12.10.2012, 16:55
Kâle e fe raeytum mâ kuntum tabudûn(tabudûne).
1. kâle : dedi
2. e fe raeytum : öyleyse siz gördünüz mü
3. mâ : ne, şey
4. kuntum : siz oldunuz
5. ta`budûne : siz tapıyorsunuz
İmam İskender Ali Mihr : (İbrâhîm A.S): Öyleyse taptığınız şeylerin ne olduğunu gördünüz mü? dedi.
Diyanet İşleri : (75-76) İbrahim, şöyle dedi: Sizin ve geçmiş atalarınızın taptığı şeyleri gördünüz mü?
Abdulbaki Gölpınarlı : Şimdi gördünüz mü dedi, neye kulluk ediyorsunuz.
Adem Uğur : İbrahim dedi ki: İyi ama, neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü?
Ahmed Hulusi : (İbrahim) dedi ki: "Bir düşünün! Neye kulluk ediyorsunuz. . . "
Ahmet Tekin : İbrâhim:
`Neye taptığınızı biraz olsun düşündünüz mü?` dedi.
Ahmet Varol : Dedi ki: `Şimdi neye taptığınızı gördünüz mü?
Ali Bulaç : (İbrahim) Dedi ki: "Şimdi, neye tapmakta olduğunuzu gördünüz mü?"
Ali Fikri Yavuz : (75-76) İbrahim şöyle dedi: - Şimdi gördünüz mü, o sizin ve geçen atalarınızın taptıklarını?
Bekir Sadak : (75-83) Ibrahim: «Eski atalarinizin ve sizin nelere taptiklarinizi goruyor musunuz? Dogrusu onlar benim dusmanimdir. Dostum ancak alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, dogru yola eristiren de O`dur. Beni yediren de, iciren de O`dur. Hasta oldugumda bana O sifa verir. Beni ldurecek, sonra da diriltecek O`dur. Ahiret gununde yanilmalarimi bana bagislamasini umdugum O`dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasina kat.
Celal Yıldırım : (75-76) İbrâhim : «Sizin ve önceki atalarınızın nelere taptıklarını (üzerinde düşünüp onların neler olduklarını iyice) görüp anladınız mı ?
Diyanet İşleri (eski) : (75-83) İbrahim: `Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O`dur. Beni yediren de, içiren de O`dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O`dur. Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O`dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat.
Diyanet Vakfi : (75-76) İbrahim dedi ki: İyi ama, ister sizin, ister önceki atalarınızın; neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü?
Edip Yüksel : `Peki,` dedi, `Tapmakta olduklarınızı gördünüz mü,`
Elmalılı Hamdi Yazır : Şimdi, dedi: gördünüz a o sizin ve eski atalarınızın taptıklarınızı
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : (75-76) (İbrahim) dedi ki: «Siz ve sizden önceki atalarınızın neye taptıklarını şimdi gördünüz?
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : (75-76) İbrahim dedi ki: «İyi ama, ister sizin, ister önceki atalarınızın olsun, neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü?»
Fizilal-il Kuran : İbrahim dedi ki, «Nelere taptığınızı görüyor musunuz?»
Gültekin Onan : (İbrahim) Dedi ki: "Şimdi, neye tapmakta olduğunuzu gördünüz mü?"
Hasan Basri Çantay : (75-76) (İbrâhîm): «Şimdi gördünüz mü, dedi, gerek sizin, gerek daha evvelki atalarınızın neye tapmakda olduğunuzu»?
Hayrat Neşriyat : (75-76) (İbrâhîm) dedi ki: `Siz ve önceki atalarınız, artık nelere tapmakta olduğunuzu gördünüz mü?`
İbni Kesir : O da demişti ki: Neye tapmış olduğunuzu görüyor musunuz?
Muhammed Esed : (İbrahim
"Peki" dedi, "(bu) taptığınız şeylere (başınızı kaldırıp da) hiç bakmadınız mı?
Ömer Nasuhi Bilmen : Dedi ki: «Şimdi neye ibadet eder olduğunuzu görmüş oldunuz mu?»
Ömer Öngüt : Dedi ki: Nelere taptıklarınızı görüyor musunuz?
Şaban Piriş : -Şimdi gördünüz mü nelere kulluk ettiğinizi? dedi.
Suat Yıldırım : (75-76) İbrahim dedi ki: "Peki, gerek sizin taptığınız, gerek gelip geçmiş babalarınızın taptığı şeyler hakkında biraz olsun düşünmediniz mi?
Süleyman Ateş : "İşte gördünüz mü neye tapıyorsunuz?" dedi.
Tefhim-ul Kuran : (İbrahim) Dedi ki: «Şimdi, neye tapmakta olduklarınızı gördünüz mü?»
Ümit Şimşek : İbrahim dedi ki: `Gördünüz mü taptıklarınızı?
Yaşar Nuri Öztürk : Dedi: "Gördünüz mü neye ibadet ediyormuşsunuz!"
1. kâle : dedi
2. e fe raeytum : öyleyse siz gördünüz mü
3. mâ : ne, şey
4. kuntum : siz oldunuz
5. ta`budûne : siz tapıyorsunuz
İmam İskender Ali Mihr : (İbrâhîm A.S): Öyleyse taptığınız şeylerin ne olduğunu gördünüz mü? dedi.
Diyanet İşleri : (75-76) İbrahim, şöyle dedi: Sizin ve geçmiş atalarınızın taptığı şeyleri gördünüz mü?
Abdulbaki Gölpınarlı : Şimdi gördünüz mü dedi, neye kulluk ediyorsunuz.
Adem Uğur : İbrahim dedi ki: İyi ama, neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü?
Ahmed Hulusi : (İbrahim) dedi ki: "Bir düşünün! Neye kulluk ediyorsunuz. . . "
Ahmet Tekin : İbrâhim:
`Neye taptığınızı biraz olsun düşündünüz mü?` dedi.
Ahmet Varol : Dedi ki: `Şimdi neye taptığınızı gördünüz mü?
Ali Bulaç : (İbrahim) Dedi ki: "Şimdi, neye tapmakta olduğunuzu gördünüz mü?"
Ali Fikri Yavuz : (75-76) İbrahim şöyle dedi: - Şimdi gördünüz mü, o sizin ve geçen atalarınızın taptıklarını?
Bekir Sadak : (75-83) Ibrahim: «Eski atalarinizin ve sizin nelere taptiklarinizi goruyor musunuz? Dogrusu onlar benim dusmanimdir. Dostum ancak alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, dogru yola eristiren de O`dur. Beni yediren de, iciren de O`dur. Hasta oldugumda bana O sifa verir. Beni ldurecek, sonra da diriltecek O`dur. Ahiret gununde yanilmalarimi bana bagislamasini umdugum O`dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasina kat.
Celal Yıldırım : (75-76) İbrâhim : «Sizin ve önceki atalarınızın nelere taptıklarını (üzerinde düşünüp onların neler olduklarını iyice) görüp anladınız mı ?
Diyanet İşleri (eski) : (75-83) İbrahim: `Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O`dur. Beni yediren de, içiren de O`dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O`dur. Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O`dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat.
Diyanet Vakfi : (75-76) İbrahim dedi ki: İyi ama, ister sizin, ister önceki atalarınızın; neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü?
Edip Yüksel : `Peki,` dedi, `Tapmakta olduklarınızı gördünüz mü,`
Elmalılı Hamdi Yazır : Şimdi, dedi: gördünüz a o sizin ve eski atalarınızın taptıklarınızı
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : (75-76) (İbrahim) dedi ki: «Siz ve sizden önceki atalarınızın neye taptıklarını şimdi gördünüz?
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : (75-76) İbrahim dedi ki: «İyi ama, ister sizin, ister önceki atalarınızın olsun, neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü?»
Fizilal-il Kuran : İbrahim dedi ki, «Nelere taptığınızı görüyor musunuz?»
Gültekin Onan : (İbrahim) Dedi ki: "Şimdi, neye tapmakta olduğunuzu gördünüz mü?"
Hasan Basri Çantay : (75-76) (İbrâhîm): «Şimdi gördünüz mü, dedi, gerek sizin, gerek daha evvelki atalarınızın neye tapmakda olduğunuzu»?
Hayrat Neşriyat : (75-76) (İbrâhîm) dedi ki: `Siz ve önceki atalarınız, artık nelere tapmakta olduğunuzu gördünüz mü?`
İbni Kesir : O da demişti ki: Neye tapmış olduğunuzu görüyor musunuz?
Muhammed Esed : (İbrahim
"Peki" dedi, "(bu) taptığınız şeylere (başınızı kaldırıp da) hiç bakmadınız mı?Ömer Nasuhi Bilmen : Dedi ki: «Şimdi neye ibadet eder olduğunuzu görmüş oldunuz mu?»
Ömer Öngüt : Dedi ki: Nelere taptıklarınızı görüyor musunuz?
Şaban Piriş : -Şimdi gördünüz mü nelere kulluk ettiğinizi? dedi.
Suat Yıldırım : (75-76) İbrahim dedi ki: "Peki, gerek sizin taptığınız, gerek gelip geçmiş babalarınızın taptığı şeyler hakkında biraz olsun düşünmediniz mi?
Süleyman Ateş : "İşte gördünüz mü neye tapıyorsunuz?" dedi.
Tefhim-ul Kuran : (İbrahim) Dedi ki: «Şimdi, neye tapmakta olduklarınızı gördünüz mü?»
Ümit Şimşek : İbrahim dedi ki: `Gördünüz mü taptıklarınızı?
Yaşar Nuri Öztürk : Dedi: "Gördünüz mü neye ibadet ediyormuşsunuz!"