Ana Sayfa Portal Gelişmiş Arama Üye Listesi Takvim Yardım Belgeleri
Tarih: 22.09.2019, Saat: 01:54 Hoşgeldin, Ziyaretçi: (Giriş YapÜye Ol)
Hızlı Arama:
Yeni Yorum Gönder 
 
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Araf 007 171 206
09.09.2012, 17:59
Yorum: #1
Araf 007 171 206
ARAF 007 171
MiM
*****************************************************
ARAF 007 172
MiM
*****************************************************
ARAF 007 173
MiM
*****************************************************
ARAF 007 174
MiM
*****************************************************
ARAF 007 175
MiM

*****************************************************
ARAF 007 176
MiM
Eğer biz dileseydik, onu ayetlerimizle yüceltir, üstün kılardık: fakat o, hep dünyaya sarıldı ve yalnızca kendi arzu ve heveslerinin peşinden gitti. Bu bakımdan, böyle birinin durumu bir köpeğin durumu gibidir: öyle ki, onun üzerine korkutarak varsan da derin soluyarak hırlar, kendi haline bıraksan da. Bizim ayetlerimizi yalanlamaya kalkan kimselerin hali işte böyledir. Öyleyse, bu kıssayı anlat, ki belki derin derin düşünürler.
Diyanet vakfi
dileseydik elbette onu bu âyetler sayesinde yükseltirdik. fakat o, dünyaya saplandı ve hevesinin peşine düştü. onun durumu tıpkı köpeğin durumuna benzer: üstüne varsan da dilini çıkarıp solur, bıraksan da dilini sarkıtıp solur. işte âyetlerimizi yalanlayan kavmin durumu böyledir. kıssayı anlat; belki düşünürler.
edip yüksel
dileseydik onu ayetlerimizle yükseltirdik. fakat o, toprağa yapışmakta direndi ve hevesinin ardına takıldı. onun durumu, üstüne varsan da bıraksan da dili dışarda soluyan huysuz bir köpeğin durumuna benzer. ayetlerimizi yalanlayan toplulukların durumu işte böyledir. bu olayı aktar, olur ki düşünürler.
Deutsch
Wenn wir gewollt hätten, konnten wir die bereichern und privillegieren, Sie gingen bis zur Boden im Leben sich mit den Materie zu beglücken, ihre Lust und Wünsche zu folgen. ob sie sie etwas beänstigen, oder in ihre Ruhe gelassen,folgten sie den Launen der Hund und schnappen tief nach dem Luft. Das ist der Zustand der Leute die unsere Versen(Zeichen) belügen und verweigern. Deshalb erzähle diese Legende, damit die Menschen sich tief darüber Gedanken machen.
Arapca
وَلَوْ شِئْنَا لَرَفَعْنَاهُ بِهَا وَلَكِنَّهُ أَخْلَدَ إِلَى الأَرْضِ وَاتَّبَعَ هَوَاهُ فَمَثَلُهُ كَمَثَلِ الْكَلْبِ إِن تَحْمِلْ عَلَيْهِ يَلْهَثْ أَوْ تَتْرُكْهُ يَلْهَث ذَّلِكَ مَثَلُ الْقَوْمِ الَّذِينَ كَذَّبُواْ بِآيَاتِنَا فَاقْصُصِ الْقَصَصَ لَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ
1. ve lev : ve eğer
2. şi`nâ : biz diledik
3. le refa`nâ-hu : mutlaka onu yükselttik (yükseltirdik)
4. bi-hâ : onunla
5. ve lâkinne-hû : ve fakat o
6. ahlede : meyletti
7. ilâ el ardı : arza, dünyaya
8. ve ittebea : ve tâbî oldu, uydu
9. hevâ-hu : hevasına, nefsinin afetlerine
10. fe meselu-hu : böylece onun durumu
11. ke meseli el kelbi : köpeğin misali gibi
12. in : eğer
13. tahmil : hamle yaparsın, ilgilenirsin
14. aleyhi : onun üzerine, ona
15. yelhes : derin nefes alır, solur
16. ev : veya
17. tetruk-hu : onu kendi haline terkedersin
18. yelhes : derin nefes alır, solur
19. zâlike : o, işte o, işte böyle
20. meselu el kavmi ellezîne : o kavmin durumu gibi
21. kezzebû : yalanladılar
22. bi âyâti-nâ : âyetlerimizi
23. faksusîl kasasa (fe uksusî el kasasa) : bu kısası anlat
24. lealle-hum : böylece onlar
25. yetefekkerûne : tefekkür ederler, derin düşünmek
*****************************************************
ARAF 007 177
MiM
*****************************************************
ARAF 007 178
MiM

*****************************************************

Araf 179 iMAN ALGILAMAYA BAGLIDIR
MiM
(Arapca (aslina en uygun anlam tasiyan tercüme budur.))
Gerçek şu ki, Biz, cehennem için, kalpleri olup da, algilayamadiklari gerçeği kavrayamayan, gözleri olup da göremeyen, kulakları olup da işitmeyen, görünmez varlıklardan ve insanlardan çok canlar ayırmışızdır. Hayvan sürüsü gibidir bunlar; hayır hayır, doğru yolu kavramakta onlardan da aşağı: Körcesine dalıp gitmiş yani aptalca yasamakta olanlar işte böyleleridir.

Yorum:
"gözleri olup da göremeyen, kulakları olup da işitmeyen görünmez varlıklardan ve insanlardan çok canlar ayırmışızdır" demektir ki: bazi insanlar vardir ki algilama gücleri cok kötüdür. Algilayamadiklari icin dogru yolu secmekte cok zorlananan bu cahiller icin cehennemde yer ayirdik.

وَلَقَدْ ذَرَأْنَا لِجَهَنَّمَ كَثِيرًا مِّنَ الْجِنِّ وَالإِنسِ لَهُمْ قُلُوبٌ لاَّ يَفْقَهُونَ بِهَا وَلَهُمْ أَعْيُنٌ لاَّ يُبْصِرُونَ بِهَا وَلَهُمْ آذَانٌ لاَّ يَسْمَعُونَ بِهَا أُوْلَئِكَ كَالأَنْعَامِ بَلْ هُمْ أَضَلُّ أُوْلَئِكَ هُمُ الْغَافِلُونَ
Ve lekad zere’nâ li cehenneme kesîren minel cinni vel insi lehum kulûbun lâ yefkahûne bihâ ve lehum a’yunun lâ yubsırûne bihâ ve lehum âzânun lâ yesmeûne bihâ, ulâike kel en’âmi bel hum edallu, ulâike humul gâfilûn(gâfilûne).
1. ve lekad : ve andolsun ki 2. zere`nâ : yarattık, hazırladık 3. li cehenneme : cehennemi 4. kesîren : çok 5. min el cinni : cinlerden 6. ve el insi : ve insanlar 7. lehum : onların vardır 8. kulûbun : kalpler 9. lâ yefkahûne : fıkıh edemezler, idrak edemezler 10. bi-hâ : onunla 11. ve lehum : ve onların vardır 12. a`yunun : gözler 13. lâ yubsırûne : göremezler 14. bi-hâ : onunla 15. ve lehum : ve onların vardır 16. âzânun : kulaklar 17. lâ yesmeûne : işitemezler 18. bi-hâ : onunla 19. ulâike : işte onlar 20. ke el en`âmi : hayvanlar gibi 21. bel hum : hayır onlar, hatta onlar 22. edallu : daha çok dalâlette 23. ulâike : işte onlar 24. hum el gâfilûne : onlar gâfil olanlardır
*****************************************************
ARAF 007 180
MiM
*****************************************************
KUL HAKKINA UYUN,
KUL HAKKIYLA HÜKMEDİN, KARAR VERİN, ve YAŞAYIN
ARAF 007 181
MiM
Yarattıklarımız arasında hakk ile yaşayan, onunla adaletli hükmeden ve hakk ile doğru yolu gösteren aynı ortak özelliğe sahip insanlar da vardır.
وَمِمَّنْ خَلَقْنَا أُمَّةٌ يَهْدُونَ بِالْحَقِّ وَبِهِ يَعْدِلُونَ
Ve mimmen halâknâ ummetun yehdûne bil hakkı ve bihî ya’dilûn(ya’dilûne).
1. ve mim-men (min men) : ve o kimselerden 2. halâk-nâ : biz yarattık 3. ummetun : ümmet, aynı ortak paydaya sahip insanlar, aynı ortak özelliğe sahip insanlar, aynı ortak özelliğe sahip insan topluluğu, aynı ortak özelliğe sahip cemaat, halk, topluluk (vardır) 4. yehdûne : hidayete erdirirler, doğru yolu gösterirler, ulaştırırlar 5. bi el hakkı : Hakk`a, 6. ve bi-hi : ve onunla 7. ya`dilûne : adaletli davranırlar, adaletle hükmederler
*****************************************************
ARAF 007 182
MiM
Ayetlerimizi yalanlamakta olanları ise, bilemeyecekleri yönlerden yavaş yavaş yuvarlayacağız.
Ayetlerimizi, hükümlerimizi yalanlamaya kalkışan kimselere gelince; onları, ne olup bittiğinden haberleri olmadan ruhen, bedenen, nefsen ve aklen öldürmeden, yavaş yavaş zayıflatarak, bitmeye yaklaştıracağız.
وَالَّذِينَ كَذَّبُواْ بِآيَاتِنَا سَنَسْتَدْرِجُهُم مِّنْ حَيْثُ لاَ يَعْلَمُونَ
Vellezîne kezzebû bi âyâtinâ se nestedricuhum min haysu lâ ya’lemûn(ya’lemûne).
1. vellezine (ve ellezîne) : ve o kimseler, onlar 2. kezzebû : yalanladılar 3. bi ayâti-nâ : âyetlerimizi 4. se nestedricu-hum : onların derecelerini helaka dogru yavaş yavaş azaltacağız, helak : öldürmek, ortadan kaldırmak; 2) mec. aşırı derecede yormak, bitkin duruma getirmek 5. min haysu : bir yerden 6. lâ ya`lemûne : bilmezler (bilemezler)
*****************************************************
ARAF 007 183
MiM
*****************************************************
ARAF 007 184
MiM
*****************************************************
ARAF 007 185
MiM
*****************************************************
ARAF 007 186
MiM
*****************************************************
ARAF 007 187
MiM
*****************************************************
ARAF 007 188
MiM

*****************************************************
ARAF 007 189
MiM
*****************************************************
ARAF 007 190
MiM
*****************************************************
ARAF 007 191
MiM
*****************************************************
ARAF 007 192
MiM
*****************************************************
ARAF 007 193
MiM
*****************************************************
ARAF 007 194
MiM
*****************************************************
ARAF 007 195
MiM
*****************************************************
ARAF 007 196
MiM
*****************************************************
ARAF 007 197
MiM
*****************************************************
ARAF 007 198
MiM

*****************************************************
ARAF 007 199 ÖRF KONUSU
MiM
Sen, insan mantigi(fıtratı)nın kabule yatkın olduğu affedici, toleransli yolu tut; yüksek üstün bilgi ile iyi olanı emret; bilgisiz kalmayı seçenleri kendi hallerine bırak, kaale almayarak yok farz et.
خُذِ الْعَفْوَ وَأْمُرْ بِالْعُرْفِ وَأَعْرِضْ عَنِ الْجَاهِلِينَ
Huzil afve ve’mur bil urfi ve a’rıd anil câhilîn(câhilîne).
1. huzil afve (huz el afve) : af yolunu benimse, tut
2. ve`mur (ve u`mur) : ve emret
3. bil urfi (bi el urfi) : örf ile, irfan ile, yüksek üstün bilgi ile
4. ve a`rıd : ve yüz çevir
5. anil câhilîne (an el câhilîne) : cahillerden, bilgisiz kalmayı seçenlerden
.......
Eger insanlar allaha kulluklarini salat ile yerine getiren insanlar olsalardi, insan mantigi(fıtratı)nın kabule yatkın olduğu affedici, toleransli yolu tutacaklar, yüksek üstün bilgi ile iyi olanı yapacaklar, bilgisiz kalmayı seçenleri kendi hallerine bırakacaklar, kaale almayarak yok farz edeceklerdi. Salati namaz yaptiklari ve allah a kullugu unutarak yasadiklari icin basit anlasmamalari, herseyi bir sur´a ya yüksek üstün bilgi ile iyi olanı emreden mahkemelere götürmeleri haliyle kacinilmaz olmaktadir genelde.
*****************************************************

ARAF 007 200
MiM
*****************************************************

ARAF 007 201
MiM
*****************************************************

ARAF 007 202
MiM
*****************************************************

ARAF 007 203
MiM
*****************************************************

ARAF 007 204
MiM

*****************************************************

ARAF 007 205
MiM
Ve sen, sabahleyin ve akşamları duyarlılık içinde, gönül alçaltarak, korkarak, ürpererek ve kendi kendine, içinden nefsinde yalvararak ve sessizce Rabbini an. sen gâfillerden, gaflete düşenlerden olma.
وَاذْكُر رَّبَّكَ فِي نَفْسِكَ تَضَرُّعاً وَخِيفَةً وَدُونَ الْجَهْرِ مِنَ الْقَوْلِ بِالْغُدُوِّ وَالآصَالِ وَلاَ تَكُن مِّنَ الْغَافِلِينَ
Vezkur rabbeke fî nefsike tedarruan ve hîfeten ve dûnel cehri minel kavli bil guduvvi vel âsâli ve lâ tekun minel gâfilîn(gâfilîne).
kendi kendine, nefsinde yalvararak ve korkarak, ürpererek ve sesli olmayarak Rabbini an
1. vezkur (ve uzkur) : ve zikret
2. rabbe-ke : Rabbini
3. fî nefsi-ke : kendi kendine, nefsinde
4. tedarruan : yalvararak
5. ve hîfeten : ve korkarak, ürpererek
6. ve dûne el cehri : ve sesli olmayarak (açıkça olmayarak)
7. min el kavli : sözden
8. bi el guduvvi : sabahleyin
9. ve el âsâli : ve akşamları (ikindi, akşam arası zaman)
10. ve lâ tekun : ve sen olma
11. min el gâfilîne : gâfillerden, gaflete düşenlerden
sabahleyin ve akşamları ve sesli olmayarak ve sen gâfillerden, gaflete düşenlerden olm
*****************************************************

ARAF 007 206
MiM
kullanıcının tüm mesajlarını bul
Alıntı ile Cevapla
Yeni Yorum Gönder 


Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
  Araf 50 alimallah 0 477 01.11.2013 23:19
Son Yorum: alimallah
  Araf alimallah 0 478 20.10.2013 15:09
Son Yorum: alimallah
  Araf 43 alimallah 0 565 18.10.2013 21:18
Son Yorum: alimallah
  Araf 41 alimallah 0 438 18.10.2013 21:17
Son Yorum: alimallah
  Araf 42 alimallah 0 461 18.10.2013 21:17
Son Yorum: alimallah

Hızlı Menü:


Şu anda bu konuyu okuyanlar: 1 Ziyaretçi


Sitemizde bulunan materyallerin 'Allah' (C.C), rızası için çoğaltılmasında herhangi bir sakınca yoktur.
Ayrıca sitede bulunan konularda, yorum yapan şahısların, yapmış oldukları yorumlar sadece şahsi bir yorum olduğu bilinmelidir.