11.10.2012, 18:21
Fe enceynâhu vellezîne meahu bi rahmetin minnâ ve kata`nâ dâbirellezîne kezzebû bi âyâtinâ ve mâ kânû mu`minîn(mu`minîne).
1. fe encey-nâ-hu : böylece, bundan sonra, biz onu kurtardık
2. ve ellezîne : ve o kimseleri
3. mea-hu : onunla birlikte, beraber
4. bi rahmetin : rahmet ile
5. min-nâ : bizden (katımızdan)
6. ve kata`nâ : ve kestik (bitirdik)
7. dâbira ellezîne : o kimselerin kökünü, neslini
8. kezzebû : yalanladılar
9. bi âyâti-nâ : âyetlerimizi
10. ve mâ kânû mu`minîne : ve mü`min olmadılar
İmam İskender Ali Mihr : Bundan sonra (o vak`adan sonra) onu ve onunla beraber olanları katımızdan bir rahmet ile kurtardık. Ve âyetlerimizi yalanlayan ve mü`min olmayan kimselerin kökünü kestik (neslini bitirdik).
Diyanet İşleri : Bunun üzerine biz onu ve beraberindekileri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Âyetlerimizi yalanlayan ve iman etmemiş olanların ise kökünü kestik.
Abdulbaki Gölpınarlı : Onu ve onunla berâber olanları rahmetimizle kurtardık da âyetlerimizi yalanlayanların ve inanmayanların kökünü kestik.
Adem Uğur : Onu ve onunla beraber olanları rahmetimizle kurtardık ve âyetlerimizi yalanlayıp da iman etmeyenlerin kökünü kestik.
Ahmed Hulusi : (Biz de) Onu ve onunla beraber olanları, rahmetimizle kuşatarak kurtardık. . . Âyetlerimizi yalanlayanların ise kökünü kestik. . . Onlar iman etmediler.
Ahmet Tekin : Onu ve onunla birlikte olanları rahmetimizle kurtardık. Âyetlerimizi yalanlayanların ve iman etmeyenlerin kökünü kazıdık.
Ahmet Varol : Nitekim biz onu ve beraberindekileri tarafımızdan bir rahmet ile kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayarak iman etmeyenlerin de sonlarını getirdik.
Ali Bulaç : Böylece onu ve onunla birlikte olanları katımızdan bir rahmet ile kurtardık. Ayetlerimizi yalan sayarak inanmamış olanların kökünü kuruttuk.
Ali Fikri Yavuz : Nihayet Hûdu ve beraberindeki imân edenleri, rahmetimizle kurtardık; ve âyetlerimizi tekzip ederek iman etmemiş olanların kökünü kestik.
Bekir Sadak : Biz, rahmetimizle, Hud`u ve beraberinde bulunanlari kurtardik, ayetlerimizi yalan sayarak inanmayanlarin kokunu kestik. *
Celal Yıldırım : O sebeple biz Hûd`u da, onunla beraber olanları da katımızdan bir rahmet ile kurtardık. Âyetlerimizi yalanlayıp imân etmemiş olanların kökünü kestik.
Diyanet İşleri (eski) : Biz, rahmetimizle, Hud`u ve beraberinde bulunanları kurtardık, ayetlerimizi yalan sayarak inanmayanların kökünü kestik.
Diyanet Vakfi : Onu ve onunla beraber olanları rahmetimizle kurtardık ve âyetlerimizi yalanlayıp da iman etmeyenlerin kökünü kestik.
Edip Yüksel : Bizden bir rahmet olarak, onu ve onunla birlik olanları kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayarak inanmıyanların da ardını kestik.
Elmalılı Hamdi Yazır : Bunun üzerine kendisini ve ma`iyyetindekileri mahza tarafımızdan bir rahmet ile necâta erdirdik de o âyetlerimizi tekzib edib iyman etmiyenlerin kökünü kestik
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Bunun üzerine kendisini ve beraberindekileri, yalnız katımızdan bir rahmet ile kurtardık, ayetlerimize yalan deyip iman etmeyenlerin kökünü kestik.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Onu ve onunla beraber olanları rahmetimizle kurtardık ve âyetlerimizi yalanlayıp da iman etmeyenlerin kökünü kestik.
Fizilal-il Kuran : Hud`u ve beraberindekileri rahmetimizin sonucu olarak kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayarak inanmamış olanların ise kökünü kuruttuk.
Gültekin Onan : Böylece onu ve onunla birlikte olanları rahmetimiz ile kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanların ve inançlı olmayanların kökünü kuruttuk / kestik.
Hasan Basri Çantay : Bunun üzerine kendisini de, onunla beraber olanları da, katımızdan bir rahmet ile, kurtardık. Âyetlerimizi yalan sayıb îman etmemiş olanların ise kökünü kesdik.
Hayrat Neşriyat : Bunun üzerine onu (Hûdu) ve onunla berâber olanları, tarafımızdan bir rahmetle kurtardık ve âyetlerimizi yalanlayanların ve mümin olmayan kimselerin kökünü kestik.
İbni Kesir : Biz, bunun üzerine, rahmetimizle onu ve beraberinde bulunanları kurtardık. Ayetlerimizi yalan sayıp iman etmemiş olanların kökünü kestik. Onlar, zaten mü`minler değillerdi.
Muhammed Esed : Ve böylece, onu ve onunla beraber olanları kuşatıcı rahmetimizle kurtardık; beri yandan, ayetlerimizi yalanlayıp inanmayanlarıysa son kalıntısına kadar silip attık.
Ömer Nasuhi Bilmen : Bunun üzerine O`nu ve kendisiyle beraber olanları Bizden bir rahmet olarak halas ettik. Âyetlerimizi tekzîp edenlerin ve imân etmiş olmayanların ise kökünü kesiverdik.
Ömer Öngüt : Böylece biz de Hûd`u ve onunla beraber olanları katımızdan bir rahmetle kurtardık. Âyetlerimizi yalanlayıp da iman etmemiş olanların da kökünü kestik.
Şaban Piriş : Onu ve beraberindekileri katımızdan bir rahmet ile kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayan ve mümin olmayan kavmin de kökünü kazıdık.
Suat Yıldırım : Biz de onu ve beraberinde olanları, tarafımızdan bir lütuf olarak kurtardık ve âyetlerimizi yalan sayıp iman etmeyenlerin ise kökünü kestik.
Süleyman Ateş : O`nu ve O`nunla beraber olanları, bizden bir rahmetle kurtardık, âyetlerimizi yalanlayanların ve inanmayacak olanların ardını kestik.
Tefhim-ul Kuran : Böylece onu ve onunla birlikte olanları katımızdan bir rahmet ile kurtardık. Ayetlerimizi yalan sayarak inanmamış olanların da kökünü kuruttuk.
Ümit Şimşek : Biz de onu ve beraberindekileri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık; âyetlerimizi yalanlayan ve iman etmemiş kavmin ise kökünü biçtik.
Yaşar Nuri Öztürk : Nihayet, onu ve beraberindekileri bizden bir rahmetle kurtardık; ayetlerimizi yalanlayanların da kökünü kestik. İnanan kişiler değillerdi onlar.
1. fe encey-nâ-hu : böylece, bundan sonra, biz onu kurtardık
2. ve ellezîne : ve o kimseleri
3. mea-hu : onunla birlikte, beraber
4. bi rahmetin : rahmet ile
5. min-nâ : bizden (katımızdan)
6. ve kata`nâ : ve kestik (bitirdik)
7. dâbira ellezîne : o kimselerin kökünü, neslini
8. kezzebû : yalanladılar
9. bi âyâti-nâ : âyetlerimizi
10. ve mâ kânû mu`minîne : ve mü`min olmadılar
İmam İskender Ali Mihr : Bundan sonra (o vak`adan sonra) onu ve onunla beraber olanları katımızdan bir rahmet ile kurtardık. Ve âyetlerimizi yalanlayan ve mü`min olmayan kimselerin kökünü kestik (neslini bitirdik).
Diyanet İşleri : Bunun üzerine biz onu ve beraberindekileri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Âyetlerimizi yalanlayan ve iman etmemiş olanların ise kökünü kestik.
Abdulbaki Gölpınarlı : Onu ve onunla berâber olanları rahmetimizle kurtardık da âyetlerimizi yalanlayanların ve inanmayanların kökünü kestik.
Adem Uğur : Onu ve onunla beraber olanları rahmetimizle kurtardık ve âyetlerimizi yalanlayıp da iman etmeyenlerin kökünü kestik.
Ahmed Hulusi : (Biz de) Onu ve onunla beraber olanları, rahmetimizle kuşatarak kurtardık. . . Âyetlerimizi yalanlayanların ise kökünü kestik. . . Onlar iman etmediler.
Ahmet Tekin : Onu ve onunla birlikte olanları rahmetimizle kurtardık. Âyetlerimizi yalanlayanların ve iman etmeyenlerin kökünü kazıdık.
Ahmet Varol : Nitekim biz onu ve beraberindekileri tarafımızdan bir rahmet ile kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayarak iman etmeyenlerin de sonlarını getirdik.
Ali Bulaç : Böylece onu ve onunla birlikte olanları katımızdan bir rahmet ile kurtardık. Ayetlerimizi yalan sayarak inanmamış olanların kökünü kuruttuk.
Ali Fikri Yavuz : Nihayet Hûdu ve beraberindeki imân edenleri, rahmetimizle kurtardık; ve âyetlerimizi tekzip ederek iman etmemiş olanların kökünü kestik.
Bekir Sadak : Biz, rahmetimizle, Hud`u ve beraberinde bulunanlari kurtardik, ayetlerimizi yalan sayarak inanmayanlarin kokunu kestik. *
Celal Yıldırım : O sebeple biz Hûd`u da, onunla beraber olanları da katımızdan bir rahmet ile kurtardık. Âyetlerimizi yalanlayıp imân etmemiş olanların kökünü kestik.
Diyanet İşleri (eski) : Biz, rahmetimizle, Hud`u ve beraberinde bulunanları kurtardık, ayetlerimizi yalan sayarak inanmayanların kökünü kestik.
Diyanet Vakfi : Onu ve onunla beraber olanları rahmetimizle kurtardık ve âyetlerimizi yalanlayıp da iman etmeyenlerin kökünü kestik.
Edip Yüksel : Bizden bir rahmet olarak, onu ve onunla birlik olanları kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayarak inanmıyanların da ardını kestik.
Elmalılı Hamdi Yazır : Bunun üzerine kendisini ve ma`iyyetindekileri mahza tarafımızdan bir rahmet ile necâta erdirdik de o âyetlerimizi tekzib edib iyman etmiyenlerin kökünü kestik
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Bunun üzerine kendisini ve beraberindekileri, yalnız katımızdan bir rahmet ile kurtardık, ayetlerimize yalan deyip iman etmeyenlerin kökünü kestik.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Onu ve onunla beraber olanları rahmetimizle kurtardık ve âyetlerimizi yalanlayıp da iman etmeyenlerin kökünü kestik.
Fizilal-il Kuran : Hud`u ve beraberindekileri rahmetimizin sonucu olarak kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayarak inanmamış olanların ise kökünü kuruttuk.
Gültekin Onan : Böylece onu ve onunla birlikte olanları rahmetimiz ile kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanların ve inançlı olmayanların kökünü kuruttuk / kestik.
Hasan Basri Çantay : Bunun üzerine kendisini de, onunla beraber olanları da, katımızdan bir rahmet ile, kurtardık. Âyetlerimizi yalan sayıb îman etmemiş olanların ise kökünü kesdik.
Hayrat Neşriyat : Bunun üzerine onu (Hûdu) ve onunla berâber olanları, tarafımızdan bir rahmetle kurtardık ve âyetlerimizi yalanlayanların ve mümin olmayan kimselerin kökünü kestik.
İbni Kesir : Biz, bunun üzerine, rahmetimizle onu ve beraberinde bulunanları kurtardık. Ayetlerimizi yalan sayıp iman etmemiş olanların kökünü kestik. Onlar, zaten mü`minler değillerdi.
Muhammed Esed : Ve böylece, onu ve onunla beraber olanları kuşatıcı rahmetimizle kurtardık; beri yandan, ayetlerimizi yalanlayıp inanmayanlarıysa son kalıntısına kadar silip attık.
Ömer Nasuhi Bilmen : Bunun üzerine O`nu ve kendisiyle beraber olanları Bizden bir rahmet olarak halas ettik. Âyetlerimizi tekzîp edenlerin ve imân etmiş olmayanların ise kökünü kesiverdik.
Ömer Öngüt : Böylece biz de Hûd`u ve onunla beraber olanları katımızdan bir rahmetle kurtardık. Âyetlerimizi yalanlayıp da iman etmemiş olanların da kökünü kestik.
Şaban Piriş : Onu ve beraberindekileri katımızdan bir rahmet ile kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayan ve mümin olmayan kavmin de kökünü kazıdık.
Suat Yıldırım : Biz de onu ve beraberinde olanları, tarafımızdan bir lütuf olarak kurtardık ve âyetlerimizi yalan sayıp iman etmeyenlerin ise kökünü kestik.
Süleyman Ateş : O`nu ve O`nunla beraber olanları, bizden bir rahmetle kurtardık, âyetlerimizi yalanlayanların ve inanmayacak olanların ardını kestik.
Tefhim-ul Kuran : Böylece onu ve onunla birlikte olanları katımızdan bir rahmet ile kurtardık. Ayetlerimizi yalan sayarak inanmamış olanların da kökünü kuruttuk.
Ümit Şimşek : Biz de onu ve beraberindekileri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık; âyetlerimizi yalanlayan ve iman etmemiş kavmin ise kökünü biçtik.
Yaşar Nuri Öztürk : Nihayet, onu ve beraberindekileri bizden bir rahmetle kurtardık; ayetlerimizi yalanlayanların da kökünü kestik. İnanan kişiler değillerdi onlar.