Ana Sayfa Portal Gelişmiş Arama Üye Listesi Takvim Yardım Belgeleri
Tarih: 16.12.2018, Saat: 18:56 Hoşgeldin, Ziyaretçi: (Giriş YapÜye Ol)
Hızlı Arama:
Yeni Yorum Gönder 
 
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Ahzab 033 028 056
09.09.2012, 18:27
Yorum: #1
Ahzab 033 028 056
Resule Özel ************************************
Ahzab 28 - 40
MiM
Ey Peygamber! Eşlerine söyle: "Eğer siz bu dünya hayatını ve onun cazibesini istiyorsanız, gelin size uygun boşanma bedellerini ((müt`a) verdikten sonra hepinizi güzellikle nikahtan serbest bırakayım.(28) ve yok eğer siz, Allah`ı, Elçisi`ni ve ahiret hayatının istiyorsanız, elbette ki Allah sizlerden güzel amellerde bulunanlar için büyük bir mükâfaat hazırlamıştır.»(29)
Ey Peygamber eşleri! Sizden herhangi biri açık bir şekilde dışarda bir kötülüğü yapmişsa, onun azabı, ikiye katlanır. ve bu Allah için kolaydır.(30)
Öte yandan, hanginiz Allah`a ve Elçisi`ne samimiyetle itaat eder ve doğru, barışcıl yararlı işler yaparsa onun karşılığını ikiye katlarız. Onun için en muhteşem rızıkları hazırlayacağız.(31)
Ey Peygamber eşleri! Eğer siz Allah`a karşı sorumluluğunuzun bilincine sahip iseniz, diğer kadınlar gibi değilsiniz. Eğer korunmak istiyorsanız, daima yerinde, dosdoğru ve uygun şekilde konuşun. Yumuşakça, kırıtarak, edalı, işveli ve çekici bir şekilde konuşmayın ki, kalplerinde cinsel istek hastalığı bulunan erkekler, kötü bir arzuya, ısteğe ve ümide kapılmasın. (32)
Daha önce cahiliye dönemi kadınlarınin açılıp saçıldıklari, kendilerini teşhir ettikleri gibi siz de açılıp saçılmayın. Kadinlariniz evlerinizin icinde otursunlar. Allah a karşı kulluk vazifeleri(salat)ni yerine getirsinler. Allahin rahmetiyle size verdigi herseyi, kadina özel ruhsal, bedensel, nefsel ve akılsal servetlerinizde dahil paylasin(zekatinı verin). Allah a ve Rasulüne itaatlerini teşhir etmeyi kararlastirip, kabullensinler.
Ey Peygamberin ev halkı! Allah, sizden, sadece günah kirini gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.(33)
Evlerinizde okunan Allah`ın ayet hükümlerini ve hikmetini hatırlayın. Şüphesiz Allah akıl sır ermez bir derinlik sahibidir, her şeyden haberdardır.(34)
Gerçek şu ki, Allah`a teslim olmuş erkekler ve kadınlar, iman eden erkekler ve kadınlar, itaat eden erkekler ve kadınlar, güvenilir(sadık) erkekler ve kadınlar, sıkıntılara göğüs geren erkekler ve kadınlar, hakikati fark ederek hassaslaşan(huşû) ve güçsüzlüğünü anlayan erkekler ve kadınlar, karşılıksız sadaka ve zekâtını veren(tasadduk) erkekler ve kadınlar,nefislerini kontrol eden erkekler ve kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve kadınlar, Allâh`ın hükümlerini durmaksızın anan(zikr) erkekler ve kadınlar var ya, işte Allâh onlar için bir bagıilama ve büyük bir karşılık hazırlamıştır.(35)
ve Allah (ve Elçisi) bir bir iş hakkında hüküm verdikten sonra artık inanmış bir erkek ve kadının o işlerinden dolayı tercih serbestisi yoktur. Allah`a (ve Elçisi`ne) isyan eden kimse, apaçık bir sapkınlığa düşmüş olur.(36)
Ve bir zaman, Allah`ın lütufta bulunduğu ve senin de iyilik ettiğin kişiye, "Eşini terk etme, nikâhında tut ve Allah`a karşı sorumluluğunun bilincinde ol!" demiştin. Allah`ın yakında açığa çıkaracağı şeyi içinde gizlemiştin, çünkü insanlardan çekiniyordun, oysa çekinmen gereken yalnız Allah olmalıydı! Sonra Zeyd o kadınla beraberliğini sona erdirdiğinde onu seninle evlendirdik ki evlatlıkları eşleriyle ilgilerini kestiklerinde, onlar için müminler suçlanmasın. Ve Allah`ın buyruğu yerine getirilmiş oldu.(37)
Allah`ın kendisi için zorunlu kıldığı bir şeyde, daha önce gelip geçmiş olanların haklarındaki ilâhi uygulamalarda olduğu gibi, nebiy üzerine bir sorumluluk yoktur. Ve sonunda Allah`ın iradesi mutlaka yerine gelir.(38)
Onlar ki, Hakikati fark ederek hassaslaşıp ondan korkarlar. Allâh`ın gönderdikleri hakikat bilgisini(risâletlerini) duyururlar ve başka hiçbir kimseden korkmazlardı. Hiçbir kimse Allah kadar hesap sorucu değildir.(39)
Muhammed, sizin ayrıcalılarınızdan hiçbirinin başı değildir; fakat Allah`ın elçisi ve elçilerin sonuncusudur. Allah, herşeyi hakkıyla bilendir.(40)

Resule Özel ************************************
Ahzab 28
MiM
Ey Peygamber! Eşlerine söyle: "Eğer siz bu dünya hayatını ve onun cazibesini istiyorsanız, gelin size uygun boşanma bedellerini ((müt`a) verdikten sonra hepinizi güzellikle nikahtan serbest bırakayım.
يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ قُل لِّأَزْوَاجِكَ إِن كُنتُنَّ تُرِدْنَ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا وَزِينَتَهَا فَتَعَالَيْنَ أُمَتِّعْكُنَّ وَأُسَرِّحْكُنَّ سَرَاحًا جَمِيلًا
Yâ eyyuhen nebiyyu kul li ezvâcike in kuntunne turidnel hayâted dunyâ ve ziynetehâ fe teâleyne umetti’kunne ve userrihkunne serâhan cemîlâ(cemîlen).
1. yâ eyyuhâ : ey 2. en nebîyu : nebî, peygamber 3. kul : de, söyle 4. li : için, ... e 5. ezvâci-ke : senin zevcelerin, eşlerin 6. in kuntunne : eğer siz iseniz 7. turidne : istiyorsunuz 8. el hayâte ed dunyâ : dünya hayatı9. ve zînete-hâ : ve onun ziyneti, süsü 10. fe : o zaman 11. tealeyne : gelin 12. umetti`kunne : sizi metalandırayım (mehirlerinizi vereyim) 13. ve userrihkunne : ve sizi bırakayım (boşayayım) 14. serâhan : bırakma15. cemîlen : güzel
Resule Özel ************************************
Ahzab 29
MiM
«Ve eğer siz, Allah`ı, Elçisi`ni ve ahiret hayatının istiyorsanız, elbette ki Allah sizlerden güzel amellerde bulunanlar için büyük bir mükâfaat hazırlamıştır.»
وَإِن كُنتُنَّ تُرِدْنَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَالدَّارَ الْآخِرَةَ فَإِنَّ اللَّهَ أَعَدَّ لِلْمُحْسِنَاتِ مِنكُنَّ أَجْرًا عَظِيمًا
Ve in kuntunne turidnallâhe ve resûlehu veddârel’âhırete fe innallâhe eadde lil muhsinâti minkunne ecren azîmâ(azîmen).
1. ve in : ve eğer, ise 2. kuntunne : siz 3. turidne : siz istiyorsunuz 4. allâhe : Allah 5. ve resûle-hu : ve onun resûlü 6. ve ed dâre : ve mesken, yurt 7. el âhırete : ahiret 8. fe : o taktirde 9. innallâhe (inne allâhe) : muhakkak Allah 10. eadde : hazırladı 11. li el muhsinâti : muhsin kadınlar için 12. min kunne : sizden, sizin içinizden13. ecren : ecir, mükâfat 14. azîmen : azîm, büyük
Resule Özel ************************************
Ahzab 30
MiM
Ey Peygamber eşleri! Sizden herhangi biri açık bir şekilde dışarda bir kötülüğü yapmişsa, onun azabı, ikiye katlanır. ve bu Allah için kolaydır.
يَا نِسَاء النَّبِيِّ مَن يَأْتِ مِنكُنَّ بِفَاحِشَةٍ مُّبَيِّنَةٍ يُضَاعَفْ لَهَا الْعَذَابُ ضِعْفَيْنِ وَكَانَ ذَلِكَ عَلَى اللَّهِ يَسِيرًا
Yâ nisâen nebiyyi men ye’ti min kunne bi fâhışetin mubeyyinetin yudâ’af lehel’azâbu dı’feyn(dı’feyni), ve kâne zâlike alâllâhi yesîrâ(yesîran).
1. yâ : ey 2. nisâe : kadınlar 3. en nebiyyi : nebî, peygamber 4. men : kim 5. ye`ti : gelir 6. min kunne : sizden, sizin içinizden 7. bi fâhışetin : fuhuş ile, kötülük ile 8. mubeyyinetin : açık, açıkça 9. yudâaf : artırılır 10. lehâ : ona11. el azâbu : azap 12. dı`feyni : iki misli 13. ve kâne : ve oldu 14. zâlike : işte bu 15. alâllâhi (alâ allâhi) : Allah`a 16. yesîren : kolay
Resule Özel ************************************
Ahzab 31
MiM
ve Öte yandan, hanginiz Allah`a ve Elçisi`ne samimiyetle itaat eder ve doğru, barışcıl yararlı işler yaparsa onun karşılığını ikiye katlarız. Onun için en muhteşem rızıkları hazırlayacağız.
وَمَن يَقْنُتْ مِنكُنَّ لِلَّهِ وَرَسُولِهِ وَتَعْمَلْ صَالِحًا نُّؤْتِهَا أَجْرَهَا مَرَّتَيْنِ وَأَعْتَدْنَا لَهَا رِزْقًا كَرِيمًا
Ve men yaknut min kunne lillâhi ve resûlihi ve ta’mel sâlihan nu’tihâ ecrehâ merreteyni ve a’tednâ lehâ rızkan kerîmâ(kerîmen).
1. ve men : ve kim 2. yaknut : kanitin olur, huşû ile bağlanır 3. min kunne : sizden (siz hanımlardan) 4. lillâhi (li allâhi) : Allah`a 5. ve resûli-hi : ve onun resûlüne 6. ve ta`mel sâlihan : ve salih amel, nefs tezkiyesi yaparız7.nu`ti-hâ : ona veririz 8. ecre-hâ : onun ecrini 9. merreteyni : iki kere, iki kat 10. ve a`tednâ : ve hazırladık11.lehâ : onun için 12. rızkan : bir rızık 13. kerîmen : üstün, bol, ikram edilmiş
Resule Özel ************************************
Ahzab 32
MiM
Ey Peygamber eşleri! Eğer siz Allah`a karşı sorumluluğunuzun bilincine sahip iseniz, diğer kadınlar gibi değilsiniz. Eğer korunmak istiyorsanız, daima yerinde, dosdoğru ve uygun şekilde konuşun. Yumuşakça, kırıtarak, edalı, işveli ve çekici bir şekilde konuşmayın ki, kalplerinde cinsel istek hastalığı bulunan erkekler, kötü bir arzuya, ısteğe ve ümide kapılmasın.
يَا نِسَاء النَّبِيِّ لَسْتُنَّ كَأَحَدٍ مِّنَ النِّسَاء إِنِ اتَّقَيْتُنَّ فَلَا تَخْضَعْنَ بِالْقَوْلِ فَيَطْمَعَ الَّذِي فِي قَلْبِهِ مَرَضٌ وَقُلْنَ قَوْلًا مَّعْرُوفًا
Yâ nisâen nebiyyi lestunne ke ehadin minen nisai inittekaytunne fe lâ tahda’ne bil kavli fe yatmaallezî fî kalbihî maradun ve kulne kavlen ma’rûfâ(ma’rûfen).
1. yâ : ey 2. nisâ : kadınlar 3. en nebiyyi : nebî, peygamber 4. lestunne : siz değilsiniz 5. ke ehadin : birisi gibi6.min en nisai : kadınlardan 7. in ittekaytunne : eğer takva sahibi iseniz 8. fe : o zaman, o taktirde 9. lâ tahda`ne : yumuşak, çekici söylemeyin 10. bi el kavli : sözü 11. fe : o zaman, o taktirde 12. yatmaallezî : (yatmaa ellezî ) 13.yatmaa : tamah eder, ümit eder 14. ellezî : ki o, o 15. fî : içinde, var 16. kalbi-hî : onun kalbi17. maradun : maraz, hastalık 18. ve kulne : ve söyleyin (bayanlara emir şekli) 19. kavlen : söz20. ma`rûfen : maruf, ciddî
Resule Özel ************************************
CİNSEL PAYLAŞIM SALATI
AVRETSEL iLiSKiLER TESHiR EDiLMEMELiDiR. ZEKAT; HER TÜRLÜ SERVETTiR
Ahzab 33
MiM
Daha önce cahiliye dönemi kadınlarınin açılıp saçıldıklari, kendilerini teşhir ettikleri gibi siz de açılıp saçılmayın. Kadinlariniz evlerinizin icinde otursunlar. Allah a karşı kulluk vazifeleri(salat)ni kul hakkina riayet ederek yerine getirsinler. Allahin rahmetiyle size verdigi herseyi, kadina özel ruhsal, bedensel, nefsel ve akılsal servetlerinizde dahil paylasin(zekatinı verin). Allah a ve Rasulüne itaatlerini teşhir etmeyi kararlastirip, kabullensinler.
Ey Peygamberin ev halkı! Allah, sizden, sadece günah kirini gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.
وَقَرْنَ فِي بُيُوتِكُنَّ وَلَا تَبَرَّجْنَ تَبَرُّجَ الْجَاهِلِيَّةِ الْأُولَى وَأَقِمْنَ الصَّلَاةَ وَآتِينَ الزَّكَاةَ وَأَطِعْنَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ إِنَّمَا يُرِيدُ اللَّهُ لِيُذْهِبَ عَنكُمُ الرِّجْسَ أَهْلَ الْبَيْتِ وَيُطَهِّرَكُمْ تَطْهِيرًا
Ve karne fî buyûtikunne ve lâ teberrecne teberrucel câhiliyyetil ûlâ ve ekımnes salâte ve âtînez zekâte ve atı’nallâhe ve resûleh(resûlehu), innemâ yurîdullâhu li yuzhibe ankumur ricse ehlel beyti ve yutahhirekum tathîrâ(tathîran).
1. ve karne : ve karar kılın, oturun
2. fî : içinde
3. buyûti-kunne : sizin (bayanların) evleriniz
4. ve lâ teberrecne : ve teşhir edilenler (ziynetlerinizi, süslerinizi) açığa vurmayın
5. teberruce : açığa vurma, belli etme. teşhir etmek
6. el câhiliyyeti : cahiliyye, cahillik
7. el ûlâ : evvelki, önceki
8. ve ekımne es salâte : ve Allah a karsi kulluk vazifelerini yerine getirsinler.
9. ve âtîne ez zekâte : ve Allahin rahmetiyle size verdigi herseyi, kadina özel servetlerinizde dahil paylasin (zekatinizi verin).
10. ve atı`nallâhe (atı`ne allâhe) : ve Allah`a itaat edin
11. ve resûle-hu : ve onun resûlü
12. innemâ : sadece, yalnız
13. yurîdullâhu (yurîdu allâhu) : Allah istiyor
14. li yuzhibe : gidermek
15. an-kum : sizden
16. er ricse : günah
17. ehle el beyti : ehli beyt, ev halkı
18. ve yutahhire-kum : ve sizi temizliyor
19. tathîren : temiz, tertemiz olarak
Resule Özel **************************************
AHZAP 34
MiM
Evlerinizde okunan Allah`ın ayet hükümlerini ve hikmetini hatırlayın. Şüphesiz Allah akıl sır ermez bir derinlik sahibidir, her şeyden haberdardır.
وَاذْكُرْنَ مَا يُتْلَى فِي بُيُوتِكُنَّ مِنْ آيَاتِ اللَّهِ وَالْحِكْمَةِ إِنَّ اللَّهَ كَانَ لَطِيفًا خَبِيرًا
Vezkurne mâ yutlâ fî buyûtikunne min âyâtillâhi vel hikmeh(hikmeti), innallâhe kâne latîfen habîrâ(habîren).
1. vezkurne (ve uzkurne) : ve zikredin 2. mâ yutlâ : okunan şey 3. fî : içinde 4. buyûti-kunne : evlerinizin (hanımların) 5. min âyâtillâhi (âyâti allâhi) : Allah`ın âyetlerinden 6. ve el hikmeti : ve hikmet 7. innallâhe (inne allâhe) : muhakkak ki Allah 8. kâne : oldu 9. latîfen : lâtif, lütuf sahibi 10. habîren : haberdar olan
Resule Özel **************************************
AHZAP 35
MiM
Gerçek şu ki, Allah`a teslim olmuş erkekler ve kadınlar, iman eden erkekler ve kadınlar, itaat eden erkekler ve kadınlar, güvenilir(sadık) erkekler ve kadınlar, sıkıntılara göğüs geren erkekler ve kadınlar, hakikati fark ederek hassaslaşan(huşû) ve güçsüzlüğünü anlayan erkekler ve kadınlar, karşılıksız sadaka ve zekâtını veren(tasadduk) erkekler ve kadınlar,nefislerini kontrol eden erkekler ve kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve kadınlar, Allâh`ın hükümlerini durmaksızın anan(zikr) erkekler ve kadınlar var ya, işte Allâh onlar için bir bagıilama ve büyük bir karşılık hazırlamıştır.
إِنَّ الْمُسْلِمِينَ وَالْمُسْلِمَاتِ وَالْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَالْقَانِتِينَ وَالْقَانِتَاتِ وَالصَّادِقِينَ وَالصَّادِقَاتِ وَالصَّابِرِينَ وَالصَّابِرَاتِ وَالْخَاشِعِينَ وَالْخَاشِعَاتِ وَالْمُتَصَدِّقِينَ وَالْمُتَصَدِّقَاتِ وَالصَّائِمِينَ وَالصَّائِمَاتِ وَالْحَافِظِينَ فُرُوجَهُمْ وَالْحَافِظَاتِ وَالذَّاكِرِينَ اللَّهَ كَثِيرًا وَالذَّاكِرَاتِ أَعَدَّ اللَّهُ لَهُم مَّغْفِرَةً وَأَجْرًا عَظِيمًا
İnnel muslimîne vel muslimâti vel mu’minîne vel mu’minâti vel kânitîne vel kânitâti ves sâdikîne ves sâdikâti ves sâbirîne ves sâbirâti vel hâşiîne vel hâşiâti vel mutesaddikîne vel mutesaddikâti ves sâimîne ves sâimâti vel hâfızîne furûcehum vel hâfızâti vez zâkirînallâhe kesîren vez zâkirâti eaddallâhu lehum magfireten ve ecren azîmâ(azîmen).
1. inne : muhakkak ki 2. el muslimîne : İslâm olan, Allah`a teslim olan, müslüman erkekler 3. ve el muslimâti : ve İslâm olan, Allah`a teslim olan, müslüman kadınlar 4. ve el mu`minîne : ve mü`min erkekler 5. ve el mu`minâti : ve mü`min kadınlar 6. ve el kânitîne : ve kanitin olan, huşû ile bağlanan erkekler 7. ve el kânitâti : ve kanitin olan, huşû ile bağlanan kadınlar 8. ve es sâdikîne : ve sadık olan erkekler 9. ve es sâdikâti : ve sadık olan kadınlar 10. ve es sâbirîne : ve sabreden erkekler 11. ve es sâbirâti : ve sabreden kadınlar 12. ve el hâşiîne : ve huşû duyan erkekler13. ve el hâşiâti : ve huşû duyan kadınlar 14. ve el mutesaddikîne : ve sadaka veren erkekler 15. ve el mutesaddikâti : ve sadaka veren kadınlar 16. ve es sâimîne : ve oruç tutan erkekler 17. ve es sâimâti : ve oruç tutan kadınlar 18. ve el hâfızîne : ve muhafaza eden, koruyan erkekler 19. furûce-hum : onların ırzları, ırzları, namusları 20. ve el hâfızâti : ve muhafaza eden, koruyan kadınlar 21. ve ez zâkirîne allâhe : ve Allah`ı zikreden erkekler 22. kesîren : çok 23. ve ez zâkirâti : ve zikreden kadınlar 24. eadde : hazırladı 25. allâhu : Allah26.lehum : onlar için, onlara 27. magfireten : mağfiret (günahların sevaba çevrilmesi) 28. ve ecren : ve ecir, mükâfat29. azîmen : azîm, büyük
Resul Eki 2 ***********************************************
AHZAP 36
MiM
ve bir iş hakkında Allah (ve Elçisi) hüküm verip karar verdikten sonra artık inanmış bir erkek ve kadının o işlerinden dolayı tercih serbestisi yoktur. Allah`a (ve Elçisi`ne) isyan eden kimse, apaçık bir sapkınlığa düşmüş olur.
وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ وَلَا مُؤْمِنَةٍ إِذَا قَضَى اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَمْرًا أَن يَكُونَ لَهُمُ الْخِيَرَةُ مِنْ أَمْرِهِمْ وَمَن يَعْصِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَالًا مُّبِينًا
Ve mâ kâne li mu’minin ve lâ mu’minetin izâ kadallâhu ve resûluhu emren en yekûne lehumul hıyeretu min emrihim, ve men ya’sıllâhe ve resûlehu fe kad dalle dalâlen mubînâ(mubînen).
1. ve mâ : ve olmadı, olmaz 2. kâne : oldu 3. li mu`minin : mü`min bir erkek
ve mâ kâne li mu`minin : mü`min bir erkegin yapmasi olmaz
4. ve lâ : ve yoktur 5. mu`minetin : mü`min bir kadın
ve lâ mu`minetin : ve mü`min kadın yoktur
6. izâ kada allâhu : Allah hükmettiği zaman 7. ve resûlu-hû : ve onun resûlü8. emren : emir, durum, hal 9. en yekûne : olması 10. lehum : onlar için 11. el hıyeretu : seçme, tercih12. min emri-him : onların emrinden, onların işlerinden 13. ve men : ve kim 14. ya`sıllâhe : Allah`a asi olmak, itaat etmemek15. ve resûle-hu : ve onun resûlü 16. fe : artık, o taktirde 17. kad : oldu, olmuştu 18. dalle : dalâlette, saptı19. dalâlen : dalâlet, sapıklık 20. mubînen : açıkça, apaçık
Resule Özel **************************************
AHZAP 37
MiM
Ve bir zaman, Allah`ın lütufta bulunduğu ve senin de iyilik ettiğin kişiye, "Eşini terk etme, nikâhında tut ve Allah`a karşı sorumluluğunun bilincinde ol!" demiştin. Allah`ın yakında açığa çıkaracağı şeyi içinde gizlemiştin, çünkü insanlardan çekiniyordun, oysa çekinmen gereken yalnız Allah olmalıydı! Sonra Zeyd o kadınla beraberliğini sona erdirdiğinde onu seninle evlendirdik ki evlatlıkları eşleriyle ilgilerini kestiklerinde, onlar için müminler suçlanmasın. Ve Allah`ın buyruğu yerine getirilmiş oldu.
وَإِذْ تَقُولُ لِلَّذِي أَنْعَمَ اللَّهُ عَلَيْهِ وَأَنْعَمْتَ عَلَيْهِ أَمْسِكْ عَلَيْكَ زَوْجَكَ وَاتَّقِ اللَّهَ وَتُخْفِي فِي نَفْسِكَ مَا اللَّهُ مُبْدِيهِ وَتَخْشَى النَّاسَ وَاللَّهُ أَحَقُّ أَن تَخْشَاهُ فَلَمَّا قَضَى زَيْدٌ مِّنْهَا وَطَرًا زَوَّجْنَاكَهَا لِكَيْ لَا يَكُونَ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ حَرَجٌ فِي أَزْوَاجِ أَدْعِيَائِهِمْ إِذَا قَضَوْا مِنْهُنَّ وَطَرًا وَكَانَ أَمْرُ اللَّهِ مَفْعُولًا
Ve iz tekûlu lillezî en’amallâhu aleyhi ve en’amte aleyhi emsik aleyke zevceke vettekıllâh ve tuhfî fî nefsike mallâhu mubdîhi ve tahşen nâs(nâse), vallâhu ehakku en tahşâh(tahşâhu), fe lemmâ kadâ zeydun minhâ vetaran zevvecnâ kehâ likey lâ yekûne alel mu’minîne haracun fî ezvâci ed’ıyâihim izâ kadav min hunne vetarâ(vetaran), ve kâne emrullâhi mef’ûlâ(mef’ûlen).
1. ve iz : ve olduğu zaman, olmuştu 2. tekûlu : söylüyorsun 3. li : ... e 4. ellezî : ki o 5. en`ame : ni`met verdi6.allâhu : Allah 7. aleyhi : onun üzerine, ona 8. ve en`amte : ve sen ni`metlendirdin 9. aleyhi : onun üzerine, onu10.emsik : tut 11. aleyke : sana, kendine 12. zevce-ke : senin zevcen 13. ve ittekı : ve takva sahibi ol14. allâhe : Allah 15. ve tuhfî : ve sen saklıyorsun 16. fî : içinde 17. nefsi-ke : senin nefsin 18. mâ : şey19. allâhu : Allah 20.mubdî-hi : onu açığa çıkaran, açıklayan 21. ve tahşe : ve kork, çekin 22. en nâse : insanlar23. ve allâhu : ve Allah24. ehakku : daha çok hak sahibi 25. en tahşâ-hu : senin ondan çekinmen26. fe : sonra27. lemmâ : olduğu zaman28. kadâ : oldu, vuku buldu, oldu bitti 29. zeydun : Zeyd 30. min-hâ : ondan31. vetaren : istek, ilgi, alâka, arzu32. zevvecnâ-ke-hâ : seni onunla evlendirdik 33. likey : için 34. lâ yekûne : olmaz 35. alâ el mu`minîne : mü`minlerin üzerine, mü`minlere 36. haracun : güçlük, zorluk 37. fî : içinde, da, konusunda 38. ezvâci : evlenme 39.ed`îyâi-him : onların evlâtlıkları 40. izâ kadav : olduğu zaman41. min-hunne : onlardan 42. vetaren : istek, ilgi, alâka, arzu 43. ve kâne : ve oldu 44. emrullâhi (emru allâhi) : Allah`ın emri45. mef`ûlen : yapıldı, yerine geldi
Resule Özel **************************************
AHZAP 38
MiM
Allah`ın kendisi için zorunlu kıldığı bir şeyde, daha önce gelip geçmiş olanların haklarındaki ilâhi uygulamalarda olduğu gibi, nebiy üzerine bir sorumluluk yoktur. Ve sonunda Allah`ın iradesi mutlaka yerine gelir.
مَّا كَانَ عَلَى النَّبِيِّ مِنْ حَرَجٍ فِيمَا فَرَضَ اللَّهُ لَهُ سُنَّةَ اللَّهِ فِي الَّذِينَ خَلَوْا مِن قَبْلُ وَكَانَ أَمْرُ اللَّهِ قَدَرًا مَّقْدُورًا
Mâ kâne alen nebiyyi min harecin fîmâ faradallâhu leh, sunnetallâhi fîllezîne halev min kabl(kablu), ve kâne emrullâhi kaderen makdûrâ(makdûran).
1. mâ kâne : yoktur, olmadı 2. alâ : üzerine 3. en nebiyyi : nebî, peygamber 4. min : den, dan 5. harecin : bir güçlük 6. fî : içinde 7. mâ : şey 8. faradallâhu (farada allâhu) : Allah farz kıldı 9. lehu : ona 10. sunnetallâhi : Allah`ın sünneti 11. fî ellezîne : o kimseler içinde, arasında 12. halev : gelip geçti 13. min kablu : önceden 14. ve kâne : ve oldu 15. emru allâhi : Allah`ın emri 16. kaderen : kader 17. makdûran : takdir edilmiş
Resule Özel **************************************
AHZAP 39
MiM
Onlar ki, Hakikati fark ederek hassaslaşıp ondan korkarlar. Allâh`ın gönderdikleri hakikat bilgisini(risâletlerini) duyururlar ve başka hiçbir kimseden korkmazlardı. Hiçbir kimse Allah kadar hesap sorucu değildir.
الَّذِينَ يُبَلِّغُونَ رِسَالَاتِ اللَّهِ وَيَخْشَوْنَهُ وَلَا يَخْشَوْنَ أَحَدًا إِلَّا اللَّهَ وَكَفَى بِاللَّهِ حَسِيبًا
Ellezîne yubelligûne risâlâtillâhi ve yahşevnehu ve lâ yahşevne ehaden illallâh(illallâhe), ve kefâ billâhi hasîbâ(hasîban).
1. ellezîne : onlar 2. yubelligûne : tebliğ ederler 3. risâlâti allâhi : Allah`ın risaleti
4. ve yahşevne-hu : ve ona huşû duyarlar, ve ondan Hakikati fark ederek hassaslaşıp korkarlar 5. ve lâ yahşevne : ve korkmazlar 6. ehaden : birisi, bir kimse 7. illâ allâhe : Allah`tan başka 8. ve kefâ : ve kâfidir 9. bi allâhi : Allah`a10. hasîben : hesap görücü
Resule Özel **************************************

AHZAP 40
MiM
Muhammed, sizin ayrıcalılarınızdan hiçbirinin başı değildir; fakat Allah`ın elçisi ve elçilerin sonuncusudur. Allah, herşeyi hakkıyla bilendir.
مَّا كَانَ مُحَمَّدٌ أَبَا أَحَدٍ مِّن رِّجَالِكُمْ وَلَكِن رَّسُولَ اللَّهِ وَخَاتَمَ النَّبِيِّينَ وَكَانَ اللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمًا
Mâ kâne muhammedun ebâ ehadin min ricâlikum, ve lâkin resûlallâhi ve hâtemen nebiyyin(nebiyyine), ve kânallâhu bi kulli şey’in alîmâ(alîmen).
1. mâ kâne : olmadı
2. muhammedun : Muhammed
3. ebâ : baba, baş
bâb : baş, başlık (Titel, titre).BSTS / Medeni Hukuk Terimleri Sözlüğü 1966
Bir kitabin basi ilk sayfadir yani tüm sayfalarin üzerindeki sayfa bab dirBir kitabin ismi, kitabin bab idir.sona gelen "a" harfi, erkek kelime ekidir. Yani baba "erkek baş" demektir
4. ehadin : birisi, bir kimse
5. min ricâli-kum : erkeklerinizden, ayrıcalılarınızdan
6. ve lâkin : ve lâkin, fakat, ancak
7. resûlu allâhi : Allah`ın resûlü
8. ve hâtemen : ve sonuncu
9. nebiyyîne : nebî, peygamber
10. ve kâne allâhu : ve Allah oldu
11. bi : ile
12. kulli şey`in : hepsi, herşey
13. alîmen : bilen
*****************************************************

AHZAP 41
MiM
Ey Allah`a ulaşmayı dileyenler! Kul hakkına riayet etme hükümleri için Allâh`ı çok anımsayın!(41)
ve devamlı olarak ruh, beden, nefs ve akıl hizmetleriyle O`na karşılığını ödeyin!(42)
ZİKR *****************************************************
AHZAP 41
MiM
Ey Allah`a ulaşmayı dileyenler! Allâh`ın ayet hükümlerini anımsayarak Allâh`ın ayethükümlerini çok anımsayın!
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اذْكُرُوا اللَّهَ ذِكْرًا كَثِيرًا
Yâ eyyuhâllezîne âmenûzkûrullâhe zikren kesîrâ(kesîran).
1. yâ eyyuhâ : ey 2. ellezîne : onlar 3. âmenû : âmenû oldular (ölmeden önce Allah`a ulaşmayı dilediler)4. uzkurû : zikredin 5. allâhe : Allah 6. zikren : zikrederek, Kul hakkına riayet etme hükümleri için Allâh`ı anımsayın!7. kesîren : çok
TEŞBİH *****************************************************

AHZAP 42
MiM
ve devamlı olarak ruh, beden, nefs ve akıl hizmetleriyle O`na karşılığını ödeyin!
Deutsch
Und preist Ihn von morgens bis abends
وَسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَأَصِيلًا
Ve sebbihûhu bukreten ve asîlâ(asîlen).
1. ve sebbihû-hu : ve onu tesbih edin, karşılığını ödeme, hizmet ederek karşılığını ödeme, ruh, beden, nefs ve akıll hizmetleriyle karşılığını ödeme
2. bukreten : sabah
3. ve asîlen : ve akşam 4. bukreten ve asîlâ : sabah.akşam, devamlı
*****************************************************
AHZAP 43
MiM
O, size melekleriyle yardım eder ki, sizi yanlış yaşamdan hakikat yaşamı(Nur)na çıkarsın. Ve O, müminler için rahmet kaynağıdır.
هُوَ الَّذِي يُصَلِّي عَلَيْكُمْ وَمَلَائِكَتُهُ لِيُخْرِجَكُم مِّنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ وَكَانَ بِالْمُؤْمِنِينَ رَحِيمًا
Huvellezî yusallî aleykum ve melâiketuhu li yuhricekum minez zulumâti ilen nûr, ve kâne bil mu’minîne rahîmâ(rahîmen).
1. huve : o 2. ellezî : ki o 3. yusallî : yardım eder 4. aleykum : sizin üzerinize 5. ve melâiketu-hu : ve onun melekleri 6. li yuhrice-kum : sizi çıkarması için 7. min ez zulumâti : karanlıklardan 8. ilâ en nûri : nura 9. ve kâne : ve oldu 10. bi el mu`minîne : mü`minlere 11. rahîmen : rahîm olan (Rahîm esmasıyla tecelli eden)
*****************************************************
AHZAP 44
MiM
O`na kavuşacakları Gün "Selam" hitabıyla karşılanacaklardır ve Allah, onlar için çok değerli karşılık hazırlamıştır.
Deutsch
An den großen Trefftag werden sie mt dem "Gruß des Friedens" begrüsst und für sie hat Allah eine großzügige Belohnung vorbereıtet
تَحِيَّتُهُمْ يَوْمَ يَلْقَوْنَهُ سَلَامٌ وَأَعَدَّ لَهُمْ أَجْرًا كَرِيمًا
Tehiyyetuhum yevme yelkavnehu selâm(selâmun), ve eadde lehum ecren kerîmâ(kerîmen).
1. tehiyyetu-hum : onların tehıyyeti (karşılanma mükâfatı) 2. yevme : gün 3. yelkavne-hu : ona mülâki olurlar (ruhları ölmedenönce Allah`a ulaşır) 4. selâmun : selâm 5. ve eadde : ve hazırladı 6. lehum : onlar için, onlara7.ecren : ecir, mükâfat 8. kerîmen : kerim, çok, üstün
RESUL ün GÖREVLERi *************************************

AHZAP 45 - 47
MiM
Ey Peygamber! Şüphe yok ki, Biz seni bir şahit, bir tebligci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.(45)
ve Allâh`a, O`nun izniyle bir davet eden ve hakki tebligle yayan(46)
ve müminlere, kendilerini Allah`tan büyük bir lütuf beklediğini müjdele (47)
RESUL ün GÖREVLERi *************************************
AHZAP 45
MiM
Ey Peygamber! Şüphe yok ki, Biz seni bir şahit, bir tebligci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
Deutsch
O Prophet, Wir haben sicherlich dich als einen Zeugen, Missionar und Warner gesandt
يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ إِنَّا أَرْسَلْنَاكَ شَاهِدًا وَمُبَشِّرًا وَنَذِيرًا
Yâ eyyuhen nebiyyu innâ erselnâke şâhiden ve mubeşşiren ve nezîrâ(nezîren).
1. yâ eyyuhâ : ey
2. en nebiyyu : peygamber
3. innâ : muhakkak ki biz
4. erselnâ-ke : seni gönderdik 5. şâhiden : şahit olarak
6. ve mubeşşiren : ve müjdeleyici olarak, herhangi bir düşünceyi, bir ülküyü yaymaya adayan kimse, tebligci.
7. ve nezîren : ve nezir (uyarıcı) olarak
RESUL ün GÖREVLERiNDEN TEBLİĞ GÖREVİ *********************
AHZAP 46
MiM
ve Allâh`a, O`nun izniyle bir davet eden ve hakki tebligle yayan
Deutsch
Aufrufer zum Allah und Mısıonar zur Erleuchtung mit Erlaubnis vom Allah s
وَدَاعِيًا إِلَى اللَّهِ بِإِذْنِهِ وَسِرَاجًا مُّنِيرًا
Ve dâîyen ilâllâhi bi iznihî ve sirâcen munîrâ(munîren).
1. ve dâîyen : ve davet eden, davet edici olarak 2. ilâllâhi (ilâ allâhi) : Allah`a 3. bi izni- hî : onun izniyle 4. ve sirâcen : ve sirac, kandil 5. munîren : nurlandıran
RESUL ün GÖREVLERiNDEN TEBLİĞ GÖREVİ *********************
AHZAP 47
MiM
ve müminlere, kendilerini Allah`tan büyük bir lütuf beklediğini müjdele;
Deutsch
und teile den die Gläubigern die Freude, dass sie eine große Gnade von Allah haben
وَبَشِّرِ الْمُؤْمِنِينَ بِأَنَّ لَهُم مِّنَ اللَّهِ فَضْلًا كَبِيرًا
Ve beşşiril mu’minîne bi enne lehum minallâhi fadlen kebîrâ(kebîren).
1. ve beşşir : ve müjdele 2. el mu`minîne : mü`minler 3. bi enne : olduğunu 4. lehum : onlar için 5. min allâhi : Allah`tan 6. fadlen : fazl (kalbe gelen nur) 7. kebîren : büyük
*************************************

AHZAP 48
MiM
hakikati inkar edenlere ve ikiyüzlülere uyma ve onların eziyetlerine aldırma! Allah`a güven! Allah vekil olunca hepsine yeter!
Deutsch
Und gehorche nicht den Ungläubigen und den Heuchlern, die Ärgernisse, sondern setze dein Vertrauen auf Allah und Allah genügt als Agent
وَلَا تُطِعِ الْكَافِرِينَ وَالْمُنَافِقِينَ وَدَعْ أَذَاهُمْ وَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ وَكَفَى بِاللَّهِ وَكِيلًا
Ve lâ tutııl kâfirîne vel munâfikîne veda’ezâhum ve tevekkel alâllâh(alâllâhi), ve kefâ billâhi vekîlâ(vekîlen).
1. ve lâ tutıı : ve itaat etme 2. el kâfirîne : kâfirler 3. ve el munâfikîne : ve münafıklar 4. veda` : terket (aldırma)5. ezâ-hum : onların eziyetleri 6. ve tevekkel : ve tevekkül et 7. alâllâhi (alâ allâhi) : Allah`a 8. ve kefâ : ve kâfidir 9. billâhi (bi allâhi ) : Allah 10. vekîlen : vekil olarak
*************************************

AHZAP 49
MiM
Siz ey imana ermiş olanlar! Mümin kadınlari nikâh ettiğiniz ve sonra da kendileriyle ilişkide bulunmadan onları boşadıgınız zaman, onlar adına bir hamile olup olmadığını anlama dönemi hesaplamaya ve beklemeye hakkınız yoktur; Derhal mut`alarını verin (mal - para verin) ve kolaylıkla serbest bırakın.
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا نَكَحْتُمُ الْمُؤْمِنَاتِ ثُمَّ طَلَّقْتُمُوهُنَّ مِن قَبْلِ أَن تَمَسُّوهُنَّ فَمَا لَكُمْ عَلَيْهِنَّ مِنْ عِدَّةٍ تَعْتَدُّونَهَا فَمَتِّعُوهُنَّ وَسَرِّحُوهُنَّ سَرَاحًا جَمِيلًا
Yâ eyyuhâllezîne âmenû izâ nekahtumul mu’minâti summe tallaktumûhunne min kabli en temessûhunne fe mâ lekum aleyhinne min iddetin ta’teddûnehâ, fe mettiûhunne ve serrihûhunne serâhan cemîlâ(cemîlen).
1. yâ eyyuhâ : ey 2. ellezîne : o kimseler 3. âmenû : âmenû olanlar (Allah`a ulaşmayı dileyenler) 4. izâ nekahtum : siz nikâhladığınız zaman 5. el mu`minâti : mü`min kadınlar 6. summe : sonra 7. tallaktumû-hunne (hunne) (hum): onları boşarsınız : onlar (kadınlar için) : onlar (erkekler için) 8. min kabli : önceden, daha önce9. en temessû-hunne : sizin dokunmanız, temas etmeniz 10. fe : o zaman, böylece, artık 11. mâ lekum : sizin için yoktur 12.aleyhinne : onlara (kadınlara) 13. min : den, dan 14. iddetin : iddet, müddet15. ta`teddûne-hâ : sizin ondan sayacağınız (müddet) 16. fe : o zaman, böylece, artık 17. mettiû-hunne : onları metalandırın (mehirlerini verin)18. ve serrihû-hunne : ve onları serbest bırakın (boşayın) 19. serâhan : bırakarak, bırakış 20. cemîlen : güzel
RESUL ÖZEL********************************************

2. Derece ENSEST RASUL´E HELALDiR ve MEHiR SÖZ KONUSU DEGiLDIR
AHZAP 50
MiM
Ey Peygamber! Biz sana;
* üzerine farz olan, vermekle mükellef oldugun kadina özel kulluk haklarini verdiğin,kadinin olarak kabullendigin, yanindaki yeri kesinlesmis olan eşlerini yani mehirlerini verdigin kadinlari ve
* Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları;
* seninle beraber hicret eden,
* amcanın kızlarını,
* halalarının kızlarını,
* dayının kızlarını ve
* teyzelerinin kızlarını sana helâl kıldık.
...Ayrıca, diğer mü’minlere değil de, sana özel(has) olmak üzere,
* Kadina özel Kulluk haklarini vermekle, yerini kadinin olarak belirlemedigin yani mehirsiz olarak kendini Peygamber’e bağışlayan, Peygamber’in de kendisini nikâhlamak istediği herhangi bir mü’min kadını da (sana helâl kıldık.)
Mü’minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir suclama ile zorluk cikartilmaması içindir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
Deutsch
O Prophet! Wir haben für Dich in den folgenden Verwanschaftsgruppen aufgeführeten Frauen bestimmt und Dir gegeben haben;
* die Frauen, die ihren Frauenrechte(Lohn) von Dir erhalten und als Ehefrau von Dir anerkannt sind,
* die Dir Allah als Gabe gegeben gegeben hat, die Unter Deinem Obhut waren,
* die mit Dir Zwangsweisse von einen zu anderem Ort umgezogen waren,
* die dein Onkelstöchter
* die Tantenstöchter der
* die Töcher von mütterlicherseits Onkel
* die Töcher von mütterlicherseits Tante
Außerdem nicht für den anderen Gläubigern sondern ausschließlich nur für Prophet gesondert haben wir genehmigt, dass
* Du gläubige Frauen nehmen darfst, die auf Frauenrechte nicht beachten und nicht als Deine Frau bestimmt werden wollen.
Mü’minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz.
Sicherlich wWir wissen, dass die Frauen und die Untergegebene Frauen von Gläubigern welche Rechte wir gegeben haben. Hier erwähnte Rechte sind für den Prophet eine Ausnahme bilden. wir gehen davon aus, dass sie dadurch den Prophet nicht beschuldigen und in die Schwierigkeit bringen. Allah ist allverzeihend, barmherzig.
Arabic
يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ إِنَّا أَحْلَلْنَا لَكَ أَزْوَاجَكَ اللَّاتِي آتَيْتَ أُجُورَهُنَّ وَمَا مَلَكَتْ يَمِينُكَ مِمَّا أَفَاء اللَّهُ عَلَيْكَ وَبَنَاتِ عَمِّكَ وَبَنَاتِ عَمَّاتِكَ وَبَنَاتِ خَالِكَ وَبَنَاتِ خَالَاتِكَ اللَّاتِي هَاجَرْنَ مَعَكَ وَامْرَأَةً مُّؤْمِنَةً إِن وَهَبَتْ نَف&am
kullanıcının tüm mesajlarını bul
Alıntı ile Cevapla
Yeni Yorum Gönder 


Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
  Arama Www Alimallah Net Ahzab Suresi alimallah 0 292 08.02.2013 09:47
Son Yorum: alimallah
  Ahzab 74 alimallah 0 413 16.01.2013 13:03
Son Yorum: alimallah
  Ahzab 71 alimallah 0 270 16.01.2013 13:02
Son Yorum: alimallah
  Ahzab 72 alimallah 0 289 16.01.2013 13:02
Son Yorum: alimallah
  Ahzab 73 alimallah 0 390 16.01.2013 13:02
Son Yorum: alimallah

Hızlı Menü:


Şu anda bu konuyu okuyanlar: 1 Ziyaretçi


Sitemizde bulunan materyallerin 'Allah' (C.C), rızası için çoğaltılmasında herhangi bir sakınca yoktur.
Ayrıca sitede bulunan konularda, yorum yapan şahısların, yapmış oldukları yorumlar sadece şahsi bir yorum olduğu bilinmelidir.