13.10.2012, 12:21
Tenziun nâse ke ennehum acâzu nahlin munkair(munkairin).
1. tenziu : çekip alır, söküp atar, havaya fırlatıp atar
2. en nâse : insanlar
3. keenne-hum : sanki onlar gibi
4. a`câzu : artıklar, arta kalanlar, geriye kalanlar (kütükler)
5. nahlin : hurma ağaçları
6. munkairin : kökünden sökülmüş olan
İmam İskender Ali Mihr : (Öyle bir rüzgâr ki) insanları, sanki kökünden koparılmış hurma kütükleri gibi (havaya fırlatıp) atar.
Diyanet İşleri : İnsanları köklerinden sökülmüş hurma kütükleri gibi kaldırıp atıyordu.
Abdulbaki Gölpınarlı : Onları kökünden koparmadaydı, sanki köklerinden kopup baş aşağı devrilen hurma kütükleriydi onlar.
Adem Uğur : O rüzgâr, insanları, sökülmüş hurma kütükleri gibi yere seriyordu.
Ahmed Hulusi : İnsanları, sanki sökülmüş hurma kütükleri gibi koparıp atıyordu.
Ahmet Tekin : İnsanların kafalarını koparan bir rüzgar estirdik. İnsanlar sanki kökünden sökülmüş hurma gövdeleri gibi yere serilmişti.
Ahmet Varol : İnsanları söküp savuruyordu. Sanki onlar köklerinden sökülmüş hurma kütükleri gibi (görünüyorlardı).
Ali Bulaç : İnsanları söküp atıyordu; sanki onlar, kökünden sökülüp kopmuş hurma kütükleriymiş gibi.
Ali Fikri Yavuz : Öyle ki, insanları, kökünden sökülmüş hurma kütükleri gibi söküb atıyordu.
Bekir Sadak : (19-20) Nitekim uzerlerine, insanlari, sokulmus hurma kutugu gibi kopararak yere seren, dondurucu bir ruzgari ugursuzlugu devam eden bir gunde gonderdik.
Celal Yıldırım : (20-21) İnsanları bulundukları yerden söküp atıyordu da her biri sanki kökünden devrilen birer hurma kütüğüne benziyordu. Benim azabım ve uyarılarım nasılmış (bir görün) ?.
Diyanet İşleri (eski) : (19-20) Nitekim üzerlerine, insanları, sökülmüş hurma kütüğü gibi kopararak yere seren, dondurucu bir rüzgarı uğursuzluğu devam eden bir günde gönderdik.
Diyanet Vakfi : O rüzgâr, insanları, sökülmüş hurma kütükleri gibi yere seriyordu.
Edip Yüksel : İnsanları, sanki köklerinden koparılmış hurma kötükleriymiş gibi yıkıyordu.
Elmalılı Hamdi Yazır : İnsanları kökünden devrilen hurma kütükleri gibi yolar
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : İnsanları, kökünden devrilen hurma kütükleri gibi yoluyordu.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : (O rüzgar) insanları, sökülmüş hurma kütükleri gibi yere seriyordu.
Fizilal-il Kuran : Bu kasırga insanları sökülmüş hurma kütükleri gibi havaya kaldırıp savuruyordu.
Gültekin Onan : İnsanları söküp atıyordu; sanki onlar, kökünden sökülüp kopmuş hurma kütükleriymiş gibi.
Hasan Basri Çantay : (Öyle bir fırtına ki) insanları, sanki onlar köklerinden sökülmüş hurma kütükleri imiş gibi, ta temelinden kopar (ıb helake uğrat) ıyordu.
Hayrat Neşriyat : İnsanları çekip alıyordu. Sanki onlar köklerinden sökülmüş hurma kütükleri gibiydiler!
İbni Kesir : İnsanları, sökülmüş hurma kütükleri gibi koparıp yere seriyordu.
Muhammed Esed : (bu kasırga,) insanları köklerinden koparılmış hurma kütükleri gibi savurup attı.
Ömer Nasuhi Bilmen : (19-20) Şüphe yok ki, Biz onların üzerine uğursuz, devamlı bir günde bir soğuk rüzgar gönderdik. İnsanları koparıyordu. Onlar, sanki dibinden kopmuş hurma kütükleri imişler.
Ömer Öngüt : O rüzgâr insanları, sanki köklerinden sökülmüş hurma kütükleri imişler gibi koparıp yere seriyordu.
Şaban Piriş : Sanki kökünden sökülmüş hurma ağacının kökleri gibi insanları yerlerinden koparıp atıyordu.
Suat Yıldırım : Öyle ki insanları, kökü sökülmüş, içi boş hurma kütükleri gibi fırlatıp atıyordu.
Süleyman Ateş : İnsanları sanki köklerinden sökülmüş hurma kütükleri imişler gibi koparıp deviriyordu.
Tefhim-ul Kuran : İnsanları söküp atıyordu; sanki onlar, kökünden sökülüp kopmuş hurma kütükleriymiş gibi.
Ümit Şimşek : Bir fırtına ki, insanları kökünden sökülmüş hurma kütükleri gibi yerlerinden koparıp atıyordu.
Yaşar Nuri Öztürk : İnsanları, köklerinden sökülmüş hurma kütükleri gibi kaldırıp atıyordu.
1. tenziu : çekip alır, söküp atar, havaya fırlatıp atar
2. en nâse : insanlar
3. keenne-hum : sanki onlar gibi
4. a`câzu : artıklar, arta kalanlar, geriye kalanlar (kütükler)
5. nahlin : hurma ağaçları
6. munkairin : kökünden sökülmüş olan
İmam İskender Ali Mihr : (Öyle bir rüzgâr ki) insanları, sanki kökünden koparılmış hurma kütükleri gibi (havaya fırlatıp) atar.
Diyanet İşleri : İnsanları köklerinden sökülmüş hurma kütükleri gibi kaldırıp atıyordu.
Abdulbaki Gölpınarlı : Onları kökünden koparmadaydı, sanki köklerinden kopup baş aşağı devrilen hurma kütükleriydi onlar.
Adem Uğur : O rüzgâr, insanları, sökülmüş hurma kütükleri gibi yere seriyordu.
Ahmed Hulusi : İnsanları, sanki sökülmüş hurma kütükleri gibi koparıp atıyordu.
Ahmet Tekin : İnsanların kafalarını koparan bir rüzgar estirdik. İnsanlar sanki kökünden sökülmüş hurma gövdeleri gibi yere serilmişti.
Ahmet Varol : İnsanları söküp savuruyordu. Sanki onlar köklerinden sökülmüş hurma kütükleri gibi (görünüyorlardı).
Ali Bulaç : İnsanları söküp atıyordu; sanki onlar, kökünden sökülüp kopmuş hurma kütükleriymiş gibi.
Ali Fikri Yavuz : Öyle ki, insanları, kökünden sökülmüş hurma kütükleri gibi söküb atıyordu.
Bekir Sadak : (19-20) Nitekim uzerlerine, insanlari, sokulmus hurma kutugu gibi kopararak yere seren, dondurucu bir ruzgari ugursuzlugu devam eden bir gunde gonderdik.
Celal Yıldırım : (20-21) İnsanları bulundukları yerden söküp atıyordu da her biri sanki kökünden devrilen birer hurma kütüğüne benziyordu. Benim azabım ve uyarılarım nasılmış (bir görün) ?.
Diyanet İşleri (eski) : (19-20) Nitekim üzerlerine, insanları, sökülmüş hurma kütüğü gibi kopararak yere seren, dondurucu bir rüzgarı uğursuzluğu devam eden bir günde gönderdik.
Diyanet Vakfi : O rüzgâr, insanları, sökülmüş hurma kütükleri gibi yere seriyordu.
Edip Yüksel : İnsanları, sanki köklerinden koparılmış hurma kötükleriymiş gibi yıkıyordu.
Elmalılı Hamdi Yazır : İnsanları kökünden devrilen hurma kütükleri gibi yolar
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : İnsanları, kökünden devrilen hurma kütükleri gibi yoluyordu.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : (O rüzgar) insanları, sökülmüş hurma kütükleri gibi yere seriyordu.
Fizilal-il Kuran : Bu kasırga insanları sökülmüş hurma kütükleri gibi havaya kaldırıp savuruyordu.
Gültekin Onan : İnsanları söküp atıyordu; sanki onlar, kökünden sökülüp kopmuş hurma kütükleriymiş gibi.
Hasan Basri Çantay : (Öyle bir fırtına ki) insanları, sanki onlar köklerinden sökülmüş hurma kütükleri imiş gibi, ta temelinden kopar (ıb helake uğrat) ıyordu.
Hayrat Neşriyat : İnsanları çekip alıyordu. Sanki onlar köklerinden sökülmüş hurma kütükleri gibiydiler!
İbni Kesir : İnsanları, sökülmüş hurma kütükleri gibi koparıp yere seriyordu.
Muhammed Esed : (bu kasırga,) insanları köklerinden koparılmış hurma kütükleri gibi savurup attı.
Ömer Nasuhi Bilmen : (19-20) Şüphe yok ki, Biz onların üzerine uğursuz, devamlı bir günde bir soğuk rüzgar gönderdik. İnsanları koparıyordu. Onlar, sanki dibinden kopmuş hurma kütükleri imişler.
Ömer Öngüt : O rüzgâr insanları, sanki köklerinden sökülmüş hurma kütükleri imişler gibi koparıp yere seriyordu.
Şaban Piriş : Sanki kökünden sökülmüş hurma ağacının kökleri gibi insanları yerlerinden koparıp atıyordu.
Suat Yıldırım : Öyle ki insanları, kökü sökülmüş, içi boş hurma kütükleri gibi fırlatıp atıyordu.
Süleyman Ateş : İnsanları sanki köklerinden sökülmüş hurma kütükleri imişler gibi koparıp deviriyordu.
Tefhim-ul Kuran : İnsanları söküp atıyordu; sanki onlar, kökünden sökülüp kopmuş hurma kütükleriymiş gibi.
Ümit Şimşek : Bir fırtına ki, insanları kökünden sökülmüş hurma kütükleri gibi yerlerinden koparıp atıyordu.
Yaşar Nuri Öztürk : İnsanları, köklerinden sökülmüş hurma kütükleri gibi kaldırıp atıyordu.