12.10.2012, 14:55
İllâ rahmeten min rabbik(rabbike), inne fadlehu kâne aleyke kebîrâ(kebîren).
1. illâ : ancak, sadece
2. rahmeten : bir rahmet
3. min rabbi-ke : senin Rabbinden
4. inne : muhakkak
5. fadle-hu : onun fazlı
6. kâne : oldu
7. aleyke : senin üzerinde
8. kebîren : büyük
İmam İskender Ali Mihr : (Bu) sadece Rabbinden bir rahmettir. Muhakkak ki O`nun (Rabbinin), senin üzerindeki fazlı büyüktür.
Diyanet İşleri : Ancak Rabbinden bir rahmet olarak böyle yapmadık. Çünkü Onun sana olan lütfu büyüktür.
Abdulbaki Gölpınarlı : Ancak Rabbinin rahmeti onu korumuştur; gerçekten de onun lütfü, ihsânı pek büyüktür sana.
Adem Uğur : Ancak Rabbinin rahmeti (sayesinde Kur`an bâki kalmıştır). Çünkü O`nun sana lütufkârlığı çok büyüktür.
Ahmed Hulusi : Rabbinden olan bir Rahmet dışında! Muhakkak ki O`nun senin üzerine olan lütfu çok büyüktür!
Ahmet Tekin : Ancak Rabbinin rahmeti sayesinde Kurân bâki kalmıştır. Onun sana olan lütufkârlığı çok büyüktür.
Ahmet Varol : Ancak (onu bırakması) Rabbinin bir rahmetidir. Şüphesiz O`nun senin üzerindeki lütfu büyüktür.
Ali Bulaç : (Vahyi sende bırakan) Rabbin rahmetinden başka (sı değildir). Şüphesiz O`nun lütfu senin üzerinde çok büyüktür.
Ali Fikri Yavuz : Fakat Kurânı kalbinde ezberlemen, ancak Rabbinin bir ihsanıdır. Gerçekten Onun, senin üzerindeki ihsânı çok büyüktür.
Bekir Sadak : Bunu yapmayisi ancak Rabbinin sana merhamet etmesindendir. unku O`nun sana olan nimeti buyuktur.
Celal Yıldırım : Ancak Rabbinden bir rahmet (onu gidermiştir. Şüphesiz ki O`nun sana iyilik ve ikramı pek büyüktür.
Diyanet İşleri (eski) : Bunu yapmayışı ancak Rabbinin sana merhamet etmesindendir. Çünkü O`nun sana olan nimeti büyüktür.
Diyanet Vakfi : Ancak Rabbinin rahmeti (sayesinde Kur`an bâki kalmıştır). Çünkü O`nun sana lütufkârlığı çok büyüktür.
Edip Yüksel : Ancak Rabbinin rahmeti var... O`nun sana olan nimeti büyüktür.
Elmalılı Hamdi Yazır : Ancak rabbından bir rahmet başka, hakıkat senin üzerinde onun fazlı pek büyük bulunuyor
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Ancak Rabbinden bir rahmet olarak (vahyettiklerini ortadan kaldırma işini) yapmadık. Gerçekten O`nun sana olan lütfü çok büyüktür.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Fakat Rabbinden bir rahmet olarak (biz bunu yapmadık). Gerçekten O`nun senin üzerindeki lütfu çok büyüktür.
Fizilal-il Kuran : Bunun böyle olmayışı, Rabbinin sana yönelik rahmetidir. Onun sana yönelik lütfu büyüktür.
Gültekin Onan : (Vahyi sende bırakan) rabbin rahmetinden başka(sı değildir). Şüphesiz O`nun lütfu senin üzerinde çok büyüktür.
Hasan Basri Çantay : Ancak Rabbinden olan bir rahmetdir (ki onu ibkaa etmişdir). Hakıykat, Onun, senin üzerindeki fazl (-u keremi) büyükdür.
Hayrat Neşriyat : Ancak Rabbinden bir rahmet olarak (Kurânı ortadan kaldırmadık); gerçekten Onun, senin üzerindeki ihsânı (çok) büyüktür.
İbni Kesir : Ancak Rabbından bir rahmet iledir. Muhakkak ki O`nun sana olan lutfu, pek büyüktür.
Muhammed Esed : (Böyle bir şey olmuyorsa bu) yalnızca Rabbinden bir rahmet nedeniyledir: gerçekten de O`nun senin üzerindeki lütfu çok büyüktür!
Ömer Nasuhi Bilmen : Ancak Rabbinden bir rahmettir ki, (O vahyetiğini gidermiyor) şüphe yok ki, O`nun inâyeti senin üzerinde pek büyüktür.
Ömer Öngüt : Ancak Rabbinden bir rahmet olarak (bâki kalmıştır). Çünkü O`nun senin üzerindeki lütfu çok büyüktür.
Şaban Piriş : Ancak, Rabbinden bir rahmettir. Onun üzerindeki ikramı çok büyüktür.
Suat Yıldırım : Ama böyle yapmayıp Kurân âyetlerini muhafaza etmesi, sırf Rabbinin ihsanının sonucudur. Gerçekten Onun sana olan lütfu pek büyüktür.
Süleyman Ateş : Ancak Rabbin sana acıyarak âyetlerini geri almamaktadır. Çünkü O`nun sana olan lutfu cidden büyüktür.
Tefhim-ul Kuran : (Vahyi sende bırakan) Rabbin rahmetinden başka(sı değildir). Şüphesiz O`nun lütfu senin üzerinde çok büyüktür.
Ümit Şimşek : Sana vahyettiklerimiz ancak Rabbinden bir rahmet ile korunur. Gerçekten de senin üzerinde Onun pek büyük lütfu vardır.
Yaşar Nuri Öztürk : Ancak, Rabbinden bir rahmet müstesna. Kuşkusuz, O`nun sana lütfu pek büyüktür.
1. illâ : ancak, sadece
2. rahmeten : bir rahmet
3. min rabbi-ke : senin Rabbinden
4. inne : muhakkak
5. fadle-hu : onun fazlı
6. kâne : oldu
7. aleyke : senin üzerinde
8. kebîren : büyük
İmam İskender Ali Mihr : (Bu) sadece Rabbinden bir rahmettir. Muhakkak ki O`nun (Rabbinin), senin üzerindeki fazlı büyüktür.
Diyanet İşleri : Ancak Rabbinden bir rahmet olarak böyle yapmadık. Çünkü Onun sana olan lütfu büyüktür.
Abdulbaki Gölpınarlı : Ancak Rabbinin rahmeti onu korumuştur; gerçekten de onun lütfü, ihsânı pek büyüktür sana.
Adem Uğur : Ancak Rabbinin rahmeti (sayesinde Kur`an bâki kalmıştır). Çünkü O`nun sana lütufkârlığı çok büyüktür.
Ahmed Hulusi : Rabbinden olan bir Rahmet dışında! Muhakkak ki O`nun senin üzerine olan lütfu çok büyüktür!
Ahmet Tekin : Ancak Rabbinin rahmeti sayesinde Kurân bâki kalmıştır. Onun sana olan lütufkârlığı çok büyüktür.
Ahmet Varol : Ancak (onu bırakması) Rabbinin bir rahmetidir. Şüphesiz O`nun senin üzerindeki lütfu büyüktür.
Ali Bulaç : (Vahyi sende bırakan) Rabbin rahmetinden başka (sı değildir). Şüphesiz O`nun lütfu senin üzerinde çok büyüktür.
Ali Fikri Yavuz : Fakat Kurânı kalbinde ezberlemen, ancak Rabbinin bir ihsanıdır. Gerçekten Onun, senin üzerindeki ihsânı çok büyüktür.
Bekir Sadak : Bunu yapmayisi ancak Rabbinin sana merhamet etmesindendir. unku O`nun sana olan nimeti buyuktur.
Celal Yıldırım : Ancak Rabbinden bir rahmet (onu gidermiştir. Şüphesiz ki O`nun sana iyilik ve ikramı pek büyüktür.
Diyanet İşleri (eski) : Bunu yapmayışı ancak Rabbinin sana merhamet etmesindendir. Çünkü O`nun sana olan nimeti büyüktür.
Diyanet Vakfi : Ancak Rabbinin rahmeti (sayesinde Kur`an bâki kalmıştır). Çünkü O`nun sana lütufkârlığı çok büyüktür.
Edip Yüksel : Ancak Rabbinin rahmeti var... O`nun sana olan nimeti büyüktür.
Elmalılı Hamdi Yazır : Ancak rabbından bir rahmet başka, hakıkat senin üzerinde onun fazlı pek büyük bulunuyor
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Ancak Rabbinden bir rahmet olarak (vahyettiklerini ortadan kaldırma işini) yapmadık. Gerçekten O`nun sana olan lütfü çok büyüktür.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Fakat Rabbinden bir rahmet olarak (biz bunu yapmadık). Gerçekten O`nun senin üzerindeki lütfu çok büyüktür.
Fizilal-il Kuran : Bunun böyle olmayışı, Rabbinin sana yönelik rahmetidir. Onun sana yönelik lütfu büyüktür.
Gültekin Onan : (Vahyi sende bırakan) rabbin rahmetinden başka(sı değildir). Şüphesiz O`nun lütfu senin üzerinde çok büyüktür.
Hasan Basri Çantay : Ancak Rabbinden olan bir rahmetdir (ki onu ibkaa etmişdir). Hakıykat, Onun, senin üzerindeki fazl (-u keremi) büyükdür.
Hayrat Neşriyat : Ancak Rabbinden bir rahmet olarak (Kurânı ortadan kaldırmadık); gerçekten Onun, senin üzerindeki ihsânı (çok) büyüktür.
İbni Kesir : Ancak Rabbından bir rahmet iledir. Muhakkak ki O`nun sana olan lutfu, pek büyüktür.
Muhammed Esed : (Böyle bir şey olmuyorsa bu) yalnızca Rabbinden bir rahmet nedeniyledir: gerçekten de O`nun senin üzerindeki lütfu çok büyüktür!
Ömer Nasuhi Bilmen : Ancak Rabbinden bir rahmettir ki, (O vahyetiğini gidermiyor) şüphe yok ki, O`nun inâyeti senin üzerinde pek büyüktür.
Ömer Öngüt : Ancak Rabbinden bir rahmet olarak (bâki kalmıştır). Çünkü O`nun senin üzerindeki lütfu çok büyüktür.
Şaban Piriş : Ancak, Rabbinden bir rahmettir. Onun üzerindeki ikramı çok büyüktür.
Suat Yıldırım : Ama böyle yapmayıp Kurân âyetlerini muhafaza etmesi, sırf Rabbinin ihsanının sonucudur. Gerçekten Onun sana olan lütfu pek büyüktür.
Süleyman Ateş : Ancak Rabbin sana acıyarak âyetlerini geri almamaktadır. Çünkü O`nun sana olan lutfu cidden büyüktür.
Tefhim-ul Kuran : (Vahyi sende bırakan) Rabbin rahmetinden başka(sı değildir). Şüphesiz O`nun lütfu senin üzerinde çok büyüktür.
Ümit Şimşek : Sana vahyettiklerimiz ancak Rabbinden bir rahmet ile korunur. Gerçekten de senin üzerinde Onun pek büyük lütfu vardır.
Yaşar Nuri Öztürk : Ancak, Rabbinden bir rahmet müstesna. Kuşkusuz, O`nun sana lütfu pek büyüktür.