|
Suara 103
İnne fî zâlike le âyeh(âyeten), ve mâ kâne ekseruhum muminîn(muminîne).
1. inne : muhakkak
2. fî : içinde
3. zâlike : işte böylece
4. le : elbette
5. âyeten : bir âyet, ibret
6. ve mâ kâne : ve olmadı, değil
7. ekseru-hum : onların çoğu
8. mu`minîne : mü`minler
İmam İskender Ali Mihr : Muhakkak ki bunda elbette bir âyet (ibret) vardır. Fakat onların çoğu (buna rağmen) mü`min olmadılar.
Diyanet İşleri : Elbet bunda bir ibret vardır. Onların çoğu iman etmiş değillerdi.
Abdulbaki Gölpınarlı : Şüphe yok ki bunda bir delil var, fakat halkın çoğu inanmaz.
Adem Uğur : Bunda elbet (alınacak) büyük bir ders vardır; ama çokları iman etmezler.
Ahmed Hulusi : Muhakkak ki bu olayda bir ders vardır. . . Onların çoğunluğu (hakikatlerine) iman etmiş değillerdir.
Ahmet Tekin : Kesinlikle bunlarda Allahın kudretine, ilmine, hikmet sahibi olduğuna işaretler, insanlar için ibretler vardır. Fakat onların çoğu iman edecek değildir.
Ahmet Varol : Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu iman etmemişti.
Ali Bulaç : Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler.
Ali Fikri Yavuz : Şüphesiz bu haberlerde kesin bir ibret var; öyle iken kavminin çoğu kendisine iman etmediler.
Bekir Sadak : Bunda suphesiz bir ders vardir ama cogu inanmamistir.
Celal Yıldırım : Şüphesiz ki bu (anlatılanlarda bir öğüt ve ibret vardır; (ne yazık ki) onların çoğu imân etmemiştir.
Diyanet İşleri (eski) : Bunda şüphesiz bir ders vardır ama çoğu inanmamıştır.
Diyanet Vakfi : Bunda elbet (alınacak) büyük bir ders vardır; ama çokları iman etmezler.
Edip Yüksel : Bunda bir ders var; ancak çoğunluk inanmaz.
Elmalılı Hamdi Yazır : Şübhesiz bunda mutlak bir âyet var, öyle iken ekserîsi mü`min olmadı
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : Şüphesiz bunda mutlaka alınacak bir ders vardır; öyle iken çoğu inanmadı.
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır; oysa çokları iman etmiş değillerdir.
Fizilal-il Kuran : Kuşku yok ki, bu olaydan alınacak dersler vardır. Onların çoğunluğu inanmamış kimselerdi.
Gültekin Onan : Gerçekten bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu inançlı olmamıştır.
Hasan Basri Çantay : Şübhesiz ki bunda mutlak bir ibret vardır. (Fakat) onların çoğu îman ediciler değildir.
Hayrat Neşriyat : Şübhesiz ki bunda, elbette bir ibret vardır. Fakat onların çoğu îmân etmiş kimseler değildir.
İbni Kesir : Muhakkak ki bunda bir ayet vardır. Ama onların çoğu mü`minler olmadı.
Muhammed Esed : Şüphesiz bütün bunlarda (insanlar için) bir ders vardır, onların çoğu (buna) inanmasa da.
Ömer Nasuhi Bilmen : (103-104) Şüphe yok, bunda elbette bir ibret vardır. Halbuki onların ekserisi imân etmiş kimseler olmadı. Ve şüphe yok, senin Rabbin elbette O, azîzdir, rahîmdir.
Ömer Öngüt : Şüphesiz ki bunda âyet (kudretimize bir nişane) vardır. Yine de onların çoğu iman etmezler.
Şaban Piriş : İşte bunda da bir ibret vardır. Fakat onların çoğu yine de iman etmezler.
Suat Yıldırım : Elbette bunda alınacak ibret vardır; fakat onların ekserisi ibret alıp da iman etmezler.
Süleyman Ateş : Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar."
Tefhim-ul Kuran : Hiç şüphe yok, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler.
Ümit Şimşek : İşte bunda bir âyet vardır. Fakat onların çoğu yine iman etmez.
Yaşar Nuri Öztürk : Kuşkusuz, bütün bunlarda mutlaka bir ibret vardır. Ama onların çoğu müminler değil.
|