|
Tur Suresi 12
Ellezîne hum fî havdın yelabûn(yelabûne).
1. ellezîne : onlar ki
2. hum : onlar
3. fî : içinde (içine dalmış olarak)
4. havdın : lüzumsuz bâtıl şeyler
5. yel`abûne : oynuyorlar, oyalanıyorlar
İmam İskender Ali Mihr : Onlar ki, lüzumsuz şeylere dalıp oyalananlardır.
Diyanet İşleri : (11-12) İşte o gün, içine daldıkları dünya zevki içinde eğlenip oyalanan yalanlayıcıların vay hâline!
Abdulbaki Gölpınarlı : Öyle kişilerdir onlar ki daldıkları batakta oynayıp dururlar.
Adem Uğur : Ki onlar daldıkları bâtıl içinde oyalanıp duranlardır.
Ahmed Hulusi : Ki onlar (o yalanlayanlar şimdi) daldıkları (dünyalarındaki hayalî değerler) içinde oynamaktadırlar!
Ahmet Tekin : Hayatları boyunca daldıkları bâtıl bataklık içinde, bilgisizce ileri geri konuşarak oynayıp duran, kitapları, peygamberleri, âhireti yalanlayanların vay hâline!
Ahmet Varol : Ki onlar, daldıkları bir batılın içinde oynayıp duranlardır.
Ali Bulaç : Ki onlar, `daldıkları saçma bir uğraşı` içinde oynayan, oyalananlardır.
Ali Fikri Yavuz : Ki onlar, daldıkları bir bâtıl da oynayıb duranlardır.
Bekir Sadak : (9-12) Gogun sarsildikca sarsilacagi, daglarin yurudukce yuruyecegi gun; iste o gun, daldiklari yerde eglenip oyalanarak kiyameti yalanlayanlara yazik olacak!
Celal Yıldırım : (9-10-11-12) O gün, gök döndükçe dönecek. O gün (Hakk`ı) yalanlıyanların vay hâline ! Ki onlar, daldıkları şeyde (küfür ve sapıklık içinde) eğlenip dururlar.
Diyanet İşleri (eski) : (9-12) Göğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak!
Diyanet Vakfi : Ki onlar daldıkları bâtıl içinde oyalanıp duranlardır.
Edip Yüksel : Onlar ki bir bataklıkta oynamaktadırlar.
Elmalılı Hamdi Yazır : Ki onlar daldıkları bir batakta oynayıp duruyorlar
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : ki, onlar daldıkları bir batakta oynayıp duruyorlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Ki onlar, daldıkları bir batak (bâtıl)da oynayıp duruyorlar.
Fizilal-il Kuran : Ki onlar o daldıkları batıl içinde oyalanıp duranlardır.
Gültekin Onan : Ki onlar, `daldıkları saçma bir uğraşı` içinde oynayan, oyalananlardır.
Hasan Basri Çantay : Ki onlar daldıkları baatıl içinde oynayıb duranlardır.
Hayrat Neşriyat : O kimseler ki, onlar (bâtıl) bir dalış içinde oynayıp dururlar.
İbni Kesir : Onlar ki; daldıkları batıl içinde oyalanıp durmaktadırlar.
Muhammed Esed : (bütün hayatları boyunca) tamamen boş şeylerle oyalanıp duranların;
Ömer Nasuhi Bilmen : O kimseler ki, onlar bir bataklıkta oynarlar.
Ömer Öngüt : Onlar ki o daldıkları bâtıl içinde oynayıp-oyalanmaktadırlar.
Şaban Piriş : Ki onlar, boş şeylere dalıp, oynuyorlardı.
Suat Yıldırım : Onlar ki daldıkları batıl içinde oynayıp dururlar.
Süleyman Ateş : O daldıkları bâtıl içinde oynayıp duranlar,
Tefhim-ul Kuran : Ki onlar, `daldıkları saçma bir uğraşı` içinde oynayıp, oyalananlardır.
Ümit Şimşek : Onlar ki daldıkları şeyde oynayıp duruyorlar.
Yaşar Nuri Öztürk : Ki onlar bir batağa dalmış oynamaktadırlar.
|