05.10.2012, 12:51
Yalemu mâ beyne eydîhim ve mâ halfehum ve lâ yeşfeûne illâ li menirtedâ ve hum min haşyetihî muşfikûn(muşfikûne).
1. ya`lemu : bilir
2. mâ : şey
3. beyne eydî-him : onların elleri arasındaki, önlerindeki
4. ve mâ : ve şey
5. halfe-hum : onların arkası
6. ve lâ yeşfeûne : ve şefaat etmezler
7. illâ : ancak, den başka
8. li men irtedâ : rızaya ermiş kimse(ler)
9. ve hum : ve onlar
10. min haşyeti-hî : onun haşyetinden
11. muşfikûne : korkanlar
İmam İskender Ali Mihr : Onların önünde ve arkasında olan şeyleri (muhafız melekleri) bilir. Ve onlar, (Allah`ın) rızasına ermiş olanlardan başkasına şefaat etmezler. Ve onlar, O`nun (Allah`ın) haşyetinden korkanlardır.
Diyanet İşleri : Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de (yaptıklarını da yapacaklarını da) bilir. Onlar, Onun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat etmezler ve hepsi Onun korkusuyla titrerler.
Abdulbaki Gölpınarlı : O bilir, onların önlerinde ve artlarında ne varsa ve Tanrı rızâsına mazhar olandan başkasına şefâat de edemezler ve onlar, onun korkusundan ürkerler.
Adem Uğur : Allah, onların önlerindekini de, arkalarındakini de (yaptıklarını da, yapacaklarını da) bilir. Allah rızasına ulaşmış olanlardan başkasına şefaat etmezler. Onlar, Allah korkusundan titrerler!
Ahmed Hulusi : Onların önlerindekini de, arkalarındakini de bilir. . . Onlar, ancak rızasını kazanmış kişilere şefaat ederler. . . Onlar, O`nun haşyetinden titrerler.
Ahmet Tekin : Allah onların aşikâre, saklı, gizli yaptıklarını, yapacaklarını bilir. Allahın rızasına mazhar olmuş kullarından başkasına şefaat etmezler. Onlar korku içinde, Allahın emirlerine itina göstererek, saygıdan titrerler.
Ahmet Varol : O (Allah) onların önlerinde ve arkalarında olanı bilir. O`nun hoşnut olduğu kimseden başkasına şefaat etmezler. O`nun korkusuyla titremektedirler.
Ali Bulaç : O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir; onlar şefaat etmezler (kendisinden) hoşnut olunandan başka. Ve onlar, O`nun haşmetinden içleri titremekte olanlardır.
Ali Fikri Yavuz : Allah, onların önlerindekinide, arkalarındakini de (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir ve onlar, Onun rıza verdiği kimselerden başkasına şefaat edemezler. Hepsi Onun korkusundan titrerler.
Bekir Sadak : Allah, onlarin yaptiklarini ve yapmakta olduklarini bilir. Onlar Allah`in hosnut oldugu kimseden baskasina sefaat edemezler; O`nun korkusundan titrerler.
Celal Yıldırım : Allah onların önlerindekini de, arkalarındakini de bilir. Onlar ancak Allah`ın razı olacağı kimse için şefaat ederler ve onlar Allah korkusundan saygıyla titrerler.
Diyanet İşleri (eski) : Allah, onların yaptıklarını ve yapmakta olduklarını bilir. Onlar Allah`ın hoşnut olduğu kimseden başkasına şefaat edemezler; O`nun korkusundan titrerler.
Diyanet Vakfi : Allah, onların önlerindekini de, arkalarındakini de (yaptıklarını da, yapacaklarını da) bilir. Allah rızasına ulaşmış olanlardan başkasına şefaat etmezler. Onlar, Allah korkusundan titrerler!
Edip Yüksel : O onların geçmişini ve geleceğini bilir. Onlar O`nun hoşnut olduğu kullarından başkası için şefaat etmezler. Onlar bile O`nun karşısında saygıyla titrerler.
Elmalılı Hamdi Yazır : O onların önlerindekini arkalarındakini bilir ve onlar onun rıza verdiği kimselerden başkasına şefaat etmezler ve hepsi onun haşyetinden titrerler
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Allah onların önlerindekini de, arkalarındakini de bilir. Allah`ın razı olacağı kimselerden başkasına şefaat etmezler. Hepsi O`nun korkusundan titrerler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Allah, onların önlerindekini de, arkalarındakini de (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar, Allah`ın hoşnud olduğu kimseden başkasına şefaat etmezler. Hepsi de O`nun korkusundan titrerler.
Fizilal-il Kuran : Allah, onların önlerindekini ve arkalarında bıraktıklarını (yapacaklarını ve yaptıklarını) bilir. Onlar sadece Allah`ın hoşnut olduğu kimselere şefaat ederler ve Allah`ın korkusundan titrerler.
Gültekin Onan : O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir onlar şefaat etmezler (kendisinden) hoşnut olunandan başka. Ve onlar, O`nun haşmetinden içleri titremekte olanlardır.
Hasan Basri Çantay : Önlerindekini de, arkalarındakini de O bilir. Bunlar, Onun rızâsına ermiş olandan başka kimseye şefaat etmezler. Bunlar Onun korkusundan titreyenlerdir.
Hayrat Neşriyat : (Allah) onların önlerindekini ve arkalarındakini (yaptıklarını ve yapacaklarını)bilir; (Onun) râzı olduğu kimseden başkasına şefâat etmezler ve onlar Onun korkusundan titreyen kimselerdir.
İbni Kesir : O, onların önlerindekilerini de bilir, arkalarındakini de bilir. Onlar, Allah`ın hoşnud olduğu kimseden başkasına şefaat edemezler ve O`nun korkusundan titrerler.
Muhammed Esed : O, onların gözünün önünde olanları da bilir, onlardan gizli tutulan şeyleri de bilir; bunun içindir ki, onlar, O`nun (zaten) hoşnut olduğu insanların dışında kimseye yan çıkıp kayıramazlar; çünkü (herkesten önce) onların kendileri O`nun korkusuyla titrerler.
Ömer Nasuhi Bilmen : Onların ilerilerindekini de gerilerindekini de bilir ve razı olduğundan başkasına şefaat de edemezler ve onlar O`nun mehabetinden kemal-i itina ile korkar kimselerdir.
Ömer Öngüt : Allah, onların öndekilerini de bilir, arkalarındakini de bilir. Onlar, Allah`ın râzı olduğu kimseden başkasına şefaat edemezler ve O`nun korkusundan titrerler.
Şaban Piriş : Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de bilir. Allahın razı olduğu kimseden başkasına şefaat edemezler. Onun korkusundan tir tir titrerler.
Suat Yıldırım : O onların yaptıklarını da yapacaklarını da, açıkladıklarını da gizlediklerini de bilir. Onlar, sadece Onun razı olduğu kimse hakkında şefaat ederler. Ona duydukları tazimden ötürü çekinir, titrerler.
Süleyman Ateş : (Allâh) Onların önlerinde ve arkalarında olanı bilir. (Allâh`ın) râzı olduğundan başkasına şefâ`at edemezler ve onlar, O`nun korkusundan titrerler.
Tefhim-ul Kuran : O, önlerindekini de, arkalarındakini de bilmektedir; onlar şefaat de etmezler; (kendisinden) hoşnut olunandan başka. Ve onlar, O`nun haşmetinden içleri titremekte olanlardır.
Ümit Şimşek : Allah onların geçmişini de bilir, geleceğini de. Onlar, ancak Allah`ın rıza göstereceği kimseler için şefaat ederler; Onun korkusuyla da ürpermektedirler.
Yaşar Nuri Öztürk : O, onların önlerindekini de arkalarındakini de bilir. Onlar, O`nun hoşnutluk verdiklerinden başkasına da şefaat etmezler. Ve onlar O`nun korkusundan titrerler.
1. ya`lemu : bilir
2. mâ : şey
3. beyne eydî-him : onların elleri arasındaki, önlerindeki
4. ve mâ : ve şey
5. halfe-hum : onların arkası
6. ve lâ yeşfeûne : ve şefaat etmezler
7. illâ : ancak, den başka
8. li men irtedâ : rızaya ermiş kimse(ler)
9. ve hum : ve onlar
10. min haşyeti-hî : onun haşyetinden
11. muşfikûne : korkanlar
İmam İskender Ali Mihr : Onların önünde ve arkasında olan şeyleri (muhafız melekleri) bilir. Ve onlar, (Allah`ın) rızasına ermiş olanlardan başkasına şefaat etmezler. Ve onlar, O`nun (Allah`ın) haşyetinden korkanlardır.
Diyanet İşleri : Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de (yaptıklarını da yapacaklarını da) bilir. Onlar, Onun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat etmezler ve hepsi Onun korkusuyla titrerler.
Abdulbaki Gölpınarlı : O bilir, onların önlerinde ve artlarında ne varsa ve Tanrı rızâsına mazhar olandan başkasına şefâat de edemezler ve onlar, onun korkusundan ürkerler.
Adem Uğur : Allah, onların önlerindekini de, arkalarındakini de (yaptıklarını da, yapacaklarını da) bilir. Allah rızasına ulaşmış olanlardan başkasına şefaat etmezler. Onlar, Allah korkusundan titrerler!
Ahmed Hulusi : Onların önlerindekini de, arkalarındakini de bilir. . . Onlar, ancak rızasını kazanmış kişilere şefaat ederler. . . Onlar, O`nun haşyetinden titrerler.
Ahmet Tekin : Allah onların aşikâre, saklı, gizli yaptıklarını, yapacaklarını bilir. Allahın rızasına mazhar olmuş kullarından başkasına şefaat etmezler. Onlar korku içinde, Allahın emirlerine itina göstererek, saygıdan titrerler.
Ahmet Varol : O (Allah) onların önlerinde ve arkalarında olanı bilir. O`nun hoşnut olduğu kimseden başkasına şefaat etmezler. O`nun korkusuyla titremektedirler.
Ali Bulaç : O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir; onlar şefaat etmezler (kendisinden) hoşnut olunandan başka. Ve onlar, O`nun haşmetinden içleri titremekte olanlardır.
Ali Fikri Yavuz : Allah, onların önlerindekinide, arkalarındakini de (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir ve onlar, Onun rıza verdiği kimselerden başkasına şefaat edemezler. Hepsi Onun korkusundan titrerler.
Bekir Sadak : Allah, onlarin yaptiklarini ve yapmakta olduklarini bilir. Onlar Allah`in hosnut oldugu kimseden baskasina sefaat edemezler; O`nun korkusundan titrerler.
Celal Yıldırım : Allah onların önlerindekini de, arkalarındakini de bilir. Onlar ancak Allah`ın razı olacağı kimse için şefaat ederler ve onlar Allah korkusundan saygıyla titrerler.
Diyanet İşleri (eski) : Allah, onların yaptıklarını ve yapmakta olduklarını bilir. Onlar Allah`ın hoşnut olduğu kimseden başkasına şefaat edemezler; O`nun korkusundan titrerler.
Diyanet Vakfi : Allah, onların önlerindekini de, arkalarındakini de (yaptıklarını da, yapacaklarını da) bilir. Allah rızasına ulaşmış olanlardan başkasına şefaat etmezler. Onlar, Allah korkusundan titrerler!
Edip Yüksel : O onların geçmişini ve geleceğini bilir. Onlar O`nun hoşnut olduğu kullarından başkası için şefaat etmezler. Onlar bile O`nun karşısında saygıyla titrerler.
Elmalılı Hamdi Yazır : O onların önlerindekini arkalarındakini bilir ve onlar onun rıza verdiği kimselerden başkasına şefaat etmezler ve hepsi onun haşyetinden titrerler
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Allah onların önlerindekini de, arkalarındakini de bilir. Allah`ın razı olacağı kimselerden başkasına şefaat etmezler. Hepsi O`nun korkusundan titrerler.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Allah, onların önlerindekini de, arkalarındakini de (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar, Allah`ın hoşnud olduğu kimseden başkasına şefaat etmezler. Hepsi de O`nun korkusundan titrerler.
Fizilal-il Kuran : Allah, onların önlerindekini ve arkalarında bıraktıklarını (yapacaklarını ve yaptıklarını) bilir. Onlar sadece Allah`ın hoşnut olduğu kimselere şefaat ederler ve Allah`ın korkusundan titrerler.
Gültekin Onan : O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir onlar şefaat etmezler (kendisinden) hoşnut olunandan başka. Ve onlar, O`nun haşmetinden içleri titremekte olanlardır.
Hasan Basri Çantay : Önlerindekini de, arkalarındakini de O bilir. Bunlar, Onun rızâsına ermiş olandan başka kimseye şefaat etmezler. Bunlar Onun korkusundan titreyenlerdir.
Hayrat Neşriyat : (Allah) onların önlerindekini ve arkalarındakini (yaptıklarını ve yapacaklarını)bilir; (Onun) râzı olduğu kimseden başkasına şefâat etmezler ve onlar Onun korkusundan titreyen kimselerdir.
İbni Kesir : O, onların önlerindekilerini de bilir, arkalarındakini de bilir. Onlar, Allah`ın hoşnud olduğu kimseden başkasına şefaat edemezler ve O`nun korkusundan titrerler.
Muhammed Esed : O, onların gözünün önünde olanları da bilir, onlardan gizli tutulan şeyleri de bilir; bunun içindir ki, onlar, O`nun (zaten) hoşnut olduğu insanların dışında kimseye yan çıkıp kayıramazlar; çünkü (herkesten önce) onların kendileri O`nun korkusuyla titrerler.
Ömer Nasuhi Bilmen : Onların ilerilerindekini de gerilerindekini de bilir ve razı olduğundan başkasına şefaat de edemezler ve onlar O`nun mehabetinden kemal-i itina ile korkar kimselerdir.
Ömer Öngüt : Allah, onların öndekilerini de bilir, arkalarındakini de bilir. Onlar, Allah`ın râzı olduğu kimseden başkasına şefaat edemezler ve O`nun korkusundan titrerler.
Şaban Piriş : Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de bilir. Allahın razı olduğu kimseden başkasına şefaat edemezler. Onun korkusundan tir tir titrerler.
Suat Yıldırım : O onların yaptıklarını da yapacaklarını da, açıkladıklarını da gizlediklerini de bilir. Onlar, sadece Onun razı olduğu kimse hakkında şefaat ederler. Ona duydukları tazimden ötürü çekinir, titrerler.
Süleyman Ateş : (Allâh) Onların önlerinde ve arkalarında olanı bilir. (Allâh`ın) râzı olduğundan başkasına şefâ`at edemezler ve onlar, O`nun korkusundan titrerler.
Tefhim-ul Kuran : O, önlerindekini de, arkalarındakini de bilmektedir; onlar şefaat de etmezler; (kendisinden) hoşnut olunandan başka. Ve onlar, O`nun haşmetinden içleri titremekte olanlardır.
Ümit Şimşek : Allah onların geçmişini de bilir, geleceğini de. Onlar, ancak Allah`ın rıza göstereceği kimseler için şefaat ederler; Onun korkusuyla da ürpermektedirler.
Yaşar Nuri Öztürk : O, onların önlerindekini de arkalarındakini de bilir. Onlar, O`nun hoşnutluk verdiklerinden başkasına da şefaat etmezler. Ve onlar O`nun korkusundan titrerler.