30.09.2012, 21:54
Hâzâ fel yezûkûhu hamiymun ve gassâk(gassâkun).
1. hâzâ : bu
2. fe : böylece
3. el yezûkû-hu : onu tatsınlar
4. hamîmun : kaynar su
5. ve gassâkun : ve irin
İmam İskender Ali Mihr : (Cehennemdekilerin durumu) bu, böylece artık hamîmi (kaynar su) ve gassak`ı (irini) tatsınlar.
Diyanet İşleri : İşte (azap), onu tatsınlar: Bir kaynar su ve bir irin.
Abdulbaki Gölpınarlı : İşte budur azap, artık tatsınlar gâyet sıcak ve gâyet soğuk suları.
Adem Uğur : İşte bu; kaynar su ve irindir. Onu tatsınlar
Ahmed Hulusi : İşte bu! Tatsınlar onu! Kaynar su (yakıcı benlik fikirleri) ve irindir (bedensellik kabulünün getirisi fiillerin yaşatacağı olaylar)!
Ahmet Tekin : Bu günahkârlar içindir; artık tatsınlar bunu, kaynar su ve irini.
Ahmet Varol : İşte bu. Onu tatsınlar. Kaynar su ve irin(dir.
Ali Bulaç : İşte bu; tatsınlar onu: Kaynar su ve irin.
Ali Fikri Yavuz : İşte bu, kâfirlere... Artık tadsınlar kaynar sudan ve irinden ibaret Cehennem azabını...
Bekir Sadak : Iste bu kaynar su ve irindir, artik onu tatsinlar.
Celal Yıldırım : İşte kaynar su ve irin, tadsınlar onu..
Diyanet İşleri (eski) : İşte bu kaynar su ve irindir, artık onu tatsınlar.
Diyanet Vakfi : İşte bu; kaynar su ve irindir. Onu tatsınlar.
Edip Yüksel : İşte onu tatsınlar: Kaynar su ve irin.
Elmalılı Hamdi Yazır : İşte, artık tatsınlar onu bir hamîm ve bir ğassâk
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : İşte kaynar su ve irin; tatsınlar onu.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : İşte artık tatsınlar onu ki, o kaynar su ve irindir.
Fizilal-il Kuran : İşte bu kaynar su ve irindir, artık onu tatsınlar.
Gültekin Onan : İşte bu; tatsınlar onu: Kaynar su ve irin.
Hasan Basri Çantay : İşte o azâbı, (evet) onu tatsınlar (ki bu) kaynar su ve irindir.
Hayrat Neşriyat : Bu (böyledir!) İşte tatsınlar onu; bir kaynar su ve bir irin!
İbni Kesir : İşte şu, kaynar su ve irin. Tatsınlar onu.
Muhammed Esed : Bu, (işte böyleleri içindir,) öyleyse bırak tatsınlar: yakıcı bir ümitsizlik ve buz gibi bir karanlık,
Ömer Nasuhi Bilmen : (56-58) Cehennem vardır. Ona yaslanacaklardır. Artık ne fena döşek. İşte o. Artık onu tatsınlar. Son derece sıcaktır ve gövdelerden çıkan irindir. Ve onun şeklinden başkaca da çiftler vardır.
Ömer Öngüt : İşte kaynar su ve irin! Tadsınlar onu!
Şaban Piriş : İşte bu azap! tatsınlar onu, kaynar su ve irin!
Suat Yıldırım : Bu böyledir! İşte tatsınlar bakalım o kaynar suları ve irinleri!
Süleyman Ateş : İşte onu tadsınlar: Kaynar ve kokuşmuş sudur!
Tefhim-ul Kuran : İşte bu; tatsınlar onu: Kaynar su ve irin.
Ümit Şimşek : İşte kaynar su ile irin; tatsınlar onu!
Yaşar Nuri Öztürk : İşte burada! Hadi, tatsınlar onu: Kaynar su, kokuşmuş irin.
1. hâzâ : bu
2. fe : böylece
3. el yezûkû-hu : onu tatsınlar
4. hamîmun : kaynar su
5. ve gassâkun : ve irin
İmam İskender Ali Mihr : (Cehennemdekilerin durumu) bu, böylece artık hamîmi (kaynar su) ve gassak`ı (irini) tatsınlar.
Diyanet İşleri : İşte (azap), onu tatsınlar: Bir kaynar su ve bir irin.
Abdulbaki Gölpınarlı : İşte budur azap, artık tatsınlar gâyet sıcak ve gâyet soğuk suları.
Adem Uğur : İşte bu; kaynar su ve irindir. Onu tatsınlar
Ahmed Hulusi : İşte bu! Tatsınlar onu! Kaynar su (yakıcı benlik fikirleri) ve irindir (bedensellik kabulünün getirisi fiillerin yaşatacağı olaylar)!
Ahmet Tekin : Bu günahkârlar içindir; artık tatsınlar bunu, kaynar su ve irini.
Ahmet Varol : İşte bu. Onu tatsınlar. Kaynar su ve irin(dir.
Ali Bulaç : İşte bu; tatsınlar onu: Kaynar su ve irin.
Ali Fikri Yavuz : İşte bu, kâfirlere... Artık tadsınlar kaynar sudan ve irinden ibaret Cehennem azabını...
Bekir Sadak : Iste bu kaynar su ve irindir, artik onu tatsinlar.
Celal Yıldırım : İşte kaynar su ve irin, tadsınlar onu..
Diyanet İşleri (eski) : İşte bu kaynar su ve irindir, artık onu tatsınlar.
Diyanet Vakfi : İşte bu; kaynar su ve irindir. Onu tatsınlar.
Edip Yüksel : İşte onu tatsınlar: Kaynar su ve irin.
Elmalılı Hamdi Yazır : İşte, artık tatsınlar onu bir hamîm ve bir ğassâk
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : İşte kaynar su ve irin; tatsınlar onu.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : İşte artık tatsınlar onu ki, o kaynar su ve irindir.
Fizilal-il Kuran : İşte bu kaynar su ve irindir, artık onu tatsınlar.
Gültekin Onan : İşte bu; tatsınlar onu: Kaynar su ve irin.
Hasan Basri Çantay : İşte o azâbı, (evet) onu tatsınlar (ki bu) kaynar su ve irindir.
Hayrat Neşriyat : Bu (böyledir!) İşte tatsınlar onu; bir kaynar su ve bir irin!
İbni Kesir : İşte şu, kaynar su ve irin. Tatsınlar onu.
Muhammed Esed : Bu, (işte böyleleri içindir,) öyleyse bırak tatsınlar: yakıcı bir ümitsizlik ve buz gibi bir karanlık,
Ömer Nasuhi Bilmen : (56-58) Cehennem vardır. Ona yaslanacaklardır. Artık ne fena döşek. İşte o. Artık onu tatsınlar. Son derece sıcaktır ve gövdelerden çıkan irindir. Ve onun şeklinden başkaca da çiftler vardır.
Ömer Öngüt : İşte kaynar su ve irin! Tadsınlar onu!
Şaban Piriş : İşte bu azap! tatsınlar onu, kaynar su ve irin!
Suat Yıldırım : Bu böyledir! İşte tatsınlar bakalım o kaynar suları ve irinleri!
Süleyman Ateş : İşte onu tadsınlar: Kaynar ve kokuşmuş sudur!
Tefhim-ul Kuran : İşte bu; tatsınlar onu: Kaynar su ve irin.
Ümit Şimşek : İşte kaynar su ile irin; tatsınlar onu!
Yaşar Nuri Öztürk : İşte burada! Hadi, tatsınlar onu: Kaynar su, kokuşmuş irin.