23.10.2012, 17:58
Ellezîne kezzebû şuayben ke en lem yagnev fîhâ, ellezîne kezzebû şuayben kânû humul hâsirîn(hâsirîne).
1. ellezîne kezzebû : yalanlayanlar, onlar ki yalanladılar
2. şuayben : Şuayb`ı
3. ke : gibi, sanki
4. en lem yagnev : var olmamış, yaşamamış
5. fî-hâ : orada
6. ellezîne kezzebû : yalanlayan kimseler, yalanlayanlar
7. şuayben : Şuayb`ı
8. kânû hum : onlar oldular
9. el hâsirîne : hüsrana üğrayan kimseler, nefslerini hüsrana düşürenler
İmam İskender Ali Mihr : Şuayb (A.S)`ı tekzib edenler (yalanlayanlar), sanki orada hiç var olmamış gibiydi. Şuayb (A.S)`ı yalanlayanlar, onlar hüsranda oldular (nefslerini hüsrana düşürdüler).
Diyanet İşleri : Şuaybı yalanlayanlar sanki orada hiç yaşamamışlardı. Şuaybı yalanlayanlar var ya, asıl ziyana uğrayanlar onlar oldu.
Abdulbaki Gölpınarlı : Şuayb`i yalanlayanlar, sanki oralarda hiç oturmamışlar, hiç yaşamamışlardı, Şuayb`i yalanlayanlar, asıl zarara uğramışlardı.
Adem Uğur : Şuayb`ı yalanlayanlar sanki yurtlarında hiç oturmamış gibiydiler. Asıl ziyana uğrayanlar Şuayb`ı yalanlayanların kendileridir.
Ahmed Hulusi : Şuayb`ı yalanlayanlar, sanki orada hiç yaşamamış gibi (yok oldular). . . Şuayb`ı yalanlayanlar, hüsrana uğrayanlar oldular.
Ahmet Tekin : Şuaybi yalanlayanlar sanki yurtlarında hiç yaşamamış, hiç güzel gün görmemiş gibiydiler. Şuaybi yalanlayanlar, işte ziyana uğrayanlar, onlar oldular.
Ahmet Varol : Şu`ayb`ı yalanlayanlar sanki orada hiç yaşamamış gibi oldular. Asıl zarara uğrayanlar Şu`ayb`ı yalanlayanlar oldu.
Ali Bulaç : Şuayb`ı yalanlayanlar, sanki orda `hiç refah içinde yaşamamışlar` gibi oldular: Şuayb`ı yalanlayanlar, asıl büyük hüsrana uğradılar.
Ali Fikri Yavuz : Şuaybı tekzip edenler, sanki evlerinde bir şenlik tutmamışlardı. Şuaybı yalanlıyanlardır ki, onlar ziyan görenler olmuşlardır.
Bekir Sadak : suayb`i yalanlayanlar, yurtlarinda sanki hic yasamamislar gibi oldular, izleri bile kalmadi. Mahvolanlar,suayb`i yalanlayanlar oldu.
Celal Yıldırım : (91-92) Bunun üzerine onları müthiş sarsıntı yakalayıverdi ve (böylece) kendi yurtlarında oldukları yerde dizüstü çöküp kaldılar; Şuâyb`ı yalanlayanlar sanki orada hiç şen-şatır yaşamamış gibi oldular. Şuâyb`ı yalanlayanlar ziyana uğrayanların tâ kendileri oldular.
Diyanet İşleri (eski) : Şuayb`ı yalanlayanlar, yurtlarında sanki hiç yaşamamışlar gibi oldular, izleri bile kalmadı. Mahvolanlar, Şuayb`ı yalanlayanlar oldu.
Diyanet Vakfi : Şuayb`ı yalanlayanlar sanki yurtlarında hiç oturmamış gibiydiler. Asıl ziyana uğrayanlar Şuayb`ı yalanlayanların kendileridir.
Edip Yüksel : Şuayb`ı yalanlayanlar sanki hiç orada yaşamamışlar gibi yok oldular. Şuayb`ı yalanlayanlar, asıl kaybedenler onlar oldular.
Elmalılı Hamdi Yazır : Şuaybı tekzib edenler sanki orada bir şenlik tutmamışlardı, Şuaybı tekzib edenler, husrane düşenler onlar olmuşlardı
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Şuayb`ı yalanlayanlar sanki orada hiç safa sürmemiş gibi oldular. Asıl zarara düşenler, Şuayb`ı yalanlayanlar olmuşlardı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Şu`ayb`ı yalanlayanlar, sanki yurtlarında hiç şenlik tutmamış gibi oldular. Şu`ayb`ı yalanlayanlar var ya işte ziyana uğrayanlar, onlar oldular.
Fizilal-il Kuran : Şuayb`ı yalanlayanlar, sanki yurtlarında hiç oturmamış gibi oldular. Şuayb`ı yalanlayanlar, asıl hüsrana uğrayanlar, asıl mahvolanlar oldular.
Gültekin Onan : Şuayb`ı yalanlayanlar, sanki orada hiç `refah içinde yaşamamışlar` gibi oldular. Şuayb`ı yalanlayanlar, asıl kaybedenler onlar oldular (büyük hüsrana uğradılar).
Hasan Basri Çantay : Şuaybı yalanlayanlar zâten (yurdlarında) oturmuşlar gibi oldular. Şuaybı yalanlayanlardır ki en büyük zarara uğrayanlar onlar olmuşlardır.
Hayrat Neşriyat : Şuaybı yalanlayanlar sanki orada hiç oturmamışlardı! (Evet!) Şuaybı yalanlayanlar, kendileri hüsrâna uğrayanlar oldular.
İbni Kesir : Şuayb`ı yalanlayanlar, zaten yurtlarında hiç oturmamış gibi oldular. Şuayb`ı yalanlamış olanlar; hüsrana uğrayanlar, işte onlar oldular.
Muhammed Esed : Onlar ki Şuaybı yalancı çıkarmak isteyen kimselerdi: Sanki orada hiç yaşamamış gibi oldular. Onlar ki, Şuaybı yalancı çıkarmak isteyen kimselerdi. Kendileri kaybeden kimseler oldular!
Ömer Nasuhi Bilmen : Şuayb`ı tekzîp edenler, sanki orada hiç kalmamışlar gibi oldular. Şuayb`i yalanlayanlardır ki, en büyük zarara uğrayanlar onlar olmuşlardır.
Ömer Öngüt : Şuayb`i yalanlayanlar sanki yurtlarında hiç oturmamış gibi oldular. Asıl ziyana uğrayanlar, Şuayb`i yalanlayanlar oldu.
Şaban Piriş : (91-92.) Onları dehşetli bir sarsıntı tuttu ve oldukları yerde çöküp kaldılar. Şuaybı yalanlayanlar sanki orda hiç yaşamamış gibi oldular. Şuaybı yalanlayanların asıl kendileri mahvoldu.
Suat Yıldırım : Şuaybı yalancı sayanlar... onlar değildi sanki vatanlarında, şen şakrak dolaşanlar!Şuaybı yalancı sayıp perişan etmek isteyenler... asıl perişan olanlar, işte onlar oldular.
Süleyman Ateş : Şu`ayb`i yalanlayanlar, sanki yurtlarında hiç oturmamış gibi oldular. Şu`ayb`i yalanlayanlar... işte ziyana uğrayanlar, onlar oldular.
Tefhim-ul Kuran : Şuayb`ı yalanlamakta olanlar, sanki orda `hiç refah içinde yaşamamışlar` gibi oldular; Şuayb`ı yalanlamakta olanlar, asıl büyük hüsrana uğrayanlar oldular.
Ümit Şimşek : Şuayb`ı yalanlayanlar, sanki orada hiç yaşamamış gibiydi. Asıl ziyan edenler, Şuayb`ı yalanlayanlar oldu.
Yaşar Nuri Öztürk : Şuayb`ı yalanlayanlar sanki o yerde hiç şenlik kurmamışlardı. Şuayb`ı yalanlayanlar hüsrana saplananların ta kendileriydi.
1. ellezîne kezzebû : yalanlayanlar, onlar ki yalanladılar
2. şuayben : Şuayb`ı
3. ke : gibi, sanki
4. en lem yagnev : var olmamış, yaşamamış
5. fî-hâ : orada
6. ellezîne kezzebû : yalanlayan kimseler, yalanlayanlar
7. şuayben : Şuayb`ı
8. kânû hum : onlar oldular
9. el hâsirîne : hüsrana üğrayan kimseler, nefslerini hüsrana düşürenler
İmam İskender Ali Mihr : Şuayb (A.S)`ı tekzib edenler (yalanlayanlar), sanki orada hiç var olmamış gibiydi. Şuayb (A.S)`ı yalanlayanlar, onlar hüsranda oldular (nefslerini hüsrana düşürdüler).
Diyanet İşleri : Şuaybı yalanlayanlar sanki orada hiç yaşamamışlardı. Şuaybı yalanlayanlar var ya, asıl ziyana uğrayanlar onlar oldu.
Abdulbaki Gölpınarlı : Şuayb`i yalanlayanlar, sanki oralarda hiç oturmamışlar, hiç yaşamamışlardı, Şuayb`i yalanlayanlar, asıl zarara uğramışlardı.
Adem Uğur : Şuayb`ı yalanlayanlar sanki yurtlarında hiç oturmamış gibiydiler. Asıl ziyana uğrayanlar Şuayb`ı yalanlayanların kendileridir.
Ahmed Hulusi : Şuayb`ı yalanlayanlar, sanki orada hiç yaşamamış gibi (yok oldular). . . Şuayb`ı yalanlayanlar, hüsrana uğrayanlar oldular.
Ahmet Tekin : Şuaybi yalanlayanlar sanki yurtlarında hiç yaşamamış, hiç güzel gün görmemiş gibiydiler. Şuaybi yalanlayanlar, işte ziyana uğrayanlar, onlar oldular.
Ahmet Varol : Şu`ayb`ı yalanlayanlar sanki orada hiç yaşamamış gibi oldular. Asıl zarara uğrayanlar Şu`ayb`ı yalanlayanlar oldu.
Ali Bulaç : Şuayb`ı yalanlayanlar, sanki orda `hiç refah içinde yaşamamışlar` gibi oldular: Şuayb`ı yalanlayanlar, asıl büyük hüsrana uğradılar.
Ali Fikri Yavuz : Şuaybı tekzip edenler, sanki evlerinde bir şenlik tutmamışlardı. Şuaybı yalanlıyanlardır ki, onlar ziyan görenler olmuşlardır.
Bekir Sadak : suayb`i yalanlayanlar, yurtlarinda sanki hic yasamamislar gibi oldular, izleri bile kalmadi. Mahvolanlar,suayb`i yalanlayanlar oldu.
Celal Yıldırım : (91-92) Bunun üzerine onları müthiş sarsıntı yakalayıverdi ve (böylece) kendi yurtlarında oldukları yerde dizüstü çöküp kaldılar; Şuâyb`ı yalanlayanlar sanki orada hiç şen-şatır yaşamamış gibi oldular. Şuâyb`ı yalanlayanlar ziyana uğrayanların tâ kendileri oldular.
Diyanet İşleri (eski) : Şuayb`ı yalanlayanlar, yurtlarında sanki hiç yaşamamışlar gibi oldular, izleri bile kalmadı. Mahvolanlar, Şuayb`ı yalanlayanlar oldu.
Diyanet Vakfi : Şuayb`ı yalanlayanlar sanki yurtlarında hiç oturmamış gibiydiler. Asıl ziyana uğrayanlar Şuayb`ı yalanlayanların kendileridir.
Edip Yüksel : Şuayb`ı yalanlayanlar sanki hiç orada yaşamamışlar gibi yok oldular. Şuayb`ı yalanlayanlar, asıl kaybedenler onlar oldular.
Elmalılı Hamdi Yazır : Şuaybı tekzib edenler sanki orada bir şenlik tutmamışlardı, Şuaybı tekzib edenler, husrane düşenler onlar olmuşlardı
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Şuayb`ı yalanlayanlar sanki orada hiç safa sürmemiş gibi oldular. Asıl zarara düşenler, Şuayb`ı yalanlayanlar olmuşlardı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Şu`ayb`ı yalanlayanlar, sanki yurtlarında hiç şenlik tutmamış gibi oldular. Şu`ayb`ı yalanlayanlar var ya işte ziyana uğrayanlar, onlar oldular.
Fizilal-il Kuran : Şuayb`ı yalanlayanlar, sanki yurtlarında hiç oturmamış gibi oldular. Şuayb`ı yalanlayanlar, asıl hüsrana uğrayanlar, asıl mahvolanlar oldular.
Gültekin Onan : Şuayb`ı yalanlayanlar, sanki orada hiç `refah içinde yaşamamışlar` gibi oldular. Şuayb`ı yalanlayanlar, asıl kaybedenler onlar oldular (büyük hüsrana uğradılar).
Hasan Basri Çantay : Şuaybı yalanlayanlar zâten (yurdlarında) oturmuşlar gibi oldular. Şuaybı yalanlayanlardır ki en büyük zarara uğrayanlar onlar olmuşlardır.
Hayrat Neşriyat : Şuaybı yalanlayanlar sanki orada hiç oturmamışlardı! (Evet!) Şuaybı yalanlayanlar, kendileri hüsrâna uğrayanlar oldular.
İbni Kesir : Şuayb`ı yalanlayanlar, zaten yurtlarında hiç oturmamış gibi oldular. Şuayb`ı yalanlamış olanlar; hüsrana uğrayanlar, işte onlar oldular.
Muhammed Esed : Onlar ki Şuaybı yalancı çıkarmak isteyen kimselerdi: Sanki orada hiç yaşamamış gibi oldular. Onlar ki, Şuaybı yalancı çıkarmak isteyen kimselerdi. Kendileri kaybeden kimseler oldular!
Ömer Nasuhi Bilmen : Şuayb`ı tekzîp edenler, sanki orada hiç kalmamışlar gibi oldular. Şuayb`i yalanlayanlardır ki, en büyük zarara uğrayanlar onlar olmuşlardır.
Ömer Öngüt : Şuayb`i yalanlayanlar sanki yurtlarında hiç oturmamış gibi oldular. Asıl ziyana uğrayanlar, Şuayb`i yalanlayanlar oldu.
Şaban Piriş : (91-92.) Onları dehşetli bir sarsıntı tuttu ve oldukları yerde çöküp kaldılar. Şuaybı yalanlayanlar sanki orda hiç yaşamamış gibi oldular. Şuaybı yalanlayanların asıl kendileri mahvoldu.
Suat Yıldırım : Şuaybı yalancı sayanlar... onlar değildi sanki vatanlarında, şen şakrak dolaşanlar!Şuaybı yalancı sayıp perişan etmek isteyenler... asıl perişan olanlar, işte onlar oldular.
Süleyman Ateş : Şu`ayb`i yalanlayanlar, sanki yurtlarında hiç oturmamış gibi oldular. Şu`ayb`i yalanlayanlar... işte ziyana uğrayanlar, onlar oldular.
Tefhim-ul Kuran : Şuayb`ı yalanlamakta olanlar, sanki orda `hiç refah içinde yaşamamışlar` gibi oldular; Şuayb`ı yalanlamakta olanlar, asıl büyük hüsrana uğrayanlar oldular.
Ümit Şimşek : Şuayb`ı yalanlayanlar, sanki orada hiç yaşamamış gibiydi. Asıl ziyan edenler, Şuayb`ı yalanlayanlar oldu.
Yaşar Nuri Öztürk : Şuayb`ı yalanlayanlar sanki o yerde hiç şenlik kurmamışlardı. Şuayb`ı yalanlayanlar hüsrana saplananların ta kendileriydi.