|
Neml Suresi 69
Kul sîrû fîl ardı fenzurû keyfe kâne âkibetul mucrimîn(mucrimîne).
1. kul : de
2. sîrû : yürüyün, dolaşın
3. fî el ardı : yeryüzünde
4. fenzurû (fe unzurû) : böylece bakın
5. keyfe : nasıl
6. kâne : oldu
7. âkibetu : akıbet, son
8. el mucrimîne : suçlular, günahkârlar
İmam İskender Ali Mihr : (Onlara) de ki: "Yeryüzünde dolaşın! Böylece bakın, mücrimlerin (suçluların) akıbeti (sonu) nasıl oldu?"
Diyanet İşleri : De ki: Yeryüzünde dolaşın da suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bakın.
Abdulbaki Gölpınarlı : De ki: Gezin yeryüzünde de bakın, görün, ne olmuş mücrimlerin sonu.
Adem Uğur : De ki: Yeryüzünde gezin de, günahkârların âkıbeti nice oldu, görün!
Ahmed Hulusi : De ki: "Arzda seyredin de, suçluların sonu nasıl oldu, bir bakın. "
Ahmet Tekin : Onlara:
`Yeryüzünde gezin de, İslâma planlı cephe alarak, müslümanlığı, müslüman nesilleri yozlaştırma, yok etme suçu işleyen güç ve iktidar sahibi âsilerin, suçluların, günahkârların âkıbeti nasıl oldu, ibret nazarıyla bir bakın, inceleyin.` de.
Ahmet Varol : De ki: `Yeryüzünde dolaşın da suçluların sonları nasıl olmuş bir bakın!`
Ali Bulaç : De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın da, suçlu günahkarların nasıl bir sona uğradıklarını görün"
Ali Fikri Yavuz : (Ey Rasûlüm, Mekke halkına) de ki: - Yeryüzünde gezip dolaşın da bakın, günahkârların akıbeti nasıl olmuş!...
Bekir Sadak : De ki: «Yeryuzunde gezin, suclularin sonunun nasil olduguna bir bakin.»
Celal Yıldırım : De ki: Yeryüzünde bir gezin de o suçlu günahkârların sonunun ne olduğunu bir görün.
Diyanet İşleri (eski) : De ki: `Yeryüzünde gezin, suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bakın.`
Diyanet Vakfi : De ki: Yeryüzünde gezin de, günahkârların âkıbeti nice oldu, görün!
Edip Yüksel : De ki, `Yeryüzünü dolaşın da suçluların sonunun ne olduğuna bir bakın.`
Elmalılı Hamdi Yazır : De ki; hele, Arzda bir gezinin de bakın mücrimlerin akıbeti nasıl olmuş?
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : De ki: «Hele yeryüzünde bir dolaşın da bakın suçluların sonu ne olmuş?
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : De ki: «Hele bir yeryüzünde gezin de, günahkarların sonu nice oldu, bir bakın!»
Fizilal-il Kuran : Onlara de ki; «Yeryüzünü geziniz de ağır suçluların sonunun nice olduğunu görünüz.»
Gültekin Onan : De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın da, suçlu günahkarların nasıl bir sona uğradıklarını görün."
Hasan Basri Çantay : De ki: «Yerde gezin (dolaşın) da günahkârların sonu nice olmuşdur, görün».
Hayrat Neşriyat : De ki: `Yeryüzünde dolaşın da o günahkârların âkıbeti nasıl olmuş bakın!`
İbni Kesir : De ki: Yeryüzünde gezinin de suçluların sonunun nasıl olduğunu görün.
Muhammed Esed : De ki: "Yeryüzünde dolaşın da (böyle diyerek) günaha gömülüp gitmiş olanların sonunu görün!"
Ömer Nasuhi Bilmen : De ki: «Yeryüzünde yürüyünüz de bakınız ki, günahkârların akibeti nasıl olmuştur.»
Ömer Öngüt : De ki: Yeryüzünde gezip dolaşın da, günahkârların âkıbetinin nasıl olduğunu bir görün!
Şaban Piriş : -Yeryüzünde yürüyün ve bakın, günahkarların sonu nasıl olmuştur? de!
Suat Yıldırım : De ki: "Hele dünyayı bir dolaşın da suçlu kâfirlerin âkıbetleri nasıl olmuş görün!"
Süleyman Ateş : De ki: "Yeryüzünde yürüyün de suçluların sonunun nasıl olduğunu görün."
Tefhim-ul Kuran : De ki: «Yeryüzünde gezip dolaşın da, suçlu günahkârların nasıl bir sona uğradıklarını bir görün»
Ümit Şimşek : De ki: Yeryüzünde gezin de görün, mücrimlerin sonu nice olmuş!
Yaşar Nuri Öztürk : De ki: "Yeryüzünde dolaşın da bir bakın nice olmuştur günahkârların sonu!"
|