|
25 39
Ve kullen darabnâ lehul emsâle ve kullen tebbernâ tetbîrâ(tetbîren).
1. ve kullen : ve hepsi
2. darabnâ : biz (misal) verdik
3. lehu : ona
4. el emsâle : misaller, örnekler
5. ve kullen : ve hepsi
6. tebbernâ : biz mahvettik, helâk ettik
7. tetbîren : mahvederek, helâk ederek
İmam İskender Ali Mihr : Ve onların hepsine, misaller verdik ve hepsini mahvederek, helâk ettik.
Diyanet İşleri : Bunların her birine misaller getirdik, (öğüt almadıkları için) hepsini kırıp geçirdik.
Abdulbaki Gölpınarlı : Hepsine de örnekler getirdik, hepsini de kırıp geçirdik.
Adem Uğur : Onların her birine (uymaları için) misaller getirdik; (ama öğüt almadıkları için) hepsini kırdık geçirdik.
Ahmed Hulusi : Onların her biri için dersler vermiştik. . . (Sonunda) hepsini kırdık geçirdik.
Ahmet Tekin : Onların her birine, anlamaları, ders ve ibret almaları için dini hakikatlerin, insani ve ahlaki değerlerin zaruretinin delillerini, gerekçelerini sunduk. Öğüt almadıkları için hepsini kırdık, geçirdik.
Ahmet Varol : Her biri için örnekler verdik. (Öğüt almayınca da) hepsini kırıp geçirdik.
Ali Bulaç : Biz (onlardan) her birine örnekler verdik ve her birini darmadağın edip mahvettik.
Ali Fikri Yavuz : Bunlardan her birine (kendilerinden öncekilerin helâkine dair) nasihat olarak nice misaller anlattık. Fakat, iman etmediklerinden hepsini tamamen helâk ettik.
Bekir Sadak : Her birine misaller vermistik ama, dinlemedikleri icin hepsini kirdik gecirdik.
Celal Yıldırım : Onların herbiri için (doğru yola dönerler diye) misâller verdik ve (sonunda) herbirini yıkıp belirsiz hale getirdik.
Diyanet İşleri (eski) : Her birine misaller vermiştik ama, dinlemedikleri için hepsini kırdık geçirdik.
Diyanet Vakfi : Onların her birine (uymaları için) misaller getirdik; (ama öğüt almadıkları için) hepsini kırdık geçirdik.
Edip Yüksel : Hepsine yeterli örnekler vermiştik, sonunda hepsini kırdık geçirdik
Elmalılı Hamdi Yazır : Ki her birine nasıyhat olarak emsal anlatmıştık ve her birini mahv-ü perişan ettik de ettik
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Ki onların her birine öğüt olarak örnekler vermiştik; (sonunda) her birini mahv ve perişan ettik de ettik.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Onların herbirine misaller getirdik; (ama ögüt almadıkları için) hepsini kırdık geçirdik.
Fizilal-il Kuran : Hepsine bir çok uyarıcı örnekler gösterdik. Sonra da hepsini kökten yokettik.
Gültekin Onan : Biz (onlardan) her birine örnekler verdik ve her birini darmadağın edip mahvettik.
Hasan Basri Çantay : Biz (onlardan) her birine (geçmişlerden) misâller irâd etdik. (Fakat peygamberlerini tekzîb etdikleri için) hepsini tam bir helak ile imhaa eyledik.
Hayrat Neşriyat : Her birine (îkaz edici) misâller getirdik. (Fakat dinlemedikleri için) hepsini tamâmen kırıp geçirdik.
İbni Kesir : Her birine misaller vermiştik. Ama hepsini kırdık geçirdik.
Muhammed Esed : oysa, her birine uyarıcı dersler vermiştik; ama (bunlara aldırış etmeyince) hepsini yerle bir ettik.
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve bütün onların kendileri için misaller irâd ettik ve hepsini de kırdık geçirdik.
Ömer Öngüt : Onların her birine misaller getirdik. (Amma öğüt almadıkları için) hepsini kırdık geçirdik.
Şaban Piriş : Bunlardan her birine örnekler göstermiş ve hepsini de baştan başa kırıp geçirmiştik.
Suat Yıldırım : Onların her birine uymaları için geçmişlerden misaller verdik. Ama öğütleri tutmadıkları için hepsini kırıp geçirdik.
Süleyman Ateş : Hepsine de (uyarmak için) misaller (geçmişlerden hikâyeler) anlattık. (Öğüt almayıp küfürlerinde ısrar edince biz de) hepsini helâk ettik.
Tefhim-ul Kuran : Biz (onlardan) her birine örnekler verdik ve her birini darmadağın edip mahvettik.
Ümit Şimşek : Biz onlardan hepsine misaller getirmiştik. Sonra da hepsini kırıp geçirdik.
Yaşar Nuri Öztürk : Bunların her birine türlü türlü örnekler verdik. Ve bunların hepsini perişan edip batırdık.
|