02.10.2012, 22:45
Ve kâlet ûlâhum li uhrâhum fe mâ kâne lekum aleynâ min fadlin fe zûkûl azâbe bimâ kuntum teksibûn(teksibûne).
1. ve kâlet : ve dedi (dediler)
2. ûlâ-hum : onların evvelkileri
3. li uhrâ-hum : onların sonrakilere
4. fe : böylece, öyleyse, artık
5. mâ kâne lekum : sizin yoktur
6. aleynâ : bize
7. min fadlin : üstünlükten (bir üstünlük)
8. fe zûkû el azâbe : o zaman, öyleyse azabı tadın
9. bi-mâ : şeyler sebebiyle
10. kuntum teksibûne : kazanmış olduğunuz
İmam İskender Ali Mihr : Ve onların evvelkileri, sonrakilere: Sizin bizden bir üstünlüğünüz yok. Öyleyse kazanmış olduğunuz şeyler sebebiyle azabı tadın. dediler.
Diyanet İşleri : Öncekiler sonrakilere, Sizin bize karşı bir üstünlüğünüz yoktur. Artık kazanmış olduğunuz şeylere karşılık, azabı tadın derler.
Abdulbaki Gölpınarlı : Evvelce girenler, sonrakilere diyecekler ki: Sizin bir üstünlüğünüz yok bize, kazandığınız suçlar yüzünden tadın azâbı.
Adem Uğur : Öncekiler de sonrakilere derler ki: Sizin bize bir üstünlüğünüz yok. O halde siz de yaptıklarınıza karşılık azabı tadın!
Ahmed Hulusi : Öncekiler de sonrakilere: "Sizin bize bir üstünlüğünüz yok. . . Uygulamalarınızın getirisi olarak yaşayın azabı!" derler.
Ahmet Tekin : İktidar sahibi liderler, halka:
`Sizin bize göre farklı bir tarafınız yok. O halde, siz de işlediğiniz ameller, yüklendiğiniz günahlar sebebiyle azâbı tadın.` derler.
Ahmet Varol : Öncekiler de sonrakilere: `Sizin bize bir üstünlüğünüz yoktu. Kazandıklarınıza karşılık azabı tadın` derler.
Ali Bulaç : (Bu sefer) Önde gelenler, sonda yer alanlara diyecekler ki: "Sizin bize göre bir üstünlüğünüz yoktur, kazandıklarınıza karşılık olarak azabı tadın."
Ali Fikri Yavuz : Önceki öncüler de sonrakilere; - Sizin de bize karşı bir üstünlüğünüz olmadı. Artık kendi yaptığınızın cezası olan azabı tadın, derler.
Bekir Sadak : Oncekiler sonrakilere, «Sizin bizden bir ustunlugunuz yoktu, kazandiginiza karsilik azabi tadin» derler. *
Celal Yıldırım : Öncekiler sonrakilere, «Sizin bize karşı bir üstünlüğünüz yoktur. Kazandığınıza karşılık azabı tadın I» diyecekler.
Diyanet İşleri (eski) : Öncekiler sonrakilere, `Sizin bizden bir üstünlüğünüz yoktu, kazandığınıza karşılık azabı tadın` derler.
Diyanet Vakfi : Öncekiler de sonrakilere derler ki: Sizin bize bir üstünlüğünüz yok. O halde siz de yaptıklarınıza karşılık azabı tadın!
Edip Yüksel : Öncekiler sonrakilere, `Sizin bize bir üstünlüğünüz yoktur. Kazandıklarınızdan ötürü azabı tadın,` dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır : Öndekiler de sonrakilere derler ki: sizin de bize karşı bir meziyyetiniz olmadı, artık kendi kesbinizin cezası, tadın azabı
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Öndekiler de sonrakilere: «Sizin bize karşı hiçbir üstünlüğünüz olmadı. Artık kendi kazancınızın cezası olarak tadın azabı.» derler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Öncekiler de sonrakilere derler ki: «Sizin bizden bir üstünlüğünüz yoktur. O halde yaptıklarınızdan dolayı azabı tadın».
Fizilal-il Kuran : Öncekiler de, kendilerinden sonrakilere, «Sizin de bizden bir farkınız yoktu. O halde siz de işlediğiniz kötülüklerin karşılığı olan azabı çekiniz» derler.
Gültekin Onan : (Bu sefer) Önde gelenler, sonda yer alanlara diyecekler ki: "Sizin bize göre bir üstünlüğünüz yoktur, kazandıklarınıza karşılık olarak azabı tadın."
Hasan Basri Çantay : Onların evvelkileri de sonrakilerine: «Sizin bize karşı hiçbir üstünlüğ (ünüz) yokdur. O halde ne kazanmış idiyseniz karşılığı olan azabı tadın» dedi (diyecek).
Hayrat Neşriyat : Öncekiler ise sonrakilere: `Hâlbuki (bu mevzu`da) sizin bizim üzerimize hiç bir üstünlüğünüz olmadı, öyle ise kazanageldiğiniz (günahlar) yüzünden azâbı(nızı) tadın!` derler.
İbni Kesir : Öncekiler de sonrakilere: Sizin bizden bir üstünlüğünüz yoktur. Öyleyse ne kazandıysanız karşılığı olan azabı tadın, derler.
Muhammed Esed : Ve öncekiler, sonrakilere şöyle diyecek: "Demek ki, hiçbir bakımdan bizden üstün kimseler değilmişsiniz! Öyleyse, yaptığınız bütün o kötülükler için, tadın bu azabı!"
Ömer Nasuhi Bilmen : Öndekiler de, sonrakilere diyeceklerdir ki: «Sizin için bizim üzerimize bir fazl (ve rüçhan) yoktur. Binaenaleyh (siz de) kazanır olduğunuz şey sebebiyle azabı tadınız.»
Ömer Öngüt : Öncekiler sonrakilere: Sizin bizden üstünlüğünüz yoktu, kazandığınıza karşılık azabı tadın! derler.
Şaban Piriş : Öncekiler ise, kendilerinden sonra gelenlere: -Sizin, bizden bir üstünlüğünüz yoktur, siz de kazanmış olduklarınıza karşılık azabı tadın! derler.
Suat Yıldırım : Bu sefer öndekiler de sonrakilere derler ki: "Gördünüz ya, sizin bize karşı bir ayrıcalığınız olmadı, artık kendi işlediklerinizin cezası olarak tadın azabı!"
Süleyman Ateş : Öncekiler de sonrakilere dediler ki: "Sizin bize bir üstünlüğünüz yok. O halde siz de kazandıklarınıza karşılık azâbı tadın!"
Tefhim-ul Kuran : (Bu sefer) Önde gelenler, sonda yer alanlara diyecekler ki: «Sizin bize göre bir üstünlüğünüz yoktur, kazandıklarınıza karşılık olarak azabı tadın.»
Ümit Şimşek : Öncekiler de sonrakilere `Sizin bize bir üstünlüğünüz yok ki,` derler. `Siz de kendi kazandıklarınızın azabını tadın.`
Yaşar Nuri Öztürk : Öncekiler de sonrakiler için şöyle konuşurlar: "Artık sizin, bizim üzerimizde bir üstünlüğünüz yok. O halde kazandıklarınıza karşılık azabı tadın."
1. ve kâlet : ve dedi (dediler)
2. ûlâ-hum : onların evvelkileri
3. li uhrâ-hum : onların sonrakilere
4. fe : böylece, öyleyse, artık
5. mâ kâne lekum : sizin yoktur
6. aleynâ : bize
7. min fadlin : üstünlükten (bir üstünlük)
8. fe zûkû el azâbe : o zaman, öyleyse azabı tadın
9. bi-mâ : şeyler sebebiyle
10. kuntum teksibûne : kazanmış olduğunuz
İmam İskender Ali Mihr : Ve onların evvelkileri, sonrakilere: Sizin bizden bir üstünlüğünüz yok. Öyleyse kazanmış olduğunuz şeyler sebebiyle azabı tadın. dediler.
Diyanet İşleri : Öncekiler sonrakilere, Sizin bize karşı bir üstünlüğünüz yoktur. Artık kazanmış olduğunuz şeylere karşılık, azabı tadın derler.
Abdulbaki Gölpınarlı : Evvelce girenler, sonrakilere diyecekler ki: Sizin bir üstünlüğünüz yok bize, kazandığınız suçlar yüzünden tadın azâbı.
Adem Uğur : Öncekiler de sonrakilere derler ki: Sizin bize bir üstünlüğünüz yok. O halde siz de yaptıklarınıza karşılık azabı tadın!
Ahmed Hulusi : Öncekiler de sonrakilere: "Sizin bize bir üstünlüğünüz yok. . . Uygulamalarınızın getirisi olarak yaşayın azabı!" derler.
Ahmet Tekin : İktidar sahibi liderler, halka:
`Sizin bize göre farklı bir tarafınız yok. O halde, siz de işlediğiniz ameller, yüklendiğiniz günahlar sebebiyle azâbı tadın.` derler.
Ahmet Varol : Öncekiler de sonrakilere: `Sizin bize bir üstünlüğünüz yoktu. Kazandıklarınıza karşılık azabı tadın` derler.
Ali Bulaç : (Bu sefer) Önde gelenler, sonda yer alanlara diyecekler ki: "Sizin bize göre bir üstünlüğünüz yoktur, kazandıklarınıza karşılık olarak azabı tadın."
Ali Fikri Yavuz : Önceki öncüler de sonrakilere; - Sizin de bize karşı bir üstünlüğünüz olmadı. Artık kendi yaptığınızın cezası olan azabı tadın, derler.
Bekir Sadak : Oncekiler sonrakilere, «Sizin bizden bir ustunlugunuz yoktu, kazandiginiza karsilik azabi tadin» derler. *
Celal Yıldırım : Öncekiler sonrakilere, «Sizin bize karşı bir üstünlüğünüz yoktur. Kazandığınıza karşılık azabı tadın I» diyecekler.
Diyanet İşleri (eski) : Öncekiler sonrakilere, `Sizin bizden bir üstünlüğünüz yoktu, kazandığınıza karşılık azabı tadın` derler.
Diyanet Vakfi : Öncekiler de sonrakilere derler ki: Sizin bize bir üstünlüğünüz yok. O halde siz de yaptıklarınıza karşılık azabı tadın!
Edip Yüksel : Öncekiler sonrakilere, `Sizin bize bir üstünlüğünüz yoktur. Kazandıklarınızdan ötürü azabı tadın,` dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır : Öndekiler de sonrakilere derler ki: sizin de bize karşı bir meziyyetiniz olmadı, artık kendi kesbinizin cezası, tadın azabı
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Öndekiler de sonrakilere: «Sizin bize karşı hiçbir üstünlüğünüz olmadı. Artık kendi kazancınızın cezası olarak tadın azabı.» derler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Öncekiler de sonrakilere derler ki: «Sizin bizden bir üstünlüğünüz yoktur. O halde yaptıklarınızdan dolayı azabı tadın».
Fizilal-il Kuran : Öncekiler de, kendilerinden sonrakilere, «Sizin de bizden bir farkınız yoktu. O halde siz de işlediğiniz kötülüklerin karşılığı olan azabı çekiniz» derler.
Gültekin Onan : (Bu sefer) Önde gelenler, sonda yer alanlara diyecekler ki: "Sizin bize göre bir üstünlüğünüz yoktur, kazandıklarınıza karşılık olarak azabı tadın."
Hasan Basri Çantay : Onların evvelkileri de sonrakilerine: «Sizin bize karşı hiçbir üstünlüğ (ünüz) yokdur. O halde ne kazanmış idiyseniz karşılığı olan azabı tadın» dedi (diyecek).
Hayrat Neşriyat : Öncekiler ise sonrakilere: `Hâlbuki (bu mevzu`da) sizin bizim üzerimize hiç bir üstünlüğünüz olmadı, öyle ise kazanageldiğiniz (günahlar) yüzünden azâbı(nızı) tadın!` derler.
İbni Kesir : Öncekiler de sonrakilere: Sizin bizden bir üstünlüğünüz yoktur. Öyleyse ne kazandıysanız karşılığı olan azabı tadın, derler.
Muhammed Esed : Ve öncekiler, sonrakilere şöyle diyecek: "Demek ki, hiçbir bakımdan bizden üstün kimseler değilmişsiniz! Öyleyse, yaptığınız bütün o kötülükler için, tadın bu azabı!"
Ömer Nasuhi Bilmen : Öndekiler de, sonrakilere diyeceklerdir ki: «Sizin için bizim üzerimize bir fazl (ve rüçhan) yoktur. Binaenaleyh (siz de) kazanır olduğunuz şey sebebiyle azabı tadınız.»
Ömer Öngüt : Öncekiler sonrakilere: Sizin bizden üstünlüğünüz yoktu, kazandığınıza karşılık azabı tadın! derler.
Şaban Piriş : Öncekiler ise, kendilerinden sonra gelenlere: -Sizin, bizden bir üstünlüğünüz yoktur, siz de kazanmış olduklarınıza karşılık azabı tadın! derler.
Suat Yıldırım : Bu sefer öndekiler de sonrakilere derler ki: "Gördünüz ya, sizin bize karşı bir ayrıcalığınız olmadı, artık kendi işlediklerinizin cezası olarak tadın azabı!"
Süleyman Ateş : Öncekiler de sonrakilere dediler ki: "Sizin bize bir üstünlüğünüz yok. O halde siz de kazandıklarınıza karşılık azâbı tadın!"
Tefhim-ul Kuran : (Bu sefer) Önde gelenler, sonda yer alanlara diyecekler ki: «Sizin bize göre bir üstünlüğünüz yoktur, kazandıklarınıza karşılık olarak azabı tadın.»
Ümit Şimşek : Öncekiler de sonrakilere `Sizin bize bir üstünlüğünüz yok ki,` derler. `Siz de kendi kazandıklarınızın azabını tadın.`
Yaşar Nuri Öztürk : Öncekiler de sonrakiler için şöyle konuşurlar: "Artık sizin, bizim üzerimizde bir üstünlüğünüz yok. O halde kazandıklarınıza karşılık azabı tadın."