|
Suara 101
Ve lâ sadîkın hamîm(hamîmin).
1. ve : ve
2. lâ : yok
3. sadîkın : dost, arkadaş, sadık
4. hamîmin : samimi
İmam İskender Ali Mihr : Ve (bizim için) sadık bir dost yoktur.
Diyanet İşleri : Candan bir dostumuz da yok.
Abdulbaki Gölpınarlı : Ne bir can dostu.
Adem Uğur : ``Ne de yakın bir dostumuz``.
Ahmed Hulusi : "Güveneceğimiz bir dostumuz da yok. "
Ahmet Tekin : `Yakın bir dost da yok.`
Ahmet Varol : Candan bir dostumuz da yok.
Ali Bulaç : "Ne de candan, yakın bir dost."
Ali Fikri Yavuz : Ne de yakın bir dost...
Bekir Sadak : (96-102) Orada putlariyla cekiserek: «Vallahi biz apacik bir sapiklikta idik; cunku biz sizi alemlerin Rabbine esit tutmustuk; bizi saptiranlar ancak suclulardir; simdi sefaatcimiz, yakin bir dostumuz yoktur; keski geriye bir donusumuz olsa da inananlardan olsak derler.
Celal Yıldırım : (100-101) Artık (bugün için) ne şefaatçilerimiz vardır, ne de candan sıcak bir dostumuz...
Diyanet İşleri (eski) : (96-102) Orada putlarıyla çekişerek: `Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak` derler.
Diyanet Vakfi : (100-101) Şimdi artık bizim ne şefaatçilerimiz var, ne de yakın bir dostumuz.
Edip Yüksel : `Ne de yakın bir dostumuz.`
Elmalılı Hamdi Yazır : Ne de yakın bir sadîk
Elmalılı (sadeleştirilmiş) : ne de sadık bir dost!
Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2) : «Ne de yakın bir dost.»
Fizilal-il Kuran : Cana yakın bir dostumuz da yok.
Gültekin Onan : "Ne de candan, yakın bir dost."
Hasan Basri Çantay : «ne de candan bir dost yok».
Hayrat Neşriyat : (100-101) `Şimdi artık bizim, ne şefâatçilerimiz, ne de yakın bir dostumuz vardır!`
İbni Kesir : Ve sıcak bir dostumuz da yoktur.
Muhammed Esed : ne de candan bir dostumuz.
Ömer Nasuhi Bilmen : (100-101) «Artık bize ne şefaat edicilerden var. Ne de yakın bir dost var.»
Ömer Öngüt : Sıcak bir dostumuz da yoktur.
Şaban Piriş : Sıcak bir dost da yok..
Suat Yıldırım : (96-102) Orada putlarıyla çekişirken şöyle derler "Vallahi de, tallahi de biz besbelli bir sapıklık içinde imişiz!" "Çünkü biz sizi Rabbülâlemin ile bir tutuyorduk. Ama bizi saptıranlar da, o mücrimler oldu." "Şimdi artık ne şefaatçimiz var bizim, ne candan bir dostumuz!" "Ah! Ne olurdu, imkân olsa da dünyaya bir dönsek ve müminlerden olsaydık!"
Süleyman Ateş : "Ne de sıcak bir dostumuz."
Tefhim-ul Kuran : «Ne de candan, yakın bir dost.»
Ümit Şimşek : `Ne de candan bir dostumuz.
Yaşar Nuri Öztürk : Ne sıcak, samimi bir dostumuz."
|