05.10.2012, 13:43
Ve li suleymâner rîha âsıfeten tecrî bi emrihî ilel ardılletî bâreknâ fîhâ ve kunnâ bi kulli şeyin âlimîn(âlimîne).
1. ve : ve
2. li suleymâne : Süleyman için
3. er rîha : rüzgâr
4. âsıfeten : fırtına
5. tecrî : akar, gider
6. bi emri-hî : onun emriyle
7. ilâ el ardı : o yere
8. elletî : ki o
9. bârek-nâ : bereketli kıldık
10. fî-hâ : orada
11. ve kun-nâ : ve biz olduk
12. bi kulli şey`in : herşeyi
13. âlimîne : bilenler
İmam İskender Ali Mihr : Ve fırtınalı rüzgâr, Hz. Süleyman içindi. (Rüzgâr), bereketli kıldığımız oradaki yerlere onun emriyle giderdi. Ve Biz, herşeyi bileniz (biliriz).
Diyanet İşleri : Süleymanın hizmetine de güçlü esen rüzgârı verdik. Rüzgâr, onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere eser giderdi. Biz, her şeyi hakkıyla bileniz.
Abdulbaki Gölpınarlı : Ve Süleyman`a kasırga gibi esen rüzgârı râm ettik, emriyle, kutladığımız yere esip giderdi ve biz her şeyi biliriz.
Adem Uğur : Süleyman`ın emrine de kasırga (gibi esen) rüzgârı verdik; onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere doğru eserdi. Biz herşeyi biliriz.
Ahmed Hulusi : Süleyman`a da fırtınayı boyun eğdirdik. . . Onun (Süleyman`ın) hükmüyle, içinde bereketler oluşturduğumuz bölgeye doğru eserdi! Biz, her şeyde bilen biziz.
Ahmet Tekin : Süleymanın faydalanması için de, bereketli, kutsal kıldığımız topraklara doğru, onun planlamasına göre kasırga gibi şiddetli esen rüzgârı verdik. Her şey bizim ilmimiz, irademiz, planımız dâhilinde ger-çekleşmeye devam etmektedir.
Ahmet Varol : Süleyman`a da şiddetle esen rüzgarı (boyun eğdirmiştik). O, onun emriyle içini bereketli kıldığımız yere akıp giderdi. Biz her şeyi bileniz.
Ali Bulaç : Süleyman için de, fırtına biçiminde esen rüzgara (boyun eğdirdik) ki, kendi emriyle, içinde bereketler kıldığımız yere akıp giderdi. Biz her şeyi bilenleriz.
Ali Fikri Yavuz : Süleymanın emrine de şiddetli rüzgârı bağlı kıldık ki, bu rüzgâr onun emriyle, kendisini içine bereketler verdiğimiz yere (Şama, civar yerlerden) götürürdü. Biz her şeyi bilenleriz.
Bekir Sadak : Bereketli kildigimiz yere dogru, Suleyman`in emriyle yuruyen siddetli ruzgari, onun buyruguna verdik. Biz herseyi biliyorduk.
Celal Yıldırım : Süleyman`a şiddetle esen rüzgârı baş eğdirdik; onun emriyle, mübarek kıldığımız yere akıp eserdi ve biz her şeyi bilenleriz.
Diyanet İşleri (eski) : Bereketli kıldığımız yere doğru, Süleyman`ın emriyle yürüyen şiddetli rüzgarı, onun buyruğuna verdik. Biz herşeyi biliyorduk.
Diyanet Vakfi : Süleyman`ın emrine de kasırga (gibi esen) rüzgârı verdik; onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere doğru eserdi. Biz herşeyi biliriz.
Edip Yüksel : Süleyman`a da, bereketli kıldığımız topraklara doğru esen boranın kumandasını verdik. Biz her şeyi iyi biliriz.
Elmalılı Hamdi Yazır : Süleyman için de şiddetli rüzgârı ki o içine bereketler verdiğimiz Arza emriyle cereyan ediyordu ve biz her şeyi biliriz
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Süleyman için de, bereketli kıldığımız yere doğru emriyle esip giden şiddetli rüzgarı verdik; Biz herşeyi biliriz.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Bereketli kıldığımız yere doğru, Süleyman`ın emriyle yürüyen şiddetli rüzgarı, onun buyruğuna verdik. Biz her şeyi biliyorduk.
Fizilal-il Kuran : Verimli ve bereketli kıldığımız bölgeye doğru akan fırtınayı O`nun buyruğuna verdik. Her şey bizim bilgimizin kapsamı içindedir.
Gültekin Onan : Süleyman için de fırtına biçiminde esen rüzgara (boyun eğdirdik) ki, kendi buyruğuyla içinde bereketler kıldığımız yere akıp giderdi. Biz her şeyi bilenleriz.
Hasan Basri Çantay : Süleymana da şiddetli esen rüzgârı (müsehhar kıldık ki) bu kendisini içerisine (feyz-ü) bereket verdiğimiz yere onun emriyle akar götürürdü. Biz her şey`i bilenleriz.
Hayrat Neşriyat : Süleymâna da şiddetli esen rüzgârı (boyun eğdirdik); (rüzgâr) onun emriyle, içinde bereketler kıldığımız yere (Şama) akıp giderdi. Ve (biz) herşeyi bilenleriz.
İbni Kesir : Süleyman`a da şiddetli esen rüzgarı müsahhar kıldık. Rüzgar, onun emri ile mübarek kıldığımız yere doğru eserdi. Ve Biz, her şeyi bilenleriz.
Muhammed Esed : Kutlu ülkeye doğru o`nun buyruğuyla esip gitsin diye o zorlu rüzgarı Süleyman`ın buyruğuna (Biz verdik); çünkü her şeyin aslını bilen Biziz.
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve Süleyman`a da şiddetli esen rüzgarı (musahhar kıldık) ki, içinde bereketler vücuda getirmiş olduğumuz yere O`nun emriyle cereyan ederdi. Ve Biz her şeye âlimleriz.
Ömer Öngüt : Süleyman`a da şiddetli esen rüzgârı musahhar kıldık. Rüzgâr onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere doğru eserdi. Biz her şeyi bilenleriz.
Şaban Piriş : Şiddetle esen rüzgarları da Süleymanın hizmetine sunmuştuk. Rüzgar onun emriyle, bereketlendirdiğimiz yere doğru eserdi. Biz her şeyi biliyorduk.
Suat Yıldırım : Süleymana da şiddetli rüzgârı âmade kıldık. Rüzgâr, onun emriyle kutlu beldeye doğru eserdi. Çünkü her şeyin gerçek mahiyetini Biz biliriz.
Süleyman Ateş : Süleymân`a da fırtınayı (boyun eğdirmiştik). Onun emriyle, içinde bereketler yarattığımız yere akıp giderdi. Biz her şeyi biliriz.
Tefhim-ul Kuran : Süleyman için de, fırtına biçiminde esen rüzgâra (boyun eğdirdik) ki, kendi emriyle, içinde bereketler kıldığımız yere akıp giderdi. Biz her şeyi bilenleriz.
Ümit Şimşek : Süleyman`a da şiddetli rüzgârı boyun eğdirdik ki, onun emriyle, bereketli kıldığımız topraklara doğru eserdi. Çünkü Biz herşeyi hakkıyla biliriz.
Yaşar Nuri Öztürk : Ve Süleyman`a kasırgayı boyun eğdirdik. İçini bereketlerle doldurduğumuz toprağa doğru onun emriyle akıp giderdi. Her şeyi bilenleriz biz.
1. ve : ve
2. li suleymâne : Süleyman için
3. er rîha : rüzgâr
4. âsıfeten : fırtına
5. tecrî : akar, gider
6. bi emri-hî : onun emriyle
7. ilâ el ardı : o yere
8. elletî : ki o
9. bârek-nâ : bereketli kıldık
10. fî-hâ : orada
11. ve kun-nâ : ve biz olduk
12. bi kulli şey`in : herşeyi
13. âlimîne : bilenler
İmam İskender Ali Mihr : Ve fırtınalı rüzgâr, Hz. Süleyman içindi. (Rüzgâr), bereketli kıldığımız oradaki yerlere onun emriyle giderdi. Ve Biz, herşeyi bileniz (biliriz).
Diyanet İşleri : Süleymanın hizmetine de güçlü esen rüzgârı verdik. Rüzgâr, onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere eser giderdi. Biz, her şeyi hakkıyla bileniz.
Abdulbaki Gölpınarlı : Ve Süleyman`a kasırga gibi esen rüzgârı râm ettik, emriyle, kutladığımız yere esip giderdi ve biz her şeyi biliriz.
Adem Uğur : Süleyman`ın emrine de kasırga (gibi esen) rüzgârı verdik; onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere doğru eserdi. Biz herşeyi biliriz.
Ahmed Hulusi : Süleyman`a da fırtınayı boyun eğdirdik. . . Onun (Süleyman`ın) hükmüyle, içinde bereketler oluşturduğumuz bölgeye doğru eserdi! Biz, her şeyde bilen biziz.
Ahmet Tekin : Süleymanın faydalanması için de, bereketli, kutsal kıldığımız topraklara doğru, onun planlamasına göre kasırga gibi şiddetli esen rüzgârı verdik. Her şey bizim ilmimiz, irademiz, planımız dâhilinde ger-çekleşmeye devam etmektedir.
Ahmet Varol : Süleyman`a da şiddetle esen rüzgarı (boyun eğdirmiştik). O, onun emriyle içini bereketli kıldığımız yere akıp giderdi. Biz her şeyi bileniz.
Ali Bulaç : Süleyman için de, fırtına biçiminde esen rüzgara (boyun eğdirdik) ki, kendi emriyle, içinde bereketler kıldığımız yere akıp giderdi. Biz her şeyi bilenleriz.
Ali Fikri Yavuz : Süleymanın emrine de şiddetli rüzgârı bağlı kıldık ki, bu rüzgâr onun emriyle, kendisini içine bereketler verdiğimiz yere (Şama, civar yerlerden) götürürdü. Biz her şeyi bilenleriz.
Bekir Sadak : Bereketli kildigimiz yere dogru, Suleyman`in emriyle yuruyen siddetli ruzgari, onun buyruguna verdik. Biz herseyi biliyorduk.
Celal Yıldırım : Süleyman`a şiddetle esen rüzgârı baş eğdirdik; onun emriyle, mübarek kıldığımız yere akıp eserdi ve biz her şeyi bilenleriz.
Diyanet İşleri (eski) : Bereketli kıldığımız yere doğru, Süleyman`ın emriyle yürüyen şiddetli rüzgarı, onun buyruğuna verdik. Biz herşeyi biliyorduk.
Diyanet Vakfi : Süleyman`ın emrine de kasırga (gibi esen) rüzgârı verdik; onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere doğru eserdi. Biz herşeyi biliriz.
Edip Yüksel : Süleyman`a da, bereketli kıldığımız topraklara doğru esen boranın kumandasını verdik. Biz her şeyi iyi biliriz.
Elmalılı Hamdi Yazır : Süleyman için de şiddetli rüzgârı ki o içine bereketler verdiğimiz Arza emriyle cereyan ediyordu ve biz her şeyi biliriz
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Süleyman için de, bereketli kıldığımız yere doğru emriyle esip giden şiddetli rüzgarı verdik; Biz herşeyi biliriz.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Bereketli kıldığımız yere doğru, Süleyman`ın emriyle yürüyen şiddetli rüzgarı, onun buyruğuna verdik. Biz her şeyi biliyorduk.
Fizilal-il Kuran : Verimli ve bereketli kıldığımız bölgeye doğru akan fırtınayı O`nun buyruğuna verdik. Her şey bizim bilgimizin kapsamı içindedir.
Gültekin Onan : Süleyman için de fırtına biçiminde esen rüzgara (boyun eğdirdik) ki, kendi buyruğuyla içinde bereketler kıldığımız yere akıp giderdi. Biz her şeyi bilenleriz.
Hasan Basri Çantay : Süleymana da şiddetli esen rüzgârı (müsehhar kıldık ki) bu kendisini içerisine (feyz-ü) bereket verdiğimiz yere onun emriyle akar götürürdü. Biz her şey`i bilenleriz.
Hayrat Neşriyat : Süleymâna da şiddetli esen rüzgârı (boyun eğdirdik); (rüzgâr) onun emriyle, içinde bereketler kıldığımız yere (Şama) akıp giderdi. Ve (biz) herşeyi bilenleriz.
İbni Kesir : Süleyman`a da şiddetli esen rüzgarı müsahhar kıldık. Rüzgar, onun emri ile mübarek kıldığımız yere doğru eserdi. Ve Biz, her şeyi bilenleriz.
Muhammed Esed : Kutlu ülkeye doğru o`nun buyruğuyla esip gitsin diye o zorlu rüzgarı Süleyman`ın buyruğuna (Biz verdik); çünkü her şeyin aslını bilen Biziz.
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve Süleyman`a da şiddetli esen rüzgarı (musahhar kıldık) ki, içinde bereketler vücuda getirmiş olduğumuz yere O`nun emriyle cereyan ederdi. Ve Biz her şeye âlimleriz.
Ömer Öngüt : Süleyman`a da şiddetli esen rüzgârı musahhar kıldık. Rüzgâr onun emriyle içinde bereketler yarattığımız yere doğru eserdi. Biz her şeyi bilenleriz.
Şaban Piriş : Şiddetle esen rüzgarları da Süleymanın hizmetine sunmuştuk. Rüzgar onun emriyle, bereketlendirdiğimiz yere doğru eserdi. Biz her şeyi biliyorduk.
Suat Yıldırım : Süleymana da şiddetli rüzgârı âmade kıldık. Rüzgâr, onun emriyle kutlu beldeye doğru eserdi. Çünkü her şeyin gerçek mahiyetini Biz biliriz.
Süleyman Ateş : Süleymân`a da fırtınayı (boyun eğdirmiştik). Onun emriyle, içinde bereketler yarattığımız yere akıp giderdi. Biz her şeyi biliriz.
Tefhim-ul Kuran : Süleyman için de, fırtına biçiminde esen rüzgâra (boyun eğdirdik) ki, kendi emriyle, içinde bereketler kıldığımız yere akıp giderdi. Biz her şeyi bilenleriz.
Ümit Şimşek : Süleyman`a da şiddetli rüzgârı boyun eğdirdik ki, onun emriyle, bereketli kıldığımız topraklara doğru eserdi. Çünkü Biz herşeyi hakkıyla biliriz.
Yaşar Nuri Öztürk : Ve Süleyman`a kasırgayı boyun eğdirdik. İçini bereketlerle doldurduğumuz toprağa doğru onun emriyle akıp giderdi. Her şeyi bilenleriz biz.