|
Taha Suresi 20
Fe elkâhâ fe izâ hiye hayyetun tesâ.
1. fe : böylece
2. elkâ-hâ : onu attı
3. fe : o zaman
4. izâ hiye : o olmuştu
5. hayyetun : bir yılan
6. tes`â : koşan, hızla hareket eden
İmam İskender Ali Mihr : Böylece onu attı. O zaman o, hızla hareket eden (koşan) bir yılan olmuştu.
Diyanet İşleri : Mûsâ da onu attı. Bir de ne görsün o, hızla akan bir yılan olmuş!
Abdulbaki Gölpınarlı : Bıraktı onu, bir de baktı ki bir yılan olmuş, koşup durmada.
Adem Uğur : Onu hemen yere attı. Bir de ne görsün, hızla sürünen bir yılan değil mi!
Ahmed Hulusi : (Musa da) onu attı. . . Bir de ne görsün, o kayan bir yılan!
Ahmet Tekin : Mûsâ asâsını hemen yere attı. Bir de ne görsün. Bir yılan olmuş, koşuyor.
Ahmet Varol : Böylece onu attı. Birden o, hızla koşan bir yılan oluverdi.
Ali Bulaç : Böylece, onu attı; (bir de ne görsün) o hemen hızla koşan (kocaman) bir yılan (oluvermiş).
Ali Fikri Yavuz : Mûsa da onu bıraktı, bir de ne görsün! O bir yılan olmuş koşuyor.
Bekir Sadak : Birakinca, degnek hemen, kosan bir yilan oluverdi.
Celal Yıldırım : Musâ da hemen onu yere bırakıverdi, derken bir de ne görsün, sürünüp yol alan bir yılan o..
Diyanet İşleri (eski) : Bırakınca, değnek hemen, koşan bir yılan oluverdi.
Diyanet Vakfi : Onu hemen yere attı. Bir de ne görsün, hızla sürünen bir yılan değil mi!
Edip Yüksel : Onu atınca, hareketli bir yılana dönüşüverdi.
Elmalılı Hamdi Yazır : Bıraktı ne baksın o bir yılan olmuş koşuyor
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Bıraktı onu, bir de ne görsün o, bir yılan olmuş koşuyor!
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Musa da onu bıraktı, bir de ne görsün! o bir yılan olmuş koşuyor.
Fizilal-il Kuran : Musa değneği yere atıverdi. Birde ne görsün! Ansızın sürünen bir yılan oluvermiş!
Gültekin Onan : Böylece, onu attı; (bir de ne görsün) o hemen hızla koşan (kocaman) bir yılan (oluvermiş).
Hasan Basri Çantay : O da bunu bırakdı. Bir de ne görsün: Koşub duran bir yılan (olmuş) dur o!
Hayrat Neşriyat : Bunun üzerine (Mûsâ) onu (yere) bıraktı; bir de ne görsün, o bir yılan (olmuş), hızla hareket ediyor!
İbni Kesir : O da bıraktı. Bir de ne görsün; o, hemen koşan bir yılan oluvermiş.
Muhammed Esed : Bunun üzerine, (Musa), onu yere attı; bir de ne görsün! hızla akan bir yılan oluvermişti o!
Ömer Nasuhi Bilmen : Hemen bırakıverdi, o derhal koşar bir yılan kesildi.
Ömer Öngüt : Onu hemen yere attı. Bir de baktı ki, hızla sürünen bir yılan oluvermiş!
Şaban Piriş : Musa da onu attı. O bir anda koşan bir yılan oluvermişti.
Suat Yıldırım : Hemen bıraktı. Bir de ne görsün: Hızla kıvrılıp sürünen, kocaman bir yılan oldu!
Süleyman Ateş : (Mûsâ) attı, bir de ne görsün o, koşan kocaman bir yılan!
Tefhim-ul Kuran : Böylece, o da onu attı; (bir de ne görsün) o hemen hızla koşan (kocaman) bir yılan (oluvermiş).
Ümit Şimşek : Musa onu attı; o da yılan oldu, yürüdü.
Yaşar Nuri Öztürk : O da onu attı. Bir de ne görsün, bir yılan olmuş o, koşuyor...
|