02.10.2012, 22:20
Tarifu fî vucûhihim nadraten naîm(naîmi).
1. ta`rifu : sen tanırsın, görüp anlarsın
2. fî vucûhi-him : onların yüzlerinde
3. nadrate : ışıl ışıl, pırıl pırıl, pırıltı
4. en naîmi : ni`metler
İmam İskender Ali Mihr : Sen, ni`metin pırıltısını (sevincini), onların yüzlerinde görüp anlarsın.
Diyanet İşleri : Onların yüzlerinde, nimetlerin sevincini görürsün.
Abdulbaki Gölpınarlı : Tanırsın onları, yüzlerinde cennetin parlaklığı var.
Adem Uğur : Onların yüzünde nimetlerin sevincini görürsün.
Ahmed Hulusi : Yüzlerinde, o nimetlerin parıltısını tanırsın.
Ahmet Tekin : Yüzlerinde nimet ve mutluluğun sevincini görürsün.
Ahmet Varol : Nimetlerin parıltısını yüzlerinde görürsün.
Ali Bulaç : Nimetin parıltılı sevincini sen onların yüzlerinde tanırsın.
Ali Fikri Yavuz : Öyle ki, nimetlenmelerinin zevkini yüzlerinden tanırsın.
Bekir Sadak : Onlari, yuzlerindeki nimet piriltisindan tanirsin.
Celal Yıldırım : Yüzlerinde nimetin içinde bulunmanın pırıltısını tanırsın.
Diyanet İşleri (eski) : Onları, yüzlerindeki nimet pırıltısından tanırsın.
Diyanet Vakfi : Onların yüzünde nimetlerin sevincini görürsün.
Edip Yüksel : Yüzlerinden nimetlerin sevinç ve parıltısını okursun.
Elmalılı Hamdi Yazır : Yüzlerinde naîmîn revnakını tanırsın
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Yüzlerinde nimet ve mutluluğun parıltısını tanırsın.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Yüzlerinde nimet ve mutluluğun sevincini görürsün.
Fizilal-il Kuran : Yüzlerinde cennetin aydınlığını görürsün.
Gültekin Onan : Nimetin parıltılı sevincini sen onların yüzlerinde tanırsın.
Hasan Basri Çantay : Öyle ki sen o ni`metin (herdem taze) güzelliğini yüzlerinde (görünce) tanırsın.
Hayrat Neşriyat : Yüzlerinde, ni`metlenmiş olmanın (sevinç ve) parıltısını tanırsın!
İbni Kesir : Sen, o nimetin güzelliğini yüzlerinden tanırsın.
Muhammed Esed : ve yüzlerinde kutsanmışlığın parıltısını göreceksin.
Ömer Nasuhi Bilmen : Onların yüzlerinde o nîmetin güzelliğini görüp anlarsın.
Ömer Öngüt : Yüzlerinde nimetin ve mutluluğun sevincini görürsün.
Şaban Piriş : Onları, yüzlerindeki nimet parıltısından tanırsın.
Suat Yıldırım : Sen onlara bakınca yüzlerinde, cennet nimetlerinin verdiği sevinci okursun.
Süleyman Ateş : Yüzlerinde ni`metin sevinç ve parıltısını sezersin.
Tefhim-ul Kuran : Nimetin parıltılı sevincini sen onların yüzlerinde tanıyıverirsin.
Ümit Şimşek : Nimetlerin sevincini yüzlerinden okursun.
Yaşar Nuri Öztürk : Yüzlerinde nimetin sevinç parıltısını izlersin.
1. ta`rifu : sen tanırsın, görüp anlarsın
2. fî vucûhi-him : onların yüzlerinde
3. nadrate : ışıl ışıl, pırıl pırıl, pırıltı
4. en naîmi : ni`metler
İmam İskender Ali Mihr : Sen, ni`metin pırıltısını (sevincini), onların yüzlerinde görüp anlarsın.
Diyanet İşleri : Onların yüzlerinde, nimetlerin sevincini görürsün.
Abdulbaki Gölpınarlı : Tanırsın onları, yüzlerinde cennetin parlaklığı var.
Adem Uğur : Onların yüzünde nimetlerin sevincini görürsün.
Ahmed Hulusi : Yüzlerinde, o nimetlerin parıltısını tanırsın.
Ahmet Tekin : Yüzlerinde nimet ve mutluluğun sevincini görürsün.
Ahmet Varol : Nimetlerin parıltısını yüzlerinde görürsün.
Ali Bulaç : Nimetin parıltılı sevincini sen onların yüzlerinde tanırsın.
Ali Fikri Yavuz : Öyle ki, nimetlenmelerinin zevkini yüzlerinden tanırsın.
Bekir Sadak : Onlari, yuzlerindeki nimet piriltisindan tanirsin.
Celal Yıldırım : Yüzlerinde nimetin içinde bulunmanın pırıltısını tanırsın.
Diyanet İşleri (eski) : Onları, yüzlerindeki nimet pırıltısından tanırsın.
Diyanet Vakfi : Onların yüzünde nimetlerin sevincini görürsün.
Edip Yüksel : Yüzlerinden nimetlerin sevinç ve parıltısını okursun.
Elmalılı Hamdi Yazır : Yüzlerinde naîmîn revnakını tanırsın
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Yüzlerinde nimet ve mutluluğun parıltısını tanırsın.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Yüzlerinde nimet ve mutluluğun sevincini görürsün.
Fizilal-il Kuran : Yüzlerinde cennetin aydınlığını görürsün.
Gültekin Onan : Nimetin parıltılı sevincini sen onların yüzlerinde tanırsın.
Hasan Basri Çantay : Öyle ki sen o ni`metin (herdem taze) güzelliğini yüzlerinde (görünce) tanırsın.
Hayrat Neşriyat : Yüzlerinde, ni`metlenmiş olmanın (sevinç ve) parıltısını tanırsın!
İbni Kesir : Sen, o nimetin güzelliğini yüzlerinden tanırsın.
Muhammed Esed : ve yüzlerinde kutsanmışlığın parıltısını göreceksin.
Ömer Nasuhi Bilmen : Onların yüzlerinde o nîmetin güzelliğini görüp anlarsın.
Ömer Öngüt : Yüzlerinde nimetin ve mutluluğun sevincini görürsün.
Şaban Piriş : Onları, yüzlerindeki nimet parıltısından tanırsın.
Suat Yıldırım : Sen onlara bakınca yüzlerinde, cennet nimetlerinin verdiği sevinci okursun.
Süleyman Ateş : Yüzlerinde ni`metin sevinç ve parıltısını sezersin.
Tefhim-ul Kuran : Nimetin parıltılı sevincini sen onların yüzlerinde tanıyıverirsin.
Ümit Şimşek : Nimetlerin sevincini yüzlerinden okursun.
Yaşar Nuri Öztürk : Yüzlerinde nimetin sevinç parıltısını izlersin.