12.10.2012, 14:33
Ve lev lâ en sebbetnâke lekad kidte terkenu ileyhim şeyen kalîlâ(kalîlen).
1. ve lev lâ : ve olmasaydı
2. en sebbetnâ-ke : biz seni sağlamlaştırmamız
3. lekad : andolsun ki
4. kidte : az kalsın, neredeyse
5. terkenu : meyledersin
6. ileyhim : onlara
7. şey`en : bir şey
8. kalîlen : az, biraz
İmam İskender Ali Mihr : Ve seni sebat ettirmeseydik, andolsun ki sen, onlara biraz meylederdin.
Diyanet İşleri : Eğer biz sana sebat vermiş olmasaydık, az kalsın onlara biraz meyledecektin.
Abdulbaki Gölpınarlı : Sana sebât etme kabiliyeti vermeseydik andolsun ki birazcık meyledecektin onlara.
Adem Uğur : Eğer seni sebatkâr kılmasaydık, gerçekten, nerdeyse onlara birazcık meyledecektin.
Ahmed Hulusi : Eğer biz seni, direnç verip sarsılmaz kılmasaydık, neredeyse onlara birazcık meyledecektin!
Ahmet Tekin : Eğer biz sana güven, ihtiyat, cesaret, güç ve sebat vermemiş olsaydık, neredeyse birazcık onlara meyledecektin.
Ahmet Varol : Andolsun, eğer seni kararlı kılmasaydık, az da olsa onlara meyledecektin.
Ali Bulaç : Eğer biz seni sağlamlaştırmasaydık, andolsun, onlara az bir şey (de olsa) eğilim gösterecektin.
Ali Fikri Yavuz : Eğer biz sana sebat vermemiş olsaydık, sen onlara az bir şey meyledecektin.
Bekir Sadak : Sana sebat vermemis olsaydik, and olsun ki, az da olsa onlara meyledecektin.
Celal Yıldırım : Eğer sana sebat vermemiş olsaydık, az da olsa, onlara neredeyse meyledecektin.
Diyanet İşleri (eski) : Sana sebat vermemiş olsaydık, and olsun ki, az da olsa onlara meyledecektin.
Diyanet Vakfi : Eğer seni sebatkâr kılmasaydık, gerçekten, nerdeyse onlara birazcık meyledecektin.
Edip Yüksel : Seni sağlamlaştırmasaydık, onlara neredeyse bir parça meyledecektin
Elmalılı Hamdi Yazır : Ve eğer biz sana sebat vermemiş olsa idik sen onlara az bir şey meyledeyazdındı
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Ve eğer Biz sana sebat vermemiş olsaydık, sen onlara nerede ise meylettindi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Eğer biz sana sebat vermemiş olsaydık, nerdeyse sen onlara birazcık meyledecektin.
Fizilal-il Kuran : Eğer sana direnme gücü vermeseydik, azıcık onlara yanaşmak üzereydin.
Gültekin Onan : Eğer biz seni sağlamlaştırmasaydık, andolsun, onlara az bir şey (de olsa) eğilim gösterecektin.
Hasan Basri Çantay : Eğer sana sebat vermiş olmasaydık, andolsun ki, sen onlara (belki) biraz meyl edecekdin.
Hayrat Neşriyat : Hâlbuki (biz) sana sebat vermemiş olsaydık, gerçekten nerede ise onlara az bir şey meyledecektin.
İbni Kesir : Şayet sana sebat vermemiş olsaydık; andolsun ki, az da olsa onlara meyl edecektin.
Muhammed Esed : Eğer seni(n imanını) berkitmemiş olsaydık, belki de onlara biraz olsun eğilim gösterecektin.
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve eğer Biz seni tesbit etmemiş olsa idik, az kaldı onlara biraz meyil edecek idin.
Ömer Öngüt : Eğer biz sana sebat vermemiş olsaydık, neredeyse onlara birazcık meyledecektin.
Şaban Piriş : Eğer seni sağlam tutmamış olsaydık, az da olsa onlara meyledecektin.
Suat Yıldırım : Eğer sana sebat vermeseydik nerdeyse azıcık da olsa onlara meyledecektin.
Süleyman Ateş : Eğer biz seni sağlamlaştırmamış olsaydık, onlara bir parça yanaşacaktın.
Tefhim-ul Kuran : Eğer biz seni sağlamlaştırmasaydık, andolsun, sen onlara az bir şey (de olsa) eğilim gösterecektin.
Ümit Şimşek : Eğer sana sebat vermemiş olsaydık, neredeyse sen de bir parça onlara meyledecektin.
Yaşar Nuri Öztürk : Eğer biz seni sağlamlaştırmamış olsaydık, yemin olsun, onlara birazcık meylediverecektin.
1. ve lev lâ : ve olmasaydı
2. en sebbetnâ-ke : biz seni sağlamlaştırmamız
3. lekad : andolsun ki
4. kidte : az kalsın, neredeyse
5. terkenu : meyledersin
6. ileyhim : onlara
7. şey`en : bir şey
8. kalîlen : az, biraz
İmam İskender Ali Mihr : Ve seni sebat ettirmeseydik, andolsun ki sen, onlara biraz meylederdin.
Diyanet İşleri : Eğer biz sana sebat vermiş olmasaydık, az kalsın onlara biraz meyledecektin.
Abdulbaki Gölpınarlı : Sana sebât etme kabiliyeti vermeseydik andolsun ki birazcık meyledecektin onlara.
Adem Uğur : Eğer seni sebatkâr kılmasaydık, gerçekten, nerdeyse onlara birazcık meyledecektin.
Ahmed Hulusi : Eğer biz seni, direnç verip sarsılmaz kılmasaydık, neredeyse onlara birazcık meyledecektin!
Ahmet Tekin : Eğer biz sana güven, ihtiyat, cesaret, güç ve sebat vermemiş olsaydık, neredeyse birazcık onlara meyledecektin.
Ahmet Varol : Andolsun, eğer seni kararlı kılmasaydık, az da olsa onlara meyledecektin.
Ali Bulaç : Eğer biz seni sağlamlaştırmasaydık, andolsun, onlara az bir şey (de olsa) eğilim gösterecektin.
Ali Fikri Yavuz : Eğer biz sana sebat vermemiş olsaydık, sen onlara az bir şey meyledecektin.
Bekir Sadak : Sana sebat vermemis olsaydik, and olsun ki, az da olsa onlara meyledecektin.
Celal Yıldırım : Eğer sana sebat vermemiş olsaydık, az da olsa, onlara neredeyse meyledecektin.
Diyanet İşleri (eski) : Sana sebat vermemiş olsaydık, and olsun ki, az da olsa onlara meyledecektin.
Diyanet Vakfi : Eğer seni sebatkâr kılmasaydık, gerçekten, nerdeyse onlara birazcık meyledecektin.
Edip Yüksel : Seni sağlamlaştırmasaydık, onlara neredeyse bir parça meyledecektin
Elmalılı Hamdi Yazır : Ve eğer biz sana sebat vermemiş olsa idik sen onlara az bir şey meyledeyazdındı
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Ve eğer Biz sana sebat vermemiş olsaydık, sen onlara nerede ise meylettindi.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Eğer biz sana sebat vermemiş olsaydık, nerdeyse sen onlara birazcık meyledecektin.
Fizilal-il Kuran : Eğer sana direnme gücü vermeseydik, azıcık onlara yanaşmak üzereydin.
Gültekin Onan : Eğer biz seni sağlamlaştırmasaydık, andolsun, onlara az bir şey (de olsa) eğilim gösterecektin.
Hasan Basri Çantay : Eğer sana sebat vermiş olmasaydık, andolsun ki, sen onlara (belki) biraz meyl edecekdin.
Hayrat Neşriyat : Hâlbuki (biz) sana sebat vermemiş olsaydık, gerçekten nerede ise onlara az bir şey meyledecektin.
İbni Kesir : Şayet sana sebat vermemiş olsaydık; andolsun ki, az da olsa onlara meyl edecektin.
Muhammed Esed : Eğer seni(n imanını) berkitmemiş olsaydık, belki de onlara biraz olsun eğilim gösterecektin.
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve eğer Biz seni tesbit etmemiş olsa idik, az kaldı onlara biraz meyil edecek idin.
Ömer Öngüt : Eğer biz sana sebat vermemiş olsaydık, neredeyse onlara birazcık meyledecektin.
Şaban Piriş : Eğer seni sağlam tutmamış olsaydık, az da olsa onlara meyledecektin.
Suat Yıldırım : Eğer sana sebat vermeseydik nerdeyse azıcık da olsa onlara meyledecektin.
Süleyman Ateş : Eğer biz seni sağlamlaştırmamış olsaydık, onlara bir parça yanaşacaktın.
Tefhim-ul Kuran : Eğer biz seni sağlamlaştırmasaydık, andolsun, sen onlara az bir şey (de olsa) eğilim gösterecektin.
Ümit Şimşek : Eğer sana sebat vermemiş olsaydık, neredeyse sen de bir parça onlara meyledecektin.
Yaşar Nuri Öztürk : Eğer biz seni sağlamlaştırmamış olsaydık, yemin olsun, onlara birazcık meylediverecektin.