz, demiştiniz.
Edip Yüksel : Kendilerine ALLAH`ın sözünün bir gerçek ve Saat`in kesinleşmesi kaçınılmaz bir olay olduğu söylendiğinde siz, `Saat`in ne olduğunu bilmeyiz! Biz sadece çeşitli sanılara sahibiz ve bu konuda kesin bir bilgi elde etmiş değiliz,` derdiniz.
Elmalılı Hamdi Yazır : Hem Allahın va`dı haktır ve o saatın geleceğinde şübhe yoktur denildiğinde demiştiniz ki: bilmiyoruz saat nedir? Yalnız bir zandır zannediyoruz fakat biz yakîn edinmiş değiliz
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Hem «Allah`ın va`di gerçektir ve o kıyametin geleceğinden şüphe yoktur.» denildiğinde, demiştiniz ki: «Kıyamet nedir, bilmiyoruz. Yalnız bir zandan ibaret sanıyoruz, fakat biz bu hususta kesin bir bilgi edinmiş değiliz!»
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Allah`ın vaadi gerçektir. «O kıyâmetin geleceğinde şüphe yoktur.» denildiğinde «Kıyamet nedir bilmiyoruz. Yalnız bir zandan ibârettir sanıyoruz. Fakat bu hususta kesin bir bilgimiz yok.» derdiniz.
Fizilal-il Kuran : Allahın vaadi haktır. Ve kıyamet günü şüphe götürmez denildiği zaman siz demiştiniz ki: Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz. Ancak birtakım tahminlerde bulunuyoruz. Onun hakkında kesin bir bilgi elde etmiş değiliz.
Gültekin Onan : "Gerçekten Tanrı`nın vaadi haktır, kıyamet saatinde hiçbir kuşku yoktur" denildiği zaman, siz: "Kıyamet saati de neymiş, biz bilmiyoruz; biz yalnızca bir zan (ve tahmin)de bulunup zannediyoruz; biz, kesin bir bilgiyle inanmakta olanlar değiliz" demiştiniz.
Hasan Basri Çantay : (Ey kâfirler, size
«Şübhesiz Allahın va`di hakdır. O saattin geleceğin) de asla şübhe yokdur» denildiği zaman siz «O saat de neymiş, bilmiyoruz. Tereddüdden başka bir zamanda bulunmuyoruz. Biz (onun muhakkak geleceğine) kat`î inan ve bilgi besleyenler değiliz» dediniz.
Hayrat Neşriyat : Hem (size): `Şübhesiz ki Allahın va`di haktır; kıyâmet(in geleceği) ki onda hiç şübhe yoktur!` denildiği zaman: `Kıyâmet nedir, bilmiyoruz; sâdece bir zan(dan ibâret)olduğunu sanıyoruz; zâten biz (onun geleceğine) kat`î olarak inanıcılar değiliz!` demiştiniz.
İbni Kesir : Allah`ın vaadi haktır ve kıyamet günü hakkında hiç şüphe yoktur, denildiği zaman; siz demiştiniz ki: Kıyamet nedir? bilmiyoruz, ancak bir takım tahminlerde bulunuyoruz. Onun hakkında kesin bir bilgi elde etmiş değiliz.
Muhammed Esed : Çünkü "Bakın, Allah`ın vaadi her zaman gerçekleşir ve Son Saat(in gelişi) hakkında hiçbir şüphe olamaz" denildiğinde siz şu cevabı verirdiniz: "Son Saat`in ne olduğunu bilmiyoruz, onun boş bir zandan başka bir şey olmadığını düşünüyoruz ve (sonuçta) ona kani olmuş değiliz!"
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve şüphe yok ki, «Allah`ın vaadi haktır ve o Kıyamette bir şüphe yoktur» denildiği zaman siz dediniz ki, «Kıyamet nedir? Biz (bunu) bir zandan başka bir şey sanmıyoruz ve biz (bu hususta) yakîn edinmişler değiliz.»
Ömer Öngüt : Size: "Allah`ın vaadi haktır, kıyamet gününde şüphe yoktur. " denildiği zaman: "Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz, yalnız yoktur sanıyoruz, hakkında kesin bir bilgi elde etmiş değiliz. " demiştiniz.
Şaban Piriş : Allahın verdiği söz haktır ve kıyametin kopacağında şüphe yoktur, denildiği zaman: -Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz. Yalnız olmadığını sanıyoruz. Bu konuda kesin bir bilgi sahibi değiliz.
Suat Yıldırım : Size: "Allahın vâdi gerçektir, kıyamet (dirilme) saati mutlaka gelecektir" denildiğinde siz: "Kıyamet neymiş bilmeyiz, biz olsa olsa bir zan ve tahminde bulunabiliriz, ama biz kesin bir tarzda ona inanmayız." demiştiniz.
Süleyman Ateş : "Allâh`ın va`di gerçektir, (Duruşma) sâ`at(inin geleceğin)de şüphe yoktur" dendiği zaman: "Sâ`at nedir, bilmiyoruz, (onu) sadece (bir kuruntu) sanıyoruz biz ona inanmıyoruz" demiştiniz ha?!"
Tefhim-ul Kuran : «Gerçekten Allah`ın va`di haktır, kıyamet saatinde hiçbir kuşku yoktur» denildiği zaman, siz: «Kıyamet saati de neymiş, biz bilmiyoruz; biz yalnızca bir zan (ve tahmin)de bulunup zannediyoruz; biz, kesin bir bilgiyle inanmakta olanlar değiliz» demiştiniz.
Ümit Şimşek : `Allah`ın vaadi gerçektir; kıyametin geleceğinde de hiçbir kuşku yoktur` dendiğinde, siz dediniz ki: `Kıyamet neymiş, biz bilmeyiz. Biz onu bir tahminden ibaret sanıyoruz; kesin bir bilgi sahibi değiliz.`
Yaşar Nuri Öztürk : Hani, size, "Hiç kuşkusuz, Allah`ın vaadi haktır, kıyamet saatinde de şüphe yoktur" dendiğinde, siz şöyle demiştiniz: "Saat nedir, bilmiyoruz. Sadece birşeyler var sanıyoruz; kesin bir bilgimiz olmadığı için inanmıyoruz."
1. ve izâ : ve olduğu zaman
2. kîle : denildi
3. inne : muhakkak ki
4. va`de allâhi : Allah`ın vaadi
5. hakkun : hak
6. ve es sâatu : ve saat
7. lâ reybe : şüphe yoktur
8. fî-ha : onun hakkında
9. kultum : siz dediniz
10. mâ nedrî : biz bilmiyoruz, bilmeyiz
11. mâ es sâatu : o saat nedir
12. in ... (illâ) : sadece
13. nezunnu : biz zannediyoruz, sanıyoruz
14. (in) ... illâ : sadece
15. zannen : bir zan
16. ve mâ nahnu : ve biz değiliz
17. bi musteykinîne : yakîn sahibi olanlar
İmam İskender Ali Mihr : Ve: Allah`ın vaadi ve hakkında şüphe olmayan o saat (kıyâmet) haktır. denildiği zaman siz: Biz o saat (kıyâmet) nedir bilmeyiz? Sadece bir zan olduğunu sanıyoruz. Ve biz, yakîn sahibi değiliz. dediniz.
Diyanet İşleri : Şüphesiz, Allahın vadi gerçektir, kıyamet hakkında hiçbir şüphe yoktur dendiği zaman ise; Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz, sadece zannediyoruz. Biz bu konuda kesin kanaat sahibi değiliz demiştiniz.
Abdulbaki Gölpınarlı : Ve size, şüphe yok ki Allah`ın vaadi gerçektir ve kıyâmette şüphe yoktur dendi mi, kıyâmet nedir derdiniz, bilmiyoruz ki, ancak bir zanda bulunmadayız ve biz, iyiden iyiye bilmedik, anlamadık ki.
Adem Uğur : Allah`ın vâdi gerçektir, kıyamet gününde şüphe yoktur dendiği zaman: Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz onun bir tahminden ibaret olduğunu sanıyoruz, (onun hakkında) kesin bir bilgi elde etmiş değiliz, demiştiniz.
Ahmed Hulusi : "Allâh vaadi haktır ve O Saat (hakikatin ortaya çıkacağı süreç) ki, onda şüphe yoktur" denildiğinde: "O Saat nedir, bilmiyoruz. . . Sadece bir zan olduğunu düşünüyoruz ve buna yakînimiz yok!" demiştiniz.
Ahmet Tekin : Onlara:
`Diriltilme, hesap ve ceza ile ilgili Allahın vadi haktır, doğrudur. Kıyametin kopacağı ânın geleceğinde ve hesap sorulacağında şüphe yoktur.` denildiğinde:
`Kıyamet nedir, bilmiyoruz. Yalnızca bir düşünceden, bir tasavvurdan ibaret sanıyoruz. Bu hususta ilme, delile dayanan kesin bir bilgiye, inanca sahip değiliz.` demiştiniz.
Ahmet Varol : `Allah`ın vaadi gerçektir ve kıyamet(in geleceğin)de şüphe yoktur` dendiği zaman da: `Biz kıyamet nedir bilmiyoruz. Sadece bir zanda bulunuyoruz ve kesin bir bilgiye dayanarak inanıyor değiliz` demiştiniz.
Ali Bulaç : "Gerçekten Allah`ın va`di haktır, kıyamet saatinde hiçbir kuşku yoktur" denildiği zaman, siz: "Kıyamet saati de neymiş, biz bilmiyoruz; biz yalnızca bir zan (ve tahmin)de bulunup zannediyoruz; biz, kesin bir bilgiyle inanmakta olanlar değiliz" demiştiniz.
Ali Fikri Yavuz : Hem (size ey kâfirler): - Allahın (ölüleri dirilteceğine dair) vaadi hakdır ve kıyametin kopmasında şübhe yoktur. denildiğinde, demiştiniz ki: Bilmiyoruz, kıyametin kopması nedir? Ancak bir zandan ibaret olduğuna kaniyiz; ve biz yakinen inananlar değiliz.
Bekir Sadak : «Dogrusu Allah`in verdigi soz gercektir, kiyamet saati suphe goturmez» dendigi zaman: «Kiyametin ne oldugunu bilmiyoruz, yalniz yoktur saniyoruz, buna dair kesin bir bilgi elde etmis degiliz» derdiniz.
Celal Yıldırım : Allah`ın va`di (verdiği söz) mutlaka hakktır; Kıyâmet`in kopacağında hiç şüphe yoktur, denilince de, «biz, Kıyâmet`in kopuşu nedir bilmiyoruz, sadece zan ve tahminde bulunuyoruz ; bizim bu konuda kesin bilgimiz yoktur,» diye cevap verdiniz.
Diyanet İşleri (eski) : `Doğrusu Allah`ın verdiği söz gerçektir, kıyamet saati şüphe götürmez` dendiği zaman: `Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz, yalnız yoktur sanıyoruz, buna dair kesin bir bilgi elde etmiş değiliz` derdiniz.
Diyanet Vakfi : «Allah`ın vâdi gerçektir, kıyamet gününde şüphe yoktur» dendiği zaman: Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz onun bir tahminden ibaret olduğunu sanıyoruz; (onun hakkında) kesin bir bilgi elde etmiş değiliz, demiştiniz.
Edip Yüksel : Kendilerine ALLAH`ın sözünün bir gerçek ve Saat`in kesinleşmesi kaçınılmaz bir olay olduğu söylendiğinde siz, `Saat`in ne olduğunu bilmeyiz! Biz sadece çeşitli sanılara sahibiz ve bu konuda kesin bir bilgi elde etmiş değiliz,` derdiniz.
Elmalılı Hamdi Yazır : Hem Allahın va`dı haktır ve o saatın geleceğinde şübhe yoktur denildiğinde demiştiniz ki: bilmiyoruz saat nedir? Yalnız bir zandır zannediyoruz fakat biz yakîn edinmiş değiliz
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Hem «Allah`ın va`di gerçektir ve o kıyametin geleceğinden şüphe yoktur.» denildiğinde, demiştiniz ki: «Kıyamet nedir, bilmiyoruz. Yalnız bir zandan ibaret sanıyoruz, fakat biz bu hususta kesin bir bilgi edinmiş değiliz!»
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Allah`ın vaadi gerçektir. «O kıyâmetin geleceğinde şüphe yoktur.» denildiğinde «Kıyamet nedir bilmiyoruz. Yalnız bir zandan ibârettir sanıyoruz. Fakat bu hususta kesin bir bilgimiz yok.» derdiniz.
Fizilal-il Kuran : Allahın vaadi haktır. Ve kıyamet günü şüphe götürmez denildiği zaman siz demiştiniz ki: Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz. Ancak birtakım tahminlerde bulunuyoruz. Onun hakkında kesin bir bilgi elde etmiş değiliz.
Gültekin Onan : "Gerçekten Tanrı`nın vaadi haktır, kıyamet saatinde hiçbir kuşku yoktur" denildiği zaman, siz: "Kıyamet saati de neymiş, biz bilmiyoruz; biz yalnızca bir zan (ve tahmin)de bulunup zannediyoruz; biz, kesin bir bilgiyle inanmakta olanlar değiliz" demiştiniz.
Hasan Basri Çantay : (Ey kâfirler, size
«Şübhesiz Allahın va`di hakdır. O saattin geleceğin) de asla şübhe yokdur» denildiği zaman siz «O saat de neymiş, bilmiyoruz. Tereddüdden başka bir zamanda bulunmuyoruz. Biz (onun muhakkak geleceğine) kat`î inan ve bilgi besleyenler değiliz» dediniz.Hayrat Neşriyat : Hem (size): `Şübhesiz ki Allahın va`di haktır; kıyâmet(in geleceği) ki onda hiç şübhe yoktur!` denildiği zaman: `Kıyâmet nedir, bilmiyoruz; sâdece bir zan(dan ibâret)olduğunu sanıyoruz; zâten biz (onun geleceğine) kat`î olarak inanıcılar değiliz!` demiştiniz.
İbni Kesir : Allah`ın vaadi haktır ve kıyamet günü hakkında hiç şüphe yoktur, denildiği zaman; siz demiştiniz ki: Kıyamet nedir? bilmiyoruz, ancak bir takım tahminlerde bulunuyoruz. Onun hakkında kesin bir bilgi elde etmiş değiliz.
Muhammed Esed : Çünkü "Bakın, Allah`ın vaadi her zaman gerçekleşir ve Son Saat(in gelişi) hakkında hiçbir şüphe olamaz" denildiğinde siz şu cevabı verirdiniz: "Son Saat`in ne olduğunu bilmiyoruz, onun boş bir zandan başka bir şey olmadığını düşünüyoruz ve (sonuçta) ona kani olmuş değiliz!"
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve şüphe yok ki, «Allah`ın vaadi haktır ve o Kıyamette bir şüphe yoktur» denildiği zaman siz dediniz ki, «Kıyamet nedir? Biz (bunu) bir zandan başka bir şey sanmıyoruz ve biz (bu hususta) yakîn edinmişler değiliz.»
Ömer Öngüt : Size: "Allah`ın vaadi haktır, kıyamet gününde şüphe yoktur. " denildiği zaman: "Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz, yalnız yoktur sanıyoruz, hakkında kesin bir bilgi elde etmiş değiliz. " demiştiniz.
Şaban Piriş : Allahın verdiği söz haktır ve kıyametin kopacağında şüphe yoktur, denildiği zaman: -Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz. Yalnız olmadığını sanıyoruz. Bu konuda kesin bir bilgi sahibi değiliz.
Suat Yıldırım : Size: "Allahın vâdi gerçektir, kıyamet (dirilme) saati mutlaka gelecektir" denildiğinde siz: "Kıyamet neymiş bilmeyiz, biz olsa olsa bir zan ve tahminde bulunabiliriz, ama biz kesin bir tarzda ona inanmayız." demiştiniz.
Süleyman Ateş : "Allâh`ın va`di gerçektir, (Duruşma) sâ`at(inin geleceğin)de şüphe yoktur" dendiği zaman: "Sâ`at nedir, bilmiyoruz, (onu) sadece (bir kuruntu) sanıyoruz biz ona inanmıyoruz" demiştiniz ha?!"
Tefhim-ul Kuran : «Gerçekten Allah`ın va`di haktır, kıyamet saatinde hiçbir kuşku yoktur» denildiği zaman, siz: «Kıyamet saati de neymiş, biz bilmiyoruz; biz yalnızca bir zan (ve tahmin)de bulunup zannediyoruz; biz, kesin bir bilgiyle inanmakta olanlar değiliz» demiştiniz.
Ümit Şimşek : `Allah`ın vaadi gerçektir; kıyametin geleceğinde de hiçbir kuşku yoktur` dendiğinde, siz dediniz ki: `Kıyamet neymiş, biz bilmeyiz. Biz onu bir tahminden ibaret sanıyoruz; kesin bir bilgi sahibi değiliz.`
Yaşar Nuri Öztürk : Hani, size, "Hiç kuşkusuz, Allah`ın vaadi haktır, kıyamet saatinde de şüphe yoktur" dendiğinde, siz şöyle demiştiniz: "Saat nedir, bilmiyoruz. Sadece birşeyler var sanıyoruz; kesin bir bilgimiz olmadığı için inanmıyoruz."