Ana Sayfa Portal Gelişmiş Arama Üye Listesi Takvim Yardım Belgeleri
Tarih: 16.12.2018, Saat: 19:59 Hoşgeldin, Ziyaretçi: (Giriş YapÜye Ol)
Hızlı Arama:
Yeni Yorum Gönder 
 
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Nahl 016 033 066
09.09.2012, 17:27
Yorum: #1
Nahl 016 033 066
*********************************************************
NAHL 016 033
MiM

*********************************************************
NAHL 016 034
MiM
*********************************************************
NAHL 016 035
MiM
*********************************************************
NAHL 016 036
MiM
*********************************************************
NAHL 016 037
MiM
*********************************************************
NAHL 016 038
MiM
*********************************************************
NAHL 016 039
MiM
*********************************************************
NAHL 016 040
MiM
*********************************************************
NAHL 016 041
MiM
*********************************************************
NAHL 016 042
MiM
*********************************************************
NAHL 016 043
MiM
Allah ne buyurmuşsa yerine gelecektir. Bu nedenledir ki, onun vaktinden önce yerine gelmesini istemeyin! O, sınırsız kudret ve kemaliyle, insanların ilahi nitelikler yakıştırarak kendisine ortak koştukları her şeyden, herkesten kat kat üstün ayrıcalıklıdır, yücedir!
أَتَى أَمْرُ اللّهِ فَلاَ تَسْتَعْجِلُوهُ سُبْحَانَهُ وَتَعَالَى عَمَّا يُشْرِكُونَ
Etâ emrullâhi fe lâ testa’cilûh(testa’cilûhu), subhânehu ve teâlâ ammâ yuşrikûn(yuşrikûne).
1. etâ : geldi 2. emru allâhi : Allah`ın emri 3. fe : o halde, artık 4. lâ testa`cilû-hu : onu acele istemeyin 5. subhâne-hu (sebbehu subhane-hu) : onu tenzih edin : (onu şanına yakışır şekilde tesbih edin) 6. ve teâlâ : ve yücedir, alâdır 7. ammâ (an mâ) : şeylerden 8. yuşrikûne : şirk koşuyorlar
*********************************************************
NAHL 016 044
MiM
sana semavî kitaplarla, apaçık deliller vasıtasıyla, insanlara ne indirildiğini ayet hükümlerini açıkça anımsatıp, işaret ederek göstermen için, herşeyin bilgilerini içeren ayetleri indirdik ki, neticede onlar da iyice düşünmeye başlayıp fikirler üretsın ve kendi fikirlerini kullansınlar.
Deutsch
Wir haben allen die Beweisen und den Wissen und Bücher der Weisheit und Wahrheit gesandt . Und Wir haben zu dir die Ermahnung hinabgesandt, damit du den Menschen klar machst, was ihnen offenbart worden ist, und auf daß sie nachdenken mögen.
بِالْبَيِّنَاتِ وَالزُّبُرِ وَأَنزَلْنَا إِلَيْكَ الذِّكْرَ لِتُبَيِّنَ لِلنَّاسِ مَا نُزِّلَ إِلَيْهِمْ وَلَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ
Bil beyyinâti vez zubur(zuburi), ve enzelnâ ileykez zikre li tubeyyine lin nâsi mâ nuzzile ileyhim ve leallehum yetefekkerûn(yetefekkerûne).
1. bi el beyyinâti : delillerle, beyyinelerle, ispat vasıtaları ile
2. ve ez zuburi (zebur) : ve semavî kitaplarla (Davut`a ait semavî kitap),
3. ve enzelnâ : ve biz indirdik
4. ileyke : sana
5. ez zikre : zikir, Ayet hükümlerini anımsamak
6. li tubeyyine : beyan etmen için, işaret ederek göstermen için, ne indirildiğini açıkça işaret ederek göstermen için
7. li en nâsi : insanlara
ez zikre li tubeyyine li en nâsi : insanlara ne indirildiğini ayet hükümlerini açıkça anımsatıp, işaret ederek göstermen için
8. mâ nuzzile : indirilen şey(ler)
9. ileyhim : onlara
10. ve lealle-hum : ve umulur ki böylece onlar
11. yetefekkerûne : tefekkür ederler, fikirlerini kullansınlar.
*********************************************************
NAHL 016 045
MiM
*********************************************************
NAHL 016 046
MiM
*********************************************************
NAHL 016 047
MiM
*********************************************************
NAHL 016 048
MiM

*********************************************************
NAHL 016 049
MiM
Ayrıca göklerde ve yerde olanlarin yaşamlarindaki uğraşılarının, yaptiklarinin hepsinin ayet hükümlerine ne kadar uyduklarinin alınıp kaydedildigi, işlenerek netıcelerinin saklandığı, daimi olarak aktif çalışır halde olan sistemler ve melekler, kendilerini büyüklük duygusuna kaptırmadan Allah a karşı kulluk vazifelerini yerine getirmeyi kabul ettiklerini ve getırmekte olduklarnı gösterir(secde)ler
وَلِلّهِ يَسْجُدُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ مِن دَآبَّةٍ وَالْمَلآئِكَةُ وَهُمْ لاَ يَسْتَكْبِرُونَ
Ve lillâhi yescudu mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ardı min dâbbetin vel melâiketu ve hum lâ yestekbirûn(yestekbirûne).
Ve Allah için göklerde olanlar ve dabbelerden yerde olanlar ve melekler secde ederler ve onlar kibirlenmezler.
ve Ayrıca göklerde ve yerde olan dabbelerden ve melekler- kendilerini büyüklük duygusuna kaptırmadan Allah için saygı ve tazimle yere kapanmaktadırlar:
Deutsch
Und zu Allah niederwerfen alle Dinge im Himmel und auf Erden, ein Tier, und die Engel, da sie nicht stolz sind
1. ve li allâhi : ve Allah`a
. yescudu : secde ederler, Allah a karşı kulluk vazifelerini yerine getirmeyi kabul ettiklerini ve getırmekte olduklarnı gösterirler
3. mâ fî es semâvâti : semalarda olanlar
4. ve mâ fî el ardı : ve yeryüzünde olanlar
5. min dâbbetin : dabbelerden, göklerde ve yerde olanlarin yaşamlarindaki uğraşılarının, yaptiklarinin hepsinin ayet hükümlerine ne kadar uyduklarinin alınıp kaydedildigi, işlenerek netıcelerinin sakladığı, daimi olarak aktif çalışır halde olan sistemler
6. ve el melâiketu : ve melekler
7. ve hum : ve onlar
8. lâ yestekbirûne : büyüklenmezler, kibirlenmezler
*********************************************************
NAHL 016 060-063
MiM
Kötü niteleme ahirete inanmayanlara, en yüce niteleme ise Allah`a yakışır. Çünkü, doğru hüküm ve hikmetle herşeyi yapan en yüce iktidar sahibi O`dur!(60)
ve Şayet Allah insanları zulümleri nedeniyle sorguya çekecek olsaydı, yeryüzünde insanlarin yaşamlarindaki içtihadlarının hepsinin ayet hükümlerine ne kadar uyduklarinin alınıp kaydedildigi, işlenerek netıcelerinin sakladığı, daimi olarak aktif çalışır halde olan bir tek sistem bırakmazdı. Fakat onları belirli bir ecel zamanina kadar erteler. Süre sonu geldiğinde ise ne bir an erteleyebilirler, ne de öne alabilirler.(61)
Onlar, kendilerinin hoşlanmayacakları şeylerini Allah`a malederler. Dilleri, güzel şeylerin kendilerine ait olduğunu yalan yere söyler durur. Cehennemin onların olduğunda ve önceden oraya gideceklerinde şüphe yoktur.(62)
Allah tanıktır ki, senden önceki çağlarda da toplumlara elçiler gönderdik: fakat Şeytan onlara her ne yaptlarsa onları güzel gösterdi. Şeytan bugün de onlarla tam senli benli ve iç içe. Bu yüzden de onlar acı bir azaba mahkum olmuşlardır.(63)
*********************************************************
NAHL 016 060
MiM
Kötü niteleme ahirete inanmayanlara, en yüce niteleme ise Allah`a yakışır. Çünkü, doğru hüküm ve hikmetle herşeyi yapan en yüce iktidar sahibi O`dur!
لِلَّذِينَ لاَ يُؤْمِنُونَ بِالآخِرَةِ مَثَلُ السَّوْءِ وَلِلّهِ الْمَثَلُ الأَعْلَىَ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ
Lillezîne lâ yu’minûne bil âhıreti meselus sev’(sev’i), ve lillâhil meselul â’lâ, ve huvel azîzul hakîm(hakîmu).
1. lillezîne (li ellezîne) : onlara aittir
2. lâ yu`minûne : mü`min olmazlar, inanmazlar
3. bi el âhıreti : ahirete (hayattayken Allah`a ulaşma gününe)
4. meselu es sev`i : "kötü" meselesi, durumu, telâkki edilmesi
5. ve li allâhi : ve Allah`ındır, Allah`a aittir
6. el meselu el â`lâ : âlâ, yüce olma durumu
7. ve huve : ve o
8. el azîzu : azîzdir, yücedir
9. el hakîmu : hakîmdir, hüküm ve hikmet sahibidir
*********************************************************
NAHL 61
MiM
ve Şayet Allah insanları zulümleri nedeniyle sorguya çekecek olsaydı, yeryüzünde insanlarin yaşamlarindaki içtihadlarının hepsinin ayet hükümlerine ne kadar uyduklarinin alınıp kaydedildigi, işlenerek netıcelerinin sakladığı, daimi olarak aktif çalışır halde olan bir tek sistem bırakmazdı. Fakat onları belirli bir ecel zamanina kadar erteler. Süre sonu geldiğinde ise ne bir an erteleyebilirler, ne de öne alabilirler.
وَلَوْ يُؤَاخِذُ اللّهُ النَّاسَ بِظُلْمِهِم مَّا تَرَكَ عَلَيْهَا مِن دَآبَّةٍ وَلَكِن يُؤَخِّرُهُمْ إلَى أَجَلٍ مُّسَمًّى فَإِذَا جَاء أَجَلُهُمْ لاَ يَسْتَأْخِرُونَ سَاعَةً وَلاَ يَسْتَقْدِمُونَ
Ve lev yuâhızullâhun nâse bi zulmihim mâ tereke aleyhâ min dâbbetin ve lâkin yuahhıruhum ilâ ecelin musemmâ(musemmen), fe izâ câe eceluhum lâ yeste’hırûne sâaten ve lâ yestakdimûn(yestakdimûne).
1. ve lev : ve eğer, şâyet
2. yuâhızu : sorgular, suçlar
3. allâhu : Allah
4. en nâse : insanlar
5. bi zulmi-him : onların zulümleri sebebiyle
6. mâ tereke : bırakmadı (bırakmazdı)
7. aleyhâ : onun üzerinde
8. min dâbbetin : insanlarin yaşamlarindaki içtihadlarının hepsinin ayet hükümlerine ne kadar uyduklarinin alınıp kaydedildigi, işlenerek netıcelerinin sakladığı, daimi olarak aktif çalışır halde olan sistemler
9. ve lâkin : ve fakat, ama
10. yuahhıru-hum : onları tehir eder (erteler)
11. ilâ ecelin : bir süreye (ecele) kadar
12. musemmen : belirlenmiş (isimlendirilmiş)
13. fe izâ câe : artık geldiği zaman
14. ecelu-hum : onların ecelleri (onlar için tayin edilmiş olan zaman)
15. lâ yeste`hırûne : ertelenmez (tehir edilmez)
16. sâaten : bir saat
17. ve lâ yestakdimûne : ve evvele (öne) alınmaz
*********************************************************
NAHL 016 062
MiM
Onlar, kendilerinin hoşlanmayacakları şeylerini Allah`a malederler. Dilleri, güzel şeylerin kendilerine ait olduğunu yalan yere söyler durur. Cehennemin onların olduğunda ve önceden oraya gideceklerinde şüphe yoktur.
وَيَجْعَلُونَ لِلّهِ مَا يَكْرَهُونَ وَتَصِفُ أَلْسِنَتُهُمُ الْكَذِبَ أَنَّ لَهُمُ الْحُسْنَى لاَ جَرَمَ أَنَّ لَهُمُ الْنَّارَ وَأَنَّهُم مُّفْرَطُونَ
Ve yec’alûne lillâhi mâ yekrehûne ve tesıfu elsinetuhumul kezibe enne lehumul husnâ, lâ cereme enne lehumun nâre ve ennehum mufretûn(mufretûne).
1. ve yec`alûne : ve kılarlar (kılıyorlar), isnad ederler (ediyorlar)
2. lillâhi (li allâhi) : Allah`a ait
3. mâ yekrehûne : beğenmedikleri, hoşlanmadıkları, kerih gördükleri şey(ler)
4. ve tesıfu (vasafe) : ve söylüyor, vasıflandırıyor : (vasıflandırdı, niteledi)
5. elsinetu-hum : onların dilleri
6. el kezibe : yalan
7. enne : olduğu
8. lehum el husnâ : en güzeli onların, onlara ait
9. lâ cereme : şüphesiz, şüphe yok
10. enne : olduğu
11. lehum en nâre : ateş onlar içindir, onlarındır
12. ve enne-hum : ve muhakkak onlar
13. mufretûne : ifratta olanlar, aşırı davrananlar
*********************************************************
NAHL 016 063
MiM
Allah tanıktır ki, senden önceki çağlarda da toplumlara elçiler gönderdik: fakat Şeytan onlara her ne yaptlarsa onları güzel gösterdi. Şeytan bugün de onlarla tam senli benli ve iç içe. Bu yüzden de onlar acı bir azaba mahkum olmuşlardır.
تَاللّهِ لَقَدْ أَرْسَلْنَا إِلَى أُمَمٍ مِّن قَبْلِكَ فَزَيَّنَ لَهُمُ الشَّيْطَانُ أَعْمَالَهُمْ فَهُوَ وَلِيُّهُمُ الْيَوْمَ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Tallâhi lekad erselnâ ilâ umemin min kablike fe zeyyene lehumuş şeytânu a’mâlehum fe huve veliyyuhumul yevme ve lehum âzâbun elîm(elîmun).
1. tallâhi : Allah`a yemin olsun
2. lekad : andolsun
3. erselnâ : biz gönderdik
4. ilâ umemin : ümmetlere
5. min kabli-ke : senden önce
6. fe zeyyene : fakat süslü gösterdi, süsledi
7. lehum : onlara
8. eş şeytânu : şeytan
9. a`mâle-hum : amellerini, yaptıklarını
10. fe huve : artık o (dur)
11. veliyyu-hum : onların velîsi, dostu
12. el yevme : o gün (bugün)
13. ve lehum : ve onlar için vardır, onlarındır
14. azâbun elîmun : elîm (acı) azap
********************************************************
kullanıcının tüm mesajlarını bul
Alıntı ile Cevapla
Yeni Yorum Gönder 


Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
  Nahl 107 alimallah 0 391 20.10.2013 14:05
Son Yorum: alimallah
  Nahl alimallah 0 391 20.10.2013 02:15
Son Yorum: alimallah
  Nahl 71 Ayet alimallah 0 429 25.09.2013 21:39
Son Yorum: alimallah
  Nahl 71 alimallah 0 326 25.09.2013 21:36
Son Yorum: alimallah
  Nahl 98 alimallah 0 373 13.09.2013 21:47
Son Yorum: alimallah

Hızlı Menü:


Şu anda bu konuyu okuyanlar: 1 Ziyaretçi


Sitemizde bulunan materyallerin 'Allah' (C.C), rızası için çoğaltılmasında herhangi bir sakınca yoktur.
Ayrıca sitede bulunan konularda, yorum yapan şahısların, yapmış oldukları yorumlar sadece şahsi bir yorum olduğu bilinmelidir.