|
Nahl Suresi 122
Ve âteynâhu fîd dunyâ haseneh(haseneten), ve innehu fîl âhıreti le mines sâlihîn(sâlihîne).
1. ve âteynâ-hu : ve biz ona verdik
2. fî ed dunyâ : dünyada
3. haseneten : haseneler, güzellikler, iyilikler, (pozitif) dereceler
4. ve inne-hu : ve çünkü o, muhakkak ki o
5. fî el âhıreti : ahirette
6. le : elbette, mutlaka
7. min : den
8. es sâlihîne : salihler
İmam İskender Ali Mihr : Ve ona dünyada (hakettiği) haseneler (pozitif dereceler) verdik. Muhakkak ki o, ahirette elbette salihlerdendi.
Diyanet İşleri : Ona dünyada iyilik verdik. Şüphesiz o, ahirette de salihlerdendir.
Abdulbaki Gölpınarlı : Ve dünyâda ona iyilik vermiştik, âhirette de gerçekten, sâlih kişilerdendir.
Adem Uğur : Ona dünyada güzellik verdik. Muhakkak ki o, ahirette de sâlihlerdendir.
Ahmed Hulusi : Biz Ona dünyada güzellikler verdik. . . O, sonsuz gelecek yaşamda da sâlihlerdendir.
Ahmet Tekin : Biz ona dünyada devlet nimeti, iyilik ve güzellik verdik. O âhirette, ebedî yurtta da kesinlikle dindar, ahlaklı, hayır-hasenat sahibi müslümanlardan, sâlihlerdendir.
Ahmet Varol : Ona dünyada güzellik verdik. Şüphesiz o ahirette de salihlerdendir.
Ali Bulaç : Ve biz ona dünyada bir güzellik verdik; şüphesiz o, ahirette de salih olanlardandır.
Ali Fikri Yavuz : Biz, dünyada ona güzel bir anılış verdik (her din sahibi onu sever ve iyilikle anar). Muhakkak ki, o ahirette sâlihlerdendir (Allahın öz kullarındandır).
Bekir Sadak : simdi sana, «Dogruya yonelen, puta tapanlardan olmayan Ibrahim`in dinine uy» diye vahyettik.
Celal Yıldırım : Ona hem Dünya`da iyilik-güzellik verdik; hem de Âhiret`te O sâlihlerdendir.
Diyanet İşleri (eski) : Dünyada ona güzellik verdik, ahirette de o mutlaka barışsever iyiler arasında yer alacaktır.
Diyanet Vakfi : Ona dünyada güzellik verdik. Muhakkak ki o, ahirette de sâlihlerdendir.
Edip Yüksel : Ve ona bu dünyada mutluluk verdik, ahirette ise erdemlilerle birlikte olacaktır.
Elmalılı Hamdi Yazır : Ve biz ona hem Dünyada bir hasene verdik, hem de şüphesiz ki o Âhırette elbette salihînden
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Ve Biz ona dünyada bir iyilik verdik. Şüphesiz ki o, ahirette de mutlaka iyiler arasında olacaktır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Ve biz ona (İbrahim`e) iyilik verdik. Şüphesiz ki o, ahirette de salihlerdendir.
Fizilal-il Kuran : Biz ona dünyada iyilik verdik, ahirette ise O, kesinlikle iyi kullar arasındadır.
Gültekin Onan : Ve biz ona dünyada bir güzellik verdik; şüphesiz o, ahirette de salih olanlardandır.
Hasan Basri Çantay : Biz ona dünyâda bir güzellik (iyi bir hal ve mevki) vermişdik. Şübhesiz ki o, âhıretde de mutlakaa saalihlerdendir.
Hayrat Neşriyat : Ona dünyada da iyilik verdik. Şübhesiz ki o, âhirette de elbette sâlih kimselerdendir.
İbni Kesir : Dünyada ona iyilik verdik. Doğrusu o, ahirette de iyilerdendir.
Muhammed Esed : Biz de bunun için o`na bu dünyada iyilik bahşettik; şüphesiz ahirette de o kendini dürüst ve erdemli kimselerin arasında bulacaktır.
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve Biz O`na dünyada bir güzellik verdik ve şüphe yok ki, o ahirette elbette sâlihlerdendir.
Ömer Öngüt : Dünyada ona iyilik verdik, doğrusu o ahirette de sâlihlerdendir.
Şaban Piriş : Dünyada ona iyilik vermiştik. Ahirette de o salihlerdendir.
Suat Yıldırım : Biz ona dünyada iyilik verdik. Elbette o, âhirette de salihlerden olacaktır.
Süleyman Ateş : Ona dünyâda iyilik vermiştik. O, âhirette de iyilerdendir.
Tefhim-ul Kuran : Ve biz ona dünyada bir güzellik verdik; şüphesiz o, ahirette de salih olanlardandır.
Ümit Şimşek : Ona dünyada da bir güzellik verdik. Âhirette ise, o, hiç kuşkusuz, iyi ve hayırlı kullardandır.
Yaşar Nuri Öztürk : Dünyada ona güzellik verdik, âhirette de o mutlaka barışsever iyiler arasında yer alacaktır.
|