Ana Sayfa Portal Gelişmiş Arama Üye Listesi Takvim Yardım Belgeleri
Tarih: 13.12.2018, Saat: 20:23 Hoşgeldin, Ziyaretçi: (Giriş YapÜye Ol)
Hızlı Arama:
Yeni Yorum Gönder 
 
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Ahzab 033 001-027
09.09.2012, 17:20
Yorum: #1
Ahzab 033 001-027
(kalin: AHZAB 033 001-010
MiM)
Ey Peygamber(Nebi)! Allah`a karşı sorumluluğu(takva)nun bilincinde ol; hakikati inkar edenlerin ve ikiyüzlülerin söylediklerine uyma(itaat etme)! Şüphesiz Allah her şeyi mutlak bilendir, mutlak hikmet sahibidir.(1)
Rabbinden sana vahyolunan ayet hükümlerine uy, çünkü Allah yaptığınız her şeyden mutlak haberdardır.(2)
Allaha güvenip ona sorumlulugunu bırak. sorumluluk sahibi olarak Allah yeter.(3)
Allah hiç kimsenin göğüs boşluğuna iki kalp vermemiştir. Eşinizi ananız gibi kabullenerek kendinize haram kıl(zihar)sanız dahi eşlerinizi, analarınız olarak kabul etmedi ve evlatlıklarınızı da çocuklarınız olarak tanımadı. Bunlar ağzınıza doladığınız boş laflardan başka bir şey değildir; halbuki Allah doğruyu söyler ve doğru yolu ancak O gösterir.(4)
onları babalarının isimleri ile çağırın! Bu, Allah nezdinde daha adaletlidir. Eğer babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız, dinde kardeşleriniz ve dostlarınızdırlar. Bununla beraber hata ettiklerinizde üzerinize bir günah yoktur. Fakat kalplerinizde kasıt varsa, vardır. Çünkü Allah gerçekten çok bağışlayıcıdır, rahmet kaynağıdır.(5)
Peygamber, iman edenlere, kendi benliklerinden daha önceliklidir! Onun eşleri onların analarıdır! Akrabalar da Allâh`ın Kitabında (diğer) iman edenlerden ve muhacirlerden, (mirasça) birbirlerine daha önceliklidirler. Ancak yakın dostlarınıza karşı da en güzel şekilde davranmalısınız, bu Allah`ın buyruğu gereğidir. (6)
Ve unutma ki, zamanında Biz bütün peygamberlerden sağlam taahhütler almıştık. Hele senden aldığımız; Nuh`dan, İbrahim`den, Musa`dan ve Meryem oğlu İsa`dan aldığımızdan daha güçlü, sağlam bir taahhüt idi.(7)
ki, O, O na karşı doğru olanlara doğruluklarının hesaplarını sorabilsin. Ve O, doğruları inkar edenlerin tümü için acı bir azap hazırlamıştır!(8)
Ey imana ermiş olanlar! orduları üzerinize geldiğinde Allah`ın size bahşettiği nimetleri hatırlayın, ki o zaman üzerlerine bir rüzgar ve sizin göremediğiniz ordular göndermiştik ama Allah ne yaptığınız her şeyi görmekteydi.(9)
Onlar yukarıdan ve aşağıdan üzerinize geldiklerinde, gözlerinizin feri kaybolup korkudan yürekleriniz ağzınıza geldiğinde ve Allah hakkında en çelişkili düşünceler aklınızdan geçtiğinde(10)
*****************************************************
AHZAB 033 001
MiM
Ey Peygamber(Nebi)! Allah`a karşı sorumluluğu(takva)nun bilincinde ol; hakikati inkar edenlerin ve ikiyüzlülerin söylediklerine uyma(itaat etme)! Şüphesiz Allah her mtlak bilendir, mutlak hikmet sahibidir.

Yâ eyyuhen nebiyyuttekillâhe ve lâ tutıil kâfirîne vel munâfikîn(munâfikîne), innallâhe kâne alîmen hakîmâ(hakîmen).
1. yâ eyyuhâ : ey 2. en nebiyyu : nebî, peygamber 3. ittekillâhe (itteki allâhe) : Allah`a karşı takva sahibi ol 4.ve lâ tutıi : ve itaat etme 5. el kâfirîne : kâfirler 6. ve el munâfikîne : ve münafıklar 7. inne allâhe : muhakkak ki Allah 8. kâne : oldu, dır 9. alîmen : en iyi bilen 10. hakîmen : hakîm olan, hüküm ve hikmet sahibi
*****************************************************
AHZAB 2
MiM
Rabbinden sana vahyolunan ayet hükümlerine uy, çünkü Allah yaptığınız her şeyden mutlak haberdardır.

Vettebi’ mâ yûhâ ileyke min rabbik(rabbike), innallâhe kâne bimâ ta’melûne habîrâ(habîren).
1. vettebi` : ve tâbî ol 2. mâ : şeye 3. yûhâ : vahyedilir 4. ileyke : sana 5. min rabbi-ke : senin Rabbinden 6.inne allâhe : muhakkak ki Allah 7. kâne : oldu, dır 8. bi mâ : şeyleri 9. ta`melûne : siz yapıyorsunuz 10. habîren : haberdar
*****************************************************
AHZAB 3
MiM
Allaha güvenip ona sorumlulugunu bırak. sorumluluk sahibi olarak Allah yeter.
ا
Ve tevekkel alâllâh(alâllâhi) ve kefâ billâhi vekîlâ(vekîlen).
1. ve tevekkel : ve tevekkül et, ve sorumlulugunu ver 2. alâllâhi (alâ allahi) : Allah`a 3. ve kefâ bi : ve kâfidir 4.allâhi : Allah 5. vekîlen : vekil olarak, sorumluluk sahibi olarak
*****************************************************
AHZAB 4
MiM
Allah hiç kimsenin göğüs boşluğuna iki kalp vermemiştir. Eşinizi ananız gibi kabullenerek kendinize haram kıl(zihar)sanız dahi eşlerinizi, analarınız olarak kabul etmedi ve evlatlıklarınızı da çocuklarınız olarak tanımadı. Bunlar ağzınıza doladığınız boş laflardan başka bir şey değildir; halbuki Allah doğruyu söyler ve doğru yolu ancak O gösterir.
مَّا جَعَلَ اللَّهُ لِرَجُلٍ مِّن قَلْبَيْنِ فِي جَوْفِهِ وَمَا جَعَلَ أَزْوَاجَكُمُ اللَّائِي تُظَاهِرُونَ مِنْهُنَّ أُمَّهَاتِكُمْ وَمَا جَعَلَ أَدْعِيَاءكُمْ أَبْنَاءكُمْ ذَلِكُمْ قَوْلُكُم بِأَفْوَاهِكُمْ وَاللَّهُ يَقُولُ الْحَقَّ وَهُوَ يَهْدِي السَّبِيلَ
mümkün kılmadı.
Mâ cealallâhu li raculin min kalbeyni fî cevfih(cevfihî), ve mâ ceale ezvâcekumullâî tuzâhırûne min hunne ummehâtikum, ve mâ ceale ed’ıyâekum ebnâekum, zâlikum kavlukum bi efvâhikum, vallâhu yekûlul hakka ve huve yehdîs sebîl(sebîle).
1. mâ ceale allâhu : Allah kılmadı 2. li raculin : bir adamda 3. min kalbeyni : iki kalp, iki insan (kalpten iki tane) 4.fî : içinde, da 5. cevfi-hî : onun (göğüs) boşluğu, onun hazinesi 6. ve mâ ceale : ve kılmadı, yapmadı 7. ezvâce-kum : sizin zevceleriniz, eşleriniz 8. ellâî : ki onlar 9. tuzâhırûne : zıhar yaptığınız (zıhar yapmak: sen bana benim annemin sırtı gibisin diyerek eşini boşamak istemek) 10. min hunne : onlardan 11. ummehâti-kum : sizin anneleriniz 12. ve mâ ceale : ve kılmadı, yapmadı 13. ed`ıyâe-kum : sizin evlâtlıklarınız 14. ebnâe-kum : sizin oğullarınız 15. zâlikum : işte bu, bu 16. kavlu-kum : sizin sözünüz 17. bi efvâhi-kum : sizin ağızlarınızda 18.vallâhu (ve allâhu) : ve Allah 19. yekûlu : söyler 20. el hakka : Hakk 21. ve huve : ve o 22. yehdî : ulaştırır 23.es sebîle : yol
*****************************************************
AHZAB 5
MiM
onları babalarının isimleri ile çağırın! Bu, Allah nezdinde daha adaletlidir. Eğer babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız, dinde kardeşleriniz ve dostlarınızdırlar. Bununla beraber hata ettiklerinizde üzerinize bir günah yoktur. Fakat kalplerinizde kasıt varsa, vardır. Çünkü Allah gerçekten çok bağışlayıcıdır, rahmet kaynağıdır.
ادْعُوهُمْ لِآبَائِهِمْ هُوَ أَقْسَطُ عِندَ اللَّهِ فَإِن لَّمْ تَعْلَمُوا آبَاءهُمْ فَإِخْوَانُكُمْ فِي الدِّينِ وَمَوَالِيكُمْ وَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ فِيمَا أَخْطَأْتُم بِهِ وَلَكِن مَّا تَعَمَّدَتْ قُلُوبُكُمْ وَكَانَ اللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا
Ud’ûhum li âbâihim huve aksatu indallâh(indallâhi), fe in lem ta’lemû âbâehum fe ıhvânukum fîd dîni ve mevâlîkum, ve leyse aleykum cunâhun fîmâ ahta’tum bihî ve lâkin mâ taammedet kulûbukum, ve kânallâhu gafûren rahîmâ(rahîmen).
1. ud`û-hum : onları çağırın 2. li âbâi-him : babalarına göre (namı ile) 3. huve : o 4. aksatu : daha adil, adaletli 5.indallâhi (inde allâhi) : Allah`ın katında 6. fe : o taktirde 7. in : eğer 8. lem ta`lemû : bilmiyorsunuz 9. âbâe-hum: onların babalarını 10. fe : o zaman 11. ıhvânu-kum : sizin kardeşlerinizdir 12. fî ed dîni : dînde 13. ve mevâlî-kum : ve sizin dostlarınız 14. ve leyse : ve değil, yok 15. aleykum : sizin üzerinize 16. cunâhun : günah 17. fîmâ : o şey hakkında 18. ahta`tum : siz hata ettiniz 19. bihî : onunla 20. ve lâkin : ve ancak, fakat 21. mâ : şey 22.taammedet : taammüden, kasten 23. kulûbu-kum : sizin kalpleriniz 24. ve kânallâhu (kâne allâhu) : ve Allah ... oldu, Allah ...dır 25. gafûren : gafûrdur (günahları sevaba çevirendir) 26. rahîmen : rahîmdir (rahîm esmasıyla tecelli edendir)
Resule Özel ************************************

AHZAB 6
MiM
Peygamber, iman edenlere, kendi benliklerinden daha önceliklidir! Onun eşleri onların analarıdır! Akrabalar da Allâh`ın Kitabında (diğer) iman edenlerden ve muhacirlerden, (mirasça) birbirlerine daha önceliklidirler. Ancak yakın dostlarınıza karşı da en güzel şekilde davranmalısınız, bu Allah`ın buyruğu gereğidir.
النَّبِيُّ أَوْلَى بِالْمُؤْمِنِينَ مِنْ أَنفُسِهِمْ وَأَزْوَاجُهُ أُمَّهَاتُهُمْ وَأُوْلُو الْأَرْحَامِ بَعْضُهُمْ أَوْلَى بِبَعْضٍ فِي كِتَابِ اللَّهِ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُهَاجِرِينَ إِلَّا أَن تَفْعَلُوا إِلَى أَوْلِيَائِكُم مَّعْرُوفًا كَانَ ذَلِكَ فِي الْكِتَابِ مَسْطُورًا
En nebiyyu evlâ bil mu’minîne min enfusihim ve ezvâcuhu ummehâtuhum, ve ûlûl erhâmi ba’duhum evlâ bi ba’dın fî kitâbillâhi minel mu’minîne vel muhâcirîne illâ en tef’alû ilâ evliyâikum ma’rûfâ(ma’rûfen), kâne zâlike fîl kitâbi mestûra(mestûren).
1. en nebiyyu : nebî, peygamber 2. evlâ : evlâdır, daha yakındır 3. bi el mu`minîne : mü`minlere, müminler için 4.min enfusi-him : kendi nefslerinden 5. ve ezvâcu-hu : ve onun eşleri 6. ummehâtu-hum : onların anneleri 7. ve ûlûl erhâmi : ve rahim sahipleri, akrabalar 8. ba`du-hum : onların bir kısmı 9. evlâ : evlâ, daha yakındır 10. bi-ba`dın : bir kısmına 11. ba`du-hum bi ba`dın : birbirlerine 12. fî : içinde 13. kitâbillâhi (kitâbi allâhi) : Allah`ın Kitabı 14. min el mu`minîne : mü`minlerden 15. ve el muhâcirîne : ve muhacirler 16. illâ : ancak, başka, hariç 17.en tef`alû : sizin yapmanız 18. ilâ evliyâi-kum : sizin dostlarınıza 19. ma`rûfen : maruf, iyilik olarak 20. kâne : oldu, idi 21. zâlike : işte bu 22. fî el kitâbi : kitapta 23. mesturen : satır satır yazılı
Resule Özel ************************************
AHZAB 7
MiM
Ve unutma ki, zamanında Biz bütün peygamberlerden sağlam taahhütler almıştık. Hele senden aldığımız; Nuh`dan, İbrahim`den, Musa`dan ve Meryem oğlu İsa`dan aldığımızdan daha güçlü, sağlam bir taahhüt idi.
وَإِذْ أَخَذْنَا مِنَ النَّبِيِّينَ مِيثَاقَهُمْ وَمِنكَ وَمِن نُّوحٍ وَإِبْرَاهِيمَ وَمُوسَى وَعِيسَى ابْنِ مَرْيَمَ وَأَخَذْنَا مِنْهُم مِّيثَاقًا غَلِيظًا
Ve iz ehaznâ minen nebîyyîne mîsâkahum ve minke ve min nûhın ve ibrâhîme ve mûsâ ve îsebni meryeme ve ehaznâ minhum mîsâkan galîzâ(galîzan).
1. ve iz : ve o zaman olmuştu 2. ehaznâ : aldık, ahzettik 3. min : den 4. en nebiyyîne : nebîler 5. mîsâka-hum : onların misakleri 6. ve min-ke : ve senden 7. ve min nûhın : ve Nuh (A.S)`dan 8. ve ibrâhîme : ve İbrâhîm 9. ve mûsâ : ve Musa 10. ve îsebni meryeme : ve Meryemoğlu İsa 11. ve ehaznâ : ve aldık 12. min-hum : onlardan13. mîsâkan : misak 14. galîzen : sağlam, ağır, çok kuvvetli
*****************************************************
AHZAB 8
MiM
ki, O, O na karşı doğru olanlara doğruluklarının hesaplarını sorabilsin. Ve O, doğrularıi inkar edenlerin tümü için acı bir azap hazırlamıştır!
لِيَسْأَلَ الصَّادِقِينَ عَن صِدْقِهِمْ وَأَعَدَّ لِلْكَافِرِينَ عَذَابًا أَلِيمًا
Li yes’eles sâdikîne an sıdkıhim, ve eadde lil kâfirîne azâben elîmâ(elîmen).
1. li yes`ele : sorması için 2. es sâdikîne : birine doğru olanlar, sadıklar 3. an : den 4. sıdkı-him : onların doğrulukları, sadakatleri 5. ve eadde : ve hazırladı 6. li el kâfirîne : kâfirler için, kâfirlere 7. azâben : azap 8. elîmen: acı, elîm
*****************************************************
AHZAB 9
MiM
Ey imana ermiş olanlar! orduları üzerinize geldiğinde Allah`ın size bahşettiği nimetleri hatırlayın, ki o zaman üzerlerine bir rüzgar ve sizin göremediğiniz ordular göndermiştik ama Allah ne yaptığınız her şeyi görmekteydi.
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اذْكُرُوا نِعْمَةَ اللَّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ جَاءتْكُمْ جُنُودٌ فَأَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِيحًا وَجُنُودًا لَّمْ تَرَوْهَا وَكَانَ اللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرًا
Yâ eyyuhâllezîne âmenûzkurû ni’metallâhi aleykum iz câetkum cunûdun fe erselnâ aleyhim rîhan ve cunûden lem terevhâ, ve kânallâhu bimâ ta’melûne basîrâ(basîren).
1. yâ eyyu-hâ : ey 2. ellezîne : o kimseler, onlar 3. âmenû : îmân edenler (Allah`a ulaşmayı dileyenler) 4. uzkurû : hatırlayın 5. ni`metallâhi (ni`mete allâhi) : Allah`ın ni`meti 6. aleykum : sizin üzerinize 7. iz câet-kum : size gelmişti8. cunûdun : ordular, askerler 9. fe : o zaman 10. erselnâ : gönderdik 11. aleyhim : onlara, onların üzerine 12.rîhan : rüzgâr 13. ve cunûden : ve ordular, askerler 14. lem terev-hâ : siz onu görmediniz (göremediniz) 15. ve kânallâhu (kâne allâhu) : ve Allah oldu 16. bimâ : şeyi, şeyleri 17. ta`melûne : yapıyorsunuz 18. basîren : gören
*****************************************************
AHZAB 10
MiM
Onlar yukarıdan ve aşağıdan üzerinize geldiklerinde, gözlerinizin feri kaybolup korkudan yürekleriniz ağzınıza geldiğinde ve Allah hakkında en çelişkili düşünceler aklınızdan geçtiğinde
إِذْ جَاؤُوكُم مِّن فَوْقِكُمْ وَمِنْ أَسْفَلَ مِنكُمْ وَإِذْ زَاغَتْ الْأَبْصَارُ وَبَلَغَتِ الْقُلُوبُ الْحَنَاجِرَ وَتَظُنُّونَ بِاللَّهِ الظُّنُونَا
İz câukum min fevkıkum ve min esfele minkum ve iz zâgatil ebsâru ve belegatil kulûbul hanâcire ve tezunnûne billâhiz zunûnâ(zunûnen).
1. iz câû-kum : size gelmişlerdi 2. min fevkı-kum : sizin üzerinizden, yukarıdan 3. ve min esfele : ve aşağıdan 4.min-kum : sizden 5. ve iz zâgati : ve yıldığı zaman 6. el ebsâru : gözler 7. ve belegati : ve ulaştı 8. el kulûbu : kalpler 9. el hanâcire : hançereler, boğazlar, gırtlaklar 10. ve tezunnûne : ve zanda bulunuyorsunuz 11. bi allâhi : Allah`a 12. ez zunûnen : zanlar
*****************************************************

AHZAB 15
MiM
Halbuki onlar, daha önce de, arkalarını dönüp kaçmayacaklarına dair ALLAH`a kesin söz vermişlerdi. Allah`a verilen söz ise mesuliyetlidir, mutlaka sorulur.
وَلَقَدْ كَانُوا عَاهَدُوا اللَّهَ مِن قَبْلُ لَا يُوَلُّونَ الْأَدْبَارَ وَكَانَ عَهْدُ اللَّهِ مَسْؤُولًا
Ve lekad kânû âhedûllâhe min kablu lâ yuvellûnel edbâr(edbâre), ve kâne ahdullâhi mes’ûlâ(mes’ûlen).
1. ve lekad : ve andolsun
2. kânû : oldular
3. âhedû allâhe : Allah`a ahd verdiler
4. min kablu : daha önce, önceden
5. lâ yuvellûne : dönüp kaçmayacaklar
6. el edbâre : arkaları
7. ve kâne : ve oldu
8. ahdu allâhi : Allah`ın ahdi
9. mes`ûlen : mesuliyet, sorumluluk
*********************************************************************

AHZAB 16
MiM
De ki: «Eğer ölümden veya öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmak size asla getiri saglamaz; eger getiri saglarsada, çok fazlayaşamıyacaksınız.»
قُل لَّن يَنفَعَكُمُ الْفِرَارُ إِن فَرَرْتُم مِّنَ الْمَوْتِ أَوِ الْقَتْلِ وَإِذًا لَّا تُمَتَّعُونَ إِلَّا قَلِيلًا
Kul len yenfeakumul firâru in ferertum minel mevti evil katli ve izen lâ tumetteûne illâ kalîlâ(kalîlen).
1. kul : de
2. len yenfea-kum : size asla fayda vermez
3. el firâru : kaçış
4. in : eğer
5. ferertum : siz kaçtınız
6. min el mevti : ölümden
7. ev : veya
8. el katli : katil, öldürülme
9. ve izen : ve o zaman, o taktirde
10. lâ tumetteûne : metalandırılmazsınız
11. illâ : den başka, hariç
12. kalîlen : az
*********************************************************************
AHZAB 17
MiM
Kul de ki: "Allah size bir zarar vermek istese, veya rahmetini bağışlamak istese, sizi O`ndan kim saklayıp koruyabilir? Ve onlar Allah`tan başka kendilerini koruyacak bir sorumlu(velî) ve bir yardımcı bulamazlar.»"
قُلْ مَن ذَا الَّذِي يَعْصِمُكُم مِّنَ اللَّهِ إِنْ أَرَادَ بِكُمْ سُوءًا أَوْ أَرَادَ بِكُمْ رَحْمَةً وَلَا يَجِدُونَ لَهُم مِّن دُونِ اللَّهِ وَلِيًّا وَلَا نَصِيرًا
Kul men zellezî ya’sımukum minallâhi in erâde bikum sûen ev erâdebikum rahmeh(rahmeten), ve lâ yecidûne lehum min dûnillâhi veliyyen ve lâ nasîrâ(nasîren).
1. kul : de 2. men : kim 3. ze : sahip 4. ellezî : ki o 5. ya`sımu-kum : sizi koruyacak 6. min allâhi : Allah`tan 7. in: eğer 8. erâde : istedi, diledi 9. bikum : sizin için 10. sûen : bir kötülük 11. ev : veya 12. erâde : istedi, diledi 13.bikum : sizin için, size 14. rahmeten : bir rahmet 15. ve lâ yecidûne : ve bulamazlar 16. lehum : onlar için 17.min dûnillâhi (min dûni allâhi) : Allah`tan başka 18. veliyyen : velî, dost 19. ve lâ : ve yoktur 20. nasîren : bir yardımcı
*********************************************************************
AHZAB 18
MiM
Muhakkak ki Allah, içinizden bir kısmınızı mücadeleden alıkoyanları da, bu işe çok az katıldıkları halde kardeşlerine, "Bizimle gelin!" diyenleri de iyi bilir,
قَدْ يَعْلَمُ اللَّهُ الْمُعَوِّقِينَ مِنكُمْ وَالْقَائِلِينَ لِإِخْوَانِهِمْ هَلُمَّ إِلَيْنَا وَلَا يَأْتُونَ الْبَأْسَ إِلَّا قَلِيلًا
Kad ya’lemullâhul muavvikîne minkum vel kâilîne li ıhvânihim helumme ileynâ, ve lâ ye’tûnel be’se illâ kalîlâ(kalîlen).
1. kad : olmuştu 2. ya`lemu allâhu : Allah bilir 3. el muavvikîne : yardıma mani olanlar 4. min-kum : sizden 5. ve el kâilîne : ve söyleyenler, diyenler 6. li : için, ... e 7. ıhvâni-him : onların kardeşi, onların kardeşleri 8. helumme : gelin, buyurun 9. ileynâ : bize 10. ve lâ ye`tûne : ve gelmezler 11. el be`se : savaş, şiddet, mücadele 12. illâ : hariç 13. kalîlen : az
*********************************************************************
ZEKAT, SADAKA ve İNFAKTA KISKANÇLIK ve CİMRİLİK YANLIŞTIR!...
AHZAB 19
MiM
ve hayra karşı kıskançlıktan size yeterli yardımı yapmak istemez ve yapmazlar ama sonra bir tehlike ile karşı karşıya kalınca da, ölümün gölgesinde çaresiz kalan biri gibi, gözleri dönmüş bir şekilde, sana baktıklarını görürsün. Tehlike geçince de iyiliğinizi çekemeyip sizi sivri dilleri ile yaralarlar! İşte bunlar iman etmediklerinden Allah amellerini hiçe saydı. Bu, Allâh için çok kolaydır.
أَشِحَّةً عَلَيْكُمْ فَإِذَا جَاء الْخَوْفُ رَأَيْتَهُمْ يَنظُرُونَ إِلَيْكَ تَدُورُ أَعْيُنُهُمْ كَالَّذِي يُغْشَى عَلَيْهِ مِنَ الْمَوْتِ فَإِذَا ذَهَبَ الْخَوْفُ سَلَقُوكُم بِأَلْسِنَةٍ حِدَادٍ أَشِحَّةً عَلَى الْخَيْرِ أُوْلَئِكَ لَمْ يُؤْمِنُوا فَأَحْبَطَ اللَّهُ أَعْمَالَهُمْ وَكَانَ ذَلِكَ عَلَى اللَّهِ يَسِيرًا
Eşıhhaten aleykum fe izâ câel havfu reeytehum yenzurûne ileyke tedûru a’yunuhum kellezî yugşâ aleyhi minel mevt(mevti), fe izâ zehebel havfu selekûkum bi elsinetin hıdâdin eşıhhaten alel hayr(hayrı), ulâike lem yu’minû fe ahbetallâhu a’mâlehum, ve kâne zâlike alallâhi yesîrâ(yesîren).
1. eşıhhaten (şehha) : daha cimri, çok cimri : (cimri) 2. aleykum : size, sizin üzerinize 3. fe izâ : o zaman 4. câe : geldi 5. el havfu : korku 6. raeyte-hum : onları gördün 7. yenzurûne : bakıyorlar, bakarlar 8. ileyke : sana 9.tedûru : döner 10. a`yunu-hum : onların gözleri 11. kellezî (ke ellezî) : onun gibi 12. yugşâ : baygınlık çöker 13.aleyhi : onun üzerine 14. min el mevti : ölümden 15. fe : o zaman, sonra 16. izâ zehebe : gittiği zaman 17. el havfu : korku 18. selekû-kum : sizi incittiler 19. bi elsinetin : dilleri ile 20. hıdâdin : kırıcı, keskin 21. eşıhhaten : daha cimri, çok cimri 22. alâ el hayrı : hayra karşı 23. ulâike : işte onlar 24. lem yu`minû : mü`min değiller, inanmazlar 25. fe : o zaman, bu sebeple 26. ahbetallâhu (ahbete allâhu) : Allah heba etti, yok etti 27. a`mâle-hum : onların amellerini 28. ve kâne : ve oldu 29. zâlike : işte bu 30. alallâhi (alâ allâhi) : Allah`a 31. yesîren : kolay
*********************************************************************
AHZAB 20
MiM
Onlar kendi destekçilerinin gitmediklerini zannediyorlardı. Eğer destek gruplar yeniden görünseler, bunlar, çölde bedeviler arasında kalıp sizin hakkınızda (kötü) haber almayı tercih ederlerdi. Bunlar aranızda bulunsalar bile, mücadele eder görünmekten başka bir şey yapmazlardı.
يَحْسَبُونَ الْأَحْزَابَ لَمْ يَذْهَبُوا وَإِن يَأْتِ الْأَحْزَابُ يَوَدُّوا لَوْ أَنَّهُم بَادُونَ فِي الْأَعْرَابِ يَسْأَلُونَ عَنْ أَنبَائِكُمْ وَلَوْ كَانُوا فِيكُم مَّا قَاتَلُوا إِلَّا قَلِيلًا
Yahsebûnel ahzâbe lem yezhebû, ve in ye’til ahzâbu yeveddû lev ennehum bâdûne fîl a’râbi yes’elûne an enbâikum, ve lev kânû fîkum mâ kâtelû illâ kalîlâ(kalîlen).
1. yahsebûne : zannediyorlar, sanıyorlar 2. el ahzâbe : birlikler 3. lem yezhebû : gitmedi 4. ve in : ve eğer 5.ye`ti : gelir 6. el ahzâbu : hizipler, gruplar, birlikler 7. yeveddû : isterler, arzu ederler, temenni ederler 8. lev : eğer, keşke, olsa 9. enne-hum : onların olduğu 10. bâdûne : bedeviler (çölde yaşayan Araplar) 11. fî el a`râbi : Araplar`ın arasında 12. yes`elûne : sorarlar 13. an enbâi-kum : sizin haberlerinizden (sizin haberlerinizi) 14. ve lev kânû : ve eğer, şâyet olsalardı 15. fî-kum : sizin içinizde 16. mâ kâtelû : savaşmazdı 17. illâ : hariç 18. kalîlen : az
*********************************************************************

RESUL ÖRNEK DEĞİLDİR!...
RESUL DEN SADECE AYET HÜKÜMLERİNİ UYGULAMA ÖRNEKLERİ ALINABİLİR ve bunda bir ŞART YOKKKK!....
AHZAB 21
MiM
Gerçek şu ki, Ahirettekı Hesap Günü`nde Allah a ulaşmayı dileyenler, yaşam amellerini yerine getirırlerken, karşı karşıya kaldıkları sorunlara çözüm bulmak için Allah ın ayet hükümlerini an(zıkr)maya başvuran kimseler olup, Allah`ın Elçisi güzel bir örnek teşkil eder.
لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِّمَن كَانَ يَرْجُو اللَّهَ وَالْيَوْمَ الْآخِرَ وَذَكَرَ اللَّهَ كَثِيرًا
Lekad kâne lekum fî resûlillâhi usvetun hasenetun limen kâne yercûllâhe vel yevmel âhıre ve zekerallâhe kesîrâ(kesîren).
1. lekad : andolsun 2. kâne : oldu (vardır) 3. lekum : sizin için 4. fî resûli allâhi : Allah`ın Resûl`ünde 5. usvetun : örnek 6. hasenetun : güzel 7. li men : kimseler için 8. kâne : oldu 9. yercûllâhe (yercû allâhe) : Allah`a ulaşmayı dileyenler 10. ve el yevme el âhıre : ve ahir gün (Allah`a ulaşma günü) 11. ve zekerallâhe (zekere allâhe) : ve Allah`ı zikretti, ve yaşam amellerini yerine getirırken başvurduğu çözüm hükümleriyle Allah ı andı 12. kesîren : çok
*********************************************************************

AHZAB 033 022
MiM
ve iman edenler ise, karşı tarafı destek için gelmiş destekçilerini gördüklerinde: "Bu, Allah`ın ve Rasulü`nün bize vaad ettiğidir" ve "Allâh da Rasûlü de doğru söylemiştir" dediler ve bu onların ancak iman ve teslimiyetlerini artırdı.
وَلَمَّا رَأَى الْمُؤْمِنُونَ الْأَحْزَابَ قَالُوا هَذَا مَا وَعَدَنَا اللَّهُ وَرَسُولُهُ وَصَدَقَ اللَّهُ وَرَسُولُهُ وَمَا زَادَهُمْ إِلَّا إِيمَانًا وَتَسْلِيمًا
Ve lemmâ real mu’minûnel ahzâbe kâlû hâzâ mâ vaadenallâhu ve resûluhu ve sadakallâhu ve resûluhu ve mâ zâdehum illâ îmânen ve teslîmâ(teslîmen).
1. ve lemmâ : ve olduğu zaman 2. ree : gördü 3. el mu`minûne : mü`minler 4. el ahzâbe : birlikler 5. kâlû : dediler6. hâzâ : bu 7. mâ vaadenallâhu : Allah`ın vaadettiği şey 8. ve resûlu-hu : ve onun resûlü 9. ve sadakallâhu (sadaka allâhu) : ve Allah doğru söyledi 10. ve resûlu-hu : ve onun resûlü 11. ve mâ zâde-hum : ve onlara artırmadı 12. illâ : yalnızca, sadece 13. îmânen : îmânları 14. ve teslîmen : ve teslimiyetleri
*********************************************************************

AHZAB 033 023
MiM
Müminler arasında öylesi var ki , Allah`a verdikleri sözlerini yerine getirmiştir ve kimi de vazgeçmeden beklemektedir.
مِنَ الْمُؤْمِنِينَ رِجَالٌ صَدَقُوا مَا عَاهَدُوا اللَّهَ عَلَيْهِ فَمِنْهُم مَّن قَضَى نَحْبَهُ وَمِنْهُم مَّن يَنتَظِرُ وَمَا بَدَّلُوا تَبْدِيلًا
Minel mu’minîne ricâlun sadakû mâ âhedûllahe aleyh(aleyhi), fe minhum men kadâ nahbehu ve minhum men yentezırû ve mâ beddelû tebdîlâ(tebdîlan).
1. min el mu`minîne : mü`minlerden
2. ricâlun : adam, erkek
3. sadakû : sadık kaldılar
4. mâ âhedûllâhe : Allah ile olan ahdleri
5. aleyhi : onun üzerine, ona
6. fe : böylece
7. min-hum : onlardan
8. men : kim, kimse
9. kadâ : oldu, vuku buldu
10. nahbe-hu : onun adağı, neziri, sözü
11. ve min-hum : ve onlardan
12. men : kim, kimse
13. yentezırû : bekliyorlar
14. ve mâ beddelû : ve değiştirmediler
15. tebdîlen : değiştirme
*********************************************************************
ESKİ VAHYLERİN MENSUPLARINDAN VAHİYLER GERİ ALINDI
SON GELEN VAHYDEN ÖNCEKİLER GEÇERSİZDİR!....
MÜSLÜMANI GEÇMİŞ VAHYLER ve GEÇMİŞİ BAĞLAMAZ!...
ALLAH DOGRULUKLARI ÖDÜLLENDİRİR
2 YÜZLÜLERİ CEZALANRIR veya AFFEDER
AHZAB 033 024 - 27
MiM
Allah, doğruları, doğruluklarından dolayı ödüllendirecek, iki yüzlüleri de, eger dilerse azaba çarptıracak veyahutta tevbelerini kabul edecek. Şüphesiz Allah çok yarlığayıcıdır, çok merhametlidir.(24)
Allah, böylece, hakikati inkara şartlanmış olanları bütün öfke ve hiddetleri içinde yüzüstü bıraktı; onlar hiçbir fayda elde edemediler, çünkü doğruların karşılaştırılarak asıl dogrunun bulunması mücadelesi(kıtal) nde müminlere Allah`ın yardımı yetti, gördüler ki Allah güçlüdür ve kudret sahibidir.(25)
ve Saldırganlara yardım eden geçmiş vahiylerin mensuplarını, kendilerini koruyan korunaklarından çekip dışarı çıkarıp, kalplerine korku salarak, böylece bir kısmını yok ettiniz, bir kısmını da kendi emriniz altına aldınız.(26)
Ve sizi onların yerlerine, yurtlarına, mallarına ve daha üzerine ayak basmadığınız bir yere varis kıldı. Allah her şey üzerine tamamıyla gücü yetendir..(27)
*********************************************************************
ALLAH DOGRULUKLARI ÖDÜLLENDİRİR
2 YÜZLÜLERİ CEZALANRIR veya AFFEDER
AHZAB 24
MiM
Allah, doğruları, doğruluklarından dolayı ödüllendirecek, iki yüzlüleri de, eger dilerse azaba çarptıracak veyahutta tevbelerini kabul edecek. Şüphesiz Allah çok yarlığayıcıdır, çok merhametlidir.
لِيَجْزِيَ اللَّهُ الصَّادِقِينَ بِصِدْقِهِمْ وَيُعَذِّبَ الْمُنَافِقِينَ إِن شَاء أَوْ يَتُوبَ عَلَيْهِمْ إِنَّ اللَّهَ كَانَ غَفُورًا رَّحِيمًا
Li yecziyallâhus sâdıkîne bi sıdkıhım ve yuazzibel munâfıkîne in şâe ev yetûbe aleyhim, innallâhe kâne gafûren rahîmâ(rahîmen).
1. li : için
2. yeczî allâhu : Allah ceza (karşılığını) verecek, mükâfatlandıracak
3. es sâdıkîne : sadıklar
4. bi sıdkı-hım : onların sadakatleri ile
5. ve yuazzibe : ve azaplandıracak
6. el munâfıkîne : münafıklar
7. in : eğer, ise
8. şâe : diler
9. ev : veya
10. yetûbe aleyhim : onların tövbelerini kabul edecek
11. innallâhe (inne allâhe) : muhakkak Allah
12. kâne : oldu
13. gafûren : mağfiret eden (günahları sevaba çeviren)
14. rahîmen : rahmet eden (Rahîm esmasıyla tecelli eden)
*********************************************************************
ALLAHI İNKAR EDENLERİ KENDİ HALİNE BIRAKARAK, ONLARI
DOĞRULARI DOĞRULARLA KARŞILAŞTIRARAK ASIL DOĞRUYU BULMAKTAN MAHRUM ETTİ
AHZAB 25
MiM
Allah, böylece, hakikati inkara şartlanmış olanları, bütün öfke ve hiddetleri içinde yüzüstü bıraktı; onlar hiçbir fayda elde edemediler, çünkü doğruların karşılaştırılarak asıl doğrunun bulunması mücadelesi(kıtal) nde müminlere Allah`ın yardımı yetti, gördüler ki Allah güçlüdür ve kudret sahibidir.
وَرَدَّ اللَّهُ الَّذِينَ كَفَرُوا بِغَيْظِهِمْ لَمْ يَنَالُوا خَيْرًا وَكَفَى اللَّهُ الْمُؤْمِنِينَ الْقِتَالَ وَكَانَ اللَّهُ قَوِيًّا عَزِيزًا
Ve reddallâhullezîne keferû bi gayzıhim lem yenâlû hayrâ(hayran), ve kefallâhul mu’minînel kıtâl, ve kânallâhu kaviyyen azîzâ(azîzen).
1. ve redde : ve geri çevirdi
2. allâhu : Allah
3. ellezîne : o kimseler, onlar
4. keferû : inkâr ettiler
5. bi gayzı-him : öfkeleri ile
6. lem yenâlû : nail olmadılar, isteklerine ulaşamadılar
7. hayren : bir hayır
8. ve kefallâhu (kefâ allâhu) : ve Allah kâfi geldi
9. el mu`minîne : mü`minler
10. el kıtâle : savaş, vuruşma, kapışma, vuruşma, mücadele, doğruların karşılaştırılarak asıl dogrunun bulunması mücadelesi, birbirini öldürme. savaş.
11. ve kânallâhu (kâne allâhu) : ve Allah ..... oldu
12. kavîyen : kavî olan, güçlü olan
13. azîzen : azîz olan, yüce ve gâlip olan
*********************************************************************
ESKİ VAHYLERİN MENSUPLARINDAN VAHİYLER GERİ ALINDI
SON GELEN VAHYDEN ÖNCEKİLER GEÇERSİZDİR!....
MÜSLÜMANI GEÇMİŞ VAHYLER ve GEÇMİŞİ BAĞLAMAZ!...
Ahzab 26
MiM
ve Saldırganlara yardım eden geçmiş vahiylerin mensuplarını, kendilerini koruyan korunaklarından çekip dışarı çıkarıp, kalplerine korku salarak, böylece bir kısmını yok ettiniz, bir kısmını da kendi emriniz altına aldınız
وَأَنزَلَ الَّذِينَ ظَاهَرُوهُم مِّنْ أَهْلِ الْكِتَابِ مِن صَيَاصِيهِمْ وَقَذَفَ فِي قُلُوبِهِمُ الرُّعْبَ فَرِيقًا تَقْتُلُونَ وَتَأْسِرُونَ فَرِيقًا
Ve enzelellezîne zâherûhum min ehlil kitâbi min sayâsîhım ve kazefe fî kulûbihimur ru’be feriykan taktulûne ve te’sirûne ferîkâ(ferîkan).
1. ve enzele : ve indirdi 2. ellezîne : o kimseler, onlar 3. zâherû-hum : onlara arka çıktılar, yardım ettiler 4. min ehli el kitab : kitap ehlinden 5. min sayâsî-hım : kalelerinden 6. ve kazefe : ve düşürdü 7. fî : içine 8. kulûbi-hum : onların kalpleri 9. er ru`be : korku 10. ferîkan : topluluk, bir kısım 11. taktulûne : öldürüyorsunuz 12. ve te`sirûne : ve esir alıyorsunuz 13. ferîken : topluluk, bir kısım
*********************************************************************
ve ESKİ VAHYLERİN MENSUPLARINDAN VAHİYLER GERİ ALINDIĞINDAN, ONLARA AİT HERŞEYİN SAHİBİ SİZSİNİZ!.....
(kalin: (italik: Ahza)b 27
MiM)
Ve sizi onların yerlerine, yurtlarına, mallarına ve daha üzerine ayak basmadığınız bir yere varis kıldı. Allah her şey üzerine tamamıyla gücü yetendir.
وَأَوْرَثَكُمْ أَرْضَهُمْ وَدِيَارَهُمْ وَأَمْوَالَهُمْ وَأَرْضًا لَّمْ تَطَؤُوهَا وَكَانَ اللَّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرًا
Ve evresekum ardahum ve diyârehum ve emvâlehum ve ardan lem tetauhâ, ve kânallâhu alâ kulli şey’in kadîrâ(kadîran).
1. ve evrese-kum : ve sizi varis (mirasçı) kıldı 2. arda-hum : onların toprakları 3. ve diyâre-hum : ve onların yurtları (ülkeleri) 4. ve emvâle-hum : ve onların malları 5. ve ardan : ve arz, arazi 6. lem tetau-hâ : ve ona ayak basmadınız 7. kâne : oldu 8. allâhu : Allah 9. alâ kulli şey`in : herşeye 10. kadîren : kaadir, gücü yete
kullanıcının tüm mesajlarını bul
Alıntı ile Cevapla
Yeni Yorum Gönder 


Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
  Arama Www Alimallah Net Ahzab Suresi alimallah 0 290 08.02.2013 09:47
Son Yorum: alimallah
  Ahzab 74 alimallah 0 413 16.01.2013 13:03
Son Yorum: alimallah
  Ahzab 71 alimallah 0 270 16.01.2013 13:02
Son Yorum: alimallah
  Ahzab 72 alimallah 0 288 16.01.2013 13:02
Son Yorum: alimallah
  Ahzab 73 alimallah 0 388 16.01.2013 13:02
Son Yorum: alimallah

Hızlı Menü:


Şu anda bu konuyu okuyanlar: 1 Ziyaretçi


Sitemizde bulunan materyallerin 'Allah' (C.C), rızası için çoğaltılmasında herhangi bir sakınca yoktur.
Ayrıca sitede bulunan konularda, yorum yapan şahısların, yapmış oldukları yorumlar sadece şahsi bir yorum olduğu bilinmelidir.