Ana Sayfa Portal Gelişmiş Arama Üye Listesi Takvim Yardım Belgeleri
Tarih: 13.12.2018, Saat: 19:57 Hoşgeldin, Ziyaretçi: (Giriş YapÜye Ol)
Hızlı Arama:
Yeni Yorum Gönder 
 
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Abese 080 001 042
09.09.2012, 18:02
Yorum: #1
Abese 080 001 042
ESUL ÜN FAKiRE, ZENGiNE AYRI MUAMELESiABESE 80 : 1-10
MiM
Görmeyen adamın kendisine doğru gelmesinden ötürü(2), huzursuzluğu yüzüne ve anlına vurdu, yüzünü buruşturdu ve başını başka yöne çevirdi.(1) belki ayet hükümleri ona hatırlatılacak ve bu hatırlatma ona fayda verecekti.(4) Nereden bilebilirsin, belki de o şirk ve günahlardan arınacaktı,(3)
Kendini yeterli görüp sana tenezzül etmeyene gelince.(5), sen bütün ilgiyi ona gösterdin,(6), halbuki onun arınmamasının sorumlusu sen değilsin;(7)
Ama sana öğrenme hevesiyle gelen o!(8) Ki o, `Allah in azametini görünce içi titreyerek korkar` bir durumdadır.(9)
Sen onu görmemezlikten gelip, ona aldırış bile etmiyorsun.(10)
************************************************
ABESE 80 : 1
MiM
huzursuzluğu yüzüne ve anlına vurdu, yüzünü buruşturdu ve başını başka yöne çevirdi.
Deutsch
Er runzelte die Stirn und wandte sich

Abese ve tevellâ.
1. abese : huzursuzluğu yüzüne aksetti, yüzünü buruşturdu
2. ve tevellâ : ve başını çevirdi
************************************************
ABESE 80 : 2
MiM
Görmeyen adamın kendisine doğru gelmesinden ötürü
Deutsch
Das kam den Blinden

En câehul a’mâ.
1. en câe-hu : onun gelmesi 2. el a`mâ : âmâ, görmeyen
************************************************
ABESE 80 : 3
MiM
Nereden bilebilirsin, belki de o şirk ve günahlardan arınacaktı,
Deutsch
Man kann nie wissen, vielleicht Zakāh

Ve mâ yudrîke leallehu yezzekkâ.
1. ve : ve 2. mâ yudrî-ke : sen bilemezsin 3. lealle-hu : umulur ki böylece o 4. yezzekkâ : tezkiye olur, şirk ve günahlardan temizlenir
************************************************
ABESE 80 : 4
MiM
belki ayet hükümleri ona hatırlatılacak ve bu hatırlatma ona fayda verecekti.

Ev yezzekkeru fe tenfeahuz zikrâ.
1. ev : veya 2. yezzekkeru : tezekkür eder, düşünür, öğüt alır, ayet hükümlerini hatirlar 3. fe : böylece 4. tenfea-hu : ona fayda verir 5. ez zikrâ : zikir, öğüt
************************************************
ABESE 80 : 5
MiM
Kendini yeterli görüp sana tenezzül etmeyene gelince.
Deutsch
Wer entlassen

Emmâ menistagnâ.
1. emmâ : fakat 2. men(i) : kimse 3. istagnâ : ihtiyaç hissetmedi, kendini müstağni gördü bir şeye muhtaç olmadığını sandı
************************************************
ABESE 80 : 6
MiM
sen bütün ilgiyi ona gösterdin,

Fe ente lehu tesaddâ.
1. fe : oysa, halbuki 2. ente : sen 3. lehu : ona 4. tesaddâ : yüzünü dönüyorsun, yöneliyorsun
************************************************
ABESE 80 : 7
MiM
halbuki onun arınmamasının sorumlusu sen değilsin;

Ve mâ aleyke ellâ yezzekkâ.
1. ve : ve 2. mâ aleyke : senin üzerinde bir sorumluluk yoktur 3. ellâ yezzekkâ : onun tezkiye olmamasında
************************************************
ABESE 80 : 8
MiM
Ama sana öğrenme hevesiyle gelen o!

Ve emmâ men câeke yes’â.
1. ve emmâ : halbuki 2. men : kimse 3. câe-ke : sana geldi 4. yes`â : koşuyor
************************************************
ABESE 80 : 9
MiM
Ki o, `Allah in azametini görünce içi titreyerek korkar` bir durumdadır.

Ve huve yahşâ.
1. ve huve : ve o 2. yahşâ : huşû duyuyor
************************************************
ABESE 80 : 10
MiM
Sen onu görmemezlikten gelip, ona aldırış bile etmiyorsun.

Fe ente anhu telehhâ.
1. fe : oysa 2. ente : sen 3. an-hu : ondan (onunla) 4. telehhâ : aldırış etmiyorsun, ilgilenmiyorsun
************************************************

KURAN NEDİR?
KURAN; UYULMASI GEREKLi YAŞAM KURALLARINI İÇERİR
ABESE 80 : 11 - 14
MiM
Olması asla mümkün olmayan bır şey bu!(1/11) Hükümsel olarak hatadan arındırılarak, en hatasız hale getirilmiş olan (14) Kur`an ayetlerinın, birer mutlak hüküm değerinde olan Allah ın hükümleri olmalarından dolayı, yaşam işlevleri yerine getirilirken, hatırlanmaları gereklidir.(2/11) Artık dileyen yaşam işlevlerini yerine getirirken kullanmak için onu animsar(zikr).(12) o en değerli sayfalarda kayıtlıdır,(13)
************************************************
ABESE 80 : 11
MiM
Olması asla mümkün olmayan bır şey bu! (1/11) Kur`an ayetlerinın, birer mutlak hüküm değerinde olan Allah ın hükümleri olmalarından dolayı, yaşam işlevleri yerine getirilirken, hatırlanmaları gereklidir.(2/11)

Kellâ innehâ tezkirah(tezkiratun).
1. kellâ : hayır, sakın ha! 2. inne-hâ : muhakkak ki o 3. tezkiratun : bir zikirdir, öğüttür, nasihattir, mutlak hüküm degerindeki bir ayet hükmü
************************************************
ABESE 80 : 12
MiM
Artık dileyen yaşam işlevlerini yerine getirirken kullanmak için onu hatırlar.

Fe men şâe zekerah(zekerahu).
1. fe : artık 2. men : kimse 3. şâe : diledi 4. zekera-hu : onu zikretti, öğüt aldı
************************************************
ABESE 80 : 13
MiM
o en değerli sayfalarda kayıtlıdır,
;
Fî suhufin mukerrameh(mukerrametin).
1. fî : de 2. suhufin : sahifeler 3. mukerrametin : kerim, şerefli, üstün olan
************************************************
ABESE 80 : 14
MiM
hükümsel olarak hatadan arınmış ve en hatasız halde
مَّرْفُوعَةٍ مُّطَهَّرَةٍ
Merfûatin mutahherah(mutahheratin).
1. merfûatin : yükseltilmiş, yüceltilmiş olan 2. mutahheratin : mutahhar kılınmış olan, temiz olan
************************************************

KURAN` I KİMLER KAĞIDA KAYDETTILER?
ABESE 80 : 15 - 16
MiM
saygıdeğer, kul hakkına riayet eden, seçkin, şerefli, hayretmeyi seven ve Allah a karşı sorumluluk bilimci (takva) sahibi (16) elçi katiplerinin elleriyle(15)
************************************************
ABESE 80 : 15
MiM
elçi katiplerinin elleriyle
بِأَيْدِي سَفَرَةٍ
Bi eydî seferah(seferatin).
1. bi : ile 2. eydî : eller 3. seferatin : sefir, elçi (kâtip)
************************************************
ABESE 80 : 16
MiM
saygıdeğer, kul hakkına riayet eden, seçkin, şerefli, hayretmeyi seven ve Allah a karşı sorumluluk bilimci sahibi(takva)
كِرَامٍ بَرَرَةٍ
Kirâmin berarah(beraratin).
1. kirâmin : şerefli, üstün, değerli, saygıdeğer, kul hakkına riayet eden, seçkin, şerefli 2. beraratin : birr sahipleri, hayretmeyi seven ve Allah a karşı sorumluluk bilimci takva sahibi olanlar, sadık, dürüst olanlar
************************************************

ABESE 80 : 17 - 23
MiM
Onu hangi bir şeyden yaratmıştır?(18)
Onu bir damla sıvıdan yarattı, hayatını programladı.(19)
ve sonra onu, eğer gelişmesi tamamlanıp hazırlanmışsa canlandırmaya başlayacaktır.(22)
sonra hayatı onun için kolaylaştırdı(20)
hakikati inatla inkar eden insan!, o kadar kendini mahveder!(17)
Aslinda, Allah`ın kendisine emrettiklerini henüz yerine getirmiş değildir!(23)
ve sonunda onu öldürür ve mezara sokar.(21)
************************************************
ABESE 80 : 17
MiM
hakikati inatla inkar eden insan!, o kadar kendini mahveder!
قُتِلَ الْإِنسَانُ مَا أَكْفَرَهُ
Kutilel insânu mâ ekferah(ekferahu).
1. kutile : katledildi, öldürüldü, kahroldu, mahvoldu, kendisini mahvetti 2. el insânu : insan 3. mâ : ne, ne kadar 4.ekfera-hu : o çok nankör
************************************************
ABESE 80 : 18
MiM
Onu hangi bir şeyden yaratmıştır?
مِنْ أَيِّ شَيْءٍ خَلَقَهُ
Min eyyi şey’in halakah(halakahu).
1. min : den 2. eyyi : hangi 3. şey`in : şey 4. halaka-hu : onu yarattı
************************************************
ABESE 80 : 19
MiM
Bir damla sıvıdan yarattı onu, hayatını programladı.
مِن نُّطْفَةٍ خَلَقَهُ فَقَدَّرَهُ
Min nutfeh(nutfetin), halakahu fe kadderah(kadderahu).
1. min : den 2. nutfetin : nutfe, bir damla 3. halaka-hu : onu yarattı 4. fe : böylece, sonra 5. kaddera-hu : ona kader tayin etti, gelişimini programladı ve ömür tayin etti
************************************************
ABESE 80 : 20
MiM
sonra hayatı onun için kolaylaştırdı
ثُمَّ السَّبِيلَ يَسَّرَهُ
Summes sebîle yesserah(yesserahu).
1. summe : sonra 2. es sebîle : yol 3. yessera-hu : ona kolaylaştırdı
************************************************
ABESE 80 : 21
MiM
ve sonunda onu öldürür ve mezara sokar.
ثُمَّ أَمَاتَهُ فَأَقْبَرَهُ
Summe emâtehu fe akberah(akberahu).
1. summe : sonra 2. emâte-hu : onu öldürdü 3. fe : böylece 4. akbera-hu : onu kabire koydurdu
************************************************
ABESE 80 : 22
MiM
ve sonra, eğer hazırlanmışsa onu canlandırmaya başlayacaktır.
Deutsch
Dann, wenn bereit, dann Wıederbelebung mit zu beginnen ....
ثُمَّ إِذَا شَاء أَنشَرَهُ
Summe izâ şâe enşerah(enşerahu).
1. summe : sonra 2. izâ : olduğu zaman 3. şâe : diledi, eğer hazırlanmışsa 4. enşera-hu : onu diriltti, onu canlandıracak
************************************************
ABESE 80 : 23
MiM
Aslinda, Allah`ın kendisine emrettiklerini henüz yerine getirmiş değildir!
كَلَّا لَمَّا يَقْضِ مَا أَمَرَهُ
Kellâ lemmâ yakdı mâ emerah(emerahu).
1. kellâ : hayır 2. lemmâ yakdı : kada etmedi, yerine getirmedi 3. mâ : şey 4. emera-hu : ona emretti
************************************************

BESİ RAHMETLERİ
ABESE 80 : 24 - 32
MiM
ve sonra yeryüzünü parçalara bölerek yardik,(26)
sizin için ve hayvanlarınızın beslenmesi için.(32)
Doğrusu biz o suyu bolca indirmekteyiz.(25)
böylelikle ondan tohumlar ekip yetiştirdik.(27)
ve üzüm bağları ve yenebilir otlar,(28)
zeytin ağaçları ve hurmalıklar,(29)
ve ağaçlarla dolu bahçeler,
meyveler, mer`alar, neler yetiştirmekteyiz.(31)
O halde o insan, yiyeceklerine dıkkatle bir baksın.(24)
************************************************
ABESE 80 : 24
MiM
O halde o insan, yiyeceklerine dıkkatle bir baksın.
Deutsch
So soll der Mensch auf seine Nahrung achten
فَلْيَنظُرِ الْإِنسَانُ إِلَى طَعَامِهِ
Felyanzuril insânu ilâ taâmih(taâmihî).
1. fe li yanzuri : işte baksın 2. el insânu : insan 3. ilâ taâmi-hî : taamına, yemeğine
************************************************
ABESE 80 : 25
MiM
Doğrusu biz o suyu bolca indirmekteyiz.
أَنَّا صَبَبْنَا الْمَاء صَبًّا
Ennâ sabebnel mâe sabbâ(sabben).
1. ennâ : nasıl 2. sabebnâ : akıttık 3. el mâe : su 4. sabben : akıtarak
************************************************
ABESE 80 : 26
MiM
ve sonra yeryüzünü parçalara bölerek yardik,
ثُمَّ شَقَقْنَا الْأَرْضَ شَقًّا
Summe şekaknel arda şakkâ(şakkan).
1. summe : sonra 2. şakaknâ : bölerek yardık 3. el arda : arz, yer, toprak 4. şakkan : yararak, yarışla, öyle bir yarışla
************************************************
ABESE 80 : 27
MiM
böylelikle ondan tohumlar ekip yetiştirdik.
فَأَنبَتْنَا فِيهَا حَبًّا
Fe enbetnâ fîhâ habbâ(habben).
1. fe : böylece 2. enbetnâ : taneler bitirdik, yetiştirdik 3. fî-hâ : orada 4. habben : taneler
************************************************
ABESE 80 : 28
MiM
ve üzüm bağları ve yenebilir otlar,
وَعِنَبًا وَقَضْبًا
Ve ineben ve kadbâ(kadben).
1. ve ineben : ve üzümler, bağlar 2. ve kadben : ve yoncalar
************************************************
ABESE 80 : 29
MiM
zeytin ağaçları ve hurmalıklar,
وَزَيْتُونًا وَنَخْلًا
Ve zeytûnen ve nahlâ(nahlen).
1. ve zeytûnen : ve zeytin ağaçları, zeytinler 2. ve nahlen : ve hurma ağaçları, hurmalar
************************************************
ABESE 80 : 30
MiM
ve ağaçlarla dolu bahçeler,
وَحَدَائِقَ غُلْبًا
Ve hadâika gulbâ(gulben).
1. ve hadâika : ve bahçeler 2. gulben : sık ağaçlı, iç içe olmuş, dalları birbirine girmiş
************************************************
ABESE 80 : 31
MiM
meyveler, mer`alar, neler yetiştirmekteyiz.
وَفَاكِهَةً وَأَبًّا
Ve fâkiheten ve ebbâ(ebben).
1. ve fâkiheten : ve meyveler 2. ve ebben : ve mer`alar (otlaklar), hayvanların yediği otlar
************************************************
ABESE 80 : 32
MiM
sizin için ve hayvanlarınızın beslenmesi için.
مَّتَاعًا لَّكُمْ وَلِأَنْعَامِكُمْ
Metâan lekum ve li en’âmikum.
1. metâan : bir yarar, meta olarak 2. lekum : sizin, sizin için 3. ve : ve 4. li : için 5. en`âmi-kum : sizin hayvanlarınız
************************************************

KİYAMET GÜNÜ
ABESE 80 : 33-42
MiM
Ancak o kulakları sağır edercesine şiddetli gürültü duyulduğu zaman,(33)
Karısından, oğullarından!(37)
Annesinden ve babasından,(35) herkesin kardeşinden kaçtığı Gün,(34)
O gün bunlardan herkesin kendi başından aşan bir işi vardır. (37)
Bazı yüzler o Gün mutlulukla parıldayacak,(38) Gülecek ve sevinecektırler.(39)
Ve o gün birtakım yüzler de vardır ki, onların üzerlerini bir toz toprak kaplamıştır.(40) ve onu bir karanlık ve siyahlık kaplayacakdır.(41) işte bunlar, hakikati inkar eden ve yoldan sapanların ta kendileridirler!(42)
************************************************
ABESE 80 : 33
MiM
Ancak o kulakları sağır edercesine şiddetli gürültü duyulduğu zaman,
فَإِذَا جَاءتِ الصَّاخَّةُ
Fe izâ câetis sahhâh(sahhâtu).
1. fe : fakat 2. izâ : olduğu zaman 3. câet(i) : geldi 4. es sâhhatu : sağır edici büyük gürleme
************************************************
ABESE 80 : 34
MiM
herkesin kardeşinden kaçtığı Gün,
يَوْمَ يَفِرُّ الْمَرْءُ مِنْ أَخِيهِ
Yevme yefirrul mer’u min ehîh(ehîhi).
1. yevme : o gün 2. yefirru : kaçar 3. el mer`u : kişi 4. min ahî-hi : kardeşinden
************************************************
ABESE 80 : 35
MiM
Annesinden ve babasından da,
وَأُمِّهِ وَأَبِيهِ
Ve ummihî ve ebîh(ebîhi).
1. ve ummi-hî : ve annesi 2. ve ebî-hi : ve babası
************************************************
ABESE 80 : 36
MiM
Karısından ve oğullarından!
وَصَاحِبَتِهِ وَبَنِيهِ
Ve sâhıbetihî ve benîh(benîhi).
1. ve sâhıbeti-hî : ve hanımı, eşi 2. ve benî- hi : ve oğlu
************************************************
ABESE 80 : 37
MiM
O gün bunlardan herkesin kendi başından aşan bir işi vardır.
لِكُلِّ امْرِئٍ مِّنْهُمْ يَوْمَئِذٍ شَأْنٌ يُغْنِيهِ
Li kullimriin minhum yevmeizin şe’nun yugnîh(yugnîhi).
1. li kulli imriin : herkes için, hepsi için, hepsinin vardır 2. min hum : onlardan, onların 3. yevme izin : o gün, izin günü 4. şe`nun : şe`n, iş, hal 5. yugnî-hi : ona kâfi gelen, onu meşgul eden
************************************************
ABESE 80 : 38
MiM
Bazı yüzler o Gün mutlulukla parıldayacak,
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ مُّسْفِرَةٌ
Vucûhun yevmeizin musfirah(musfiratun).
1. vucûhun : yüzler vardır 2. yevme izin : izin günü, o gün 3. musfiratun : nurlu, parlak, aydın
************************************************
ABESE 80 : 39
MiM
Gülmekte ve sevinmektedirler.
ضَاحِكَةٌ مُّسْتَبْشِرَةٌ
Dâhıketun mustebşirah(mustebşiratun).
1. dâhıketun : gülen (yüzler) 2. mustebşiratun : müjdelenmiş
************************************************
ABESE 80 : 40
MiM
Ve o gün birtakım yüzler de vardır ki, onların üzerlerini bir toz toprak kaplamıştır.
وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ عَلَيْهَا غَبَرَةٌ
Ve vucûhun yevmeizin aleyhâ gaberah(gaberatun).
1. ve vucûhun : ve yüzler vardır 2. yevme izin : izin günü, o gün 3. aleyhâ : onun üzeri 4. gaberatun : toz bürünmüş, tozlu, toza toprağa bulanmış
************************************************
ABESE 80 : 41
MiM
Onu bir karanlık ve siyahlık kaplayacakdır.
تَرْهَقُهَا قَتَرَةٌ
Terhekuhâ katerah(kateratun).
1. terheku-hâ : onu kaplar 2. kateratun : kara, karanlık
************************************************
ABESE 80 : 42
MiM
işte bunlar, hakikati inkar eden ve yoldan sapanların ta kendileridirler!
أُوْلَئِكَ هُمُ الْكَفَرَةُ الْفَجَرَةُ
Ulâike humul keferetul fecerah(feceratu).
1. ulâike : işte onlar 2. hum(u) : onlar 3. el keferetu : kâfir, inkâr eden 4. el feceratu : facir
kullanıcının tüm mesajlarını bul
Alıntı ile Cevapla
Yeni Yorum Gönder 


Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
  Abese 18 alimallah 0 294 18.10.2013 17:26
Son Yorum: alimallah
  Abese 14 alimallah 0 251 18.10.2013 17:20
Son Yorum: alimallah
  Abese 15 alimallah 0 222 18.10.2013 17:20
Son Yorum: alimallah
  Abese 13 alimallah 0 263 18.10.2013 17:19
Son Yorum: alimallah
  Abese 10 alimallah 0 285 18.10.2013 17:18
Son Yorum: alimallah

Hızlı Menü:


Şu anda bu konuyu okuyanlar: 1 Ziyaretçi


Sitemizde bulunan materyallerin 'Allah' (C.C), rızası için çoğaltılmasında herhangi bir sakınca yoktur.
Ayrıca sitede bulunan konularda, yorum yapan şahısların, yapmış oldukları yorumlar sadece şahsi bir yorum olduğu bilinmelidir.