Ana Sayfa Portal Gelişmiş Arama Üye Listesi Takvim Yardım Belgeleri
Tarih: 13.12.2018, Saat: 20:22 Hoşgeldin, Ziyaretçi: (Giriş YapÜye Ol)
Hızlı Arama:
Yeni Yorum Gönder 
 
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Araf 007 001 039
09.09.2012, 17:44
Yorum: #1
Araf 007 001 039
ARAF 007 001
MiM
***********************************************
ARAF 007 002
MiM
***********************************************
ARAF 007 003
MiM
***********************************************
ARAF 007 004
MiM
***********************************************
ARAF 007 005
MiM
***********************************************
ARAF 007 006
MiM
***********************************************
ARAF 007 007
MiM
***********************************************
ARAF 007 008
MiM
***********************************************
ARAF 007 009
MiM
***********************************************
ARAF 007 010
MiM
***********************************************
ARAF 007 011
MiM
***********************************************
ARAF 007 012
MiM
***********************************************
ARAF 007 013
MiM
***********************************************
ARAF 007 014
MiM
***********************************************
ARAF 007 015
MiM
***********************************************
ARAF 007 016
MiM
***********************************************
ARAF 007 017
MiM

***********************************************
ARAF 007 018
MiM
Buyurdu ki: «Haydi oradan aşağılanmış ve kovulmuş olarak çık. Andolsun ki onlardan her kim sana uyarda arkandan giderse, elbette cehennemi topluca sizinle dolduracağım!»
قَالَ اخْرُجْ مِنْهَا مَذْؤُومًا مَّدْحُورًا لَّمَن تَبِعَكَ مِنْهُمْ لأَمْلأنَّ جَهَنَّمَ مِنكُمْ أَجْمَعِينَ
Kâlehruc minhâ mez`ûmen medhûrâ(medhûren), le men tebiake minhum leemleenne cehenneme minkum ecmaîn(ecmaîne).
1. kâle : dedi 2. uhruc : çık 3. min-hâ : oradan 4. mez`ûmen : hor görülmüş, kınanmış 5. medhûren : kovulmuş, uzaklaştırılmış olarak 6. le : elbette 7. men : kim 8. tebia-ke : sana tâbî oldu, uydu 9. min-hum : onlardan 10. le emle enne : mutlaka, elbette dolduracağım 11. min-kum ecmaîne : sizin hepinizle
***********************************************
ARAF 007 019
MiM
Ve Ey Adem, sen ve eşin, yerleşin bu bahçede ve neyi gönlünüz çekerse dilediğiniz yerden yiyin, ama sakın şu ağaca yaklaşmayın, yoksa ikiniz de zalim kimselerden olursunuz!
وَيَا آدَمُ اسْكُنْ أَنتَ وَزَوْجُكَ الْجَنَّةَ فَكُلاَ مِنْ حَيْثُ شِئْتُمَا وَلاَ تَقْرَبَا هَذِهِ الشَّجَرَةَ فَتَكُونَا مِنَ الظَّالِمِينَ
Ve yâ âdemuskun ente ve zevcukel cennete fe kulâ min haysu şi`tumâ ve lâ takrebâ hâzihiş şecerete fe tekûnâ minez zâlimîn(zâlimîne).
1. ve yâ âdemu : ve ey Âdem 2. uskun : iskan olun, yerleşin, oturun 3. ente : sen 4. ve zevcu-ke : ve senin zevcen 5. el cennete : cennet 6. fe : böylece, o zaman, sonra da 7. kulâ : yeyin (ikiniz) 8. min haysu : yerden, nereden 9. şi`tumâ : dilediğiniz (siz ikiniz de dilediniz) 10. lâ takrabâ : yaklaşmayın (ikiniz de) 11. hâzihi : bu 12. eş şecerete : ağaç 13. fe tekûnâ : o zaman olursunuz (siz ikiniz) 14. min ez zâlimîne : zalimlerden
***********************************************
ARAF 007 020
MiM
Bunun üzerine şeytan, kendilerine örtülmüş olan ayıp yerlerini göstermeleri için ikisine de vesvese verdi ve: «Rabbinizin size bu ağacı yasaklaması, yalnızca, sizin iki melek olmamanız veya ebedi yaşayanlardan kılınmamanız içindir.» dedi.
فَوَسْوَسَ لَهُمَا الشَّيْطَانُ لِيُبْدِيَ لَهُمَا مَا وُورِيَ عَنْهُمَا مِن سَوْءَاتِهِمَا وَقَالَ مَا نَهَاكُمَا رَبُّكُمَا عَنْ هَذِهِ الشَّجَرَةِ إِلاَّ أَن تَكُونَا مَلَكَيْنِ أَوْ تَكُونَا مِنَ الْخَالِدِينَ
Fe vesvese lehumuş şeytânu li yubdiye lehumâ mâ vuriye anhumâ min sev`âtihimâ ve kâle mâ nehâkumâ rabbukumâ an hâzihiş şecereti illâ en tekûnâ melekeyni ev tekûnâ minel hâlidîn(hâlidîne).
1. fe : o zaman, bunun üzerine 2. vesvese : vesvese verdi 3. lehum eş şeytânu : şeytan onlara 4. li yubdiye : açığa çıkması, ortaya çıkması için 5. lehumâ : o ikisinin, onların 6. mâ : şey 7. vuriye : gizlenmiş, örtülmüş 8. an-humâ : o ikisinden, (kendilerinden) 9. min : ...den 10. sev`âti-himâ : ikisinin avret yerleri 11. kâle : dedi 12. nehâkumâ : ikinize yasakladı, ikinizi men etti (nehyetti) 13. rabbu-kumâ : Rabbiniz (ikinizin Rabbi) 14. an : ...’den 15. hâzihi eş şecereti : bu ağaç 16. illâ : sadece, ancak, ...den başka 17. en tekûnâ : olmanız (ikinizin olması), ikiniz olursunuz 18. melekeyni : iki melek 19. ev : yoksa, veya, ya da 20. min el hâlidîne : ebedî kalanlardan
***********************************************
ARAF 007 021
MiM
Ve onlara: "Ben gerçekten sizin iyiliğinizi isteyen biriyim" diye de yemin etti.
وَقَاسَمَهُمَا إِنِّي لَكُمَا لَمِنَ النَّاصِحِينَ
Ve kâsemehumâ innî lekumâ le minen nâsıhîn(nâsıhîne).
1. ve : ve 2. kâseme-humâ : ikisine yemin etti 3. innî : muhakkak ki ben 4. lekumâ : sizin ikinize, size 5. le min en nâsıhîne : mutlaka nasihat (öğüt) edenlerdenim
***********************************************
ARAF 007 022
MiM
Ve böylece onları yanıltıcı düşüncelerle aldattı. Fakat o ikisi, o ağacın meyvesinden tadar tatmaz birden çıplaklıklarının farkına vardılar ve bahçeden topladıkları yapraklarla üzerlerini örtmeye koyuldular. Bunun üzerine Rableri onlara (şöyle) seslendi: "Ben sizi o ağaçtan menedip de, şeytanın sizin gerçekten apaçık bir düşmanınız olduğunu söylememiş miydim?"
فَدَلاَّهُمَا بِغُرُورٍ فَلَمَّا ذَاقَا الشَّجَرَةَ بَدَتْ لَهُمَا سَوْءَاتُهُمَا وَطَفِقَا يَخْصِفَانِ عَلَيْهِمَا مِن وَرَقِ الْجَنَّةِ وَنَادَاهُمَا رَبُّهُمَا أَلَمْ أَنْهَكُمَا عَن تِلْكُمَا الشَّجَرَةِ وَأَقُل لَّكُمَا إِنَّ الشَّيْطَآنَ لَكُمَا عَدُوٌّ مُّبِينٌ
Fedellâhumâ bi gurûr(gurûrin), fe lemmâ zâkâş şecerete bedet lehumâ sev`âtuhumâ ve tafikâ yahsıfâni aleyhimâ min varakıl cenneh(cenneti), ve nâdâhumâ rabbuhumâ e lem enhekumâ an tilkumeş şecereti ve ekul lekumâ inneş şeytâne lekumâ aduvvun mubîn(mubînun).
1. fe : böylece, fakat 2. dellâ : o ikisine delillik, öncülük (önderlik) etti 3. humâ : ikisi 4. bi gurûrin : aldatarak 5. fe lemmâ : fakat ... olunca 6. zâkâ : tattılar (ikisi) 7. eş şecerete : ağacı 8. bedet : göründü, açığa çıktı 9. lehumâ : kendilerine (ikisine) 10. sev`âtu-humâ : ayıp yerleri (ikisinin) 11. ve tafikâ : ve başladılar (ikisi) 12. yahsıfâni : yapıştırıyorlar (ikisi) 13. aleyhimâ : üzerlerine (ikisinin) 14. min : ...den 15. varaki : yaprak 16. el cenneti : cennet 17. ve nâdâ-huma : ve ikisine seslendi 18. rabbu-humâ : ikisinin Rabbi 19. e lem enhe-kumâ : ikinizi nehyetmedim mi, yasaklamadım mı? 20. an tilkum eş şecereti : bu ağaçtan 21. ve ekul : ve söyledim 22. lekumâ : size, sizin ikinize 23. inne eş şeytâne : muhakkak ki şeytan 24. lekumâ : size, sizin ikinize 25. aduvvun : düşmandır 26. mubînun : apaçık
***********************************************
ARAF 007 023
MiM
O ikisi: "Ey Rabbimiz! Biz kendimize yazık ettik, eğer bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen, kesinlikle kaybedenlerden olacağız!" dediler.
قَالاَ رَبَّنَا ظَلَمْنَا أَنفُسَنَا وَإِن لَّمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرِينَ
Kâlâ rabbenâ zalemnâ enfusenâ ve in lem tagfirlenâ ve terhamnâ le nekûnenne minel hâsirîn(hâsirîne).
1. kâlâ : dediler (o ikisi) 2. rabbe-nâ : Rabbimiz 3. zalem-nâ : zulmettik 4. enfuse-nâ : nefslerimiz 5. ve in : ve eğer, şayet 6. lem tagfir-lenâ : bize mağfiret etmezsin 7. ve terham-nâ : ve bize rahmet et 8. le nekûne enne : mutlaka biz oluruz 9. min el hâsirîne : hüsrana uğrayanlardan
***********************************************
ARAF 007 023-025
MiM
O ikisi: "Ey Rabbimiz! Biz kendimize yazık ettik, eğer bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen, kesinlikle kaybedenlerden olacağız!" dediler. (23)
Dedi ki: "İnin, birbirinize düşman olarak!" dedi, "yeryüzünde belli bir süre için konacak bir yurt ve geçiminizi sağlayacak şeyler bulacaksınız. (24)
Orada yaşayacak ve orda öleceksiniz" dedi ve ekledi, "ve oradan çıkarılacaksınız!" (25)
***********************************************
ARAF 007 024
MiM
Dedi ki: "İnin, birbirinize düşman olarak!" dedi, "yeryüzünde belli bir süre için konacak bir yurt ve geçiminizi sağlayacak şeyler bulacaksınız.
قَالَ اهْبِطُواْ بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّ وَلَكُمْ فِي الأَرْضِ مُسْتَقَرٌّ وَمَتَاعٌ إِلَى حِينٍ
Kâlehbitû ba`dukum li ba`dın aduvv(aduvvun), ve lekum fîl`ardı mustekarrun ve metâun ilâ hîn(hînin).
1. kâle : dedi 2. ıhbitû : inin 3. ba`dukum : sizin bir kısmınız 4. li ba`dın : bir kısmına 5. ba`dukum li ba`dın : birbirinize 6. aduvvun : düşman 7. ve lekum : ve sizin için vardır 8. fî el ardı : yeryüzünde 9. mustekarrun : kalma, yerleşme 10. ve metâ`un : ve metâ, geçinme 11. ilâ hînin : belli bir süreye kadar
***********************************************
ARAF 007 025
MiM
Orada yaşayacak ve orda öleceksiniz" diye ekledi, "ve oradan çıkarılacaksınız!"
قَالَ فِيهَا تَحْيَوْنَ وَفِيهَا تَمُوتُونَ وَمِنْهَا تُخْرَجُونَ
Kâle fîhâ tahyevne ve fîhâ temûtûne ve minhâ tuhrecûn(tuhrecûne).
1. kâle : dedi 2. fî-hâ : orada (yeryüzünde) 3. tahyevne : yaşarsınız (hayy olursunuz) 4. ve : ve 5. fî hâ : orada 6. temûtûne : ölürsünüz 7. ve min-hâ : ve oradan 8. tuhracûne : çıkarılırsınız
***********************************************

ARAF 007 026
MiM
Ey Âdemoğulları! Sizlere, ruhunuzun, bedeninizin nefsinizin ve aklınızın, diğer cinse göstermenizde sakıncalı olan yerlerinizi süsleyerek, gizlemeniz için örtecek elbise indirdik, Fakat Allah a karşı sorumluluk bilinci elbisesi hepsinden hayırlıdır. İşte bu Allah`ın hükümlerindendir. Umulur ki , onlar böylece ayet hükümlerini hatırlayarak anımsarlar.
Deutsch
Mein Sohn Adam wurde zu euch geschickt, um Kleidung, die verdeckte Suatkm und das Kleid der Frömmigkeit, der Verse Gottes, dass sie sich vielleicht erinnern tragen
يَا بَنِي آدَمَ قَدْ أَنزَلْنَا عَلَيْكُمْ لِبَاسًا يُوَارِي سَوْءَاتِكُمْ وَرِيشًا وَلِبَاسُ التَّقْوَىَ ذَلِكَ خَيْرٌ ذَلِكَ مِنْ آيَاتِ اللّهِ لَعَلَّهُمْ يَذَّكَّرُونَ
Yâ benî âdeme kad enzelnâ aleykum libâsen yuvârî sev’âtikum ve rîşâ(rîşâen) ve libâsut takvâ zâlike hayr(hayrun), zâlike min âyâtillâhi leallehum yezzekkerûn(yezzekkerûne).
1. yâ benî âdeme : ey Âdemoğulları
2. kad enzel-nâ : indirdik
3. aleykum : size
4. libâsen : elbise
5. yuvârî : örter
6. sev`âti-kum : ayıp yerlerinizi
7. ve : ve 8. rîşâen : süs, ziynet eşyası
9. ve libâsu et takvâ : ve takva elbisesi
10. zâlike : bu
11. hayrun : hayırlıdır
12. min âyâti allâhi : Allah`ın âyetlerindendir
13. lealle-hum : umulur ki onlar, böylece onlar
14. yezzekkerûne : tezekkür ederler, ayet hükümlerini hatırlayarak anımsarlar
***********************************************

ARAF 007 027
MiM
Ey Ademoğulları, şeytan; anne ve babanızın çirkin yerlerini kendilerine göstermek için, elbiselerini çekip soyarak, onları nasıl cennetten çıkarttıysa, sakın sizi de bir fitneye uğratmasın. Çünkü o da, halkından olanda sizi, sizin kendilerini göremeyeceğiniz yerden muhakkak görür. Biz şeytanları îman etmeyeceklerin velîleri yapdık.
يَا بَنِي آدَمَ لاَ يَفْتِنَنَّكُمُ الشَّيْطَانُ كَمَا أَخْرَجَ أَبَوَيْكُم مِّنَ الْجَنَّةِ يَنزِعُ عَنْهُمَا لِبَاسَهُمَا لِيُرِيَهُمَا سَوْءَاتِهِمَا إِنَّهُ يَرَاكُمْ هُوَ وَقَبِيلُهُ مِنْ حَيْثُ لاَ تَرَوْنَهُمْ إِنَّا جَعَلْنَا الشَّيَاطِينَ أَوْلِيَاء لِلَّذِينَ لاَ يُؤْمِنُونَ
Yâ benî âdeme lâ yeftinennekumuş şeytânu kemâ ahrece ebeveykum minel cenneti yenziu anhumâ libâsehumâ li yuriyehumâ sev’âtihimâ innehu yerâkum huve ve kabîluhu min haysu lâ terevnehum innâ cealneş şeyâtîne evliyâe lillezîne lâ yu’minûn(yu’minûne).
1. yâ benî âdeme : ey Âdemoğulları 2. lâ yeftine-enne-kum : sizi sakın fitneye düşürmesin, şaşırtmasın 3. eş şeytânu : şeytan 4. kemâ ahrace : çıkardığı gibi 5. ebevey-kum : sizin anne ve babanızı 6. min el cenneti : cennetten 7. yenziu : çıkarır, soyar 8. an-humâ : ikisinden, onlardan 9. libâse-humâ : ikisinin elbiselerini 10. li yuriye-humâ : ikisine göstermek için, onlara görünmesi için 11. sev`âti-himâ : ikisinin, onların ayıp yerlerini 12. inne-hu : muhakkak ki o 13. yerâ-kum : sizleri görür 14. huve ve : o ve 15. kabîlu-hu : onun kabilesi, onun topluluğu 16. min haysu : herhangibir yerden 17. lâ terevne-hum : onları göremezsiniz 18. innâ : muhakkak ki biz 19. cealnâ eş şeyâtîne : şeytanları kıldık 20. evliyâe : evliya, dostlar 21. li ellezîne : o kimselere 22. lâ yu`minûne : inanmazlar, (mü`min olmayanlar)
***********************************************

ARAF 007 028
MiM
***********************************************

ARAF 007 029
MiM
***********************************************

ARAF 007 030
MiM
***********************************************

ARAF 007 031
MiM
***********************************************

ARAF 007 032
MiM
***********************************************

ARAF 007 033
MiM
***********************************************

ARAF 007 034
MiM
***********************************************

ARAF 007 035
MiM
***********************************************

ARAF 007 036
MiM
***********************************************

ARAF 007 037
MiM
***********************************************

ARAF 007 038
MiM
***********************************************

ARAF 007 039
MiM
***********************************************
kullanıcının tüm mesajlarını bul
Alıntı ile Cevapla
Yeni Yorum Gönder 


Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
  Araf 50 alimallah 0 400 01.11.2013 23:19
Son Yorum: alimallah
  Araf alimallah 0 393 20.10.2013 15:09
Son Yorum: alimallah
  Araf 43 alimallah 0 458 18.10.2013 21:18
Son Yorum: alimallah
  Araf 41 alimallah 0 367 18.10.2013 21:17
Son Yorum: alimallah
  Araf 42 alimallah 0 377 18.10.2013 21:17
Son Yorum: alimallah

Hızlı Menü:


Şu anda bu konuyu okuyanlar: 1 Ziyaretçi


Sitemizde bulunan materyallerin 'Allah' (C.C), rızası için çoğaltılmasında herhangi bir sakınca yoktur.
Ayrıca sitede bulunan konularda, yorum yapan şahısların, yapmış oldukları yorumlar sadece şahsi bir yorum olduğu bilinmelidir.