|
Suara Suresi 147
Fî cennâtin ve uyûn(uyûnin).
1. fî : içinde
2. cennâtin : bahçeler
3. ve uyûnin : ve pınarlar
İmam İskender Ali Mihr : Bahçelerde ve pınarlarda
Diyanet İşleri : (146-148) Siz buradaki bahçelerde, pınar başlarında, ekinlerde, meyveleri olgunlaşmış hurmalıklarda güven içinde bırakılacak mısınız?
Abdulbaki Gölpınarlı : Bağlarda, kaynaklarda.
Adem Uğur : Böyle bahçelerde, çeşme başlarında?
Ahmed Hulusi : "Cennetler (bahçeler) ve pınarlar içinde. . . "
Ahmet Tekin : `Bahçelerin pınarların, akarsuların arasında mı bırakılacaksınız?`
Ahmet Varol : Bahçelerin ve pınarların arasında.
Ali Bulaç : "Bahçelerin, pınarların içinde,"
Ali Fikri Yavuz : Bağların ve pınarların içinde,
Bekir Sadak : (142-15) 2 Kardesleri Salih onlara: «Allah`a karsi gelmekten sakinmaz misiniz? Dogrusu ben size gonderilmis guvenilir bir elciyim; artik Allah`tan sakinin ve bana itaat edin. Ben buna karsi sizden bir ucret istemiyorum; benim ecrim ancak alemlerin Rabbine aittir. Burada bahcelerde, pinar baslarinda, ekinler, salkimlari sarkmis hurmaliklar arasinda guven icinde birakilir misiniz? Daglarda ustalikla evler oyar misiniz? Artik Allah`tan sakinin, bana itaat edin. Yeryuzunu islah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin» dedi.
Celal Yıldırım : (146-147-148) Şu bulunduğunuz yerde ; bağlar ve bahçelerde ; pınarlar başında, ekinler içinde, gönül çekici salkım hurmalıklarda güven içinde kendi halinize bırakılacak mısınız?
Diyanet İşleri (eski) : (142-152) Kardeşleri Salih onlara: `Allah`a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah`tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah`tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin` dedi.
Diyanet Vakfi : (146-148) Siz burada, bahçelerin, pınarların içinde; ekinlerin, salkımları sarkmış hurmalıkların arasında güven içinde bırakılacak mısınız (sanırsınız)?
Edip Yüksel : `Bahçeler, pınarlar, `
Elmalılı Hamdi Yazır : O Cennetler, pınarlar
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : cennetler, pınarlar,
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : «Bahçelerin, pınarların içinde,»
Fizilal-il Kuran : Bahçeler ve pınarlar arasında
Gültekin Onan : "Bahçelerin, pınarların içinde."
Hasan Basri Çantay : «Bağların, pınarların içinde»,
Hayrat Neşriyat : (146-148) `(Siz) burada (her belâdan) emîn kimseler olarak bahçeler, pınarlar, ekinler ve tomurcukları olgunlaşan hurmalıklar içinde bırakılacak mısınız (sandınız)?`
İbni Kesir : Bahçelerde, çeşmelerde.
Muhammed Esed : Bu bahçeler içre ve bu pınar başlarında;
Ömer Nasuhi Bilmen : «Bağlarda ve ırmaklarda?»
Ömer Öngüt : Bahçelerde, pınar başlarında.
Şaban Piriş : Bahçelerde, pınarlarda...
Suat Yıldırım : (147-148) Bağlarda, bahçelerde, pınarların başında, ekinler, bostanlar, dalları kırılacak derecede yüklü salkımları sarkan hurmalıklar içinde devamlı kalacağınızı mı sanıyorsunuz?
Süleyman Ateş : "Böyle bahçelerde, çeşme başlarında?"
Tefhim-ul Kuran : «Bahçelerin, pınarların içinde.»
Ümit Şimşek : `Bahçelerin, pınarların içinde,
Yaşar Nuri Öztürk : "Bahçelerde, pınarlarda."
|