|
Kaf Suresi 37
İnne fî zâlike le zikrâ li men kâne lehu kalbun ev elkâs sema ve huve şehîdun.
1. inne : muhakkak
2. fî zâlike : bunda vardır
3. le : mutlaka, elbette
4. zikrâ : hatırlatma, öğüt, ibret
5. li men : kimse için
6. kâne : oldu, idi
7. lehu : onun, onun vardır
8. kalbun : kalp
9. ev : veya, ya da
10. elkâ : ilka etti, attı
11. es sem`a : kulak verdi, dinledi, işitti
12. ve huve : ve o
13. şehîdun : şahit olarak
İmam İskender Ali Mihr : Muhakkak ki bunda kalpleri olan ve ilka edilenleri işitebilen ve (kalp gözleri ile Allah`a) şahit olan kişiler için mutlaka ibret vardır.
Diyanet İşleri : Şüphesiz bunda, aklı olan yahut hazır bulunup kulak veren kimseler için bir öğüt vardır.
Abdulbaki Gölpınarlı : Şüphe yok ki bunda, gönlü olana, yahut görerek kulak verene ibret ve öğüt var elbet.
Adem Uğur : Şüphesiz ki bunda aklı olan veya hazır bulunup kulak veren kimseler için bir öğüt vardır.
Ahmed Hulusi : Şüphesiz ki bu hatırlatıcı, şuur sahibi yahut uyanık olarak dinleyen kimse içindir!
Ahmet Tekin : Bu sûrede, hakkı idrak edebilecek aklı ve gönlü olan, dikkatli bir şekilde kulak veren kimse için öğütler vardır.
Ahmet Varol : Şüphesiz bunda kalbi olan yahut kendini vererek kulak asan kimse için bir öğüt vardır.
Ali Bulaç : Hiç şüphesiz, bunda, kalbi olan ya da bir şahid olarak kulak veren kimse için elbette bir öğüt (zikir) vardır.
Ali Fikri Yavuz : Muhakkak ki bu sûrede anılanlarda, aklı olan, yahud kendisi huzurlu bir kalb içinde olduğu halde (nasihatlere) kulak veren kimse için, bir ihtar; (bir ibret dersi) vardır.
Bekir Sadak : Dogrusu bunda, kalbi olana veya hazir bulunup kulak verene ders vardir.
Celal Yıldırım : Şüphesiz ki bunda kalbi olana veya hazır bulunduğu halde kulak verip dinleyene hatırlatma ve öğüt vardır.
Diyanet İşleri (eski) : Doğrusu bunda, kalbi olana veya hazır bulunup kulak verene ders vardır.
Diyanet Vakfi : Şüphesiz ki bunda aklı olan veya hazır bulunup kulak veren kimseler için bir öğüt vardır.
Edip Yüksel : Bunda, zeka sahibi olan yahut tanık olarak kulak veren herkes için bir mesaj vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır : Şübhesiz ki bu söylenende kalbi olan yâhud şuhud halinde kulak tutan kimse için uyandıracak bir ıhtar vardır
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Şüphesiz ki, bu söylenende kalbi olan ve şuurla kulak tutan kimse için uyandıracak bir ihtar vardır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Şüphesiz ki bunda kalbi olan ve hazır bulunup kulak veren kimse için elbette bir öğüt vardır.
Fizilal-il Kuran : Doğrusu bunda, kalbi olana veya şahid olarak kulak veren kimse için bir öğüt vardır.
Gültekin Onan : Hiç şüphesiz, bunda, kalbi olan ya da bir şahid olarak kulak veren kimse için elbette bir öğüt (zikir) vardır.
Hasan Basri Çantay : Şübhesiz ki bunda aklı olan, yahud, kendisi huzuur (-ı kalb) içinde olarak, kulak veren kimseler için elbette bir öğüd (ve haatıra) vardır.
Hayrat Neşriyat : Şübhesiz ki bunda, kalbi olan veya (fikren) hazır bulunup kulak veren kimseler için gerçekten bir ibret vardır.
İbni Kesir : Muhakkak ki bunda; kalbi olan veya hazır bulunup da kulak veren kimseler için elbette bir öğüt vardır.
Muhammed Esed : Bunda şüphesiz kalpleri açık olanlar, (yani) uyanık bir zihinle kulak verenler için bir uyarı vardır;
Ömer Nasuhi Bilmen : Şüphe yok ki, bunda elbette bir öğüt vardır, kendisi için bir kalb olan veya kendisi şahid olarak kulak veren kimse için.
Ömer Öngüt : Doğrusu bunda kalbi olan, yahut kendisi huzur içinde olduğu halde kulak veren kimse için bir öğüt vardır.
Şaban Piriş : Şüphesiz bunda, kalbi olana veya kulak verene ve şahit olana bir ibret vardır.
Suat Yıldırım : Elbette bunda, içinde bir kalb taşıyan veya zihnini derleyip toplayarak can kulağıyla dinleyen kimseler için alacak bir ders vardır.
Süleyman Ateş : Muhakkak ki bunda, kalbi olan, yahut şâhid olarak (zihnini toplayarak dikkatle) kulak veren kimse için bir öğüt vardır.
Tefhim-ul Kuran : Hiç şüphesiz, bunda, kalbi olan ya da bir şahid olarak kulak veren kimse için elbette bir öğüt (zikir) vardır.
Ümit Şimşek : İşte bunda kalbi olan veya görerek kulak veren kimseler için bir öğüt vardır.
Yaşar Nuri Öztürk : Hiç kuşkusuz, bunda, kalbi olan yahut tam bir tanık olarak kulak veren için mutlak bir öğüt vardır.
|