|
Ala 087 001 019
ALA 087 001-008
MiM
yüce Rabbinin ismini kutsal kabul et (1)
O ki, yarattı ve sonra amacına uygun şekillerle şekillendirdi. (2)
O ki, bütün mevcudatın tabiatını belirledi ve onu maksadına uygun şekilde yönlendirdi.
O ki, sınırsız iradeyi; ilmine uygun olarak etkileme, istediği gibi kullanma ve yapıp yapmamaya karar verme gücü(kudret)nü takdir etti ve kudrete doğru yolu gösterdi. (3)
Ve o ki, o yeşillikleri çıkardı. (4)
sonra da onu kapkara bir süprüntü hâline getirdi. (5)
Biz sana okutarak öğreteceğiz ki, öğrendiklerinden hiçbirini unutmayacaksın. (6)
O`dur Allah`ın dilediklerinin dışında kalan. fiziksel olarak kavranmaya açık olan her şeyi ve gizli olanları bilen. (7)
Biz, huzura ve rahatlığa giden yolu senin için kolaylaştıracağız. (8)
o halde hükümlerini anımsatarak ders ver, eger hükümleri anımsatarak ders vermen fayda verdiyse (9)
Düşünüp onun hükümlerini anımsayarak ders alan, hakikati aklen, bedenen ve ruhen farkeden titrer, (10)
*********************************************
ALA 087 001
MiM
yüce Rabbinin ismini kutsal kabul et
سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الْأَعْلَى
Sebbihısme rabbikel alâ.
1. sebbih(ı) : tespih et, kutsa, Kutsal sayma. 2. isme : isim 3. rabbi-ke : senin Rabbin, Rabbin 4. el a`lâ : âlâ, yüce
*********************************************
ALA 087 002
MiM
O ki, yarattı ve sonra amacına uygun şekillerle şekillendirdi.
الَّذِي خَلَقَ فَسَوَّى
Ellezî halaka fesevvâ.
1. ellezî : o ki 2. halaka : yarattı 3. fe : sonra 4. sevvâ : sevva etti, dizayn etti, düzenledi
*****************************************************
ALA 087 003
MiM
O ki, bütün mevcudatın tabiatını belirlemekte ve onu (hedefine doğru) yöneltmektedir;
Ve o ki, sınırsız iradeyi; ilmine uygun olarak etkileme, istediği gibi kullanma ve yapıp yapmamaya karar verme gücü(kudret)nü takdir etti ve kudrete doğru yolu gösterdi.
وَالَّذِي قَدَّرَ فَهَدَى
Vellezî kaddere fe hedâ.
1. ve ellezî : ve o ki 2. kaddere : önceden bildi ve zamanında yaşandı, 3. fe : sonra 4. hedâ : hidayet etti
*****************************************************
ALA 087 004
MiM
Ve o ki, o yeşillikleri çıkardı.
وَالَّذِي أَخْرَجَ الْمَرْعَى
Vellezî ahrecel merâ.
1. ve ellezî : ve o ki 2. ahrece : çıkardı 3. el mer`â : mera, yeşillikler
*****************************************************
ALA 087 005
MiM
sonra da onu kapkara bir süprüntü hâline getirdi.
فَجَعَلَهُ غُثَاء أَحْوَى
Fe cealehu gusâen ahvâ.
1. fe : sonra 2. ceale-hu : onu kıldı, yaptı 3. gusâen : gusa, atık 4. ahvâ : siyah
*****************************************************
ALA 087 006
MiM
Biz sana okutarak öğreteceğiz ki, öğrendiklerinden hiçbirini unutmayacaksın.
سَنُقْرِؤُكَ فَلَا تَنسَى
Senukriuke fe lâ tensâ.
1. se-nukriu-ke : sana okutacağız 2. fe : artık, bundan sonra 3. lâ tensâ : sen unutmayacaksın
*****************************************************
ALA 087 007
MiM
O`dur Allah`ın dilediklerinin dışında kalan. fiziksel olarak kavranmaya açık olan her şeyi ve gizli olanları bilen. (7)
إِلَّا مَا شَاء اللَّهُ إِنَّهُ يَعْلَمُ الْجَهْرَ وَمَا يَخْفَى
İllâ mâ şâallâh(şâallâhu), innehu yalemul cehre ve mâ yahfâ.
1. illâ : ancak 2. mâ şâe allâhu : Allah`ın dilediği şey 3. inne-hu : muhakkak ki o 4. ya`lemu : bilir 5. el cehre : cehri olan, açıkta olanı 6. ve mâ : ve şey 7. yahfâ : hafi olan, gizli olan
*****************************************************
ALA 087 008
MiM
Biz, huzura ve rahatlığa giden yolu senin için kolaylaştıracağız.
ve biz sana kolay gelmesi için kolaylaştıracağız
وَنُيَسِّرُكَ لِلْيُسْرَى
Ve nuyessiruke lil yusrâ.
1. ve nuyessiru-ke : ve biz sana kolaylaştıracağız 2. li el yusrâ : kolay gelmesi için
*****************************************************
ALA 087 009
MiM
o halde hükümlerini anımsatarak ders ver, eger hükümleri anımsatarak ders vermen fayda verdiyse
فَذَكِّرْ إِن نَّفَعَتِ الذِّكْرَى
Fe zekkir in nefeatiz zikrâ.
1. fe : o halde 2. zekkir : zikret, hatırlat, öğüt ver 3. in : eğer 4. nefeati : fayda verdi 5. ez zikrâ : zikir
*****************************************************
ALA 087 010
MiM
Düşünüp onun hükümlerini anımsayarak ders alan, hakikati aklen, bedenen ve ruhen farkeden titrer,
سَيَذَّكَّرُ مَن يَخْشَى
Seyezzekkeru men yahşâ.
1. se-yezzekkeru : zikir yapacaktır, tezekkür edecektir, hükümlerini anımsayarak ders alacaktır 2. men : kimse 3. yahşâ : huşû duyar
*****************************************************
ALA 087 011
MiM
ona yabancılaşıp kaçan ise bir zavallı biçare olarak kalır;
وَيَتَجَنَّبُهَا الْأَشْقَى
Ve yetecennebuhel eşkâ.
1. ve yetecennebu-hâ : ve ondan içtinap eder, kaçınır 2. el eşkâ : şâkî olan, bedbaht olan
*****************************************************
ALA 087 012
MiM
*****************************************************
ALA 087 013
MiM
*****************************************************
SALAT, iNSANIN KENDiNi iNKARI,
GEREKSiZ ASIRI GÜVENi ÖNLER ve
KÖTÜLÜKLERDEN ARINDIRIR.
KORKUSUNU ALIR
ALA 14-15
MiM
15. Rabbinin adını anmış, Allah karsi kulluk görevlerini kul hakkina uyarak yerine getiren ve Kendini (inkâr, inâd ve kötülüklerden) arındıran kimse, cidden korktuğundan kurtulup umduğuna kavuşmuştur.
*****************************************************
ALAK 096 001 - 019 komple
ALAK 1 - 19
MiM
Yaratan Rabbinin adiyla oku!
O, (1/1), insanı bir yere bir noktadan bağlı olan döllenmiş hücreden sonrasında embriyo, yumurta hücresi gibi şey(alak)den (2) yarattı.(2/1)
Ki O, kalemi kullanmayı öğretti,(4) İnsana bilmediğini öğretti.(5)
Oku, çünkü Rabbin ikramı ve cömertliği sonsuz olandır..(3)
Bir kulu Allah a kulluk vazifelerini yerine getirirken,(10) veya Allah a karşı sorumluluk bilincinde olmayi(takva) emrederken, (12) gördün mü o engelleyeni? (9) doğru yolu bulmak(hidâyet) üzere olup olmadığına, Dikkat ettin mi? (11) Hiç düşündün mü, onun hakikati yalanlayabileceğini ve sırtını dönebileceğini?(13) Hayır, ona uyma! Kulluk görevlerinin kabullen(secde) ve yakınlaş!(19) Dönüş eninde sonunda rabbinedir.(8)Gerçek şu ki,(1/6) Allah`a ve hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını zannetmesinden dolayı(7) insan mutlaka sınırları aşar.(2/6)
Bilmez mi ki, Allah gerçekten görmektedir?(14) Eğer bundan vazgeçmezse, (1/15) Yalancı, günahkâr bir tutam saçından!(16) bir tutam saçından, andolsun ki, mutlaka yakalarız.(2/15) Bırak, kendisini yöneten aklını ve yardımcılarını de çağırsın,(17)Biz de cehennem polislerini çağıracağız.(18)
*****************************************************
ALAK (096) 01
MiM
Yaratan Rabbinin adiyla oku! O ki(1/1), ..... yarattı.(2/1)
اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ
Ikrabismi rabbikellezî halak(halaka).
1. ıkra` : oku
2. bi ismi : ismi ile, adıyla
3. rabbi-ke : senin Rabbin
4. ellezî : o ki, ..... olan
5. halaka : yarattı
*****************************************************
ALAK 96 : 2
MiM
insanı bir yere bir noktadan bağlı olan döllenmiş hücreden yarattiktan sonra, embriyo, yumurta hücresi gibi şeyden (2)
خَلَقَ الْإِنسَانَ مِنْ عَلَقٍ
Halakal insâne min alak(alakın).
1. halaka : yarattı
2. el insâne : insan
3. min alakın : bir yere bir noktadan bağlı olan döllenmiş hücre, embriyo, yumurta hücresi gibi şeyden
*****************************************************
ALAK 3
MiM
Oku, çünkü Rabbinin ikramı ve cömertliği sonsuzdur.
اقْرَأْ وَرَبُّكَ الْأَكْرَمُ
Ikra ve rabbukel ekrem(ekremu).
1. ıkra` : oku 2. ve rabbu-ke : ve senin Rabbin 3. el ekremu : en çok kerem sahibi, sonsuz kerem sahibi
*****************************************************
ALAK 4
MiM
Ki O, kalemi kullanmayı öğretti,
الَّذِي عَلَّمَ بِالْقَلَمِ
Ellezî alleme bil kalem(kalemi).
1. ellezî : ki o 2. alleme : öğretti 3. bi : ile 4. el kalemi : kalem
*****************************************************
ALAK 5
MiM
İnsana bilmediği şeyleri öğretti.
عَلَّمَ الْإِنسَانَ مَا لَمْ يَعْلَمْ
Allemel insâne mâ lem yalem.
1. alleme : öğretti 2. el insâne : insan 3. mâ : şey 4. lem ya`lem : bilmiyor
*****************************************************
ALAK 6
MiM
Gerçek şu ki,(1/6) .... insan mutlaka sınırları aşar,(2/6)
كَلَّا إِنَّ الْإِنسَانَ لَيَطْغَى
Kellâ innel insâne le yatgâ.
1. kellâ : hayır 2. inne : muhakkak 3. el insâne : insan 4. le : mutlaka, gerçekten 5. yatgâ : azgınlık yapar
*****************************************************
ALAK 7
MiM
Allah`a ve hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını zannetmesinden dolayı
أَن رَّآهُ اسْتَغْنَى
En reâhustagnâ.
1. en reâ-hu : kendini görmesi 2. istagnâ : müstağni, Allah`a ve hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını sanması
*****************************************************
ALAK 8
MiM
Halbukı, herkes eninde sonunda Rabbine dönecektir.
إِنَّ إِلَى رَبِّكَ الرُّجْعَى
İnne ilâ rabbiker rucâ.
1. inne : muhakkak 2. ilâ rabbi-ke : senin Rabbine 3. er ruc`â : dönüş
*****************************************************
ALAK 9
MiM
Engelleyeni (men edeni) gördün mü?
أَرَأَيْتَ الَّذِي يَنْهَى
E reeytellezî yenhâ.
1. e : mı, mü
2. raeyte : sen gördün
3. ellezî : o kimse, o ki
4. yenhâ : nehyediyor, engelliyor, men ediyor
*****************************************************
ALAK 10
MiM
Bir kul Allaha kulluk vazifelerini yerine getirirken,
عَبْدًا إِذَا صَلَّى
Abden izâ sallâ.
1. abden : bir kul
2. izâ : olduğu zaman
3. sallâ :Allaha kulluk vazifelerini yerine getirdigi etmek
*****************************************************
ALAK 11
MiM
doğru yolu bulmak(hidâyet) üzere olup olmadığına, Dikkat ettin mi?
أَرَأَيْتَ إِن كَانَ عَلَى الْهُدَى
E reeyte in kâne alel hudâ.
1. e : mü 2. raeyte : sen gördün, sen farkettın, sen dıkkat ettin 3. in : eğer, ise, öyle ise 4. kâne : oldu, idi 5. alâ: üzere 6. el hudâ : hidayet
*****************************************************
ALAK 12
MiM
veya Allah a karşı sorumluluk bilinci sahibi olma(takva)yı emretti ise,
أَوْ أَمَرَ بِالتَّقْوَى
Ev emera bit takvâ.
1. ev : veya 2. emera : emretti 3. bi et takvâ : takvayı
*****************************************************
ALAK 13
MiM
Hiç düşündün mü, onun hakikati yalanlayabileceğini ve sırtını dönebileceğini?
أَرَأَيْتَ إِن كَذَّبَ وَتَوَلَّى
E reeyte in kezzebe ve tevellâ.
1. e : mü 2. raeyte : sen gördün 3. in : eğer, ise, öyle ise 4. kezzebe : yalanladı 5. ve tevellâ : ve yüz çevirdi
*****************************************************
ALAK 14
MiM
Bilmez mi ki, Allah gerçekten görmektedir?
أَلَمْ يَعْلَمْ بِأَنَّ اللَّهَ يَرَى
E lem yalem bi ennellâhe yerâ.
1. e : mu 2. lem ya`lem : bilmiyor 3. bi enne : olduğunu 4. allâhe : Allah 5. yerâ : görüyor
*****************************************************
ALAK 15
MiM
Eğer bundan vazgeçmezse, (1/15) ---- bir tutam saçından, andolsun ki, mutlaka yakalarız.(2/15)
Eğer bundan vazgeçmezse, andolsun ki, onu bir tutam saçından tutup sürükleriz.
كَلَّا لَئِن لَّمْ يَنتَهِ لَنَسْفَعًا بِالنَّاصِيَةِ
Kellâ le in lem yentehi le nesfean bin nâsıyeh(nâsıyeti).
1. kellâ : hayır 2. le in : gerçekten eğer 3. lem yentehi : vazgeçmezse 4. le nesfean : mutlaka yakalarız, sürükleriz5. bi en nâsıyeti : perçeminden, perçem : Baştaki saçların öekil verirken gruplar haline getırilmesiyle oluşturulan saç tutamlarından.
*****************************************************
ALAK 16
MiM
Yalancı, günahkâr bir tutam saçından!
Deutsch
von sündigen Stirnlocken von Lügner,
نَاصِيَةٍ كَاذِبَةٍ خَاطِئَةٍ
Nâsiyetin kâzibetin hâtıeh(hâtıetin).
1. nâsiyetin : perçem, alın 2. kâzibetin : yalancı 3. hâtıetin : günahkâr
*****************************************************
ALAK 17
MiM
Bırak, kendisini yöneten aklını ve yardımcılarını çağırsın,
فَلْيَدْعُ نَادِيَه
Felyedu nâdiyeh(nâdiyehu).
1. fe li yed`u : haydi çağırsın 2. nâdiye-hu : onun meclisi, yakın çevresi, yardımcıları, yöneten akıl ve yardımcıları
*****************************************************
ALAK 18
MiM
Biz de cehennem polislerini çağıracağız.
سَنَدْعُ الزَّبَانِيَةَ
Seneduz zebâniyeh(zebâniyete).
1. se-ned`u : biz çağıracağız 2. ez zebâniyete : zebanileri, Cehennem çalışanları, bekçileri, polisleri
*****************************************************
ALAK 19
MiM
Hayır, ona uyma ama kulluk görevlerinin varliğını kabullen(secde) ve yakınlaş!
كَلَّا لَا تُطِعْهُ وَاسْجُدْ وَاقْتَرِبْ*
Kellâ, lâ tutıhu vescud vakterib. (SECDE ÂYETİ)
1. kellâ : hayır 2. lâ tutı`hu : ona itaat etme 3. ve uscud : ve secde et 4. ve ikterib : ve karib ol, yakın ol
*****************************************************
|