24.09.2012, 12:17
Ellezî hum fîhi muhtelifûn(muhtelifûne).
1. ellezî : o ki
2. hum : onlar
3. fî-hi : onun hakkında
4. muhtelifûne : ihtilafa düşenler, ihtilâf içinde olanlar
İmam İskender Ali Mihr : Ki onlar, onun hakkında ihtilâf içindeler.
Diyanet İşleri : (2-3) Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri büyük haberi (mi)?
Abdulbaki Gölpınarlı : Öylesine haber ki onlar, bu hususta aykırılığa düşmüşlerdir.
Adem Uğur : (İnanıp inanmamakta) ayrılığa düşmektedirler.
Ahmed Hulusi : Ki o konuda anlaşmazlık içindedirler!
Ahmet Tekin : İnanıp inanmamakta üzerinde ayrılığa düştükleri haberleri mi, soruyorlar?
Ahmet Varol : Ki onlar onun hakkında ayrılık içindedirler.
Ali Bulaç : Ki kendileri hakkında anlaşmazlık içindedirler.
Ali Fikri Yavuz : (2-3) O hakkında ayrılığa düşmekte oldukları büyük haberden (öldükten sonra dirilmekten) mi? (Hem bununla alay mı ediyorlar?)
Bekir Sadak : (2-3) Uzerinde anlasmazliga dustukleri, buyuk bir olay olan tekrar dirilme haberini mi?
Celal Yıldırım : (2-3) Hakkında görüş ayrılığına düştükleri çok önemli haberi mi ?
Diyanet İşleri (eski) : (2-3) Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri, büyük bir olay olan tekrar dirilme haberini mi?
Diyanet Vakfi : (2-3) (İnanıp inanmamakta) ayrılığa düştükleri büyük haberi mi?
Edip Yüksel : Ki onlar onda anlaşmazlık halindedirler.
Elmalılı Hamdi Yazır : Ki onlar onda ıhtilâfa düşüyorlar
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : ki Onlar onda görüş ayrılığına düşüyorlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Ki onlar onda ayrılığa düşmektedirler.
Fizilal-il Kuran : Ki onlar onda ayrılığa düştüler.
Gültekin Onan : Ki kendileri hakkında anlaşmazlık içindedirler.
Hasan Basri Çantay : (2-3) Hakkında ihtilâf edici oldukları o büyük haberi (mi)?
Hayrat Neşriyat : Ki, onlar (o müşrikler) onda ihtilâfa düşen kimselerdir.
İbni Kesir : Ki onlar, bunun üzerinde ihtilafa düşmektedirler.
Muhammed Esed : üzerinde (hiçbir şekilde) anlaşamadıkları.
Ömer Nasuhi Bilmen : O haber ki, onlar onda ihtilafa düşmüşlerdir.
Ömer Öngüt : Ki onlar, bunun üzerinde anlaşmazlığa düşüyorlar.
Şaban Piriş : Onlar ki, hakkında ihtilaf ediyorlar.
Suat Yıldırım : (2-3) Hakkında ihtilafa düştükleri o mühim haberi mi?
Süleyman Ateş : Ki onlar onda ayrılığa düşmektedirler.
Tefhim-ul Kuran : Ki kendileri hakkında anlaşmazlık içindedirler.
Ümit Şimşek : Hani anlaşmazlığa düştükleri o haberi.
Yaşar Nuri Öztürk : Ki onda tartışma içindedirler.
1. ellezî : o ki
2. hum : onlar
3. fî-hi : onun hakkında
4. muhtelifûne : ihtilafa düşenler, ihtilâf içinde olanlar
İmam İskender Ali Mihr : Ki onlar, onun hakkında ihtilâf içindeler.
Diyanet İşleri : (2-3) Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri büyük haberi (mi)?
Abdulbaki Gölpınarlı : Öylesine haber ki onlar, bu hususta aykırılığa düşmüşlerdir.
Adem Uğur : (İnanıp inanmamakta) ayrılığa düşmektedirler.
Ahmed Hulusi : Ki o konuda anlaşmazlık içindedirler!
Ahmet Tekin : İnanıp inanmamakta üzerinde ayrılığa düştükleri haberleri mi, soruyorlar?
Ahmet Varol : Ki onlar onun hakkında ayrılık içindedirler.
Ali Bulaç : Ki kendileri hakkında anlaşmazlık içindedirler.
Ali Fikri Yavuz : (2-3) O hakkında ayrılığa düşmekte oldukları büyük haberden (öldükten sonra dirilmekten) mi? (Hem bununla alay mı ediyorlar?)
Bekir Sadak : (2-3) Uzerinde anlasmazliga dustukleri, buyuk bir olay olan tekrar dirilme haberini mi?
Celal Yıldırım : (2-3) Hakkında görüş ayrılığına düştükleri çok önemli haberi mi ?
Diyanet İşleri (eski) : (2-3) Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri, büyük bir olay olan tekrar dirilme haberini mi?
Diyanet Vakfi : (2-3) (İnanıp inanmamakta) ayrılığa düştükleri büyük haberi mi?
Edip Yüksel : Ki onlar onda anlaşmazlık halindedirler.
Elmalılı Hamdi Yazır : Ki onlar onda ıhtilâfa düşüyorlar
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : ki Onlar onda görüş ayrılığına düşüyorlar.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Ki onlar onda ayrılığa düşmektedirler.
Fizilal-il Kuran : Ki onlar onda ayrılığa düştüler.
Gültekin Onan : Ki kendileri hakkında anlaşmazlık içindedirler.
Hasan Basri Çantay : (2-3) Hakkında ihtilâf edici oldukları o büyük haberi (mi)?
Hayrat Neşriyat : Ki, onlar (o müşrikler) onda ihtilâfa düşen kimselerdir.
İbni Kesir : Ki onlar, bunun üzerinde ihtilafa düşmektedirler.
Muhammed Esed : üzerinde (hiçbir şekilde) anlaşamadıkları.
Ömer Nasuhi Bilmen : O haber ki, onlar onda ihtilafa düşmüşlerdir.
Ömer Öngüt : Ki onlar, bunun üzerinde anlaşmazlığa düşüyorlar.
Şaban Piriş : Onlar ki, hakkında ihtilaf ediyorlar.
Suat Yıldırım : (2-3) Hakkında ihtilafa düştükleri o mühim haberi mi?
Süleyman Ateş : Ki onlar onda ayrılığa düşmektedirler.
Tefhim-ul Kuran : Ki kendileri hakkında anlaşmazlık içindedirler.
Ümit Şimşek : Hani anlaşmazlığa düştükleri o haberi.
Yaşar Nuri Öztürk : Ki onda tartışma içindedirler.