Ana Sayfa Portal Gelişmiş Arama Üye Listesi Takvim Yardım Belgeleri
Tarih: 17.02.2019, Saat: 01:41 Hoşgeldin, Ziyaretçi: (Giriş YapÜye Ol)
Hızlı Arama:
Yeni Yorum Gönder 
 
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Saatin Zamani
29.09.2012, 11:47
Yorum: #1
Saatin Zamani
(Kuran Çevirilerindeki Hatalar, Edip Yüksel, Ozan Yayıncılık, sa: 131-143, 1992-2012)



Saat (dünyanın sonu) mutlaka gelmektedir. Herkesin yaptığının karşılığını alması için onu az kalsın gizliyordum. (20:15)

Ekadu: Az kalsın ben. Uhfiha: Onu gizliyorum

Yukarıdaki iki kelimeyle Allah, dünyanın sonu olan saati açıklamakta olduğunu bildirir.

Dünyanın sonunu ifade için Kuran “saat” kelimesini kullanır. “Kıyamet” kelimesi ise ölülerin ayağa kalkması, yani diriliş olayı için kullanılır. Ancak Kıyamet kelimesi Türkçeye yanlış geçmiştir. Bu galat-ı meşhur (yaygın yanlış) yüzündendir ki Türkçe mealler, birbirinden tümüyle ayrı olayları tanımlayan “saat” ve “kıyamet” kelimelerini tek kelimeyle, “kıyamet” kelimesiyle çevirdikleri için Kuran meallerinde karışıklıklara yol açmışlardır.

Kuran “saat”in zamanının açıklanmayacağını bildirmez; sadece onun bilgisinin Allah yanında olduğunu bildirir. Kuran’a göre dünyanın sonu hakkındaki biricik bilgi kaynağı Allah’tır. Allah’ın dışında başka hiç bir yolla, ne astronomik hesapla, ne rüya ne de kehanetlerle bilinemez.

Lokman 34 ayetinde geçen “innellahe indehu ilmus saati”, yani “saatin ilmi Allah’ın yanındadır” ifadesinden bu ilmin Allah tarafından hiç kimseye verilmeyeceği anlamını çıkaran müfessirler, uydurma hadislerin etkisinde kaldıkları için buna zorlanmışlardır. Halbuki aynı ifade, 9:22 ayetinde “innellahe indehu ecrun azim”, yani “büyük ödül Allah’ın yanındadır” biçiminde geçer ve Allah’ın müminlere bu büyük ödülü vereceği de müjdelenir. (4:146)

Aynı şekilde, Allah’ın yanında olan “saat”in zamanını Allah dilerse Kuran yoluyla insanlara bildirebilir. Nitekim 20:15 ayetiyle “saat”i açıklamakta olduğunu buyurur. Ayette geçen “ekadü” kelimesinin türevleri Kuran boyunca 24 yerde geçmekte olup hepsinde başına geldiği olayın neredeyse gerçekleşeceğini ama sonunda gerçekleşmediğini bildirir. Dilerseniz şu ayetlere bakabilirsiniz: 2:71; 2:20; 7:150; 17:73,74; 68:51.

Saat’in zamanının bilinemeyeceğini iddia eden uydurma hadis rivayetlerinin etkisinde kalan müfessirler ve meal yazarları 20:15 ayetine başka anlamlar vermeye gayret etmişlerdir. Kimisi sağa çekerken kimisi sola çekmiş, biri yukarı çekerken diğeri aşağı çekmiştir. Anlaşılması gayet kolay kısa bir ayet üzerinde bocalayıp ihtilafa düşmeleri ibret verici bir örnektir.

Diyanet meali:

Herkes işlediğinin karşılığını görsün diye, zamanını gizli tuttuğum kıyamet mutlaka gelecektir.

Diyanet meali, ayetteki “ekadu=nerdeyse ben” kelimesini atlayarak tam tersi bir sonucu çıkarıyor.

Süleyman Ateş:

(Kıyamet) saat(i) mutlaka gelecektir. Herkes peşinde koştuğu (hayır veya şer) ile cezalansın diye nerdeyse onu gizleyeceğim (geleceğini söylemeyeceğim. Ama insanların yararına olduğundan onun geleceğini söyleyip insanları uyarıyorum)

Süleyman Ateş, parantez dışında doğru çeviri yapmasına rağmen son paranteziyle anlamını kaydırıyor. Kuran’da “saat” ile ilgili sorulan sorular sürekli saat’in zamanı konusundadır. Tabi ki bu soruları soranlar öğrenmek ve inanmak için değil, meydan okumak için soruyorlardı.

Dr. Ali Özek başkanlığındaki heyetin hazırladığı meal:

Kıyamet zamanı mutlaka gelecektir. Herkes peşine koştuğu şeyin karşılığını bulsun diye, neredeyse onu açıklayacağım.

Ali Özek, Hayreddin Karaman, Ali Turgut, Mustafa Çağırıcı, İbrahim Dönmez ve Sadreddin Gümüş’ten oluşan heyet, uydurma hadislerle çelişmemesi için ayetteki bir kelimenin anlamını tam tersine çevirmekte ve bir dipnot ile buna güya ilmi mazeretler bulmakta.

Hikmet Neşriyatın meali:

Kıyamet mutlaka kopacaktır. Herkesin yaptığının karşılığını görmesi için Ben onu nerdeyse kendimden de gizleyecektim.

“Nerdeyse” ve “gizleyecektim” kelimelerinde tasarruf yapmayan bu meal ise, Kuran metninde olmayan “kendimden de” kelimesini araya sokuşturarak ayetin anlamını kaydırıyor. Allah’ı çifte kişilikli bir zat olarak takdim eden bu meal, her ne demekse “Allah’ın kıyamet zamanını kendi kendisinden bile neredeyse gizleyeceği” hezeyanını ayetin apaçık anlamına tercih etmiştir.

Hasan Karakaya, Kadir kabakçı, Mehmet Süslü, Kerim Aytekin ve Kenan Seyithanoğlu’ndan oluşan beş kişilik heyetin hazırladığı ve Emin Saraç’ın tetkik ve tasdik ettiği bu mealin elimdeki dördüncü baskısında mevcut olan bu “çifte şahsiyetli, kendine bile tam güvenemeyen tanrı” imajı dilerim bir sonraki basımda düzeltilir.

Ali Bulaç:

Şüphe yok, kıyamet-saati yaklaşarak gelmektedir. Herkesin harcadığı çabanın karşılığının çıkması için, onu nerdeyse gizliyorum.

Ali Bulaç ayetin anlamını saptırma gayreti göstermeden olduğu gibi çevirmiştir. Parantez kullanarak dahi olsa böyle bir çabayı göstermemesi takdire şayandır.

Osman Nebioğlu:

Bak, ‘saat’ şüphesiz gelecektir. Ben onu yakında açıklayacağım ki herkes işlediğinin karşılığını alsın.

Osman Nebioğlu’nun yukarıdaki çevirisi mot-a-mot olmamasına rağmen anlam olarak metne uygundur.

Kuran, Saat’in Zamanını Bildiriyor

1985 yılında Tunus’ta yayımlanan “El-ilm vel iman” adlı bir dergide, Dr. Reşad Halife’nin (Dipnot 1) Tunus’ta verdiği bir konferansın metni yayımlanmıştı. Yazının sonunda Dr. Halife, bir sonraki konferansta “saat”in zamanını Kuran’dan çıkaracağını haber veriyordu. Çok merak etmeme rağmen derginin bir sonraki sayısını elime geçiremedim. Kuran üzerinde araştırma yaptım. Bir tarih çıkardım. Bunu Reşad Halife’ye bildirdim. Reşad, bir mektupla birlikte “The End of the World” adlı bir makalesini gönderdi. Sonuçlarımız aynıydı. Bilvesile, Dr. Reşad Halife’nin bu makalesini özetleyerek ve bazı notlar ekleyerek size sunmak istiyorum:

31. surenin son ayeti şöyle buyurur:

Saatin (dünyanın sonunun) bilgisi Allah’ın yanındadır. Yağmuru o indirir ve rahimlerin içindekini o bilir. Hiç kimse yarın kendisine ne olacağını bilmez ve hiç kimse hangi yerde öleceğini bilmez. Muhakkak ki Allah her şeyi Bilen ve herşeyden Haberdar olandır. (31:34)

Demek ki, iki bilgi olumsuzlaştırılmıştır:

1) Yarın bize ne olacağını bilme yeteneği

2) Hangi yerde öleceğimizi bilme yeteneği

Üç bilgi ise olumsuzlaştırılmamıştır:

1) Saat (dünyanın sonu) hakkındaki bilgi

2) Yağmur hakkındaki bilgi

3) Rahmin içindekilerin bilgisi

Şimdi gelişmiş teknolojiyle yağmuru tahmin edebiliyoruz. Aynı şekilde ceninin fiziki durumunu ve cinsiyetini de doğumdan aylar önce sonograf veya genetik analizler yoluyla bilebiliyoruz.

Geleceği Yalnızca Allah Bilir:

Gaybın anahtarları O’nun yanındadır, onları O’ndan başkası bilmez. Karada ve denizde olan herşeyi bilir. Onun ilmi dışında bir yaprak dahi düşmez. Yerin karanlıkları içindeki bir tane, yaş ve kuru hiç bir şey yok ki apaçık bir kitapta bulunmasın. (6:59)

De ki: ‘Göklerde ve yerde Allah’tan başkası gaybı bilmez. Onlar ne zaman dirileceklerini de bilmezler’. (27:65)

At, katır, eşek, binmeniz ve süs olarak kullanmanız içindir. Daha bilmediklerinizi de yaratır. (16:8)

Bir kaç yüz yıl önce, kimse otomobil, jet uçakları, televizyon yahut da haberleşme uyduları hakkında bir şey bilmezdi, SADECE ALLAH BİLİRDİ.

Kuran’ın vahyedildiği ilk zamanlarda dünyanın sonunun zamanını yalnızca Allah bilirdi.

Sana Saat (dünyanın sonu) hakkında soruyorlar: Gelip çatması ne zaman olacak diye. De ki: ‘Onun bilgisi ancak Rabbimin yanındadır. Onun vaktini O’ndan başkası açıklayamaz. O, göklere de yere de ağır gelmiştir. O size ansızın gelecektir’. Sanki sen onu biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki : ‘Onun bilgisi, Allah’ın yanındadır. Fakat insanların çoğu bilmezler.’ (7:187)

İnsanlar sana saat’ten soruyorlar. De ki:’Onun bilgisi Allah yanındadır.’ Ne bilirsin, belki saat yakın olur. (33:63)

Allah bildirmeden önce Muhammed dahil hiç kimse saat’in zamanını bilemez. Aynı ifadeler mucizelerle ilgili ayetlerde de kullanılır. Muhammed hiç bir mucize gösteremez. (6:35,109) Tüm mucizeler Allah’ın yanındadır. (29:50) Allah Muhammed’e mucize olarak Kuran’ı vermiştir. (29:51) Benzer ifadeler “gayb” için de kullanılır. Muhammed, gaybı bilemez. (6:50; 7:188; 10:20; 27:65; 81:24) Gaybı ancak Allah bilir ve bu bilgi ancak vahiy yoluyla elde edilebilir. (3:44; 11:49; 12:102; 30:2; 72:27)

Dünya Kaçınılmaz Bir Sona Varacak

Biz yeryüzündeki şeyleri, kendisine süs olsun diye yarattık ki kimin daha güzel iş yaptığını sınayalım. Biz elbette yerin üzerindekileri kupkuru bir toprak yapacağız. (18:7,8)

Sur’a birinci üfleme üflendiği, Arz ve dağlar kaldırılıp bir çarpışla birbirine çarpıldığı vakit, işte o gün kaçınılmaz olay vukubulmuştur. (69:13-15)

O gün yer başka bir yerle değiştirilir. Gökler de… Hepsi, herşeyin üzerinde otoriteye sahip tek olan Allah’ın huzurunda dururlar. (14:48)

Dünyanın Sonu Gizli Kalmayacak

Saat (dünyanın sonu) mutlaka gelecektir. Az kalsın onu gizleyecektim. (20:15)

Buradaki ayetin numarası bir işarettir. Bu numara, saatin (dünyanın sonunun) nerede açıklandığını bulmamız için ilk ipucudur. Burada ayet numarası 15`tir ve biz, “saat”ı açıklayan ayetleri 15. surede bulabiliriz. Nitekim 15. surenin 85. ayeti SON’un gelmekte olduğunu anlatır bize:

Gökleri ve yeri ve bu ikisi arasındaki şeyleri ancak hak ile yarattık. SAAT mutlaka gelecektir. O halde onlara yumuşak davran, hoşgörülü ol. (15:85)

İzleyen ayet, Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı ve onların sonunun ne zaman geleceğini bildiğini bize anlatır:

Ancak, senin Rabb’in Yaratandır, Bilendir. (15:86)

İzleyen ayet ise saat’in ne zaman gerçekleşeceğini açıklar:

Biz sana yedi çifti ve büyük Kuran’ı verdik. (15:87)

Demek ki Kuranî başlangıçların yedi çifti Allah’ın İslam dinine verdiği zamanı belirler. (Dipnot 2) Sure başındaki harflerin yedi çifti İslam ümmetinin ömrünü ve dolayısıyla “saat”i bildirir.

Yedi çift: 7×2=14

Sure başlarındaki başlangıç harflerinin sayısı: 14 (7×2)

Başlangıç harflerinin tekrarsız bileşik sayısı: 14 (7×2)

Saat’in (dünyanın sonunun) Kuranî başlangıç harfleriyle olan ilgisi Peygamberimiz döneminde biliniyordu. Buhari tarihinde, İbni Kesir tefsirinde ve Beydavi tefsirinde Muhammed peygamber ile Medine Yahudileri arasında geçen ilginç bir tartışma nakledilir.

Tartışma, Medine’de ilk nazil olan Kuranî vahiy, yani “A.L.M” (Elif, Lam, Mim) harfleri hakkındadır ki bu harfler Medine’de ilk nazil olan surenin (Bakara) ilk ayetini oluşturur. O günlerde rakamlar yoktu. Alfabe harfleri “ebced” dizisine göre rakam olarak kullanılıyordu. Bu sisteme göre, ‘A’ harfi 1`e eşit, ‘L’ harfi 30`a eşit, ‘M’ harfi ’40a eşittir. Her üç harfin toplamı: 1+30+40=71

Medine’nin Yahudileri Peygamberimize gelerek sorarlar: “Sadece 71 sene yaşayacak bir dine girmemizi bizden nasıl istersin?” Peygamberimiz cevap verir: “Bunlar, Kuran’daki tek başlangıç harfleri değil, başkaları da var.” Rivayetlere göre toplam 14 harf bileşimi tek tek hesaplanır. Ortaya uzun bir müddet çıkınca Yahudilerin işine gelmez.

Buradan çıkan sonuç: Muhammed, Sure başlarındaki harflerin ümmetinin ömrünü belirlediğini kabul etmiştir. (Dipnot 3) Muhammed son peygamber olduğuna göre, öyleyse onun ümmetinin sonu dünyanın sonu olacaktır. (18:98)

Muhammed’in ümmetinin ömrü 15. surenin 87. ayetinde verilir: Biz sana YEDİ ÇİFTİ ve büyük Kuran’ı verdik.
kullanıcının tüm mesajlarını bul
Alıntı ile Cevapla
Yeni Yorum Gönder 


Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
  freud'a göre anal dönem'in zamanı nedir? admin 0 287 11.11.2014 10:45
Son Yorum: admin
  atın evciltme yeri ve zamanı admin 0 456 25.01.2014 23:16
Son Yorum: admin
  atın evcilleştirilme tarihi ve zamanı admin 0 569 05.12.2013 00:37
Son Yorum: admin
  Saatin Zamani İngilizce alimallah 0 256 29.09.2012 16:13
Son Yorum: alimallah

Hızlı Menü:


Şu anda bu konuyu okuyanlar: 1 Ziyaretçi


Sitemizde bulunan materyallerin 'Allah' (C.C), rızası için çoğaltılmasında herhangi bir sakınca yoktur.
Ayrıca sitede bulunan konularda, yorum yapan şahısların, yapmış oldukları yorumlar sadece şahsi bir yorum olduğu bilinmelidir.