|
Mudessir Suresi 47
Hattâ etânel yakîn(yakinu).
1. hattâ : oluncaya kadar, kadar
2. etâ-nâ : bize geldi
3. el yakînu : yakîn hasıl olması, bizzat şahit olma
İmam İskender Ali Mihr : Bize yakîn gelene kadar (ölüm anı gelinceye kadar).
Diyanet İşleri : Nihayet ölüm bize gelip çattı.
Abdulbaki Gölpınarlı : Bize ölüm gelip çatıncaya dek.
Adem Uğur : Sonunda bize ölüm geldi çattı.
Ahmed Hulusi : "Sonunda yakîn (hakikatle yüzleşmek) oluştu!"
Ahmet Tekin : `Kesin iman edilecek hakikatlerle yüz yüze gelme vaktine kadar yalanlıyorduk.`
Ahmet Varol : Sonunda kesin gerçek (ölüm) bize gelip çattı.`
Ali Bulaç : "Sonunda yakîn (kesin bir gerçek olan ölüm) gelip bize çattı."
Ali Fikri Yavuz : Nihayet bize ölüm gelib çattı.
Bekir Sadak : «lum bize o haldeyken geldi.»
Celal Yıldırım : Tâ ki, ölüm bize gelip çattı.
Diyanet İşleri (eski) : `Ölüm bize o haldeyken geldi.`
Diyanet Vakfi : Sonunda bize ölüm geldi çattı.
Edip Yüksel : `Nihayet (şimdi) kesin gerçeğe ulaştık.`
Elmalılı Hamdi Yazır : Tâ gelinciye kadar bize o yakîn
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : bize o ölüm gelinceye kadar!»
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : «Nihayet bize ölüm gelip çattı.»
Fizilal-il Kuran : Sonunda bir de ölüm gelip çattı.»
Gültekin Onan : "Sonunda yakin (kesin bir gerçek olan ölüm) gelip bize çattı."
Hasan Basri Çantay : «Nihayet bize ölüm gelib çatdı».
Hayrat Neşriyat : `Nihâyet bize yakin (inkâr edemeyeceğimiz ölüm) geldi!`
İbni Kesir : Nihayet ölüm bize gelip çattı.
Muhammed Esed : (ölüm ile) her şey açık seçik ortaya çıkıncaya kadar."
Ömer Nasuhi Bilmen : (46-47) «Ve biz ceza gününü tekzîp eder olmuştuk.. Bize ölüm gelinceye değin.»
Ömer Öngüt : "Ölüm bize bu haldeyken gelip çattı. "
Şaban Piriş : Ölüm bize gelene dek..
Suat Yıldırım : Ölüm bizi yakalayıncaya kadar hep böyle idik."
Süleyman Ateş : "İşte böyle iken ölüm bize gelip çattı."
Tefhim-ul Kuran : «Sonunda yakîn (kesin bir gerçek olan ölüm) gelip bize çattı.»
Ümit Şimşek : `Sonunda kesin bilgi bize ulaştı.`
Yaşar Nuri Öztürk : "Nihayet, tartışılmaz ve karşı çıkılmaz bilgi önümüze dikildi."
|