|
16 46
Ev yehuzehum fî tekallubihim fe mâ hum bi mucizîn(mucizîne).
1. ev : veya, yoksa
2. ye`huze-hum : onları alır, yakalar
3. fî tekallubi-him : onları dönüp dolaşmaları esnasında
4. fe : o zaman, böylece (ve)
5. mâ hum : onlar değillerdir
6. mu`cizîne : aciz bırakanlar
İmam İskender Ali Mihr : Veya onlar dönüp dolaşırlarken, Allah`ın onları yakalamasından (yakalamamasından) emin mi oldular? Ve onlar, (Allah`ı) aciz bırakamazlar.
Diyanet İşleri : Yahut onlar dönüp dolaşırken Allahın kendilerini yakalayıvermesinden emin mi oldular? Onlar, Allahı âciz bırakacak değillerdir.
Abdulbaki Gölpınarlı : Yahut onu âciz bırakamayacaklarına göre dönüp dolaşırlarken tutup onları helâk etmeyeceğinden.
Adem Uğur : Yahut onlar dönüp dolaşırlarken Allah`ın kendilerini yakalamayacağından emin mi oldular? Onlar (Allah`ı) âciz bırakacak değillerdir.
Ahmed Hulusi : Yahut onları dönüp dolaşırlarken aniden yakalamayacağından (emin mi oldular)? Onlar (Allâh`ı) âciz bırakamazlar!
Ahmet Tekin : Yahut onlar, servet, kudret ve ticaret sahibi olarak refah içinde ülke ülke dolaşırlarken, Allahın kendilerini yakalayamayacağından, cezalandırmayacağından emin mi oldular? Onlar Allahı âciz bırakacak, koyduğu kanunların dışına çıkacak, yakayı kurtaracak değildirler.
Ahmet Varol : Yahut dönüp dolaşmaları esnasında kendilerini yakalamasından. Ki onlar (Allah`ı) aciz bırakacak değildirler.
Ali Bulaç : Ya da onlar, dönüp dolaşmaktalarken, onları yakalayıvermesinden (mi emindirler?) Ki onlar (bu konuda Allah`ı) aciz bırakacak değildirler.
Ali Fikri Yavuz : Yahud gezip dolaşırlarken (Allahın azabı) kendilerini yakalayıvermesinden emin mi oldular? Üstelik onlar, azabı engelleyiciler de değillerdir.
Bekir Sadak : (46-47) Veya hareket halindelerken (ki Allah`i aciz birakamazlar) ya da yok olmak endisesindeyken onlara azabin gelmesinden guvende midirler? Dogrusu Rabbin sefkatlidir, merhametlidir.
Celal Yıldırım : (46-47) Veya dönüp dolaşırlarken, kendilerini (ilâhî azabın) yakalayıvermesinden ki (Allah`ı) âciz bırakacak değillerdir veya korku ve endişe üzere eksile eksile bir durumda bulunurlarken, kendilerini tutuvermesinden emniyette midirler ? Şüphesiz ki Rabbiniz çok şefkatli, çok merhametlidir.
Diyanet İşleri (eski) : (46-47) Veya hareket halindelerken -ki Allah`ı aciz bırakamazlar- ya da yok olmak endişesindeyken onlara azabın gelmesinden güvende midirler? Doğrusu Rabbin şefkatlidir, merhametlidir.
Diyanet Vakfi : (45-46) Kötülük tuzakları kuranlar, Allah`ın, kendilerini yere geçirmeyeceğinden veya kendilerine bilemeyecekleri bir yerden azabın gelmeyeceğinden veya onlar dönüp dolaşırlarken Allah`ın kendilerini yakalamayacağından emin mi oldular? Onlar (Allah`ı) âciz bırakacak değillerdir.
Edip Yüksel : Yahut (yataklarında) dönüp dururlarken kendilerini yakalamayacağından..? Onlar kurtulamazlar.
Elmalılı Hamdi Yazır : veya dönüp dolaşırken kendilerini yakalayıvermesinden, ki onlar âciz bırakacak değillerdir
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Ya da dönüp dolaşırlarken kendilerini yakalayamayacağından? Onlar Allah`ı aciz bırakacak değillerdir.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Yahut (rızık için) dolaşıp dururlarken (Allah`ın azabının) kendilerini yakalayıvermesinden emin mi oldular? Üstelik onlar, azabı engelleyici de değillerdir.
Fizilal-il Kuran : Ya da ilahi azabın gezilerinden biri sırasında kendilerini yakalamayacağından emin midirler? Onların Allah`ın yapacağını engellemeleri sözkonusu değildir.
Gültekin Onan : Ya da onlar, dönüp dolaşmaktalarken (tekallübihim), onları yakalayıvermesinden (mi emindirler?) Ki onlar [bu konuda Tanrı`yı] aciz bırakacak değildirler.
Hasan Basri Çantay : Yahud onlar dönüb dolaşırlarken (Allahın) kendilerini yakalayıvermesinden (bir eman mı aldılar) ki onlar (hiç bir suretle Allâhı) aaciz bırakıcı değildirler.
Hayrat Neşriyat : Veya dönüp dolaşırlarken (azâbın) kendilerini yakalayıvermesinden (mi emin oldular)? Hâlbuki onlar, (Allahı) âciz bırakıcı kimseler değillerdir.
İbni Kesir : Yahut onlar dönüp dolaşırken kendilerini yakalamasından mı? Allah`ı aciz bırakacak değillerdir.
Muhammed Esed : Yahut dönüp dururken hiçbir şekilde engel olamayacakları (bir azapla O`nun) kendilerini (apansız) yakalamayacağına,
Ömer Nasuhi Bilmen : Veya onları dönüp dolaşırlarken yakalayıvermesinden (emin mi oldular?) Halbuki, onlar (Hak Teâlâ`yı) aciz bırakıcılar değildirler.
Ömer Öngüt : Yahut onlar dönüp dolaşırlarken kendilerini yakalamayacağından (emin midirler)? Onlar âciz bırakacak değillerdir.
Şaban Piriş : Veya Onlar, dolaşıp dururlarken, kaçamayacakları bir azabın kendilerine gelmesinden güvende midirler?
Suat Yıldırım : (45-46) Şer planları hazırlayanlar, emin mi oldular: Allahın kendilerini yerin dibine geçirmesinden yahut hiç ummadıkları bir yerden azabın gelmesinden, yahut gezip dolaşırlarken Allahın kendilerini kıskıvrak yakalamasından? Çünkü onlar, kaçıp kurtulacak durumda değildirler.
Süleyman Ateş : Yahut dönüp dolaşırlarken onun, kendilerini yakalamayacağından (emin midirler)? Kendileri buna engel olacak değillerdir!
Tefhim-ul Kuran : Ya da onlar, dönüp dolaşmaktalarken, onları yakalayıvermesinden (mi emindirler?) Ki onlar (bu konuda Allah`ı) aciz bırakacak değildirler.
Ümit Şimşek : Yahut onlar dolaşıp dururlarken, asla kaçamayacakları bir azabın kendilerini yakalayıvermesinden mi emin oldular?
Yaşar Nuri Öztürk : Yahut dönüp dolaşmaları sırasında kendilerini yakalamayacağından... Onlar buna engel de olamazlar.
|