|
Mudessir Suresi 30 Ve 31
Müddessir Suresinin 30-31. Ayetleri
"Üzerinde 19 vardır. Biz ateşin ashâbını ancak melekler kıldık ve onların sayısını ancak küfredenler için bir fitne kıldık! Kitap verilenler, yakinen inansın; iman edenler, iman artırsın; kitap verilenler ve mü`minler şüphe etmesin; kalplerinde bir hastalık bulunanlar ve kafirler, `Allah misal olarak bununla ne istedi?` desin diye... Böylece Allah, dileyeni saptırır; dileyeni yola getirir. Rabbinin ordularını, ancak O biliyor. O, beşer için, ancak bir hatırlatmadır." (74/30-31)
Burada okuyucunun dikkatini şu soruya çekmek istiyorum:
Meleklerin sayısına bakış açısından, Ehli Kitab`ı, kafirlerden farklı kılan şey nedir?
Evet, ayete göre, meleklerin 19 olan sayısı, kafirler için bir anlam ifade etmezken, Ehli Kitab için bir `anlam` taşımaktadır.
Yukarıdaki ayette, "Rabbinin ordularını, ancak O biliyor." denilmiştir. Allah bu bilgiyi, Kuran`da açıkladığı gibi, daha önce indirdiği kitaplarla da duyurmuş olabilir. Dolayısıyla, kendilerine kitap verilmiş toplumlar için bu Kurani bilgi, bir hatırlatma olacaktır! Biz müslümanlar, her ne kadar, Kuran öncesi kitapların bozulduğuna inansak da, bu muharref metinlerde hala hakikatin izlerine rastlamak mümkün olabilir...
Cehennem meleklerinin sayısı, Ehli Kitab için nasıl bir anlam taşımaktadır?
1) National Geographic Society, 6 Nisan 2006da Yahuda İncili (Gospel of Judas)`nin keşfedilmiş olduğunu açıklamıştır:
"Profesör Rodolphe Kasser, eski dönemlere ait olan bu metni Parkinson hastalığı nedeniyle titreyen elleriyle aldı ve tok, berrak bir sesle okumaya başladı: "pediahkawnaus ente plahnay". Bu tuhaf sözcükler Mısır`da Hıristiyanlığın ilk yıllarında konuşulan Kıpticeydi. İlk Kilise, metni Hıristiyanlara yasakladığından beri bu sözcükleri hiç kimse duymamıştı..." (1)
Kıptice uzmanı Rodolphe Kasser ve kalabalık bir bilim adamı grubu tarafından tamiri ve çevirisi yapılan bu el yazmaları, arkalı önlü 13 papirüs sayfasından oluşmakta (toplam 26 sayfa) ve yaklaşık 1700 sene öncesine tarihlenmektedir.
Metnin, Kasser ve arkadaşları tarafından yapılan çevirisinde (2), yeraltı dünyasından (underworld) bahsedilen bölümde şöyle denilmektedir: "Dedi ki: `İzin ver, 12 melek var olsun; kaos`a ve [yeraltı dünyasına] hükmetmek için...` Ve bak, buluttan 1 [melek] belirdi, yüzü ateşle parıldayan ve görünüşü kanla kirlenmiş. Onun ismi Nebro idi; anlamı "asi" idi; diğerleri ona Yaldabaoth derdi. Başka bir melek, Saklas da, bulutlardan geldi. Yani Nebro, yardımcıları olması için, 6 melek yarattı - Saklas da dahil olmak üzere - ve bunlar göklerdeki 12 meleği üretti..."
Görüldüğü gibi, 2006 yılında keşfedilen bu metinde, yeraltı dünyasını yöneten meleklerin anlatıldığı bölümde, 1 (Nebro) + 6 (Saklas dahil) + 12 melek = 19 melek `ten bahsedilmektedir.
2) Kenneth Macgowan ve Herman Rosse tarafından yazılan "Maskeler ve Şeytanlar (Masks and Demons)" isimli kitapta şöyle deniliyor: `Sri Lanka, hastalıkların tedavisinin maskelerle tamamlandığı adadır. Resmi kodekste (ilaçları gösteren kitap) 19 hastalığın, 19 şeytanının, 19 maskesi vardır. Bir hekim bir hastayı tedavi ettiği zaman, genellikle hasta odasında bir sunak diker ve onu yiyeceklerle ve çiçeklerle donatır. Daha sonra, hastalığa neden olan şeytana uygun kıyafet ve maske ile dans eder. Bu, gün batımı, gece yarısı ve şafakta 3 kez tekrar edilir. Bazen, tanının şüpheli olduğu durumlarda, 19 şeytanın hepsinin yüzü, tek bir büyük maske üzerinde gösterilir.` (3)
Burada, "19 cehennem meleğinin" tarihsel süreç içerisinde dönüşüme uğrayarak, zamanla "19 hastalık yapıcı şeytan" olarak algılanmaya başladığı şeklinde bir hipotez öne sürülebilir.
3) Nancy Joan Smith-Hefner tarafından yazılan Khmer American adlı kitapta şöyle denilmektedir: "Kamboçyalılar, kişinin `praloeng` denen bir ruha sahip olduğuna inanmaktadırlar. Bazı Kamboçyalılar ise, büyük ruh (praloeng tum) ve küçük ruhlar (praloeng tauch) olduğuna inanırlar. Eğer, küçük ruhların bir ya da daha fazlası kaybedilirse, oryantasyon bozukluğu hatta şuur kaybı ortaya çıkar. Bununla birlikte büyük ruhun kaybedilmesi ise çok daha ciddi bir durumdur. Eğer ruh ayrılırsa ve geri gelemezse, kişi kesinlikle ölür." (4) İşte Kamboçyalıların inanç sistemlerindeki küçük ruhların (pralung) sayısı da 19`dur (5).
Yukarıdakine benzer şekilde, bu inanç sistemi de, 19 melek kavramının zaman içerisinde değişime uğramasıyla ortaya çıkmış olabilir.
4) Nepal`de yaşayan Nevarların dininde 19 ilahtan bahsedilir (6). Dinler tarihinde meleklerin ilahlaştırılması, mutat bir şeydir.
5) Hinduizm`in tüm mezheplerce kabul edilen kutsal kitapları (upanişad) 13 tanedir ve bunlardan biri de Mandukya`dır. 3-4. ayetleri şöyledir: "Uyanık olduğunuzda, dışsal dünyanın farkında olursunuz ve dünyanın tadını duyu organlarınızla çıkarırsınız. O zaman 7 uzvu, 19 (ekonavimsati) algı kapısını ve birey olarak sahip olduğunuz kaba bedeni kullanırsınız. Bu, özbenin birinci tezahürüdür. Rüya gördüğünüzde yaptığınız fiiller zihinseldir. Tıpkı uyanık olduğunuzdaki gibi, eksiksiz olarak 7 uzva ve 19 organa sahipsinizdir ama eğer bir şeyin tadını çıkarıyorsanız, bu zihinsel plandadır. Fiziksel bir şey yoktur. Bu zihinsel deneyimin efendisi, (Brahman`ın) ikinci durumudur."
Vedanta öğretisine göre, vücudun her bir algı kapısı ilahlar (melekler?) tarafından kontrol edilir ve yönlendirilir. 19 kapı bizi daha yüksek ilahi varlıklara yönlendirir. Örneğin, 19 algı kapısından burun Aswinis ile, dil Varuna ile ve temas Vayu ile
Bunlar her ne kadar ilahlar olarak ifade edilirse de, Hinduizm inancında, tek Tanrı`ya iman edenler, inandıkları bu Tanrı`nın yardımcılarını da "deva" olarak kabul ederler. Bu bir bakıma İslam inancındaki meleklerin karşılığıdır.
6) Peygamber Enok (Hanok)`un Kitabı, Yahudi mistisizminin temel taşlarından biri olarak kabul edilir. Apokrif kitaplardan biri olup; uzun süre "saklanmış" ve okunması sakıncalı bulunmuştur. 1773 yılında İskoç araştırmacı James Bruce, bu kitaba ait nüshaları, Habeşistan`daki bir manastırda keşfetmiştir. Kitap daha sonra, 1821`de, Richard Laurence tarafından İngilizceye tercüme edilmiştir. Ancak kitabın varlığının tam olarak ispatlanması, Ölü Deniz Yazmaları`nın bulunmasıyla ilişkilidir. Bu yazmalar 1947 yılında, bir çoban tarafından, Ölü Deniz kıyısında, Kumran`da bir mağarada bulunmuştur. Ardından Kudüs Üniversitesi`nce yapılan çalışmalar, 1958`e kadar sürmüş ve pek çok arkeolojik açıdan önemli yazmalara ulaşılmıştı ve Enok`un Kitabı da bunlardan biriydi. Enok`un Kitabı`nda meleklerin düşüşünün anlatıldığı bölümde şöyle denilmektedir (7/9): "Liderlerinin isimleri şöyleydi:
Semyaza
Araklba
Rameel
Kokablel
Tamlel
Ramlel
Danel
Ezeqeel
Baraqiyal
Asael
Armarel
Batarel
Ananel
Zaqiel
Samsapeel
Satarel
Turel
Yomyael
Sariel
18 meleğin isminin sayıldığı farklı bir versiyon da vardır. Bu iki versiyon üzerinde bir karşılaştırma yapıldığında, ilk versiyondaki 2 meleğin isminin, ikinci versiyonda kaynaşmış olduğu anlaşılmaktadır.
KAYNAKLAR:
(1) [url]http://www.nationalgeographic.com.tr/ngm/0605/konu.aspx?Konu=1[/url]
(2) [url]http://www.nationalgeographic.com/lostgospel/_pdf/GospelofJudas.pdf[/url]
(3) Kenneth MacGowan, Herman Rosse. Masks and Demons. Kessinger Publishing, 2003.
(4) Nancy J. Smith-Hefner. Khmer American. University of California Press, 1999.
(5) [url]http://www.bhutanstudies.org.bt/pubFiles/25-Spdr&Pglt.pdf[/url]
(6) [url]http://digitalcommons.macalester.edu/cgi/viewcontent.cgi?article=1221&context=himalaya[/url]
|