|
İsra Suresi 26
Ve âti zel kurbâ hakkahu vel miskîne vebnes sebîli ve lâ tubezzir tebzîrâ(tebzîren).
1. ve âti : ve ver
2. ze el kurbâ : karib olan, yakınlık sahibi, akraba
3. hakka-hu : onun hakkı
4. ve el miskîne : ve miskinlere (çalışamayacak durumda olan ihtiyarlara)
5. vebnes sebîli (ve ibne es sebîli) : ve yolda olan
6. ve lâ tubezzir : ve savurma, israf etme
7. tebzîren : israf ederek, savurarak, malı gereksiz yere harcayarak
İmam İskender Ali Mihr : Akrabaya, miskinlere (çalışamayacak durumda olan ihtiyarlara) ve yolda olanlara hakkını ver! Ve savurarak, israf etme!
Diyanet İşleri : Akrabaya, yoksula ve yolda kalmış yolcuya haklarını ver, fakat saçıp savurma.
Abdulbaki Gölpınarlı : Akrabâya, yoksula, yolda kalmışa hakkını ver ve israfta ileri giderek boş yere, haksız yere malını saçma, savurma.
Adem Uğur : Bir de akrabaya, yoksula, yolcuya hakkını ver. Gereksiz yere de saçıp savurma.
Ahmed Hulusi : Yakınlara hakkını ver; yoksula ve yolda kalmışa da. . . (Fakat) ölçüsüz de dağıtma!
Ahmet Tekin : Akrabalara, çevresi çaresi olmayan yoksullara, yolda kalan muhtaç yolcuya, Allahın tanıdığı, belirlediği sorumluğu yerine getir, onların hakkını ver. Malını layık olmayan yerlerde harcayarak saçıp savurma.
Ahmet Varol : Yakına hakkını ver. Yoksula ve yolda kalmışa da. (Malını) saçıp savurma.
Ali Bulaç : Akrabaya hakkını ver, yoksula ve yolda kalmışa da. İsraf ederek saçıp savurma.
Ali Fikri Yavuz : Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver. Bununla beraber (malını) büsbütün saçıp savurma.
Bekir Sadak : Yakinina, duskune, yolcuya hakkini ver; elindekiler sacip savurma.
Celal Yıldırım : Yakınlara, yoksula, yolda kalmışa hakkını ver ve sakın saçıp savurma.
Diyanet İşleri (eski) : Yakınına, düşküne, yolcuya hakkını ver; elindekileri saçıp savurma.
Diyanet Vakfi : Bir de akrabaya, yoksula, yolcuya hakkını ver. Gereksiz yere de saçıp savurma.
Edip Yüksel : Akrabalara haklarını ver. İhtiyaç sahiplerine ve yolcuya da... Ancak saçıp savurma
Elmalılı Hamdi Yazır : Karabet sahibine de hakkını ver, miskîne de, yolda kalmışa da, bununla beraber saçıp savurma
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Akrabaya hakkını ver; yoksula, yolda kalmış olana da; bununla beraber saçıp savurma!
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver. Bununla beraber malını saçıp savurma.
Fizilal-il Kuran : Akrabalarına, yoksula ve yarı yolda kalan yolcuya hakkını ver. Fakat savurganca davranma.
Gültekin Onan : Akrabaya hakkını ver, yoksula ve yolda kalmışa da. İsraf ederek saçıp savurma.
Hasan Basri Çantay : Hısıma, yoksula, yolda kalmışa hak (lar) ını ver. (Malını) israf ile saçıb savurma.
Hayrat Neşriyat : Akrabâya, yoksula ve yolda kalmışa da hakkını ver; fakat isrâf ederek saçıp savurma!
İbni Kesir : Yakınlara hakkını ver. Miskine, yolcuya da. Ama saçıp savurma.
Muhammed Esed : Ve (ey insanoğlu,) yakın(ların)a hak(lar)ını ver; düşküne de, yolda kalmışa da; ama sakın (elindekini) anlamsız, amaçsız bir biçimde saçıp savurma.
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve karabet sahibine hakkını ver, düşküne de, parasız kalmış yolcuya da (ver). Ve saçıp savurma.
Ömer Öngüt : Akrabaya, yoksula, yolda kalana hakkını ver. Malını israf ile saçıp savurma.
Şaban Piriş : (26-27) Akrabaya, düşküne ve yolda kalmışa hakkını ver. Fakat, saçıp savurma! Çünkü saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı pek nankördür.
Suat Yıldırım : (26-27) Yakınlarına, yoksula, yolda kalmışa hakkını ver, sakın saçıp savurma! Çünkü savurganlar şeytanların kardeşleri olmuşlardır. Şeytan ise Rabbine karşı pek nankördür.
Süleyman Ateş : Akrabâya, yoksula ve yolcuya hakkını ver, fakat saçıp savurma.
Tefhim-ul Kuran : Akrabaya hakkını ver, yoksula ve yolda kalmışa da. İsraf ederek saçıp savurma.
Ümit Şimşek : Akrabaya, yoksullara, yolculara hakkını ver; israfla saçıp savurma.
Yaşar Nuri Öztürk : Akrabaya hakkını ver. Çaresize, yolda kalana da. Fakat saçıp savurma.
|